AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. İsmet Kırpınar
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmet Kırpınar

16 Kasım 2009, Pazartesi

Prof. Dr. İsmet Kırpınar
"Akademisyenin öncelikli çalışma alanları kuşkusuz bilimsel çalışmalar ve yayınlarıdır. Ancak bunlardan daha önemli özellik olarak, öğrencilerine verdiği eğitim düzeyini görüyorum"

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu,
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmet Kırpınar

METE GENERALOĞLU-ANKARA

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1954 Erzurum doğumluyum. İnkılap İlkokulu, Horasan Ortaokulu ve Erzurum Lisesinde okuduktan sonra Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim ve 1979'da mezun oldum. Narman Sağlık Ocağında pratisyen doktor olarak görev yaptım. Psikiyatri uzmanlık eğitimimi Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalında yaparak 1983'te uzman oldum. Adana Ruh Sağlığı Hastanesinin mecburi hizmetle atanan ilk doktoruydum. Burada göreve başladıktan bir süre sonra askerlik hizmeti için ayrıldım ve Bandırma Hava Üssünde yaptığım yedek subay tabiplik görevinden sonra Adana'ya dönerek mecburi hizmeti tamamladım. 1986-1992 yılları arasında Erzurum Numune Hastanesinde Psikiyatri Uzmanı olarak çalıştım. 1992'de önce Psikiyatri Doçenti unvanını aldım ve daha sonra Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesine Öğretim Üyesi olarak geçiş yaptım. 1997'de Profesör oldum. Başhekim Yardımcılığı, Dekan Yardımcılığı ve Başhekimlik görevlerinde bulundum. 10 yıl süre ile Tıp Fakültesi Etik Kurul Başkanlığı yaptım. İki dönem Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum. Birçok sivil toplum kuruluşunda yönetici veya üye olarak görev aldım. Şu anda Üniversite Etik Kurul üyeliği ile Ana Bilim Dalı Başkanlıklarını sürdürüyorum. Evliyim, 2 çocuk babasıyım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Liseyi bitirdiğim dönemde en başarılı, en çok puan alan öğrenciler çoğunlukla tıp fakültelerini tercih ederlerdi. O zamanlar tıp doktorluğu; herkesin imrendiği, gıpta ile bakılan, toplum içinde itibar gören ve en önemlisi insana hizmet idealizminin en üst düzeyden aracı kabul edilen saygın bir meslekti. Başarılı, çalışkan ve idealist bir lise mezunu olarak başka bir mesleği hiç düşünmedim bile. Hatta o dönem sınavları ayrıca yapılan ve sonuçları daha önceden açıklanan ODTÜ Makine Mühendisliğini kazanmama rağmen süresi içinde ön kayıt bile yaptırmamıştım. Çünkü aslında üniversite sınav sonuçları henüz açıklanmamış olmasına rağmen tıbba gireceğimden emindim ve başka bir yeri de düşünemezdim. Böylece öğrenciliğine başladığım doktorluk mesleğinin şu anda 30. yılındayım. Önceleri o kadar itibar gören mesleğimiz, sonraki yıllarda içeriden ve dışarıdan çok hırpalandı kuşkusuz. Birkaç (belki daha fazla ama kesinlikle çok değil) kötü örnek bahane edilerek sürekli saldırılar yapıldı ve yapılıyor. Değişen ekonomik ve sosyo kültürel koşulların etkisiyle toplumca algılanış tarzımız da değişti. Sağlık sisteminin yapısal sorunları ve açmazları hekimlerin sırtına yükleniyor. Bunlara ve eklenebilecek başka bir sürü olumsuzluğa rağmen, bu mesleği seçtiğime hiç pişman olmadım. İnsanlara, başka hiçbir meslekte mümkün olmayacak kadar yararlı olduğumu düşünüyorum. Çok para kazanamadım, ama çok dua kazandım. Evlerim, arabalarım olmadı ama güzel öğrencilerim, dostlarım, kendilerinden pek çok şey öğrendiğim hastalarım oldu. Birçok insana ve aileye yardımcı olabildim. Tıp ve özellikle seçtiğim alan, kendimi geliştirmeme ve aşmama katkı sağladı. Kişiliğim de mesleğime artı bir değer olarak eklenince genellikle saygı ve itibar gördüm.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İnsan hayatı ile ilgili mesleklerde çalışan herkesi bekleyen en büyük tehlike, tükenme ve hevesini kaybetme tehlikesidir. Mesleğin maddi ve manevi yönlerinin bir süre sonra cazip olmaktan çıkması, işin monotonlaşması ve giderek yorulma belirtileri gösterme ile belirli bu durum, özellikle tıp mesleği için çokça işaret edilen bir zorluktur. Bu yüzden meslektaşlarımın sürekli kendilerini yenileyerek geliştirme çabaları içinde olmalarını, uğraş ve ilgi alanları bulmalarını ve meslektaşlarıyla dayanışma yollarını artıracak faaliyetler içinde olmalarını tavsiye ederim.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyenin öncelikli çalışma alanları kuşkusuz bilimsel çalışmalar ve yayınlarıdır. Ancak bunlardan daha önemli özellik olarak, öğrencilerine verdiği eğitim düzeyini görüyorum. Onlara ayırdığı zaman ve öğretme hevesinin, değerlendirmede başta gelmesi gereken ölçütler olduğuna inanıyorum. Tıp akademisyenlerinin öncelikli bir diğer çalışma alanı ise hasta bakım ve tedavi hizmetleridir. Bu alan bizi, diğer akademisyenlere göre farklı ve ayrıcalıklı kılar. Dolayısıyla, ideal bir tıp akademisyeninin bu alanların tümünde gayretli ve başarılı olması gerekir. Ülkemiz henüz imkânları çok bol olan bir ülke değildir. Bazı ülkelerde olduğu gibi sadece bilimsel çalışma ve yayın yapan akademisyenlik kadrolarının bizim için lüks olduğuna inanıyorum. Sadece fazla sayıda bilimsel yayın yapmanın iyi akademisyenlik ölçütü olarak kabul edilmesini hoş karşılamıyorum.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından takdir ettiğim, çalışmalarından bilgi ve örnek aldığım çok sayıda meslektaşım var.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şu anda sağlık sisteminde çok hızlı değişimler yaşıyoruz. Performans sistemi, aile hekimliği uygulamaları henüz sağlıklı bir değerlendirmeye imkân sağlayacak kadar eskimedi. Tam gün uygulaması birçoğumuz gibi benim için de henüz bir soru işareti. Siyasi güç, bu uygulamalarda kararlı görünüyor. Bekleyip göreceğiz.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Yurt dışında çok sayıda kongre, sempozyum gibi toplantılara katıldım. Ancak bunlar kısa süreli toplantılardı. Uzun süreli bir mesleki deneyimim olmadı.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Yurt dışının imkânlarıyla yine burada yapmak isterdim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışı SCI/SSCI kapsamındaki dergilerde yayımlanan 33 yayınla yurt dışı kongrelerde sunulmuş 8 bildirim, yurt içinde ise yazar ve editörlüğünü yaptığım 4 kitap, 6 kitap bölümü, 52 makale ile yurt içi kongrelerde sunulmuş 59 bildirim var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Atatürk Üniversitesi, ülkemizin en köklü ve yerleşmiş yükseköğrenim kurumlarından biri. Ülkemizin geneline biraz uzak olması ve iklimin sertliği gelişimini bazen olumsuz etkiliyor. Ancak akademik ve bilimsel çalışmalarımızı rahatça yapabiliyoruz. Üniversitemiz bilimsel yayın açısından genellikle üst sıralarda, ürettiği hizmet açısından ise çok önemli bir işlev görüyor kanaatindeyim.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Geçen seçimlerde rektör adayıydım. Rektör olursam kendi üniversitemde değiştirmek ya da geliştirmek istediğim hususları öğretim üyelerine sözlü ve yazılı olarak ilettim, fakat kabul görmedi ki sonuçta seçimi kaybettim. Şimdi bir daha kaybetmemek(!) ve aslında YÖK Başkanı olmak konusunda hiçbir projem olmadığı için bu soruyu cevapsız bırakıyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Bazen "Şartlar biraz daha uygun olsaydı" veya "Bir yol gösteren olsaydı" dediğim oluyor kuşkusuz. Ama daha sonra "Bugünden farklı ne olurdu?" diye kendi kendime soruyorum. Şükürler olsun ki mesleğimde gelinebilecek noktaya gelmiş durumdayım. Galiba gençken, dünyaca tanınan bir bilim adamı olmayı hayal ederdim ve bu olmadı maalesef.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Mesleğin ilk yılında, sağlık ocağında çalışırken bir gece saat 04.00 sıralarında lojmanın kapısı çalınmıştı. Kapıyı açtığımda karşıma çıkan adam sırtındaki çocuğunun o an için çok önemsiz gördüğüm bir sorununu anlatınca gecenin o saatinde uyandırılmanın kızgınlığı ile adamı terslemiştim. Adam kırgın ve sitemli "Doktor bey; 5 kilometrelik yoldan çocuk sırtımda, yaya geliyorum. Bu çocuk 10 sene beklediğimiz bir çocuktur. İster bak ister bakma, ama kızma. Bizim için mühimdir. Sen ve senin makamına gelmişiz. Gerisini sen bilirsin" diyerek bana mesleğimde sonradan hiç akıldan çıkarmamaya çalıştığım en önemli derslerden birini verdi. Bana başvuran her hastanın sorununun biricik ve en önemli sorun olduğunu hiç unutmamaya çalıştım.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Maalesef gerektiği kadar göstermiyordum. Ancak geçtiğimiz aylarda geçirdiğim bir hipertansiyon atağından sonra her gün 1 saat yürümeye başladım, beslenme düzenimi değiştirdim, sigarayı bıraktım, alkol zaten kullanmıyordum. Ama dinlenme konusunda hâlâ zaafım var. Mesleğim ve kişiliğim, bana hep çalışmayı öğütlediği için dinlenmeyi beceremiyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Oldum olası çok okuyan birisiyim. Küçük bir çocukken (60'ların başları), yaşadığımız yoksul ve uzak ilçede yeterli kitap, dergi olmadığı için yerde bulduğum eski gazeteleri bile okurdum. Şükürler olsun ki okuma alışkanlığım hiç azalmadan devam etti. Son yıllarda yazmaya da başladım. Sosyal ve kültürel amaçlı derneklerde çalışıyorum. Evimin mütevazı bahçesinde Erzurum iklimine dayanacak çiçekler yetiştirmeye çalışıyorum. Kışın fırsat buldukça kayak yapıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
İnsanoğlunun kendini yenilemesi ve gelişmesi için çok gerekli bir şeydir pişman olmak. Kişisel hayatımda da, mesleki hayatımda da defalarca pişman oldum, "Keşke …" dedim. Hala yanlışlar yapıyor ve hatta bazılarının yanlış olduğunu kabullenmek bile istemediğim oluyor. Ama hayatı ve başkalarını olduğu kadar, kendimi de çokça sorgulayan birisi olduğumu söyleyebilirim.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Bir zamanlar (özellikle yöneticilik yaptığım dönemler) gece yarılarına kadar delicesine çalışırken onlara yeterince zaman ayıramadığımı fark etmezdim bile. Eşim de benim gibi idealist bir kuşağın bakiyesi olduğu için bunu sorun etmedi ve çocuklara yansımasını önledi. Şimdi çocuklarım İstanbul'da; biri tıp okuyor, diğeri çalışıyor ve biz bu sefer fiziksel olarak uzağız onlara. Ancak hiç olmazsa boş vakitlerimi artırdım ve eşime daha çok zaman ayırıyorum, diyebilirim.

Teşekkürler


16/11/2009
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer