AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ekrem Doğan
    •   Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ekrem Doğan

12 Şubat 2013, Salı

Prof. Dr. Ekrem Doğan

 

Prof. Dr. Doğan: “Akademisyenokumayı seven, meraklı, karşısındaki ile rahat iletişim kurabilen ve sorgulayıcı olmalıdır.”  

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1969 yılında Siirt Kurtalan’da doğdum. Sekiz çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum. Babam beni, erkenden askere gidip hayata atılmam için bir yaş büyük kayıt ettirmiş. Oysaki kaderin bir cilvesi olarak, 35 yıl sonra ancak 28 gün askerlik yapabildim.

 

1974 yılında Adana’ya taşınmışız. 1992 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Daha sonra Selçuk Üniversitesinde iç hastalıkları ihtisasımı tamamladım. 1997-2002 yılları arasında Muş Devlet Hastanesinde çalıştım. O yıllar, hayatımın şu ana kadarki en mutlu yılları. Daha sonra Yüzüncü Yıl Üniversitesinde nefroloji yan dalımı tamamladım. 2005 yılından bu yana da Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde çalışmaktayım. Halen Nefroloji Bilim Dalı Başkanı ve Dekan Yardımcılığı görevlerini de yürütüyorum.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

 

Üniversite sınavına çalışıncaya kadar hayatımda hiç takdirname almadım. Sınav senesi babam bana “Oğlum seni dershaneye kayıt ettireceğim.” dediğinde çok sevinmiştim. Çünkü babam bana güveniyordu. Ayrıca, o yıl dershane ücretim nedeni ile neredeyse bir yıl süresince maddi sıkıntı nedeni ile hiç et yiyemez olmuştuk. Çünkü babam bir fabrikada işçiydi. Bu motivasyon benim hedefe kilitlenmemi sağladı. En iyisini kazanmalıydım. İşte o sıralar tıp fakültesi gündemime geldi. Evet, doktorluk kutsal bir meslekti, ama benim okulu bitirdiğimde mutlaka bir işim olmalıydı. Hukukta iş riskliydi ve de mümkünse devlette çalışmalıydım. Bütün şartlar tıptan yanaydı ve ben de ilk 10 tercihimi tıp olarak yaptım. Şu an lise yıllarıma dönsem muhtemelen tüm tercihlerimi tıp olarak yapardım. Ama işi için değil, bana tattırdığı müthiş duyguları tekrar yaşayabilmem için.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

 

Bence işimizin en zor tarafı, sürekli işi ters giden insanlarla karşılaşıyor olmamız. İyi tarafı ise bozulmuş olan bir yaşama müdahale edebiliyor olmak. Sokakta bir kaza olduğunda herkesin çok ulvi duygularla yardıma koştuğunu görürüz. Hâlbuki çok daha ciddi yardıma ihtiyacı olan insanlar her sabah size koşarak gelmekte, sizden yardım beklemekte.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

 

Tıp fakültelerindeki akademisyenlik diğer fakültelerden oldukça farklıdır. Eğitim fakültesinde akademisyen bilimsel çalışma yapar, ders anlatır. Bizde ise önce doktorsunuz. Sabah ilk işiniz çoğunlukla vizit yapmak, ameliyat yapmak veya poliklinikte hasta bakmaktır. Asistan ve öğrenci eğitimi genellikle bu işleri yaparken interaktif olarak yapılabilmektedir. Araştırma imkânları bakımından şanslı bir konumda olmakla birlikte vakit sıkıntısı en büyük problem. Bence iyi bir akademisyen olmak için öncellikle iyi bir insan olmak gerekir. Çünkü bir kişi tembel, ihmalkâr veya yalancı iken asla iyi bir akademisyen olamaz. Bunların yanında okumayı seven, meraklı, karşısındaki ile rahat iletişim kurabilen ve sorgulayıcı olmalıdır.   

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

 

Ben nefroloğum. Nefroloji camiasında çok sevdiğim, örnek aldığım çok sayıda hocam var.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ülkemizde sağlık ortamı son yıllarda oldukça dinamik bir şekilde değişiyor. Bu değişimlerin birçoğu olumlu olmakla birlikte, mesleki tatmin bakımından sıkıntılı olan bazı durumlar da yok değil. Özellikle geri ödeme politikalarındaki adaletsizlik ve instabilite biz klinisyen akademisyenleri oldukça yormakta.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

 

ABD’de Columbia Üniversitesi Renal Transplant Bölümünde bir süre “fellow” olarak çalıştım.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

 

Kesinlikle evet! Oralarda mesleki tatmin çok üst düzeyde

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

 

Yaklaşık 45 tane SCI ve/veya SCI expanded kapsamındaki dergilerde makalelerim bulunmaktadır. Yurt içi dergilerde de yaklaşık 50 adet makalem yayımlanmıştır.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

 

Ben ülkemizde İngilizce yayımlanan EJGM adlı derginin de editör yardımcısıyım. Bence üniversitelerin tıbbi yayıncılığa yeterince önem vermediği bir gerçek. Bu alana ayrılacak bütçelerle, yapılacak teşviklerle bilimsel yayıncılık desteklenmelidir.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

 

YÖK başkanı olmak benim için ne bir hedef ne de bir hayal. Fakat öncellikle bilimsel ortamın ülke gündeminde olması gereken yere getirilmesine çaba sarf ederdim. Çünkü ancak toplumun ilgisini bu konuya odaklayabilirseniz mesafe alma şansınız var. Maalesef, bilim adamlarında bilimin verdiği bir enaniyet ve bunun da doğurduğu bir izolasyon sık gördüğümüz bir durum. Bir akademisyenin “Ben şu ana kadar bir esnafın çayını içmedim.” diye övünebildiği bir ilişkinin pek de sağlıklı olmadığını düşünüyorum. YÖK başkanımızın, halk ve üniversite diyaloğunu geliştirebilirse birçok problemi çözebileceğini düşünüyorum.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

 

Aslında hayır. Benim için başarı ölçütü olarak belirlediğim kriterlere ulaşamadım.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

 

Yıllardır klinisyen olarak çalışınca bir dolu anınız birikiyor. Bir gün vizit yaparken yaşlı bir hastam elimden tuttu ve “Doktor Bey biliyor musun, seninle tanıştığım günden beri işlerim ters gidiyor.” dedi. Çok üzüldüm. Maalesef hasta, çok kötü takip edilmiş olan diyabetik nefropatisi olan bir hastaydı ve ilk tanıştığımızda diyaliz tedavisine karar vermiştim. O günden beri diyalize devam etmekteydi ve ne yazık ki, kendince bu kötü durumu benimle tanışmasına bağlıyordu.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

 

Maalesef hayır.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

 

Paramedikal kitap okumayı severim. Mümkün olduğunca da, gezmeye ve yol üzerindeki kamyoncu lokantalarında yemek yemeye zaman ayırmaya çalışırım.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

 

Çok şükür olmadı. İnancımızda “Keşke” demektense “Her işte bir hayır vardır.” veya “Olmuş olan hayırlıdır.” felsefesince hareket eder, yanlışlarımızdan ders çıkararak ilerleriz.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

 

Maalesef hayır. Ama mümkün olduğunca iş stresimi, özellikle de olumsuzlukları evime yansıtmamaya özen gösteririm. Bu konuda eşim Dr. Hatice Hanım doğrusu hep anlayışlı oldu. Benim akademik kariyerimin oluşmasında gerek desteği gerekse cesaretlendirmesinin çok etkisi olmuştur.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
10
1) busra baysaaal (ogrenci)
07.10.2014 11:16:48
en iyi dotor
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA