AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Enver İhtiyar
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Enver İhtiyar

23 Mart 2009, Pazartesi

Prof. Dr. Enver İhtiyar
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Enver İhtiyar


Öz geçmişinizi anlatır mısınız ?

1955 yılında Rize/İkizdere’de doğdum. Karagümrük İlkokulundan 1966 yılında, Ahmet Rasim Ortaokulundan 1969 yılında ve Pertevniyal Lisesinden 1972 yılında mezun oldum. Bir yıl Vatan Mühendislik Yüksek Okulu Makine Mühendisliği bölümünde okuduktan sonra tekrar sınava girip İstanbul Üniversitesi Bursa Tıp Fakültesini kazandım. Tıp Fakültesinden 1980 yılında mezun oldum. Askerlik görevinden sonra 1983 yılında Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda ihtisasa başladım ve 1987 Yılında Genel Cerrahi Uzmanı oldum. 1987-1988 yılları arasında Eskişehir Devlet Hastanesinde mecburi hizmet yaptıktan sonra, Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında Yrd. Doç. olarak göreve başladım.1990-1991 yılları arasında İngiltere’nin Newcastle şehrinde bulunan “Royal Victoria Infirmari” hastanesinde böbrek nakli üzerine çalıştım. 1994 yılında Doçent oldum. 2000 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalına Profesör olarak atandım. 2007 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanlığına seçildim ve halen bu görevi yürütmekteyim.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Aslında ortaokul ve lise yıllarında makine mühendisi olmayı hayal ederdim. Liseyi bitirdikten sonra makina mühendisliğinde okumaya başladım. Fakat o sene çok sevdiğim ablamı 26 yaşında beyin tümöründen kaybettim. Ablama pek faydam dokunamamıştı. O yılları hatırlıyorum da annem ve babam perişan bir durumdaydılar. O günlerde babam bana “Keşke doktor olsaydın ileride bize faydan olurdu.” dedi. Bu sıkıntılı günlerde bir anda doktor olmaya karar verip tekrar üniversite giriş sınavlarına girdim ve tıp fakültesini kazandım. Yani benim doktor olmaya karar vermemde çok sevdiğim ablamı kaybetmemin büyük etkisi olmuştur. Doktor olmaktan, ayrıca genel cerrah olmaktan çok memnunum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Mesleğimi çok sevdiğim için işim ile ilgili herhangi bir zorluğun olduğunu düşünmüyorum. Ancak işinizi severek yaparken birtakım sorunlarla karşılaşabiliyorsunuz. Bu sorunlar gerek idari gerekse hasta yakınlarından kaynaklanabiliyor. İdari sorunlar arasında en önemlisi, çok sık değişen mevzuat değişiklikleriyle karşılaşıyor olmanız, yardımcı personel eksikliği, bütçe olanakları kısıtlı olduğundan alet ve gereç alınımının yeterli olmaması vs gibi tıp dışı konularla uğraşmak beni en çok yoranların başında geliyor. Hastalarımla uğraşmak, asistanlarıma ve öğrencilerime eğitim vermek beni hiçbir zaman yormamıştır.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Her kurumun olduğu gibi akademisyenin de bir misyonu ve vizyonu olmalıdır. Bana göre bir akademisyenin misyonu; dürüst, etik kurallara saygılı, dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek kendini yenileyen, okuyan, orijinal araştırmalar yapan, çağdaş bilime açık ve asla bilimsel prensiplerden taviz vermemek olmalıdır. Vizyonu ise; tüm bu birikimlerini öğrencilerine ve asistanlarına aktararak onların iyi bir insan, iyi bir doktor olmalarını sağlamaktır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Asistanlık yıllarımızda bölümümde bulunan hocalarıma hayranlık duyardım. Üç hocam vardı ve hepsinin farklı özellikleri mevcuttu. Kendimde bu özelliklerden uygun olanları toplamaya çalıştım. Beni yetiştiren ve idol olarak gördüğüm hocalarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’deki sağlık ortamına tek yönden bakarsanız yanılgıya düşersiniz. Sağlık sistemine değişik açılardan bakmamız gerekiyor. Vatandaş gözü ile baktığımızda her şey son derece iyi gözüküyor. Çünkü vatandaş hastane kapılarında eskisi gibi kuyruk beklemiyor, ileri tarihlere randevu verilmiyor, bu da vatandaşa son derece kolaylık sağlıyor. Sağlık personeli olarak baktığınızda durumun o kadar iç açıcı olmadığını görüyorsunuz. Her gün değişen mevzuat sağlık personelinin karşısına yeni bir yük getirmekte, özellikle tıp fakültesi hastaneleri olmak üzere tüm hastaneler gelir kaybına uğramaktadır. Bu gelir kaybı ile doğru orantılı olarak hastane ihtiyaçları yeterince alınamamakta ve hastanelerde çalışan tüm sağlık personelinin özlük hakları gerilemektedir. Tıp fakültesi hastanelerinin hemen hemen hepsi borç içinde yüzdüklerinden hizmet veremez duruma gelmişlerdir. Bu durum karşısında sağlık personelinin geleceğe yönelik umutları azalmaktadır. Bu aksaklıkların süratle düzeltilmesi sağlık çalışanlarının ileriye tekrar umutla bakması sağlanmalıdır.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

1990-1991 yılları arasında İngiltere’nin Newcastle şehrinde bulunan “Royal Victoria Infirmari” hastanesinde böbrek nakli üzerine çalıştım. Çalıştığım sürece organ bağışının ne kadar çok olduğunu gördüm ve imrendim. Bizde de son yıllarda organ bağışı artmakta, ancak bu bağışlar halen ihtiyacın çok altında bulunmaktadır. Organ naklinde katkıların çoğu organ nakli ile ilgilenen doktorlar tarafından sağlanmaktadır. Son yıllarda Sağlık Bakanlığının kadavra donör ve kadavra organlarının dağıtımı ile ilgili güzel bir uygulaması var. Ancak bu sistem tam olarak oturmuş değil.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Mesleğimi dünyanın her tarafında yapmak isterim. Ancak fırsatlarım olmasına rağmen hiçbir zaman yurt dışında çalışmak gibi bir düşüncem olmadı. Yetişmiş eleman sıkıntısı çeken ülkemde kalıp hizmet etmekten son derece mutluyum. Bir de çalışma koşulları düzeltilirse bu mutluluğumun daha da artacağına inanıyorum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış 100’e yakın makalem var. Ayrıca, üç kitapta yazar olarak görev aldım. Şu anda elimde çalışmaları devam etmekte olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi destekli üç tane orijinal araştırma projesi var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?

Gerek üniversitem ve gerekse fakültem bilimsel araştırmalar için belki de Türkiye’de çok az olan bir uygulama gerçekleştirmektedirler. Uluslararası dergilerde makalesi yayımlanan her öğretim üyesi yurt dışında istediği bir kongreye tüm masrafları karşılanmak üzere gönderilir. Yurt dışı bir kongrede görevli olan veya posteri veya sunumu olan öğretim üyelerinin tüm masrafları karşılanmakta, Rektörlüğe sunulup kabul edilen tüm araştırma projelerinin masrafları belli bir miktara kadar Rektörlük araştırma fonu tarafından karşılanmaktadır. Tabi ki bu teşvikler kaliteli,dünya standartlarında araştırma ve yayın sayısını arttırmaktadır.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Üniversitelerin asıl işi eğitimdir. Araştırma üniversitelerin öncelikli işlerinden biri olmasına rağmen üniversite dışında da yapılabilmektedir. Bundan dolayı gerek dünya standartlarında eğitim gerekse araştırmanın yapılabilmesinin için altyapının kuvvetlendirilmesine ve araştırma fonlarının desteklenmesi ve tabi ki eğitimi ve araştırmayı yapan bilin adamlarına her yönden huzurlu bir ortam sağlanmasına gayret ederdim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Akademik kariyere başlarken ilk hedefim bilgi ve beceri ile donatılmış, etik kurallara saygılı, dürüst bir kişi olarak doçent ve daha sonra profesör olmaktı. Tabi ki bu hedefime ulaştım. Ancak bilginin sonu yok. Bu bilgiye ve yeniliklere ulaşmak için çok çalışmak ve gayret etmek gerekiyor. Bundan dolayı mesleğimde ilk hedefime ulaştım ama önümde daha birçok hedef var ve bunlara ulaşmak için çaba harcıyorum.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

O kadar çok ilginç anılarımız var ki anlatmakla bitmez. Sanırım meslektaşlarımın birçoğu ile ortak anımız kıdemsiz asistanken hastaların ve hasta yakınlarının bizi pansumancı sanmalarıydı. Bundan dolayı kıdemsiz cerrahi asistanlarına böyle bir şeyin olup olmadığını hep sorarım.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Sağlığıma yeterli özeni gösterdiğim pek söylenemez. Sadece düzenli yürüyüş sporu yapıyorum. Alkol kullanmıyorum, rutin kontrollerimi düzensiz de olsa yaptırıyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız yada hobileriniz var mı?

Vakit buldukça gitar çalarım. Müzikle uğraşmak beni dinlendiriyor.

Hiç “Keşke” dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Hayatımı ve yaşam çizgimi değiştirecek ölçüde pişmanlığım hiç olmadı. Ancak zaman zaman “Keşke genel cerrahi uzmanlığından sonra bir aftan yararlanıp makine mühendisliğini bitirseydim.” dediğim olmuştur.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

İş yoğunluğundan dolayı aileme yeterince vakit ayırdığım pek söylenemez. Eşim inşaat mühendisi, ancak ticaretle uğraşıyor, çocuklarım İstanbul’da yaşıyor. Ailemin eksiksiz bir araya gelmesi yılda ancak birkaç gün. Bu özel günleri bir arada geçirmek için büyük gayret sarf ediyoruz.

Teşekkür ederiz.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
2
1) Nurtenakman (Emekli)
01.12.2016 18:44:40
Ben nodil amaliyati olacağım çok korkuyorum
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA