AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ahmet Kapukaya
    • “Akademisyenliğin üç parametresi var: Öğretmek, öğrenmek ve alanında özgün araştırma yaparak bilime katkıda bulunmak. Gerçek manada akademisyenlik,  şahsi ve sosyal hayatınızı, insanlığa ve sağlığa vakfetme anlamına gelir.”

04 Şubat 2011, Cuma

Prof. Dr. Ahmet Kapukaya

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kapukaya

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Adana’nın Feke ilçesinde1962 yılında doğdum. İlk ve ortaöğretimimi adı geçen ilçede tamamladıktan sonra, liseyi okumak üzere Adana’ya geldim. Adana İnşaat Meslek Lisesini bitirdikten sonra tıp fakültesi sınavını kazanarak 1987 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum.  İki yıl zorunlu hizmetimi Samsat’ ta tamamladıktan sonra TUS sınavı ile 1989 yılında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında ihtisasa başladım. Uzmanlık süremi doldurduktan sonra, ABD’ de MD Anderson Kanser Merkezinde kas-iskelet sistemi tümörleri konusunda çalışmalarda bulundum. Daha sonra ihtisasımı tamamladığım hastaneye dönerek burada doçent ve prof. ünvanlarını hak kazandım. Halen aynı üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmalarımı sürdürmekteyim.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Benim bu mesleği seçmemde birkaç etken var. Diğer nedenler bilinen durumlardır. Ancak bunların içinde en önemlisi ve en farklısı “çalışma ve müspet ısrarcılığın”, benim gibi sosyo-kültürel ve ekonomik seviyeye sahip insanları dahi belirli seviyelere getirebileceğini göstermekti. Açıkça vurgulamak istediğim gerçek, ciddi bir şekilde çalışıldığı zaman bu ülkede elde edilemeyecek makam ya da mevki yoktur.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Her mesleğin zor tarafı vardır. Ancak diğer meslekleri düşündüğümde bu mesleklerin uğraşı alanları içinde “ölüm ya da sakatlık” gibi terimler yoktur. Bu bakımdan benim mesleğimin her alanı zorluklarla doludur. Ancak bu mesleğin en zor tarafı, hastalığını tedavi ettirmek için son çare olarak sizi seçmiş insanların dertlerine zaman zaman derman olamamaktır. Bundan da zor olanı bunun nedenini hastaya söylemek.  Yani, kemik kanseri teşhisi almış bir hastaya ya da hasta yakınına bu tanının söylenmesinden daha zor  ne olabilir ki…

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyenliğin üç parametresi var: Öğretmek, öğrenmek ve alanında özgün araştırma yaparak bilime katkıda bulunmak. Sağlık, organizmada denge halidir. Sağlıkta, direkt hizmet verenlerin de insani ve bilimsel yönlerinin denge halinde olması gerekir. Hem hekimseniz hem hekim yetiştiriyorsanız, bilgi ve tecrübeyi harmanlayıp en güzel şekilde aktarabilmelisiniz. Yani, bu mesleğin hakkıyla icrası çok zor bir iştir. Ama bunun da ötesinde akademisyen olmak, bundan da zor ve kompleks bir iştir. Açıkça gerçek manada akademisyenlik,  şahsi ve sosyal hayatınızı, insanlığa ve sağlığa vakfetme anlamına gelir.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Zoru başarmış ya da zoru başarmayı amaçlayan herkesi örnek alıyorum.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlık ortamını oldukça puslu görüyorum. Ortada bir savaş var, ama kim kiminle savaşıyor ve ne için savaşıyor, onu henüz anlamış değilim. Gerçi anlamak da istemiyorum. Sadece işimi yapmak istiyorum. Şimdilik pencerelerden bu savaşı izliyor, içlerine girmeyi pek düşünmüyorum. Ancak her ortamda söylediğim düşüncelerimi burada da söylemek isterim. Ülkemde sağlığın, hatta tıp fakültelerinin dahi, özelleştirilmesinden yanayım. Tüm dalları içinde barındıran birkaç üniversite özelleştirme harici bırakılır ve bu üniversiteler devlete bağlı olarak çalışır. Diğer hastanelerin tamamı özelleştirilmelidir. O zaman bu sorunlar çözülebilir. Aksi takdirde bu kargaşa ve puslu hava devam edecektir.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu? Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Bu, hiç hoşuma gitmeyen soru tipidir. Ama yine de cevaplamak istiyorum. Yurt dışında çalıştım. Yurt dışında çalışmış olmak günümüzde bilim adamlarına ayrıcalık sağlamamaktadır. Çünkü günümüzde elektronik bilgi ortamının yaygınlaşması sayesinde tüm bilgi ve çalışmalara anında ulaşım kolaylığı nedeniyle yurt dışı tecrübeleri artık eski cazibesini yitirmiştir. Ayrıca ülkemde her alanda olduğu gibi tıp alanında da çok ciddi ilerlemelerin olduğunu söyleyebilirim. Yapılması gereken tek şey, gerçek anlamda akademisyen olan ya da akademisyen olarak hayatını devam ettirmek isteyenlere devletin sahip çıkması ve bu kişilere ekonomik anlamda bir problem yaşatmamasıdır. Bu kişilerin zihninin ekonomik problemlerle uğraşmasını engellemelidir. Bu durum çözüme kavuşturulması gereken en ciddi problemlerden biridir. Sadece bu problemin çözümü dahi beyin göçünün (büyük bir kısmının) tersine dönmesine neden olacaktır. Beyin göçünün engellenmesi dahi bir ülkenin ilerlemesinde önemli parametrelerden biridir. Bugün, ABD‘ yi ABD yapan Amerikalı değildir. Amerika’yı Amerika yapan diğer ülkelerden Amerika’ya göç eden ciddi beyinlerdir.

Günümüzde bilim adamlarımızın büyük bir kısmının yurt dışına gitme nedeni, tecrübe ve bilimsellik düzeyini artırmak değildir. Artık çoğumuz bilgi ve tecrübelerimizi dışarıya aktarmaya gidiyoruz. Ama madalyonun diğer tarafı da var. O da ekonomik durumlardan dolayı birçok ciddi beynin istemeyerek de olsa kendi ülkesini terk ettiğine şahit oluyorum. Bunun mutlaka önüne geçilmesi gerekir.  

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içi ve yurt dışında çeşitli dergilerde yayımlanmış ve çeşitli kongrelerde bildiri olarak sunulmuş 100’ün üzerinde bilimsel çalışma oldu. Bu çalışmalarım halen devam etmektedir.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Her konuda olduğu gibi bu konuda dahi kendi bilim adamlarımıza ve bilimsel makale yayımlayan dergilerimize her koşulda güvenmek zorundayız. Özellikle doçent ya da prof. olmak için resmi ya da gayri resmi, yurt dışı belirli dergilerde yayımlanmış makale şartı, beni oldukça rencide eden durumlardan biridir. Bu tip koşulların mutlak surette kaldırılması gerekmektedir. Bir diğer önemle üzerinde durmak istediğim konu, yayınların doçent olmak için yapılmaması gerekmektedir. Ne yazık ki bir öğretim üyesinin içinde bulunduğu ekonomik koşul öylesine sıkıntılı ki, yayınlar genellikle bir an önce doçent olmak için yapılmaktadır. Sonuç olarak benim ülkemde bilim adamına layık olduğu önem ne zaman verilirse o zaman sıçrama gerçekleşecektir.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Hiçbir şeyi değiştiremezdim. Çünkü YÖK’ün görev, yetki ve çalışma esasları kanunla düzenlenmiştir. Ama illa bir şeyin değiştirilmesi gerekiyorsa, birkaç üniversite hariç tüm üniversiteleri maden ocakları gibi özelleştirmek için tüm mesaimi harcardım.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Hayal duygusu insanların genetik kodundan çıkartılmadıkça, ulaşılan her bir hedef, yeni hedeflerin kapısı anlamına gelecektir.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Bizim  Anadolu’da bir söz vardır. “Terzi kendi söküğünü dikemez” derler. Bu söz terzilerden daha ziyade doktorlar için söylenilmiş güzel bir sözdür.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Yaz tatillerinde köyüme gidip çobanlık yapmak, hayatımda en fazla zevk duyduğum uğraşımdır.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Gece vakti acil ameliyatlara çağırıldığımda “Keşke ‘çoban’ olsaydım” hep demişimdir.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Babası doktor olan çocuklara hep üzülmüşümdür.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
2
1) esra şen (evhanımı)
05.01.2018 19:54:46
hocam merhabalar tam 3 aydır sizden ameliyat için haber bekliyorum. bi türlü beklediğim telefon gelmedi. tedavi olmak için ne olmalı bu bacak kopmalı mı yani. lütfen artık işinizi yapın saygılar
People
0
2) gülden atay (anasınıfında yardımcı anneyim)
13.11.2017 11:53:40
sayın hocam merhaba benim oglan top oynarken düsmüş sag kolunu kırmıs ve baş parmak vede isaret parmagının sinirleri zedelenmiş çok endişeliyim yarın sizde 3 40 randevumuz var önce ALLAHA SONRA SİZE GUVENİYORUM İNSALLAHH
People
2
3) Şehmus yiğit (Lokantaci)
10.02.2016 18:18:51
Sayin hocam çok değerli çok muhteşem bir insan ve sevimli bir insan Allah yar yardımcısı olsun
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)