AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı
    • Akademisyenlerimiz sayfasının bu haftaki konuğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı

27 Mayıs 2007, Pazar

Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı
“Ana dili gibi yabancı dil bilen, kompleksiz akademisyen, benim gözümde örnek akademisyendir”

Akademisyenlerimiz sayfasının bu haftaki konuğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1951 Trabzon doğumluyum. 1969’da İzmir Maarif Kolejinden, 1975’te Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Pediatri uzmanlığımı 1980’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğinde aldım. Yedek subaylık sonrası, 1983’te, İzmir Doğumevine çocuk hekimi olarak atandım ve iki yıl sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalına geri döndüm. Önce erişkin gastroenterolojide, sonra ABD Tulane Üniversitesi Gastroenterolojide Research Fellow ve Pediatrik Gastroenterolojide Observer olarak 26 ay çalıştım. 1989’da Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı 1991’de doçent oldum. Ülkemizin ilk Çocuk Gastroenteroloji Uzmanıyım. 1998’de profesörlüğe atandım ve 1995’den bu yana Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı Başkanlığını yapıyorum. Evliyim, eşim göz hastalıklarında öğretim üyesi, 2 kızımız var.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
İşini severek ve yaşayarak yapan, hastasını ve birlikte çalıştığı arkadaşlarını sevgi ile kucaklayan, hitabeti düzgün, belirli bir karizmaya sahip saygın kişiler ve hocalarımı örnek almışımdır.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sağlığın kontrolsuz bir şekilde özelleştirilmesinden, özüne saygı duyduğum aile hekimliğinin bu şekilde yalan yanlış uygulanmasından rahatsızlık duyuyorum. Aile hekimliğinin yetersiz bir eğitim sonrası adeta yangından mal kaçırırcasına, popülizm adına alelacele başlatılmasını, yönetim kadrosunda olanların hizmetin kalitesinden çok hizmet adı altında yetersiz eğitimli genç hekimlerle halkı karşı karşıya getirmesini, yine yöneticilerin kadroları oluştururken kendi dünya görüşünden olmayanları dışlamalarını, kendi inanç ve görüşlerini ülke menfaatinin önüne geçirmelerini içime sindiremiyorum. Özellikle eğitim konusunda üniversitelerin dışlanmasını çok yakışıksız ve yanlış buluyorum. Tüm dünyada olduğu gibi bilimsel arenada eğitim konusunda lider olan üniversitelerin dışlanması ülke adına büyük talihsizliktir. Bu kompleksten kurtulamayan ve siyasi kimliği olanlar eğitime ve sağlık hizmetine bu anlayışla katkı sağlayamazlar.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Çocuk hekimi olan babamdan etkilenmem, manevi değerlerinin zenginliği nedeniyle mesleğe yöneldim. Hiç ama hiç pişman değilim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Başarılı olmak için iyi bir ekibiniz olması gerekir. Hem kendi alanınızda hem de size yardımcı olabilecek diğer kişilerin seçimi önemli. Genelde denetim (özellikle laboratuvar branşlarında) olmadığı için yanlışları, yanlışlıkları da sizin ayıklamak zorunda kalmanız zor. Sürekli okumak gerekli. Manevi yönden de kötü haberleri aileye açıklamak ve anlatmanın zorluğundan söz edebiliriz.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Ekip veya takım çalışmasına önem veren, hep ben demeyip genç meslektaşlarını yetiştirip onlara yön veren, eğitimi hizmetten önde tutan, kılık kıyafeti ve düşünceleri ile laik, çağdaş, cumhuriyetine sahip çıkan, demokrat, hitabeti düzgün, ana dili gibi yabancı dil bilen kişilikli ve kompleksiz akademisyen benim gözümde örnek akademisyendir.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Evet. 1988-1990 arası 26 ay ABD New Orleans Tulane Üniversitesi Gastroenteroloji ve Pediatrik Gastroenterolojide Research Fellow ve Observer olarak çalıştım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
İsterdim; çünkü sistem güzel, çalışan karşılığını maddi-manevi alıyor. İşini iyi yapman önemli, kimliğin ikinci sırada. Hekim olarak eline gelen yardımcı veriler ( laboratuvar ) güvenli ve insana saygı sonsuz.

İstemezdim; çünkü ben bu ülkeye aidim. Bu ülke ve insanları için çalışıp onlara hizmet sunmalıyım. Bu ülkenin çocuklarını-gençlerini eğitmeliyim. Yanlışları düzeltip ülkemi yüceltmeliyim. Zaten öyle yaptım.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Science Citeation Index’e girmiş dergilerde İngilizce 46 yayınım var. Türkçe dergilerde tabii ki daha fazla.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çalıştığım Ege Üniversitesi ve ona bağlı Tıp Fakültesi, bilimsel ve akademik olarak her zaman ülkemiz üniversite ve tıp fakülteleri içinde ilk beştedir.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Şöyle sıralayabilirim:
1. Daha fazla öğrenciye üniversite eğitimi şansı tanır, piramit sistemi ile ilk
2 yılda başarısız olanları eler, daha az öğrenciyi daha kaliteli elemanlar olarak yetiştirdim. Başarısız olanları da meslek yüksek okullarına yönlendirirdim. Örneğin üç yüz kişinin alındığı bir tıp fakültesine altı yüz kişi alır; ilk yılın sonunda yarısını, ikinci yılın sonunda da kalanın yarısını elerdim. Son dört seneye de yüz elli öğrenci ile girerek, çalışkan öğrencilere daha kaliteli eğitim imkanı sunarak kaliteli hekim yetiştirir, öğrencileri rekabetten dolayı çalışmaya zorlamış olurdum. Şimdiki durumda tıp fakültesine girip de mezun olamayan var mı acaba? Özellikle eğitimin kalitesi iyi değil. Ayrıca maalesef popülist yaklaşımlarla açılan birçok yeni üniversitenin eğitim kadrosu da hiç yeterli değil.
2. Akademisyenlik aşamasında yapılan doçentlik sınavlarının kalitesi Tıpta Uzmanlık Sınavı’ndan daha aşağıya düştü. ‘Aman bu arkadaş Anadolu’da şu fakültede çalışıyor, oranın öğretim üyesine ihtiyacı var’ diyerek veya bazı kesimlerin kadrolaşma amacı ile hatır ve gönül araya sokarak akademisyen ünvanı almanın kolaylaştırılması ileride bu ülkeye yarar değil zarar getirir.

3. Eğitimden siyasete el çektirmek için daha çok çaba harcardım.
4. Akademisyen camiasındaki anti-laik kadrolaşma kontrol edilemiyor. Kontrol edilemez ise ülke bundan gerçek anlamda zarar görür.

Eğitim verdiğiniz bilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Kimse ile kişisel bir sorunum olmamıştır. Küsmeyi hiç sevmem. Kinlenmek gibi bir huyum hiç yoktur. İşini iyi yapan, kurumunun ve ülkesinin menfaatlerini kendi menfaatinin üstünde tutan, riyakar olmayan insanları sırtımda taşırım. Yalın, dosdoğru biri olmaya çalıştım. Evirip çevirmeyi, sözü uzatmayı hiç sevmem. Mevlana’nın dediği gibi, “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğü gibi ol” benim hayat felsefemin en önemli parçasıdır. Bu bağlamda beni seven de vardır sevmeyen de. Aslında bu soruyu meslektaşlarıma sormalısınız.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Hedeflerimin önemli bir bölümüne ulaştım. Ama daha ulaşmak istediklerim tabii ki var. Hedefleri bitirirseniz yaşamın anlamı kalmaz.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen en ilginç anınız nedir?
Asistanken İstanbul’daki bir kongrede sunduğum bildiri sonrası beni yanına çağıran Rahmetli Sezai Bedrettin Tümay Hocanın (Emekli olmasına rağmen kongreye gelmiş ve tüm sunumları izlemişti) “Evlat sen mutlaka üniversitede kal ve öğretim üyesi ol” demesini, asistanlığımda yenidoğanda çalışırken prematür bebeklere transfüzyon gerektiğinde kendi gurubumdan olanlara asistan olarak kan vermem üzerine bir ailenin bebeğinin adını Raşit koymasını, bir diğerinin “Bebeğime kan vermişsin, bu kan değil ama kan yapar” diyerek 2 şişe viski ile teşekkür etmesini, asistanken kaybettiğim çoğu hastanın arkasından ağladığımı unutamam.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Olabildiğince dikkat ediyorum. Fırsat bulduğum her gün hızlı tempoda yürüyüş yapar, yediklerime dikkat eder, senede 1-2 kez check-up yaptırırım. Tütün kullanmıyorum.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Fotoğrafçılık hobimdi. Şimdilerde köreldi, ancak yakın gelecekte vakit ayıracağımı umuyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
İnsan hayatında iki nokta çok önemlidir. Biri meslek, diğeri eş seçimi. Bunlarda keşke dememek, pişmanlık duymamak çok önemli. Ben işimde ve evimde çok mutluyum. Eşimi de, işimi de çok seviyorum. Ama keşke dediğim yeri soruyorsanız, keşke daha çok ve daha akıcı yabancı dilim olsaydı derim.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
İşimi eve taşımam. Evimde mutluyum. Aileme olabildiğince vakit ayırmaya özen gösteririm.

Teşekkürler.
28/05/2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA