AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Doç. Dr. Başar Cander
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi İlk ve Acil Yardım Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Başar Cander

06 Haziran 2010, Pazar

Doç. Dr. Başar Cander
"Akademisyen, hayatının birinci önceliği bilim olan insan olmalı. Hedefi bilimsel başarılar ve bilime katkı olmalı. Asla akademisyen unvanı almak için akademisyen olmamalı."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi İlk ve Acil Yardım Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Başar Cander


Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1968 Siirt doğumluyum. 1985 yılında bölge birincisi olarak İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesine girdim.1991'de mezun oldum. Mecburi hizmetimi Malatya Darende Devlet Hastanesi Acil Servisinde yaptım. İki yıl boyunca aynı zamanda başhekimlik görevini yürütüm. Eylül 1994'te Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı ihtisasını kazandım. İlk başlayan asistan olarak yine ilk Acil Tıp Uzmanı oldum. 1999'da Konya Numune Hastanesinde Bakanlık bünyesindeki ilk acil tıp uzmanı olarak göreve başladım ve ilk acil tıp kliniğini kurdum. Dört buçuk yıl burada görev yaptım. Yaptığım çalışmalar ve eğitim faaliyetleri dolayısıyla 2003 yılında Konya-Karaman Tabip Odası tarafından yılın hekimi seçildim. Mayıs 2003'te Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalına Yardımcı Doçent olarak atandım.2005 yılına kadar burada görev yaptım. Nisan 2005 tarihinde Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesine Yardımcı Doçent olarak atandım. Mart 2006'da doçent oldum. Nisan 2006'dan itibaren de aynı bölümde ana bilim dalı başkanı olarak çalışıyorum. 2006-2009 arasında başhekim yardımcılığı yaptım. 2008 yılından itibaren de fakülte yönetim kurulunda görev yapıyorum. 2004 yılında Acil Tıp Uzmanları Derneği Yönetim Kuruluna girdim. 2006-2008 yılları arasında genel sekreter olarak görev yaptım. 2008 yılından itibaren dernek başkanlığı görevini yürütüyorum. 2009 yılından beri de Türk Kardiyoloji Derneği İKYD Kurs Direktörü olarak görev yapıyorum.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Öneminden dolayı bu mesleği seçtim. Çalışma alanının direkt insan olması, çok tercih edilen bir branş olması benim için çekici oldu. Aldığım eğitim ve yaptığım çalışmalar bu mesleği seçmekle iyi bir tercih yaptığımı düşündürüyor. Birçok meslektaşımın tersine, geriye dönebilseydim yine aynı mesleği ve aynı fakülteyi tercih ederdim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Doktor olmak başlı başına çok zor. Hem eğitimi hem çalışma hayatı. Sürekli yenilenmek zorunda olan başka böyle bir branş var mı, bilmiyorum. Hata yapmanın telafisiz sonuçlar ortaya çıkarması en zor tarafı bence. Sanırım branşlar içinde de en zoru acil tıp. Sürekli bir kriz yönetmek zorundasınız. Hastaya yaklaşırken tümdengelim ve tüme varımı birlikte kullandığınız tanı ve tedaviyi birlikte yapmanız gereken başka bir branş yok. Üstelik acil tıpta her türlü hatanın bedeli hasta hayatı açısından çok ağır olabiliyor. Hukuki sorumluluk bir tarafa, beni en çok zorlayan vicdani sorumluluk.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen, hayatının birinci önceliği bilim olan insan olmalı. Hedefi bilimsel başarılar ve bilime katkı olmalı. Asla akademisyen unvanı almak için akademisyen olmamalı. Öğrenci yetiştirmenin bilim insanı yetiştirme olduğunun farkına varmalı. Uğraştığı bilimi öğrencilere sevdirmeli. Ayrıca, insan yetiştirmeyi iyi bilmelidir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Ülkemizde acil tıp çok yeni. Bizim için acil tıbbı Türkiye'de kuran John Fowler dışında bir örnek yoktu zaten. Ancak doktorluk hayatımda değişik yönleriyle örnek aldığım birçok kişi var. Bunlar içinde Prof. Dr. Adil Kartal'ı sayabilirim. Asistanlık hayatımda ilk hocam Ali Çalıkuşu'ydu. Ayrıca bir süre birlikte çalıştığım ve hastalara yaklaşımın insani ve bilimsel yönünden çok yararlandığım Kalp Damar Cerrahı Op. Dr. Melih Erdinç'i sayabilirim. İlk aklıma gelenler bunlar. Tabii sanal olarak da Dr. House var.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye gerek eğitim gerek verilen hizmetler açısından diğer birçok sektöre göre çok iyi durumda. Ancak en büyük eksikliğin denetimle ilgili olduğunu düşünüyorum. Doktorların aldığı kararların, yaptığı tedavilerin bilimsel açıdan sorgulanabilmesi hizmet kalitesini arttıracaktır. Bunun dışında çoğu ülkede olmadığı şekilde hastalar sağlık hizmetine ulaşabiliyorlar. Ancak ülkemizdeki sistemin birçok yeniliğe rağmen daha değişik prensiplerle yeniden kurulması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin; bizim branşımız açısından söylersek, yılda 65 milyon hasta başvurusu var. Acil servis hizmetleri daha zor ve daha kompleks, üstelik 24 saatin her biriminde bu hizmetlere ulaşabiliyorsunuz. Normal polikliniklerde bir MRG için günlerce beklerken, acil serviste gecenin bir yarısında hemen MRG çekilebiliyor. Ama bunun finansmanı aynı oluyor. Aynı ücretle muayene oluyorsunuz, aynı ücretle MR çekiyorsunuz. Bunların değişmesi gerekiyor. Tam Gün Yasası bazı şeyleri belki değiştirebilir, ama şu anki durumla hastaneye yatmanın çok kolay yöntemleri var. Sistem de bu yöntemler üzerinde kişinin vicdanına bağlı çalışıyor. Böyle olmamalı, bu konuda kurallar daha belirleyici olmalı. Tabii doktorların insan sağlığına yaptığı katkı düşünülerek özlük hakları çok daha iyi olmalı ki, suistimaller azalsın.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Gözlemci sıfatıyla bazı acil servislerde kısa süreli bulundum. Aktif çalışmadım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Evet, kesinlikle, Özellikle acil tıbbın beşiği olan ABD'de yapmak isterim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışı 30, yurt içi 80 civarında makalem, ayrıca yazılmış kitap bölümleri var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Selçuk Üniversitesi şu anda öğrenci sayısı açısından en büyük üniversite. Teknolojik gelişmelere paralel olarak da bilimsel verimlilik giderek artıyor. Aslında maddi imkânları ve bilimsel çalışmaları destekleme açısından da en iyi durumda diyebilirim. Ancak bir ekol olma yolunda daha ileri gitmesi gerekiyor. Bazı birimlerde ülkede liderlik yapacak konumda olmalı. Köklü üniversitelerimizde oturmuş bilimsel yapının üniversitemizde de giderek oluşmaya başladığını görüyoruz.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Öncelikle bilimin ve bilim adamlarının ülkenin en önemli değeri olduğunu sağlayacak çalışmalar yapılması gerekiyor. Bunun için de özlük hakları en iyi olan meslek akademisyenlik olmalı. Bunu hedefleyerek özellikle zeki ve çalışkan insanların akademik hayata kazandırılması gerekiyor. Yapılan bilimsel çalışmalara destek daha fazla olmalı ve akademisyenler bilime katkı sağlayacak orijinal çalışmalara yönlendirilmeli. Ayrıca üniversiteye girişlerde de başarı kıstası öne çıkmalı, eşitlik sağlanmalı. Öğrencilerin değişik bölümlere geçmesi sağlanmalı. Tıp fakültelerinde eğitim ve araştırma en az hasta takibi kadar cazip olmalı. Bir de ihtiyaç olan branşlarda ki en çok acil tıp uzmanı ihtiyacı var, teşvik edici uygulamalar yapılmalı diye düşünüyorum. Bunları sağlamaya çalışırdım. Sanırım seçimler üniversitelere zarar verebiliyor. Alternatif bir sistem oluştururdum. Türkiye üniversitelerinin de yabancı ülkelerden gelecek öğretim üyeleri ve öğrenciler için cazibe haline gelmesi için her türlü kolaylığı sağlardım.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Sanmıyorum. Daha yapmam gereken çok şey var, diye düşünüyorum. Onun dışında şu anki konumum itibariyle birçok şeyi gerçekleştirmiş durumdayım.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Uzman olarak nöbet tuttuğum bir gece, sabaha karşı nöbetçi doktor arkadaşlar bir vaka danışmak istediler. Bir bayan karın ağrısı ile başvurmuş. Karnının birden şiştiğini (bir gün içinde) ifade ediyor. Gebe olduğunu arkadaşlar söylemişler, ama hasta eşiyle birlikte kesinlikle reddediyordu. Film çekelim mi, diye bana danıştılar. Ben hastayı muayene ederken bebeğin kısımları elime geldi, sen gebesin, dedim. Hasta karnının bir günde şiştiğini gebeliğin asla olmadığını iddia etmeye devam ediyordu ki, birden içimden bir şey çıktı dedi: Çocuğun başıydı. Orada, oturduğu yerde doğumu gerçekleştirdik. Ailenin dördüncü çocuğuydu. Şüpheli hiçbir durum gözükmüyordu. Eşiyle birlikte her şeyi aynı anlatıyorlardı. Gizleyecek bir şey de söz konusu değildi. Olayı çözememiştik.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Hayır, maalesef. Ancak şu ana kadar şükürler olsun sağlıklıyım.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Değişik alanlarda kitap okumayı severim, tarih, güncel politikalar, insanların düşünce tarzları, davranış nedenlerini incelemek hoşuma gider. Ayrıca futbol ve spor tutkum da var.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Tabii. Defalarca demişimdir. Bazen hastayla ilgili de olmuştur. Tabii pişmanlıklarım var, ama çoğu seçtiğim işle ilgili değil.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Asla. En önemli sorun bu, ama dediğim gibi akademisyenseniz önce bilim diyebilmelisiniz.

Teşekkürler

07/06/2010
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA