Radyoterapisiz meme kanseri tedavisi mümkün
Kadınların korkulu rüyası meme kanseri tedavisinde, “nokta atışı” ile ameliyat yapmayı sağlayan en güncel tedavi protokolü “cilt ve meme başı koruyucu cerrahi” ile hem sağlık hem de kozmetik açıdan hastaların yüzü gülüyor.
Radyoterapisiz meme kanseri tedavisi mümkün
01 Mart 2017 -

Meme dokusu neredeyse tamamen çıkarıldığı için hastalığın tekrarlama riskini de oldukça azaltan ve böylece ameliyat sonrası radyoterapiye gerek bırakmayan bu teknik sayesinde sağ kalım sürelerinde de sonuçlar oldukça başarılı. Geleneksel yöntemlerle kıyaslandığında hastanın meme kanseri tedavisini daha rahat atlatmasını sağlayan bu yöntem gücünü, ekipten alıyor. Genel cerrah, estetik ve plastik cerrah, nükleer tıp uzmanı ve patolog aynı ameliyatta “yeteneklerini birleştiriyor” ve bu sayede hasta, kozmetik açıdan da adeta hastalık öncesindeki dönemine geri dönüyor. Türkiye’de çok az sayıda bulunan bu ekiplerden birinde yer alan Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Murat Kalaycı, “Genel cerrah, plastik cerrah, nükleer tıp uzmanı, radyolog, patoloji uzmanı ve onkolog bu ekibin olmazsa olmazları. Biz 11 yıldır aynı ekiple bu işi yapıyoruz ve hem sağ kalım hem de nüks olmaması bakımından başarı oranlarımız oldukça yüksek” diyor.  

 

TEŞHİSTE DE TAKIM ÇALIŞMASI ŞART

Meme kanserinin teşhis aşamasında da ekip çalışmasının çok önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Kalaycı, “Örneğin tarama sırasında şüpheli bir durum varsa, bulgulara göre yapılacak biyopisinin iğne biyopsisi mi, tru cut biyopsi mi, vakum biyopsisi mi, stereotaktik biyopsi mi olacağına radyologla beraber karar veriyoruz. İyi bir patolog da en az cerrah ve radyolog kadar önemli. Mesela bazen lezyon iyi huylu çıkıyor ama kanser aşamasına gelmemiş hücresel düzeydeki değişimi patolog yakalıyor ve bize lezyonun çıkarılması gerektiğini söylüyor. Plastik cerrah ile onkolog ve nükleer tıp uzmanı da tabii ki meme kanserinin tedavisindeki ekipte hayati önem taşıyan diğer branşlar” diye konuşuyor.

 

SIRALAMADA ÖNCE CERRAHİ SONRA ONKOLOJİ

Meme kanserinde onkolojik tedavinin çoğu zaman cerrahiden sonra geldiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Kalaycı, bazen ileri vakalarda önce kemoterapi/radyoterapi, sonra cerrahi yapılabildiğini de söylüyor ve ekliyor: Neoadjuvan kemoterapi/radyoterapi dediğimiz bu seçenekte amaç oldukça ilerlemiş tümörü ameliyat edilebilir düzeye küçülterek cerrahi başarıyı artırmak. Meme kanserinin klasik cerrahi tedavisinde çoğu zaman meme tamamen alınıp koltuk altı lenf bezleri de çıkarılıyordu. Son yıllarda ise meme koruyucu cerrahi öne çıktı. Tümör genişçe çıkartılarak memenin bir kısmı korunuyor ancak sonrasında mutlaka radyoterapi tedavisi uygulanıyor. Ayrıca uygun vakalarda sentinel lenf bezi (nodu) biyopsisi denilen bir teknik kullanılarak tedavi sürecinde koltukaltı lenf bezinin doğru evrelendirilmesi sağlanarak lenf bezleri de kurtarılabiliyor.

 

UYGUN HASTA SEÇİMİ ÖNEMLİ

Meme kanseri ameliyatlarındaki en yeni tekniklerden olan cilt ve meme başı koruyucu cerrahiyi ise her merkez tercih etmiyor. Çünkü genel cerrahtan nükleer tıp uzmanına, estetik ve plastik cerrahi uzmanından patoloğa, radyoloğa kadar oldukça kalabalık bir ekibin bir arada ve uyum içinde çalışması gerekiyor. Hem kanserin tedavisi açısından hem kozmetik olarak çok daha başarılı sonuçlar veren bu teknik sayesinde çoğu vakada ameliyat sonrası radyoterapiye dahi gerek kalmıyor. 10 yılı aşkın süredir cilt ve meme başı koruyucu cerrahi tekniğini başarıyla uygulayan ve birçok hastanın yüzünü güldüren Yrd. Doç. Dr. Murat Kalaycı, yönteme kimlerin uygun uygun vakaları nasıl belirlediklerini şöyle özetliyor: Dördüncü evre hariç her evrede bu yöntem tercih edilebiliyor. Meme kanserlerinin çoğu ikinci evrede teşhis alıyor zaten. Dolayısıyla hastaların çok büyük bir kısmı için uygun. Ancak sadece evresi değil, başka bazı kriterlere de bakıyoruz: Tümör 4 santimetreden küçükse, meme başına 2 santimetreden daha uzaksa, yaygın (çok merkezli) tümör belirtisi yoksa, hasta lokal ileri veya enflamatuar meme kanseri tanısı almamışsa bu tekniği uygulayabiliyoruz. Tümör meme başına çok yakınsa meme başını korumak mümkün olmuyor. Fakat bu hastalarda meme cildi yine de korunabiliyor. Lenf bezi tutulumu olsa bile bu hastalarda cilt ve meme başı koruyucu cerrahi tercih edilebiliyor.

 

BÜTÜN İŞLEMLER TEK SEANSTA BİTİYOR

Cilt ve meme başı koruyucu cerrahide ne yapılıyor? Her şeyden önce cilt ve meme başı korunarak içerideki meme dokusunun tamamı çıkarılıyor. Aynı anda estetik uygulama da yapılıyor. Hasta ameliyattan “neredeyse” hastalık öncesi dönemindeymiş gibi “eksiksiz” çıkıyor. Meme dokusu tamamen alındığı için hastada meme kaynaklı kanserin tekrarlama riski düşüyor. Ameliyattan sonra hastalığın evresine göre değişmekle birlikte radyoterapiye de hemen hemen hiç ihtiyaç duyulmuyor. Yrd. Doç. Dr. Kalaycı, “Plastik cerrahla beraber ameliyata giriyoruz. Memenin cildi ve baş bölgesini koruyarak tüm meme dokusunu alıyoruz. Aynı seansta silikon implant ya da hastanın kendi kas dokusundan (sırt ya da karın bölgesinden alınır) dolgu yapıyoruz. Hasta ameliyattan estetik olarak neredeyse eskisinden hiçbir fark olmadan çıkıyor” diye konuşuyor.

 

 ‘SİNTİGRAFİK HARİTALAMA’ İLE HATAYA YER YOK

Dr. Kalaycı, cilt ve meme başı koruyucu cerrahide iyi bir ekibin neden çok önemli olduğunu ise şu cümlelerle anlatıyor: Bu yöntemde meme başının ve bırakılan cildin beslenmesini bozmadan bu işlemleri yapabilmek gerekiyor. Ameliyattan önce hastanın memesinin lenf akış haritası (lenfosintigrafi) çıkarılıyor. Daha sonra nükleer tıp uzmanı da ameliyata katılıyor. Ameliyat sırasında da koltukaltı lenf bezlerinin durumu ‘sentinel lenf nodu biyopsisi’ ile değerlendiriliyor. Kısaca nükleer tıp uzmanı hastanın lenf haritasını çıkarıyor aslında. Böylece kanserli bölgeleri minimum hata ile görme şansımız oluyor. Özel bir yöntemle koltukaltına yapılan küçük bir kesiden nokta atışı yaparak yüzde 100’e yakın doğrulukla ilgili bölgeden parça alıp o anda patolojiye yolluyoruz. Çıkan sonuca göre ameliyatın seyrini belirliyor, koltukaltı lenf bezlerinin alınıp alınmamasına karar veriyoruz. Bu yöntemle hastada tümörlü doku bırakılma riski, dolayısıyla nüks ihtimali de son derece azalıyor.  

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/06-30/06 5. Karadeniz Hematoloji Sempozyumu HEMATOLOJİ SAMS
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA