AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Feyza Erkan
    • Akademisyenlerimiz sayfasının bu haftaki konuğu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyza Erkan

24 Haziran 2007, Pazar

Prof. Dr. Feyza Erkan
“İyi bir akademisyen ön yargılardan, kin ve düşmanlıklardan uzak, insana ve doğadaki tüm varlıklara saygılı olmalıdır”

Akademisyenlerimiz sayfasının bu haftaki konuğu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyza Erkan

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1955 yılında İstanbul’da doğdum. 1973 yılında İstanbul Erkek Lisesini, 1979 yılında İstanbul Tıp Fakültesini bitirdim. SSK Meslek Hastalıkları Hastanesinde çalıştım. 1980-1984 yılları arasında Batı Almanya’da göğüs hastalıkları ve allergoloji konusunda uzmanlık eğitimi yaptım. 1984’ten beri İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalında görevliyim. Halen ikinci kez olarak Anabilim Dalı Başkanlığını yürütmekteyim. Toraks Derneği Astım Çalışma Grubu ve Etik Kurul Başkanlığı, Genel Sekreterliği, İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu Üyeliği, İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Yürütücü Sekreterliği gibi görevlerde bulundum. Prof. Dr. Friedrich Krause ile evliyim. Ancak Erkan soyadımı kullanmaya devam ediyorum.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Ülkemizde verem savaşında etkin bir rol oynayan Prof. Dr. Tevfik Sağlam’ı örnek alıyorum.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de sağlık ortamı dünyanın ve ülkenin içinde bulunduğu ortamdan soyutlanamaz. İnsani ve etik değerler yerine, maddi kâr dürtüsü yönlendirici rol oynamaktadır. Halkın gerçek sağlık ihtiyaçlarına ve koruyucu hekimliğe odaklanmak yerine, kaynaklar gereksiz tetkik ve ilaç tüketiminde israf edilmektedir. Bu ortamda maddi gücü iyi olanlar gereksiz tetkik ve tedavilere maruz kalmakta, maddi gücü yetersiz olanlar ise zamanında ve yeterli hizmet alamamaktadır. Sağlık hizmetinin kalitesinin denetlenmediği, dürüst insanların geri planda kaldığı, ümitsizliğe ve tükenmişliğe sürüklendiği büyük bir karmaşa ortamı hüküm sürüyor.

Bu ortamda hasta-hekim, herkes mutsuzdur. Sağlık göstergelerimiz bizimle aynı ekonomik güce sahip olan ülkelerin çok gerisindedir.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini bağımsız çalışma ve insanlara doğrudan hizmet etme olanakları olduğu için seçtim. Seçimimin nedeniyle çok memnunum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İşimizin en zor tarafı, hekimlik hizmetimizin insanlara sahip oldukları maddi güç ölçüsünde ulaşmasıdır. Örneğin çoğu kez hastayı kurtarmak için solunum cihazına bağlamak zorunda kalıyorsunuz. Kamu hastanelerinde yoğun bakım yatakları sayısı yetersiz kalıyor. Pahalı cihaz donatımı var olduğu halde çoğu kez hemşire yetersizliğinden hasta almıyorlar. Özel hastanelerde ise birçok boş yoğun bakım yatağı var. Ama hastanın maddi gücü yetersiz olunca siz gönderemiyorsunuz. Yani hasta yoksulsa gözünüzün önünde ölüyor. Buna seyirci olmak ve bir şey yapamamak çok acı. Özellikle aynı şehirde birçok yoğun bakım yatağı boş duruyorken.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
İyi bir akademisyen ön yargılardan, kin ve düşmanlıklardan uzak, insana ve doğadaki tüm varlıklara saygılı olmalıdır. Akademisyen çalışmalarında insanlığın sorunlarına çözüm yaratmaya odaklanmalıdır. Ne tüketim toplumunun maddi değerleri, ne de ün veya pozisyon uğruna dürüstlüğünden ve etik değerlerinden taviz vermemelidir. Öğrencileri, asistanları ve toplumun diğer bireyleri için bir rol model ve örnek olmalıdır.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Uzmanlık eğitimim boyunca dört buçuk yıl Almanya’da çalıştım. Sağlık hizmetinde ekip anlayışı hakim. Yardımcı sağlık personelinin eğitim düzeyi, disiplini ve hizmet anlayışı çok iyi. Ayrıca sekreterya hizmetleri, cihaz, malzeme donatımı ve hastaların hekime gösterdiği saygı da bize göre çok üstün düzeyde.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Türkiye’de olmaktan memnunum. Ülkemin bana daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınız var?
Yurt içi ve yurt dışı dergilerde 100’ü aşkın yayınım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çalıştığım kurumda çok gelişmiş ve yüksek nitelikte bir insan gücü potansiyeli var. Ancak motivasyon düşük, insan ilişkilerinde güven, dayanışma ve sinerji yerine verimsiz bir rekabet ortamı ve çatışmalar hakim. Ulusal ve uluslar arası bilimsel derneklerde üst düzeyde yönetici, özel hastanelerin en önemli güç kaynağı olan bu değerli insan potansiyelinden kendi kurumları yeterince yararlanamıyor. Ayrıca çalışma ortamı organizasyonu, işbölümü, yardımcı personel ve öğretim görevlisi sayısı yetersiz. Var olanlar da etkin ve verimli kullanılamıyor. Kamu İhale Kanunu ve bürokrat kalitesi yüzünden cihaz ve malzeme sağlamada gecikmeler ve tıkanıklıklar var. Akademisyen ve yayın sayısı yüksek olmasına rağmen, ülkemizin ve insanlığın sorunlarına çözüm üreten, yaratıcı çalışmalar yapabildiğimiz ve misyonumuzu gerçek anlamda yerine getirebildiğimiz kanısında değilim.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK Başkanı olsaydım üniversite kurumlarında her düzeyde yönetici atamalarında bilimsel kriterleri uygulardım. Yönetim-davranış bilimleri ve iş psikolojisi bir yöneticide olması gerekli özellikleri net olarak tanımlamıştır. Bugün özel sektörde 2. ve 3. seviyede müdürler bile liderlik becerileri, empati güçleri, duygusal zekâları, iş psikolojisinin diğer bilimsel ölçekleriyle değerlendirilerek işe alınıyorlar. Ayrıca göreve atandıktan sonra da yöneticilerin ve çalışanların performansı objektif sonuçlarla takip ediliyor. Eğer YÖK Başkanı olsaydım, bu objektif sonuçların ve çıktıların yanında merkezi ve bağımsız bir akreditasyon kuruluşu yoluyla çalışanların, öğrencilerin, velilerin ve toplumun memnuniyet düzeylerini de izlerdim.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Kurumsal ilkelerin, yasaların ve etik kuralların uygulanmasında kesinlikle taviz vermiyorum. Bu nedenle kaçınılmaz olarak az sayıda kişiyle çatışmalarım olmaktadır. Ancak çoğunlukla ilişkim iyidir. 1998 yılında Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı ülkemizin sağlıkta ilk uluslararası ISO 9001 belgesini almıştır. Diğer yöneticilik görevlerimde de hep toplam kalite ve stratejik yönetim ilkelerini uyguladım, görev tanımlarının net olarak belli olduğu, sürekli denetim mekanizmalarının işlediği, kurumsallaşma ve tam profesyonellik için çalıştım.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Mesleğimde hedeflediğim yere ulaşamadım. Üniversitede toplam kalite ve sonuç odaklı çalışma anlayışının, ahlaki değerlerin yerleşmesi konusunda daha etkin olmak ve bununla çalıştığım kurumda fark yaratmak istiyorum.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen en ilginç anınız nedir?
Batı Almanya’da uzmanlık sınavını ilgili eyaletin tabip odası düzenler. Aday sınavı kimlerin yapacağını bilmez. Zaten sınavın adı da Türkçe’ye “Meslektaş tartışması” olarak çevrilebilir. Sınav saati bir odaya girdim. Orada oturan kişiler kendilerini isimlerini söyleyerek takdim ettiler. Ben onların da sınava gelen diğer adaylar olduğunu sandım. Çünkü Almanya’da birçok kişi geç yaşlarda uzmanlığa başlayabiliyor. Biri çantasından filmler çıkardı, diğerlerine ve bana ne olabileceğini danıştı. Ben de görüşlerimi söyledim. Lâf lâfı açtı. Göğüs hastalıklarının bir çok konusu birlikte tartışıldı. Ben birden saate baktım. “Acaba sınav ne zaman başlayacak?” diye sordum. Hepsi birbirine bakıp güldüler. “Sınav bitti. Çok başarılı oldunuz. Tebrik ederiz!” dediler. Ben Türkiye’deki gibi jüri heyetinin adaya tepeden baktığı, ayakta dikildiği, heyecandan kaskatı kesilerek sorguya çekildiği, buz gibi bir sınav bekliyordum. Dostça, güler yüzle, eşit konumda bir meslektaşla sohbet eder gibi konuşan bu kişilerin sözlü sınav yaptığını fark etmemiştim.

Kendi sağlınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Yeterli olduğunu iddia edemem. Vejeteryan besleniyorum. Fırsat buldukça spor yapıyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Meditasyon, kişisel gelişim ve doğu felsefesi ile ilgileniyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Gerek kendim, gerekse yönettiğim kurum konusunda yeterli iç ve dış çevre analizi yapmadan, var olan güçleri ve zayıf yönleri, tehdit ve fırsatları iyi değerlendirmeden yola çıktığım ve acele karar verdiğim durumlarda boşuna efor sarf ettim; maddi ve manevi kayba uğradım. Geçmişten ders alarak, gelecekte acele kararlardan sakınacağım.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Şimdiye kadar yeterli vakit ayıramadım. Dört ay önce annemi kaybettim. Onunla birlikte çok daha uzun vaktimi geçirebilmiş olabilmeyi arzu ederdim. Artık aileme daha çok zaman ayırmak konusunda daha duyarlıyım. Teşekkür ederiz.

25/06/2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer