AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Sefa Dereköy
    • Bir akademisyen bilimsel, kişisel ve sosyal yönleriyle gelişmiş olmalıdır. Akademisyen, bilimsel anlamda, alanındaki güncel bilgiyi yakalamış bir kişidir veya onu yakalamak ve uygulamak üzere bir çaba içinde olmalıdır.    

19 Kasım 2012, Pazartesi

Prof. Dr.  Sefa Dereköy

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu,  Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sefa Dereköy

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1963 yılında, aile büyüklerimin görevleri nedeni ile bulundukları Tunus’ta doğdum. İlk, orta ve yüksek eğitimimi Ankara ve İstanbul’da tamamladım. Ankara GATA Askeri Tıp Fakültesinden 1987 yılında mezun oldum. 1988-1990 yılları arasında Samsun’da pratisyen hekimlik yaptım. 1990-1993 yılları arasında Ankara GATA Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalında tıpta uzmanlık eğitimimi aldım. 1992 yılında bir ay süreyle İngiltere Londra Guy’s Hastanesinde aktif çalışma fırsatı buldum. 1993-1995 yılları arasında Sarıkamış Askeri Hastanesinde şark hizmetimi yaptım.1996-1999 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Niğde Bor Devlet Hastanesinde uzman hekim, başhekim yardımcısı ve başhekim vekili olarak görev yaptım. Bu dönemde Sağlık Bakanlığı yurt dışı bursu ile ABD Boston Harvard Tıp Fakültesi “Massachusetts Eye and Ear Infirmary”e gittim. 1999 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalına yardımcı doçent unvanıyla kurucu öğretim üyesi olarak atandım.  2002 yılında hocalarımız doçentliğe layık gördüler.  Aynı üniversitede Ana Bilim Dalı Başkanlığı, Dekan Yardımcılığı-Vekilliği ve Sağlık Bilimleri Enstitü Müdürlüğü görevlerini yürüttüm. 2008 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Başkanlığına ve profesörlüğe atanmam gerçekleşti. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Müdürlüğü ile Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevlerinde bulundum. Halen aynı kurumda Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Başkanlığını ve Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığını yürütmekteyim. Türk KBB-BBC Yeterlik Kurulu Eğitim Komisyonu üyeliği,  Balkan Ülkeleri KBB Derneği Türkiye Temsilciliği, Trakya KBB Derneği yönetim kurulu üyeliklerini yürüttüm. Tıpta uzmanlık eğitimi komisyon başkanlığı, hayvan etik kurul üyeliği, fakülte kurulu üyeliği, fakülte yönetim kurul üyeliği, Avrupa Birliği projeler koordinatörlüğünde bulundum. Çok sayıda mevzuatın, yönetmelik ve yönergenin hazırlanmasında komisyon üyeliklerinde yer aldım. Amerikan Kulak Burun Boğaz Derneği “Corresponding Fellow”uyum. TED Okul Aile Birliği Başkanlığı, Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği Başkanlığı ve yerel gazete yazarlığı yaparak bu ve benzeri sivil toplum kuruluşlarında birçok sosyal aktivite içinde yer aldım.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Aile çevremizde hep doktorlar vardı. Onlarla görüştüğümüzde, yorgun, ancak mutlu olduklarını görürdüm. Ben de onların arasındayken kendimi çok mutlu hissederdim. Tıp mesleğinin uygulanması sırasında insanlığa hizmet edilebildiğini ve bilimsel araştırmalar yapılabildiğini anladığımda daha çok etkilendim. Yani, tıp hem hizmet sunan bir sektör hem de eğitim ve araştırma uygulamalarına imkân veren bir bilimdi. Bu bana hep cazip gelmiştir.

Bu mesleği seçtiğim için çok memnunum.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Mesleğimin içinde uygulamalar yaparken çok fazla zorluk çekmedim. Nöbetçi olduğumuzda aile ve sosyal ortamlardan uzaklaşmak belki en zoruydu. Bence işimizin zorlukları sabırla çalışarak aşılabilmektedir. Ben zorluğu iş dışında, bir doktor birey olarak topluma çıktığımda yaşadım. Doktor olmak istemiş, ama başaramamış kaprisli yöneticiler ve her doktorun oldukça zengin olduğunu zanneden tüccarlar bazen bana rahatsızlık verdi.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir akademisyen bilimsel, kişisel ve sosyal yönleriyle gelişmiş olmalıdır. Akademisyen, bilimsel anlamda, alanındaki güncel bilgiyi yakalamış bir kişidir veya onu yakalamak ve uygulamak üzere bir çaba içinde olmalıdır. Kendini bilimsel yönden güncel tutma adına bir endişe yaşamalıdır. Çalışkan, üretken, dürüst, fedakârlık duyguları gelişmiş, karşılıksız vermeyi öğrenmiş, nazik ve biraz da saf gönüllü bir kişi olmalıdır. Kıskançlık hislerini yatıştırmayı öğrenmiş; başkalarının başarılarından zevk almayı bilen,  paylaşımcı ve affedici olmalıdır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Tıp Fakültesinde Gülhane, Ankara ve Hacettepe Üniversiteleriöğretim üyelerinin ortak emekleriyle yetiştik. Çok değerli hocalarımız vardı. Mutlaka birçoğundan etkilendim. Bütünüyle örnek aldığım bir kişi olmadı.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son yıllarda sağlık sisteminde yeni uygulamalarla ortaya çıkan ve birinci ile ikinci basamakta gelişen hizmet kaliteleri,  acil servislerinde gelinen standartlar beni çok sevindirmiş ve bir vatandaş olarak onurlandırmıştı.  Aynı gelişmeleri üniversite ve eğitim hastanelerinde beklerken hayal kırıklığı yaşadım. İkinci basamakta uygulanan performans sistemiyle doktorlar, fabrikada seri üretimlerde çalışan işçi konumunda görünüyor. İzin kullanmak istemiyorlar ve mesleki gelişimi sağlayan toplantılara katılım arzuları azalıyor. Eğitim kurumlarına gelince, hekimlik bir sanattır. Bu sanatla hastalarınıza bireysel manada kendinizi kabul ettirirsiniz. Bu bireysel hizmet sunum standardı ve kalitesi, eğitim hastanelerindeki performans sistemi ile kaybolmuştur. Bir hastanenin her bölümü ve bireyi ile mükemmel hizmet vermesi ve aynı standardı tutturması beklenemez. Bu önemli ayrıcalık nedeni ile uygulanan performans sisteminde, özelleşmiş ve öne çıkmış öğretim üyelerinin sürü psikolojisine tahammül etmeleri beklenmemelidir. Performans sistemi, bireysel ya da en azından birimsel anlamda uygulanırsa adalet gerçekleşir. Devlet,  kendi eliyle yetiştirdiği değerlerini göz göre göre özel sektöre hibe ediyor. En önemli gerçek, üniversitelerden ayrılan bu değerlerin artık yeni değerler yetiştiremeyeceğidir.

Üniversitelerde asistanlar, yardımcı doçent ve çoğu zaman doçentler maddi kazancı hiç düşünmeden çalışırdı. Performans düşüncesi,  asistanlara ve genç akademisyenlere süreç sırasında para kazanma düşüncesini bulaştırdı.  Onları ferdileştirdi ve ana bilim dalındaki birlik hissi bozuldu. Asistanlar bile kazan kaldırdı. Ana bilim dalının kendi içindeki kuralları ve edebi (etiği) zedelendi.  Genç akademisyenler performans kesintileri yüzünden kongrelere katılmak istemiyor ve izin kullanmamaya çalışıyor. Akademik çalışmalar hastanenin genel döner sermaye gelirine hiçbir katkıda bulunmuyor. Genel gelire katkıda bulunmayan bir çalışma şekli, genel dağılımdan nasıl pay alabilir? Bence bu uygulama adil değildir.  Yönetmeliklerde “Doğrudan gelir getirici faaliyette bulunanlara dağıtılır.” cümleleri varken; “Doğrudan gelir getirici faaliyette” bulunmayanlara, akademik faaliyetleri hesaba katılarak gelir dağıtımı yapılıyor. Yöneticilere verilen katkı payları bu makamların manevi ağırlığını yıprattı. Maddi anlamda adalet duygularının zedelenmesine yol açtı; bu da çalışma barışını ayrıca zora soktu.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içinde yayımlanmış 100’e yakın, yurt dışı dergilerde ise 30 civarında yayınım var.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Son 15 yıldır son derece değerli ve başarılı çalışmalar yapılıyor. Tıbbi yayıncılığın geldiği yer gerçekten çok iyi. Bu konudaki çabaları teşvik eden resmi motivasyon sistemleri kurulabilir ya da varsa daha fazla geliştirilebilir. Metinlerin tamamına erişilebilen ulusal anlamda bir Türkçe yayın tarama sisteminin kurulması gereklidir.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Rektörlerimizin atanma sürecini değiştiririm. Seçim döneminde göz göre göre üniversiteler bölünüyor. Birbirine selam verilmez tuhaf bir ortam oluşuyor. Doçent ve profesör gibi kalıcı statüde olanların ve akademik olarak yol almışların içinde yer alması gereken bir durumken bütün organlarıyla üniversiteyi sarsıyor. Dekan, bölüm ve ana bilim dalı başkanlarının yetkilerini artırırım. Akademik hiyerarşinin ve başarının her şeyin üzerinde olmasını sağlayacak tedbirler alırım. Belki bazı bölümler hariç üniversite öğrencilerinin siyasetle uğraşmasını yasaklarım. Üniversite ve tıp fakültesi kurulma hızını azaltırım. Mevcut tıp fakültelerini bir akreditasyon ile denetler, gerekirse yetersizleri kapatırım. Hekim öğretim üyelerinin çalışma koşullarını yerinde izler ve diğer fakültelerdekinden farklı özlük hakları geliştirmeye çalışırım. Yardımcı doçentlerin idari görev almalarını yasaklarım. Yeni kurulan yerler dışında, her idari makam için ölçüt koyarım. Tıp fakültesi öğretim üyelerinin çalışma koşullarını, diğer fakültelerin öğretim üyeleri ile karşılaştırır, gördüğüm farka göre özlük haklarında değişikliğe giderdim.  Yeni kanunla YÖK Başkanımızın ve ekibinin birçok konuya yararlı değişiklikler getireceğine inanıyorum. Biliyorsunuz, bir taslak hazırlanıyor.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Patente doğru giden bir buluş gerçekleştirene kadar ulaşamadım diyeceğim. Ancak sağlık hizmeti ve tıp eğitimine katkı açısından doya doya hedeflediğim bir meslek hayatı yaşadım. 

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Doğu hizmeti için tayinim çıktığında ve bu nedenle Ankara’dan ayrılırken “Başka bir mesleği seçse miydim?”  diye düşünmüştüm. Ama Anadolu’yu, halkımızı ve kültürümüzü tanımak çok güzeldi. Hayatı bir kez yaşıyoruz. Mutlaka hem keşke demişimdir hem de pişmanlık duymuşumdur.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Büyük kentlerde yaşayanlara göre biraz daha şanslıydım. Ancak mesai dışı çalışma gerekliliği başlı başına bir dezavantajdır. Daha çok vakit ayırmak isterdim.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Zeki karaaslan (Tekstil)
15.03.2019 20:56:44
İstanbulda yaşamaktayım.kulağımda epeydir duyma sorunu yaşıyordum.sıvı toplanması sonucu zarı kesip içindeki sıyı alarak tüp taktılar.kulak açıldı.fakat 3 gün sonra tekrar tıkandı.aynı hastaneye giderek şikayetimi arz etttim. Yapacağımız bir şey yok kontrollere gel dediler.moralim bozuldu.başka bir hastaneye gittim.iltihap olduğunu söylediler.ilaç yazdılar tekrar gittim iltihap kurumuş dediler.kulak zarım delik dediğimde binlerce insan öyle yaşıyor diye cevap aldım.yüne şifa bulamadım.ancak başka yerlerede gittim.sonuç alamadım bir arkadaşım bana çanakkalede bir profosörün olduğunu ve alanında çok iyi olduğunu söyledi.vakit kaybetmeden istanbuldan çanakkale 18 mart üniversitesi araştırma hastanesine geldim.PROF FEVZİ SEFA HOCAYI BULDUM..oysa hocanın randevuları hep dolu bir aydan önce randevu almanın imkansız olduğunu söylediler.ancak ben hocayı görmeye kararlı olduğum için her hasta girip çıktığında hocaya bir şey diyeceğimi fart etti.yanında talabeleri vardı içeri aldı nedir diye sorduğunda istanbuldan geldiğimi kulağımdan çok çektiğimi söyledim kısaca derdimi anlattım.Beni sekreterine yönlendirdi.perşembe gününe randevu almamı sağladı .tekrar istanbula dönüp çanakkaleye perşembe güne geldim.tetkiklerim yapıldı.ameliyat dedi 10 gün hastanede 15 günde şehri terk etmeyeceğimi söyledi.seve seve kabul ettim çünkü aradığım doktoru bulmuştum.benim sorunum sadece iltihap ve zar deliği değilmiş kulağımda duymamı sağlayan küçük kemikçikler varmış sanıyorum iştihap sonucu bu kemikçikler erimiş yaklaşık ameliyatım4.5 saat sürmüş benim kulağıma tozdan kemikçikler yaparak oldukça başarılı bir ameliyat gerçekleştirmiş bu değerli bilim adamı..yukarıda mülakatını okudum.bu bilim insanını biraz daha yakından yanıma imkanı buldum.bir kez daha beni ve benim gibi şifa arayan bir çok insanı şifaya kavuşturan PROP DR FEVZİ SEFA DEREKÖY hocama bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunuyorum.Aklın üst sınırlarını zorladığını biliyor be BU BİLİM İNSANIN yetiştirdiği talabelerin ÜLKEMİZE ÇOK katkılarının olacağına inancım tamdır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)