PERDE ARKASINDAKİLER

Tüm Perde Arkasındakiler

  • Dr. Çiğdem Yücel
  •   Perde Arkasındakiler köşemizin bu haftaki konuğu Pfizer’in Terapötik Alan Müdürü DR. Çiğdem Yücel

24 Nisan 2013, Çarşamba

 

Sizi tanımak isteriz,  kendinizden bahseder misiniz?

 

Almanya’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi İstanbul’da tamamladıktan sonra Çukurova Ü. Tıp Fakültesinden mezun oldum. Üniversitede son sınıf öğrencisi iken bir yıl kayıt dondurup Amerika’ya gittim. Winconsin Üniv.’de genetik doktorası yapacakken vazgeçtim. Mezuniyetimden sonra 1,5 ay doktor olarak çalıştım. Mecburi hizmetin kaldırılmasıyla birlikte doktorluğu bırakarak 1995’de Pfizer İlaçları’nda işe başladım. Bu arada D.Ü. İşletme Fakültesi’nde Yönetici Geliştirme Programı’na da devam ettim ve 1997’de mezun oldum. Pfizer’de bugüne kadar sırasıyla ruhsat müdür yardımcılığı, klinik araştırma proje müdürlüğü, medikal müdürlük, medikal direktör yardımcılığı ve terapötik alan müdürlüğü görevlerini yürüttüm. Halen merkezi sinir sistemi, ağrı, üroloji ve hemofili portföylerinden sorumlu Terapötik Alan Müdürü olarak görev yapmaktayım.

 

İlaç sektörüne ve Pfizer’e girişiniz nasıl oldu?

 

Aslında sektöre girmeye daha üniversite 4. sınıf öğrencisiyken karar vermiştim, zira hekimlik yapmak istemediğimi anlamıştım. Doktorluk gerçekten çok sevilerek ve büyük bir özveriyle yapılması gereken yüce bir meslek. Eğer işinizi severek yapmazsanız başarılı olamazsınız. Ama söz konusu olan insan hayatı olunca başarısızlığın vicdani sorumluluğu çok yüksek. O nedenle tıp bilgimi kullanabileceğim başka bir alana geçmenin benim için daha uygun olacağına karar vererek TUS’a bile hiç girmeden direk Pfizer İlaçları’na başvurdum. Çalışmayı çok arzu ettiğim Pfizer’e ilk başvurumda kabul edildim. Kişiliğime ve hayal ettiğim iş ortamına gayet uygun olan Pfizer İlaçları’nda yaklaşık 18 yıldır son derece mutlu bir şekilde çalışmaya devam ediyorum.

 

Sorumlu olduğunuz ürünler hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Şu anda sorumlu olduğum ilaçların hepsi kendi alanlarında lider ürünler. Etkinlik ve emniyetleri çok sayıda klinik çalışmayla kanıtlanmış, tedavi kılavuzlarında ilk seçenek moleküller arasında önerilen ilaçlar. Nöropatik ağrı tedavisinde kullanılan “Neurontin”, nöropatik ağrı, epilepsi, fibromiyalji ve yaygın anksiyete bozukluğu tedavisinde endike olan “Lyrica”, depresyon ve anksiyete bozuklukları için “Efexor XR” ve “Lustral”, Alzheimer hastalığında kullanılan “Aricept”, migren ilacımız “Relpax”, aşırı aktif mesane tedavisinde endike olan “Toviaz” ve “Detrusitol SR” ile benign prostat hiperplazisi endikasyonuyla “Cardura XL” şu anda piyasada olan ilaçlarımız. Bunlar dışında henüz ruhsat aşamasında olan birkaç üründen daha sorumluyum.

 

Pfizer’in Türk ilaç sektöründeki misyonunu nasıl görüyorsunuz?

 

Bugün dünyanın en büyük ilaç şirketi olarak konumlanan Pfizer, 1957 yılında Türkiye’de ilk kurulduğu günden beri Türkiye’ye yatırım yapmakta, ilaçlarının %72’sini  ülkemizdeki tesislerde üretmekte ve 18 ülkeye ihracat yaparak ülke ekonomisinin gelişimine katkıda bulunmaktadır. Türkiye’nin gelişen pazarlar içinde daha görünür olmasını sağlamak, daha fazla yatırım çekmek ve ülkemizi gerek yönetim gerek araştırma-geliştirme gerekse üretim açısından bölgede bir üs haline getirmek Pfizer Türkiye’nin en önemli misyonlarından biridir. 

 

Ekibinizin başarısını neye bağlıyorsunuz?

 

Öncelikle insan kalitesine, takım ruhuna ve arkadaşlarımın planlı ve özverili çalışmalarına bağlıyorum. Ayrıca karşılıklı sevgi, saygı ve açık iletişimin önemli bir rolü olduğunu, bunun yanı sıra genelde eğlenerek iş yapabildiğimiz keyifli çalışma ortamımızın da buna katkı sağladığını düşünüyorum.

Çiğdem Yücel’in  hayata bakış açısı nasıldır?

 

Hayata hep pozitif bakmaya ve her anından keyif almaya çalışırım. Kararlı bir insanım. Koyduğum hedeflere ulaşmak için gereken tüm çabayı sarf ederim. Sonuç odaklıyım ve pratik çözümler üretebilirim. Genelde mutlu ve enerjik bir yapıya sahip olduğum için hayatımın her döneminde farklı hobiler edinmeye ve sürekli yeni şeyler denemeye hevesliyim.  Dünyanın değişik yerlerini görmek, blog yazmak, denizin 30-40 metre derinliklerini keşfetmek, okyanusta kafesle büyük beyaz köpekbalıklarının içine dalmak, yamaç paraşütü ile atlamak gibi.

 

Boş vakitlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

 Boş vakitlerim biraz kısıtlı olsa da fırsat buldukça televizyon izlemeyi, sinema, tiyatro, konserlere gitmeyi, seyahat etmeyi, izlediğim diziler, filmler veya gezdiğim yerler ile ilgili yorumlarımı bloğumda yazmayı, Fenerbahçe’nin maçlarını stadda seyretmeyi ve spor yapmayı seviyorum. En keyif alarak yaptığım sporlar; yüzme, tenis, kayak, dalış, sörf ve yelken.

 

Sosyal medyayı kullanıyor musunuz?

 

Evet, sosyal medyayı kullanıyorum. Yaklaşık 3,5 yıldır blog yazarlığı yapıyorum, ayrıca aktif bir “twitter” kullanıcısıyım. Ancak hem bloğumda hem de “twitter” hesabımda gerçek ismimle değil takma adımla yazıyorum.

 

Peki, tatil için nereleri tercih edersiniz?

 

Seyahat etmek en büyük hobilerimden biri. Tatil için görmediğim değişik ülkelere seyahat etmekten ve farklı kültürlerle tanışmaktan çok hoşlanırım. Bununla birlikte keyif aldığım ve özlediğim yerlere tekrar gitmeyi de severim. Şu ana kadar beş kıtada 55 ülke ve 225 şehir gezdim, ama seyahat etme açlığım hiç bitmiyor. Dünyada 200 civarında ülke olduğuna göre, daha ancak dörtte birini görmüşüm ve hâlâ gidilecek çok yer var diye düşünüyorum. Özellikle Maldivler gibi tropik adalara bayılırım; beyaz kum, turkuaz deniz ve güneş en sevdiğim üçlü. Türkiye’de de Ege-Akdeniz kıyılarından hiç vazgeçemem. Yaz tatillerimde Çeşme, Bodrum, Kaş ve mavi yolculuk için Hisarönü Körfezi ile Göcek en favori yerlerim.

 

Şu anda yaptığınız işin dışında başka bir iş yapmak ister miydiniz?

 

Televizyon eleştirmenliği veya içinde bol seyahat olan, hem dünyayı gezip hem de gördüklerimi aktarabileceğim bir iş yapmak isteyebilirdim sanırım. Aslında şu anda bloğumda ve bir web-sitesinde yazdığım yazılarla bu işi hobi olarak amatörce yapıyorum zaten.

 

Hangi yemekleri seversiniz?

 

Kebap çeşitlerini ve zeytinyağlıları severim. Adana, Antep ve Antakya mutfağı favorilerimdir. Ayrıca İtalyan, Meksika, Çin ve Hint yemeklerini de oldukça beğenirim.

 

Hayatta olmazsa olmazlarınız var mı?

 

Ailem ve dostlarım.