AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Orhan Güven :Bilim, ulusal değil uluslararasıdır”
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Ağız Diş Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Güven.

19 Mart 2006, Pazar

Prof. Dr. Orhan Güven :Bilim, ulusal değil uluslararasıdır”
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Ağız Diş Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Güven.

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1953 yılında Mersin’de dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi’ne 1971 yılında girdim, 1976’da mezun oldum. Aynı yıl fakülteye asistan olarak girdim. Doktoramı bittikten sonra 1980 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla Hollanda’nın Nijmegen Katolik Üniversitesi Hastanesi’ne doktora sonrası eğitim için gittim. Askerliğim 1983 yılında bittikten sonra, yine Ankara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi’ne döndüm.1985’te doçent oldum ve 1989 yılında Finlandiya Helsinki Üniversitesi’nde bir süreliğine çalıştım. Yurda döndükten sonra 1990 yılında profesör oldum. 1996’da Tel Aviv Üniversitesi’nde, 2005’te ABD’de Mayo Clinic’te kısa sürelerle çalıştım. 1995 yılından beri Türkiye Klinikleri Dişhekimliği Bilimleri Dergisi’nin başeditörlüğünü yürütüyorum. Türk Oral ve Maksillofasiyal Cerrahi Derneği’ne hem kurucu üyelik hem de 6 sene başkanlık yaptım. 10-15 bilimsel derginin danışma kurulunda görev yapıyorum. Ayrıca Europan Journal of Cranio Maxillofacial Surgery Dergisi’nin editör grubundayım.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Yurt içinden Prof. Dr. Cihat Borçbakan’ı, yurt dışından da Prof. Dr. Haus Freihofer’i örnek aldım. Borçbakan hocamın maksillofasiyal cerrahiye katkıları büyüktür. Paramedikal konularla ilgilenmemiş, hekimliği hakkını vererek yapmıştır. İki hocam da şahsiyet olarak iyi huylu, kibar insanlardı. İnşallah onlara benzeriz.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
1980 yılında Hollanda’ya gittiğimde bana, “Türk bir hoca var, tanıyor musun?” diye sordular. Hocanın ismini düzgün telaffuz edemiyorlardı. Prof. Dr. Borçbakan’ı tezlerinde kullanmışlardı ve bana onu sordular. Borçbakan’ın öğrencisi olmaktan onur duydum. Türkiye’de iyi birçok hekim var. Ama bunu çalışmalarla yurt dışına taşıyabilmek önemli.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
30 senelik meslek hayatımda gördüklerime göre, ortada su var, şeker var, un var. Ama pasta yapılamıyor. Orta Avrupa ya da ABD-’de insanlar organize. Bizde ise organizasyon bozukluğu var. Yetişmiş, nitelikli elemanlarımız var ama hekim dağılımında problem yaşanıyor. Üniversitelerde her alanda belli sayıda öğretim üyesi olması gerekir. Büyük şehirlerdeki öğretim üyesi sayısı fazla ama periferde öğretim üyesi sayısı çok az. Genç mezunlar ihtisas için periferdeki fakülteleri tercih etmiyor. Çünkü periferdeki üniversitelerde çalışmayı teşvik edici unsur yok.

Dişhekimliği mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Evet, memnunum, fakülteye severek girdim. Bizim üniversiteye girdiğimiz dönemde, puanım başka fakültelere de yetiyordu. Ama Ankara’da okuyacak olmam ve önümde iyi örnekler olması nedeniyle bu mesleği seçtim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Akademisyen olarak, çalışmalarımızı uluslararası düzeyde sergilememiz zor oluyor. Üretilen bilimsel eserler var ama Norveçli ya da ABD’li meslektaşlarımız kadar yayınlatma şansımız yok. Yabancılar, Türkiye’deki bilimsel düzeyi bilmiyorlar, tanımıyorlar. Bu nedenle bilimsel çalışmalarımızın inandırıcılığı zor oluyor. Bu, bütün gelişmekte olan ülkelerin dezavantajı.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Ulusal değil uluslararası düzeyde çalışmaları olmalı. Eğer Türkiye’de profesörlük unvanına sahipseniz, araştırma yapsanız da yapmasanız da hem maaş alıyorsunuz hem akademik düzeyiniz değişmiyor. Dünyadaki bilimsel kriterlerin Türkiye’de de olması lazım. Çünkü bilim, ulusal değil uluslararasıdır. İnanıyorum ki bizde çok iyi bilim adamları var.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Hollanda’da Nijmegen Katolik Üniversitesi, Finlandiya’da Helsinki Üniversitesi, İsrail’de Tel Aviv Üniversitesi ve ABD’de Mayo Clinic’te kısa sürelerle çalışma imkanım oldu.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Şüphesiz evet. Çünkü kriterler çok daha pozitif. Her çalışmanıza puan alabilirsiniz. Çalışmayınca da ‘niye çalışmıyorsun?’ diye sorarlar.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışı dergilerde 35, yurt içi dergilerde de 100’den fazla yayınım yayınlandı.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Her geçen yıl iyiye gidiyor. Artık uluslararası ilim çevreleriyle iletişim de daha kolay. Üniversitemiz bilimsel çalışmaları teşvik ediyor. Özellikle Rektörümüz Nusret Aras döneminden itibaren uluslararası yayını olanlara yurt dışı kongrelere katılırken belli oranda katkı yapılıyor. 30 yıllık meslek yaşantımda karşılaştığım en güzel teşviklerden biri budur. Ürettiğimizin karşılığını bilimsel olarak alıyoruz, bu özendirici bir şey.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Üniversitelerde uluslararası bilimsel kriterleri oturtmaya çalışırdım. Batıdaki gibi, öğretim üyelerinin belli bir dönemde belli sayıda eser üretmesini şart koşardım.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Ben buradan mezun oldum, doktoramı, doçentliğimi ve profesörlüğümü hep Ankara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi’nde tamamladım. Bu nedenle diğer öğretim üyeleriyle aile üyeleri gibi yakınız.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Ulaşmaya çalışıyorum ama tam olarak ulaştığımı söyleyemem. İnşallah ulaşırız. Akademik titr almakla hedefe ulaşılmış sayılmaz. Yaptığım çalışmaları uluslararası bilim çevrelerinde kabul edilebilir düzeye getirdim ama araştırmalarımı, bir ABD’li veya Alman profesörün çalışmaları kadar kabul edilir hale getirmeyi hedefliyorum. Bizim işimiz batılılara göre daha zor.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Çok fazla özen göstermiyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
1980-1981 yıllarında Hollanda’da eğitimi sonrası Almanya-Bremen’de ihtisas programına kabul edildim. Ama onu kabul etmeyip Türkiye’ye döndüm ve doçent oldum. Tekrar şansım olsa gözüm kapalı kabul ederdim.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Eskiden spor yapardım. Tenis oynuyordum fakat sakatlık geçirince bıraktım. Yüzme ve sualtı sporlarına da ilgim var.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Çok da ayıramıyorum maalesef. Bu konuda hep şikayetçiler.

Teşekkürler.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
6
1) hasan özer (öğretmen)
20.06.2016 16:37:50
Eşimde çok ciddi çene eklemi ağrıları vardı,birçok diş hekimi ve çene uzmanına gittik ancak doğru dürüst bi çözüm alamadık ancak Orhan hocamızın uyguladığı yöntem ile artrosentez oldu bu sıkıntıdan kurtulduk Elhamdülillah, kendisine teşekkür ediyoruz...
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA