AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Hakan Ömeroğlu
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Ömeroğlu

04 Kasım 2012, Pazar

Prof. Dr. Hakan Ömeroğlu

İyi bir akademisyen, ülkesinin çeşitli alanlardaki ve özellikle de kendi alanındaki sorunlarına da kafa yormalı, bu konuda düşüncelerini ve çözüm önerilerini ortaya koymalıdır.

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1962 Ankara doğumluyum. 1974 yılında Ankara Anıttepe İlkokulundan, 1981 yılında TED Ankara Kolejinden, 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Tıpta uzmanlık eğitimimi 1987-1992 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında tamamladım. Uzmanlık sonrası 1,5 yıl Beypazarı Devlet Hastanesinde, 4,5 yıl Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalıştım. Yaklaşık 14 yıldır Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. 1997 yılında doçent, 2003 yılında profesör oldum. Çocuk ortopedisi ağırlıklı olarak klinik ve akademik çalışmalarımı sürdürmekteyim.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

 Çocukluğumda hekimlere ve özellikle de cerrahlara büyük bir hayranlık duyar ve hep cerrah bir hekim olmak isterdim. Lise yıllarında matematiğe büyük bir ilgi duyup mühendislik de aklımdan geçmedi değil. Ancak, lise yıllarında 25-30 yıl sonrasını görme olanağım olsa herhalde hekimliği seçmezdim, pilot ya da matematikçi olmayı yeğlerdim. Bunun yanında çocuklarımın da hekim olmasını arzu etmiyorum ve ne iyidir ki biri hekimliği seçmedi, diğeri de seçmeyecekmiş gibi görünüyor.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Doğrudan insan sağlığı ile uğraşmak en zor taraf olsa gerek. Buna bağlı olarak, karşınıza mutsuz olarak gelen insanları bir anda çok mutlu ya da çok mutsuz edebilirsiniz. Sağlık hizmetlerindeki hemen tüm olumsuzluklarda en büyük günah keçisi olarak ilan edilmek ve son zamanlarda giderek tırmanan hekime karşı sözlü ve fiziksel şiddet eylemleri de hekimlik mesleği uygulamalarını giderek zorlaştırmaktadır.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir akademisyen öğrenci ve araştırma odaklı olmalı, kendini sürekli yenilemelidir. Bunun yanında iyi bir akademisyen, ülkesinin çeşitli alanlardaki ve özellikle de kendi alanındaki sorunlarına da kafa yormalı, bu konuda düşüncelerini ve çözüm önerilerini ortaya koymalıdır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Tıpta uzmanlık eğitimim sırasında çalıştığım ana bilim dalındaki tüm hocalarımın bana mesleki olarak katkıları olmuştur. Akademik yaşamımda ise Prof. Dr. Yücel Tümer ve Prof. Dr. Sinan Seber’in katkılarından bahsetmeden geçemeyeceğim. Uluslararası alanda ise yenidoğan bebeklerin ayak ve kalçalarındaki sakatlıkları önlemedeki büyük başarılarından dolayı Prof. Dr. Ignacio Ponseti ve Prof. Dr. Reinhard Graf benim en fazla takdir ettiğim çocuk ortopedistleridir.  

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu soruya iki yönden yaklaşmak gerekir. Sağlık hizmeti alanların memnuniyetinin son yıllarda yükseldiği dile getirilmektedir. Bunda haklılık payı olduğu görülmektedir. Ancak, sağlık hizmetini sunanların memnuniyeti daha arka planda kalmaktadır. Bununla birlikte, yıllarca süren zorunlu hizmet yükümlülüğü ve giderek zorlaşan çalışma koşulları, harcanan emek ile elde edilen maddi kazanç arasındaki önemli orantısızlıklar, kamuoyunda özellikle hekimlik mesleğine duyulan saygının gün geçtikçe azalması gibi başlıca nedenlerle hekimler arasında ortaya çıkan genel bir memnuniyetsizlik olduğu da ortadadır. Bunun yanında sağlık hizmetinin sunumundaki başarıyı çok sayıda poliklinik ya da girişim yapmaya bağlamaktansa, önceliği, verilen hizmetin niteliğine bağlamak çok daha gerçekçi olacaktır. Bir de, tıp fakültelerinde uygulamaya konan katkıya dayalı ek ödeme sisteminin teorik olarak eğitim-öğretim ve araştırmaya pay ayırsa da, pratik uygulamada neredeyse tümüyle sağlık hizmetlerini öne çıkarması nedeni ile zamanla tıp fakültelerindeki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma gibi olmazsa olmaz kavramlar üzerine olumsuz etkiler yapacağı, hatta yapmaya başladığı kanısındayım. Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu? Avusturya, Belçika ve Fransa’da çeşitli kliniklerde çocuk ortopedisi alanında kısa süreli çalışmalarım oldu. Bunun yanında, her yıl düzenli olarak özellikle çocuk ortopedisi alanındaki ulusal ve uluslararası toplantılara katılmaya özen gösteriyorum.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Mutlaka isterdim, çünkü yurt dışında çalışan ve üretenin mesleki ve akademik açıdan her şeyden bağımsız olarak hemen her zaman oldukça değerli olduğunu gözledim. Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var? “SCI-Exp” ve “PubMed” dizinlerinde kayıtlı toplam 60 makalem, diğer uluslararası dizinlerde kayıtlı toplam üç makalem, ulusal dergilerde toplam 51 makalem bulunmaktadır. Dokuz kitap bölümü yazarlığım ya da kitap bölümü çevirim vardır. Uluslararası ve ulusal kongrelerde sırasıyla 80 ve 55 tane sözlü bildiri ya da poster sunumum vardır. Yüz yirmi ayrı ulusal ve uluslararası kongre ya da kursta davetli konuşmacı ve/veya oturum başkanlığı görevim bulunmaktadır. Uluslararası dizinlerde ve kitaplarda yayınlarıma bugüne dek toplam 380 atıf yapılmıştır. Toplam 14 adet bilimsel ödülüm bulunmaktadır.  

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Dergicilik anlamında bakarsak, son yıllarda uluslararası dizinlerde giderek artan sayıda Türk dergisinin yer alması önemli bir gelişmedir. Ancak tıbbi yayın yapma açısından bakarsak, ülke olarak çok da başarılı olduğumuzu söyleyemem. Uluslararası düzeyde tıbbi kitap yazımı konusunda oldukça gerilerdeyiz. Son yıllarda tıbbi makale sayısı giderek artış gösterse de, bunların çoğunun niteliksel olarak iyi düzeylerde olduğunu söylemek oldukça güç. Ülkemizde tıbbi yayın yapmanın en önemli amacı akademik atama ve yükseltme olduğuna göre, akademik yükseltme ölçütlerinde niceliksel yerine niteliksel barajlar koymanın daha akılcı olduğunu düşünmekteyim.

 

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Varsayımlar üzerine konuşmayı sevmem, ancak üniversiteler bir ülkenin gelişmesine katkıda bulunan en önemli kurumlarındandır, belki de en önemlisidir. Bu açıdan, bu kurumlarla ilgili ortaya konulan düzenlemelerde son derece özenli olunması gerekmektedir. Yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanları ve öğrencilerin herhangi bir yaptırım korkusu olmaksızın düşüncelerini özgürce söyleyebildiği, üniversite öğretim elemanlarının kendi fakülte ve üniversite yönetimlerini tümüyle kendilerinin belirlediği, öğretim üyelerinin akademik atama ve yükseltmelerinde yalnızca somut bilimsel ölçütlerin gözetildiği, akademik unvanların üniversitelerde aktif olarak hiç çalışmayan ya da çalışmayacak olanlara verilmediği, öğretim üyelerinin eğitim-öğretim ve araştırma etkinliklerinin ciddi bir biçimde denetlendiği, eğitim-öğretim ve araştırma görevlerini hakkıyla yerine getirmeyen akademisyenlerin üniversitelerde barınamadığı, akademik kadroların gereğinden fazla doldurulmadığı, kısacası lisans, lisansüstü ya da doktora öğrencisi ve bilimsel araştırma odaklı bir yükseköğretim sistemi arzu ediyorum.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Bir akademisyenin “Ben artık hedeflerime ulaştım, yapacak bir şeyim kalmadı.” duygusuna kapıldığı anda mesleği bırakma zamanının geldiğine inanırım. Bu açıdan henüz tüm hedeflerime ulaştığımı söyleyemem.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

1995 yılında çocuk ortopedisi alanında çalışmak üzere ABD’de önemli bir çocuk ortopedisi kliniğinden kabul mektubu almıştım, ancak ailesel nedenlerle gidememiştim. Mesleki olarak en büyük pişmanlığım budur.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

 Birkaç yıl öncesine kadar sağlık hizmeti ve akademik alanlardaki yoğun tempom aileme yeterli zamanı ayırmama engel oluyordu. Ama son birkaç yıldır aileme çok daha fazla zaman ayırmaya özen gösteriyorum.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer