PERDE ARKASINDAKİLER

Tüm Perde Arkasındakiler

  • Ahmet Kesim
  • Perde Arkasındakiler Köşemizin  bu haftaki konuğu, Bayer İlaç Ürün Müdürü Ahmet Kesim 

16 Mayıs 2014, Cuma

Kendinizi üç kelime ile nasıl tanımlarsınız?

 

Çalışkan, inatçı, pozitif.

 

Öncelikle sizi tanımak isteriz, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

 

İstanbul’da, 1980 yılının Nisan ayında dünyaya gözlerimi açmışım. İnatçı bir koç burcuyum. İstanbul Teknik Üniversitesinden Jeofizik Mühendisliği lisansımı aldıktan sonra Işık Üniversitesinde MBA yaparak yüksek lisansımı tamamladım.  Çok mutlu olduğum bir evliliğim, Nagihan isminde güzel bir eşim var. Hobi olarak, yüzmekten çok keyif alırım ve yaz-kış boş vakitlerimde havuzda olurum. Ayrıca, “SSI Dive Master” derecesiyle dalış profesyoneli olarak yaz dönemi sıklıkla tüplü dalış ile ilgilenirim.

 

Bayer İlaç’ta çalışmaya ne zaman başladınız?

 

2006 yılında İstanbul Avrupa yakasında tıbbi tanıtım sorumlusu olarak çalışmaya başladım. 2009 yılında pazarlama bölümüne “junior product manager” olarak geçtim. 2011 yılında ise “product manager” olarak terfi ettim ve şu an “Bayer HealthCare-Radiology&Interventional (R&I)”  bölümünde görevime devam etmekteyim.

 

Ürünlerinizin pazardaki yeri hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Pazarlama olarak yönetiminden sorumlu olduğum birbirinden kaliteli dört ürünüm var. Üç ürün manyetik rezonans (MR) tetkiklerinde kullanılan kontrast maddeler. Bir ürünüm ise kontrast maddelerin içerisine doldurulduğu ve hastalara enjeksiyon yapılmasını sağlayan medikal cihaz kategorisinde bir otomatik enjektör.

MR enjektör pazarında yer alan ürünümüz, teknik özellikleri bakımından mevcut diğer ürünlere göre oldukça gelişmiş ve kullanıcıların klinik uygulamalarında hastalara güvenilir enjeksiyonlar yapılmasına olanak sağlamaktadır.  MR kontrast maddeleri tarafında ise yenilikçi ürünlerimiz ile doğru tanının konabilmesi için özellikle radyoloji hekimlerinin işlerini kolaylaştırmaktayız. Portföyümüzde, dünyada ilk keşfedilmiş olan kontrast madde molekülü, sadece karaciğer MR görüntülemeleri için bir molekülümüz ve ayrıca, piyasada yer alan diğer ürünlere kıyasla yarı hacimde kullanılmasına rağmen daha etkin olan bir molekülümüz bulunmaktadır. Tüm ürünlerimizin pazardaki bilinirliliği oldukça yüksek, etkin ve güvenli olarak hekimler tarafından kabul görmektedir.

 

Sektörün şu anki durumunu nasıl buluyorsunuz, çok kısa olarak anlatabilir misiniz?

 

Özellikle son yıllarda tüm endüstrinin yaşadığı ortak sıkıntılar var. Referans ülkelerden dolayı oluşan fiyat erozyonları, artan kamu kurum ıskontoları, kur etkisi ve pazara giren yeni ürünler-jenerikler bizleri olumsuz yönde etkilemekte ve çok düşük kârlılıklarla başarımızı sürdürmeye çalışmaktayız. Bu sebeple firmaların araştırma-geliştirme yatırımları ön plana çıkıyor. Yoğun rekabet ortamında ve azalan kârlılıklarda güçlü kalabilmenin yolu yeni molekülleri pazara sunmaktan geçiyor. Bunların dışında, sektörün zorlaşan koşullarından dolayı her firmanın satış rakamlarını koruma ve/veya büyüme içgüdüsü ile daha agresif yaklaşım sergilediği bir ortamda farklılaşabilmek adına iş yükümüz gün geçtikçe artmakta ve farklı projeler geliştirmek için yoğun olarak çalışmaktayız.

 

Hayatınızdan bir “keşke” bir de “iyi ki” dediğiniz iki olay?

 

Hayatımda “keşke” kelimesini çok kullanmam ama şu an ilk aklıma gelen; keşke hayatımda aileme, arkadaşlarıma ve tüm sevdiklerime daha fazla vakit ayırabiliyor olsaydım.

 

“İyi ki” dediğim şeyler belki de bu satırlara sığmaz ama birkaçı şöyle; iyi ki sevdiğim bir ekip ile çalışıyorum, iyi ki bana değer veren bir eşim ve arkadaşlarım var, iyi ki çalışmak istediğim yerdeyim.

 

Yaşam felsefeniz nedir? Ahmet’in hayata bakış açısı nasıldır?

 

Hayatta inatçı bir yapıya sahibim. Bir işi yaparken çok doğal olarak zaman zaman sorunlar çıkabiliyor, kimi zaman umutsuzluk ortamı doğabiliyor ama ben olumsuzluklar karşısında daha da hırslanıyorum. O işin sonu benim istediğim gibi bitene kadar mücadeleyi bırakmıyorum. Yaşam felsefemi anlatan en güzel cümle sanırım Konfüçyüs’ün sözüdür.

 “Zafer, yere hiç düşmemek değil, her düşüşten sonra tekrar ayağa kalkabilmektir.”

 

Sosyal medyayı kullanıyor musunuz, avantajları ve dezavantajları nedir sizce?

 

Aktif bir şekilde kullanırım, ayrıca zaman zaman blog sayfamda iş hayatımdaki gözlemlerime dair yazılar hazırlıyorum. Sosyal medyanın avantajı olarak şunu söyleyebilirim ki; tüm alanlarda gündemi sıcağı sıcağına takip edebiliyoruz, olaylar hakkında yaptığımız yorumlar ve tartışmalar ile düşüncelerimizi özgürce ifade edebiliyor, çıkarımlarda bulunabiliyoruz. Sosyal medyayı iş amaçlı geniş kitlelere ulaşmak için de çok faydalı bir araç olarak görüyorum.  Sadece paylaşılan ve doğruluğu belli olmayan haberler veya yanlış bilgilerle yapılan algı yönetiminin kitleler üzerinde yanlış yönlendirmelere yol açarak sonuç doğurmasını bir dezavantaj olarak görüyorum.

 

 

 

Dalış hobinize nasıl başladınız, biraz bilgi verir misiniz?

 

Küçüklüğümden bu yana havuzlarda, denizlerde yaşıtlarım yüzerken, ben onları suyun altından takip ederdim.  “Ben bu havuzu dipten iki kere gider gelirim.”, “Ben bu derinlikten kum çıkartırım.” cümleleriyle başlayan bu serüven yıllar geçtikçe kronikleşti ve tatillerde bile vaktimi ayağımda palet, yüzümde maske, gittiğim yerlerdeki su altı canlılarını keşfetmekle geçirir oldum. Tabii böyle bir karakterin tüplü dalış (scuba diving) ile yollarının kesişmesi kaçınılmazdı. Bir Kaş günüydü,hava sıcak mı sıcak, denizin mavisi güzel mi güzel. Deneme dalışı yaparak su altındaki canlıları uzun uzun seyredebilmek, insanı dinlendiren gürültüsüz bir ortamda huzuru bulmak ve bir balık gibi su altında nefes alabilmek… İşte o an büyülenmiştim ve o gün bugündür gerek yurt içi gerek yurt dışındaki güzel noktalara dalış yapmaya gidiyorum. Bir yandan da sürekli eğitim ile kendimi geliştiriyorum. Bir aksilik olmaz ise bu yaz başında “eğitmen” olmaya hak kazanacağım. Dalış, gerçekten yoğun iş tempomuzdan uzaklaşıp dinlenmek için mükemmel bir meditasyon yöntemi diyebilirim.

 

Kendinizi hangi film/dizi/kitap karakteriyle özdeşleştirirsiniz?

 

William Wallace-Brave Heart. Ben de inanmadan başarmanın mümkün olmadığını düşünenlerdenim. Her düşüşten sonra güçlenerek kalkabileceğime inananlardanım. Her karanlığın ardında doğacak bir güneşin olduğunu bilenlerdenim. Her şeyden önce pozitif düşünmek gerektiğini savunanlardanım.