AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Esat Uğur Görpe

03 Haziran 2012, Pazar

Prof. Dr. Esat Uğur Görpe

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esat Uğur Görpe

 

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Kendimle ilgili konuşmak çok hoşuma gitmez. Büyüdüğüm, yetiştiğim dönemi anlatırsam, hem kendimden hem de dönemin Türkiye’si ve İstanbul’undan bahsetmiş olurum. İstanbul’da ilginç bir şekilde, annem ve dayımın okumuş olduğu, sadece adı değişmiş olan bir ilkokula gittim. O yıllarda özel ilköğretim okulları bildiğim kadarı ile yoktu veya çok az sayıda idi. Devlet okullarının kalitesi genelde özel Türk okullarından çok daha iyi idi. İlkokuldan sonra, yabancı dil üzerinden eğitim yapan kolej sınavlarına girip sınavına girdiğim tüm okulları kazandım. Keza o yıllarda gerçekten önemli geçmiş ve ekole sahip kısıtlı sayıda özel ortaöğrenim kurumu vardı. Herkes devletin ortaöğrenim kurumlarına ve bir azınlık da, ortalama gelirli bir ailenin ücretini zorlanmadan karşılayabileceği, kâr amacı gütmeyen özel ortaöğrenim okullarına giderdi. Gideceğim okul, annem ve babam tarafından belirlendi ve 1966-1974 yılları arasında Özel İstanbul Alman Lisesinde okudum. Almanya’da 9 yılda işlenen tedrisat, bu okulda 8 yılda yabancı bir lisan üzerinden öğretiliyordu. Dolayısı ile ortaöğrenimim boyunca, diğer arkadaşlarım gibi fazla çalışmak zorunda kaldım. Alman Lisesinde objektif ve bağımsız düşünmeyi, fikrini deliller ve/veya mantıki bir akıl yürütme ile savunmayı öğrendim. Okuduğum lisenin faydasını üniversite giriş sınavlarında da gördüm.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Yanlış hatırlamıyorsam ilk defa 1974 yılında, yani benim üniversite sınavlarına katıldığım zaman üniversite giriş sınavı sonrası puanınıza göre sınav öncesi yaptığınız tercihlere göre bir yükseköğretim programına yerleştiriliyordunuz. Çoğu sınıf arkadaşım ve üniversite öğrencisi adayı gibi, tercihlerimi genel bilgi eksikliğinden dolayı çok iyi yapamadım. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde okumaya hak kazandım. Sınıfımın nerede ise yarısı, hatta daha fazlası çok da düşünmeden ve/veya başka bir eğitim-öğrenim programına başlamayı düşünürken tıp fakültesine girmişlerdi. Eğitim sırasında beni hayal kırıklığına uğratan en önemli olay, tıp eğitimin büyük ölçüde okumaya ve ezbere dayanması idi. Tartışılacak, düşünülecek fazla bir şey yoktu. Maalesef, bu bir ölçüde asistanlık (uzmanlık öğrenciliği ) sırasında da devam etti. Bunun dışında, 1974-1980 yılları arasında Türkiye’de ciddi terör olayları oluyordu. Keza, sık sık da okulun bu nedenle bir süre kapatıldığı oluyordu. Bu durum, keyifli bir talebelik yapmamızı engelliyordu. Dönem dönem fakültemize korkarak gidip derslere devam edebiliyorduk.

Hekimlik hipertrofiye bir bilgi, aşırı uzmanlaşma ile yapılabilecek bir meslektir. Belli bir formasyondan sonra başka bir alanda çalışabilmek imkânsız gibidir. Örneğin; bir beyin sinir cerrahı tıbbın diğer bir branşında varlık gösteremez. Ehil bir uzman seviyesine gelebilmek, uzun yıllar istikrarlı bir çalışma ve özveri ile olur. Ben tıp eğitimime başladığımda hekimliğin saygınlığı epey yüksek idi. Maalesef mesleğimiz son 20-30 yılda da saygınlık açısından epey erozyona uğradı.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Bir kere fiziki olarak bütün dünyada hekimlerin çalışma zamanı uzundur. Kıdemsiz bir hekim yıllarca, sayısı branşa ve hastanenin hekim istihdamına bağlı olarak nöbet tutar. Manevi olarak da hata kaldırmayan bir meslektir. Alacağınız kararlarda hastayı yönlendirmede çok titiz olunmalıdır. Hatalı bir teşhis veya tedavi ciddi vicdan azabına yol açabilir. Dolayısı ile bilgilerinizde çok güncel olmanız şarttır.

Düzgün ahlaki bir hekimlik uygulamasına rağmen son zamanlarda hekimlere can kaybıyla sonuçlanabilen fiziki saldırılar artmıştır. Ben hekimlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasını bazı kararlı organize girişimlere de bağlıyorum. Meslektaşlarım bütün halinde yan yana bu durum için savaşmak zorundadır.

 

Bir akademisyen nasılolmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyenin en önemli özelliği, objektif ve dürüst olmasıdır. Objektif olamayan kişi ne kadar zeki ve çalışkan olursa olsun, geçerliliği yıllarca sürebilecek olan çalışmalar üretemez. Bu temel özelliğin üzerine diğer başka bazı hasletler de katılırsa kişinin iyi bir akademisyen olma ihtimali artar. Ben severek, içten gelen bir çalışkanlığın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Akademi bilimin üretildiği yer olduğu için sürekli bir devinim, çalışma gereklidir.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Şahıslarından ve hekimliklerinden çok şey öğrendiğim hocalarım ve büyüklerim oldu. Burada hepsini teker teker belirtmek imkânsız. Keza, sorularınıza mümkün olduğunca genel cevaplar vermeye çalışıyorum. Fakat hastaya daha bir bütünsellik içinde yaklaşan, tıp bilim ve pratiği konusunda branşları dışında genel bir görüş ve bilgiye sahip olan hocalarımın bana daha fazla katkısı olmuştur.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de sağlık ortamının hiçbir zaman ülkenin genel durumundan daha geride olduğunu, kaldığını sanmıyorum, hatta muhtemelen her zaman birkaç adım da ilerisinde oldu. Son yıllarda sağlık alanında ciddi bir dönüşüm yaşadık. Bu reorganizasyonun çok faydalı olduğunu ve sağlığın artık iyice sosyal koruma güvencesi altına alındığını söyleyebilirim. Arzum, sağlık hizmetlerinin sosyal koruma altında devam etmesidir. Bunu böyle belirtmemin nedeni, gittikçe gelişen ve dolayısı ile pahalı olan tıp teknolojisi ve tedavileri nedeni ile gelir düzeyi çok yüksek olan ülkelerde bile bazı geri adımlar atılması, bazı tetkik ve tedavilerin sosyal güvenceli bireylerde uygulanmasının sınırlanmasıdır.

Beni şaşırtan bir husus, genelde “Hasta ile hekim arasına para girmesin, mali işler bir üçüncü merci tarafından halledilsin.” diyen meslek odalarımızın dönüşüme gösterdikleri tavırdır. Sağlıktaki dönüşüm, hasta-hekim ilişkisinin maddi kısmını büyük ölçüde sigortaya yükledi. Tabii yeni bir uygulama başladığında önceden öngörülmemiş sorunlar, aksaklıklar ortaya çıkabilir. Meslek odalarının yeni düzenlemede ortaya çıkan sorunlar konusunda siyasi iradeyi uyarması, yol göstermesi, iş birliğine girmesi çok faydalı olur. 

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Yurt dışında bir yılı aşkın bir süre çeşitli kliniklerde çalışma şansım oldu. Benim saptayabildiğim en önemli fark, bazı ek teknik imkânlarının olmasıdır. Yoksa hasta kabulü, değerlendirilmesi ve tedavisi konusunda önemli bir fark gözlemlemedim.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Bu biraz da çalışılan ülkeye bağlı. ABD’de hekimlerin hatalı uygulamaları konusu, bazı hasta ve avukatlar için ciddi bir gelir kaynağı olmuş durumda. Bu kadar stresli bir ortamda çalışmak istemezdim. Fakat daha yakından tanıdığım Avrupa’da mesleğimi ifa etmek benim için sorun olmazdı. Gelişmiş ülkelerde yaşam ve hastane daha iyi planlanmış olduğu için belki daha keyifli de olabilirdi.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içi dergilerde yayımlanmış yayın sayım yurt dışındakilerden çok daha fazla. Son yıllarda yayınlarımı derlemediğim için kesin rakam veremiyorum. Toplam 150 civarında olmalı. Ben klinisyen hekimliği daha çok seven bir kişiyim.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Bu konuda kapsamlı bir cevap veremeyeceğim. Sanırım, ders ve başvuru kitapları açısından durumumuz epey iyi. Ben fazla miktarda dergi yayımlandığını düşünüyorum. Fakülte ve hastanelerin, gereğinde dergilerinin yıllık yayın sayısının düşürülmesi pahasına daha seçici olmaları faydalı olur.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Bu konu gazetelerde ve kamuoyunda çok tartışılan bir konu. Türkiye’de bir uygulama veya düzenleme çok eleştirilse bile değiştirilmesi çok yavaş oluyor. YÖK yasası olağanüstü koşullar altında 12 Eylül 1980 sonrası yapılan Anayasa’da yer aldı. O zamanlar her türlü görüşten akademisyenler bu yasanın uygun bir üniversite yasası olmadığını ifade ettiler. Daha sonra eleştiriler biraz azaldı. Bu çerçevede epey eleştiri alan YÖK de, zaman içinde iktidarlar el değiştirse de temel yapısını korudu. Yakın zamanda çok yeterli olmasa da bazı değişiklikler yapıldı. Bence üniversite çalışanlarının, özellikle bilim insanlarının bu konuda detaylı bir tartışma başlatmaları önemli. Gelişen, öne çıkan fikir ve düzenleme önerileri kanun yapıcıyı da etkiler. Yeni Anayasa çalışmalarının yapıldığı bugünlerde böyle bir tartışmanın TBMM’ye de yol gösterici olacağını düşünüyorum.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Büyük ölçüde özen gösteriyorum. Tıp biliminin gerekli gördüğü tüm tetkikleri yaptırıp, ilaçlarımı da alıyorum. Gerisini de düşünmem. Maalesef egzersiz ve diyet konusunda eksikliklerim var.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Tıp dışında epey hobim var. Lise yıllarındaki değerli bir hocam edebiyat zevkini aşılamıştı. Türk edebiyatı (roman, hikâye, drama) ve dünya edebiyatının seçkin yazarlarını takip ediyorum. Keza, takibi daha kolay bir uğraş olan sinemaya epey bir merakım var. Biraz daha az olarak tiyatro sanatı da beni ilgilendiriyor. Bunlardan tamamen farklı bir aktivitem de, mümkün olduğu kadar Avrupa ve Kuzey Amerika dışında uzun seyahatler yapıp, değişik kültürlerin insanları ile tanışmak ve ülkeyi, kültürünü vs. irdelemek.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Pişmanlık insana özgü bir duygu. İnsan olup da, “Hayatımda hiç pişmanlığım olmadı.” demeyi gerçekçi bulmuyorum. Tabii ki geçmişte değişik zamanlarda yapmak isteyip de yapamadığım olaylar oldu. Bunlar geçmişte silik hatıralar olarak kaldı. 

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Benim için aile, arkadaş bağları çok önemlidir. Özellikle aileye vakit ayıramamayı ciddi bir hata olarak kabul ederim. İnsan olarak sosyal desteğimizi en fazla ailemizden ve samimi gerçek arkadaşlarımızdan  alırız.

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer