AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Recep Akdur :Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur

16 Haziran 2006, Cuma

Prof. Dr. Recep Akdur :Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1950 yılında dünyaya geldim. İlkokulu Ankara’da, orta öğrenimimi İstanbul’da tamamladım. 1968 yılında Erzurum Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım. 1974 yılında fakülteyi bitirdikten sonra 1977 yılında halk sağlığı uzmanı unvanını aldım. 1982 yılında doçent ve 1992 yılında da profesör oldum. Bu arada birçok eğitim programına da katılarak eğitim ve bilgilerimi pekiştirdim. 1981-1982 yılları arasında vatani görevimi Samsun’da tamamladıktan sonra 1983-1986 yılları arasında Sağlık Bakanlığı TSH Genel Müdürlüğü’nde uzman, 1986-1991 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Sıtma Savaş Daire Başkanı olarak görev yaptım. Halen, 1991 yılında yeniden çalışmaya başladığım Ankara Üniversitesi’nde Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı olarak mesleki yaşamımı sürdürüyorum. Akademik ve idari görevlerin yanısıra UNESCO Türkiye Halk Sağlığı Eğitimi Milli Komitesi üyeliği, Türkiye Biyoetik Derneği yönetim kurulu ikinci başkanlığı, Türkiye Milli Halk Sağlığı Eğitimine Yardım Derneği ikinci başkanlığı, Türk Tabipleri Birliği genel sekreterliği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği denetleme kurulu üyeliği, Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası denetleme kurulu başkanlığı, METPLAST enjektör fabrikası yönetim kurulu ikinci başkanlığı ve HASAK ( Halk Sağlığı Kurumu Derneği) denetleme kurulu başkanlığı görevlerinde bulundum. Halen Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı Yönetim Kurulu İkinci Başkanlığı, Dirim Tıp Merkezi İşletmesi Yönetim Kurulu İkinci Başkanlığı ve Tütünsüz Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürütmekteyim.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Branşımda bire bir örnek aldığım, benzeşmeye çalıştığım bir insan yok. Ancak; Prof Dr. Rahmi Dirican ve Prof. Dr. Nevres Baykan eğitimimde önemli rolleri olan ve beni etkileyen iki insandır. Eğitimimde doğrudan rolü olmamakla birlikte, Prof. Dr. Nusret Fişek beni etkileyen diğer bir insandır.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Meslek yaşamım 30 yılı aştı. Bu nedenle de, yüzlerce anım var. Ancak bunların hiç birisi, her sorulduğunda hemen aklıma gelecek kadar beni etkilemedi. Geriye doğru düşündüğümde, en ilginç olanlarının ya da beni en çok etkileyenlerin Sağlık Bakanlığı Merkezi’nde çalışırken yaşadıklarım olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’deki sağlık ortamını, belirsizlikler, kararsızlıklar ortamı olarak değerlendiriyorum. Cumhuriyetin ilanından günümüze dek ortalama her 15 yılda bir sağlık politika ve uygulamalarında köklü değişiklikler yapılmıştır. Bir önceki uygulamanın sonuçları alınmadan/değerlendirilmeden bir diğerine geçilmiştir. Dolaysı ile de “yuvarlanan taş gibi” hiç bir uygulama yosun tutamamıştır. Hiç birisine başarılı mı başarısız mı olduğunu değerlendirebilecek kadar zaman tanınmamıştır. Özetle objektif ve bilimsel verilere dayanmadan sürekli politika değiştirilmiştir. Sonuçta belirsizliklerin hakim olduğu, hizmet alanların da hizmet verenlerin de mutlu olmadığı bir sektör yaratılmıştır.

Tıp mesleğini seçme sebebiniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini seçmemin nedeni; bir yandan yurttaşlarıma hizmet ederken öte yandan da rahat bir yaşam sürdürmek idi. Yurduma ve yurttaşlarıma hizmet verme çabam ve mesleğimden memnuniyetim devam ediyor.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Gelişmiş ülkelerde halk sağlığı uzmanları özellikle de öğretim üyesi aşamasına ulaşmış olanlar belli bir alanda uzmanlaşır ve sınırlı bir alanla uğraşırlar. Bu nedenle de, gelişmiş bir ülkenin halk sağlığı anabilim dalında 20-30 profesör vardır. Oysa bu sayı Türkiye’de 3-5’i geçmez. Bundan ötürü de Türkiye’de halk sağlığı öğretim üyeliği tıp mesleğinin en zor alanlarından birisidir. Çünkü, tıbbın birçok alanında bilgi sahibi olmayı gerektirir. Halk sağlığının birçok alanında bilgi birikimi yapmayı ve aktarmayı gerektirir. Bu durum işimizi zor ve yorucu kılmaktadır.

Bir akademisyen nasıl olması? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyenlik zor bir iştir ve salt bir geçim kapısı değildir. Başka bir söylemle salt geçim sağlamak için yapılamaz. Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir. Kendisini özgür hisseden ve özgürce üreten, yani ulusuna, insanlığa yararlı olmayı hedefleyen ve bilime katkıda bulunan birisi olmalı diyebilirim. Bu da akademisyenin her türlü maddi ve manevi baskı ve endişeden kurtulmuş olmasını gerektirir. Geçim derdinde, idari endişe ve sıkıntılar içindeki insanlardan iyi bir akademisyen olması çok zordur.

Yurt dışı mesleki deneyiminiz oldu mu?
Üç tür çalışma nedeniyle yurt dışında bulundum. Bunlardan birincisi uluslararası toplantılarda, Türkiye temsilcisi olarak bulunma şeklindedir. Uzmanlığım alanındaki çeşitli kurslara katılmak, yurt dışında bulunmamın başka bir nedenidir. Japonya hükümeti tarafından, Tokyo’da ve 1983 yılında düzenlenen “Ulusal Sağlık Yönetimi” kursu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1984’te Kualalumpur’da düzenlenen “İshalli Hastalıkların Ulusal Yönetimi” adlı kurslar bunların önemlilerinden ikisidir.
Yurt dışında bulunduğum üçüncü tür çalışmalar, ulusal ya da uluslararası kuruluşların danışmanlığı şeklindeki çalışmalarımdır. Bunlardan, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi (TİKA) adına yapmış olduğum iki danışmanlık; “1993 yılında Türkmenistan Sağlık Reformu Hazırlık Çalışmaları” ve “1994 yılında Kırgızistan MANAS sağlık Reformu Çalışması” ulusal kuruluş adına yapmış olduğum danışmanlığın iki örneğidir.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yurt dışında çalışmak isterdim. Özellikle gelişmiş ülkelerde hak sağlığı uzmanlığı ve öğretim üyeliğine atfedilen değer çok yüksek. Halk sağlığı hem daha önemseniyor hem de olanak açısından destekleniyor. Verilen hizmetleri çok net ölçütlerle değerlendirilebiliyorsunuz. Bu da başarılarınızı rahatlıkla ölçebilme, takdir görme ve de mutlu olmaya fırsat tanıyor.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Sağlığıma kendi tutum ve davranışlarım anlamında yeteri kadar özen gösterdiğimi söyleyebilirim. Bir miktar kilo fazlalığım dışında zararlı bir davranış ve alışkanlığı yok. Ancak düzenli kontroller (chek-up) anlamında çok özenli davrandım söylenemez. Bu biraz da sağlık hizmetlerine ulaşımdaki zorlukla ilgili.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Kararlarımı ince eleyip sık dokuyarak veririm. Bu nedenle de belirgin ve de kafamı fazlaca meşgul eden bir pişmanlığım yok.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Bugüne dek 17 kitap, 4 Buklet, 15 Kitap Bölümü ve 66 makale yayımladım. Bu yayımlarımdan bazıları gerçekten alanında çok iyi çalışmalardır. Bazı kitaplarımın alanında tek olduğu bile söylenebilir.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çalıştığım kurum hem bilimsel hem de akademik yönden Türkiye’nin iyilerinden birisidir.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK başkanı olsaydım, üniversitelerde bazı değişiklikler yapmak ve idealimdeki üniversiteyi yaratmak için çaba harcardım. İdealimdeki üniversitenin özelliklerini ise şöyle sıralayabilirim: Otokratik/oligarşik bir yönetimi olmayan, kendi organlarını özgürce kendisi oluşturabilen, her türlü baskıdan arınmış gerçekten özerk, öte yandan özerkliği bir amaç değil bir araç olarak algılayan, özerkliği toplumsal denetim ve görevden kaçışa, aymazlığa, umursamazlığa ve sorumsuzluğa bir örtü bir gerekçe olarak kullanmayan bir üniversite. Gerçekten bilimsel özgürlüğün olduğu, bilgi aktaran değil, bilgi üreten bir üniversite. Yalnızca anlatanlara ve dinleyenlere bir mekan sağlayan/olan değil, bir örgüt kimliğine ve hizmet üretenler ile alanların karşılıklı aidiyet duygusuna/anlayışına sahip olduğu bir üniversite. Gerçekten hak edenlerin çalıştığı/öğretim üyesi olabildiği ve gerçekten yetenekli gençlerin eğitim gördüğü bir üniversite. Başarı ölçütünün, kâr/gelir getirmek, uluslararası arenaya/emperyalizme bilgi üretmek değil, ulusuna, ülkesine ve bilime hizmet etmek olduğu bir üniversite.

Eğitim verdiğiniz klinikteki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Anabilim dalımızdaki insanlarla iyi ilişkiler kurmak için çaba harcıyorum. İyi ilişkiler içinde olduğumu da sanıyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Mesleğimde hedeflediğim yerde olmasam bile, Türkiye ortalamasına göre oldukça iyi bir yerdeyim.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Aileme yeterince zaman ayırdığımı sanıyorum. Ancak bu sorunun yanıtını onlardan almak daha doğru olur.
Teşekkürler. 12.06.2006
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA