AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Volkan Baltacı
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Volkan Baltacı

13 Aralık 2009, Pazar

Prof. Dr. Volkan Baltacı
Ben akademisyeni "Tecrübe ve bilgi birikimini genç nesile karşılık beklemeksizin aktarabilen ve tüm çabasını onlara olanak yaratabilmek için sarf eden kişi" diye tanımlıyorum.



Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Volkan Baltacı

METE GENERALOĞLU-ANKARA

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
Ankara'nın Yenimahalle semtinde 1964 yılında doğdum. Babam Silahlı Kuvvetlerde görevliydi ve çok şehir gezdik, bu nedenle ilk ve orta öğrenimimi 5 ayrı okulda tamamladım. Liseyi Ankara'da bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1988 yılında mezun oldum. Tıbbi genetik uzmanlık eğitimini 1993 yılında tamamladım ve 1999 yılında bu dalda doçentlik unvanı aldım ve Şubat 2008 tarihinde profesörlüğe yükseltildim. Diğer yandan 2003 yılında toksikoloji bilim dalında doktora programını tamamladım. 1993 yılından bu yana 16 binden fazla hastaya prenatal genetik tanı testi gerçekleştirmiş olmakla birlikte, 1998 yılından itibaren ise çalışmalarımı üreme genetiği ve preimplantasyon genetik tanı alanında yoğunlaştırdım. Bu konuda çok sayıda yerli ve yabancı makale yayınladım. Sırasıyla Atatürk Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Ana Bilim Dallarında öğretim üyesi olarak görev yaptıktan sonra Baylor Collage (Houston-ABD)'ta üreme genetiği ve preimplantasyon genetik tanı alanında çalıştım. Hâlihazırda Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmakta olup, evli ve 2 çocuk babasıyım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Lise yıllarımda hangi mesleği seçsem diye düşündüğümde aklıma ilk gelen hep doktorluk olmuştur. Bunda sanırım annemin de etkisi oldu, benim doktor olmamı isterdi. Tıp fakültesinde okurken doğru bir seçim yaptığımdan emin oldum ve mesleği çok sevdim. Branş seçimim ise daha bilinçli olması gerekirken biraz şans faktörü devreye girdi, ancak şu an tıbbi genetik bilim dalında ihtisas yapmış olmaktan çok mutluyum. Fakülte yıllarımda daha çok cerrahi branşları düşünürdüm, ancak girdiğim ikinci TUS sınavı öncesi genetik yazmaya karar verdim, ne kadar isabetli bir tercih yaptığımı sonraları daha net anladım.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İşimin en zor tarafı genetik hastalıkların tedavilerinin olmaması veya en azından şimdilik olmaması. Bu bana iki yönden büyük zorluk ve sorumluluk yüklüyor. Şöyle ki, bir bebeğe genetik teşhis koyduğumda aileye hastalığın seyri ve tedavi zorluklarını anlatmak zor, hele bu ilerleyici hastalığın erken yaşlarda bebeğin kaybedilmesine yol açması söz konusu ise bu zorluk daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Diğer zorluk ise bu hastalıkların tedavi edilememesi nedeniyle prenatal veya preimplantasyon genetik tanı yapılma zorunluluğunun bulunması. Yani doğmamış bir fetusa genetik test uygulayıp onun sağlığı hakkında karar vermek. Bu karar oldukça stresli, zira sizin bu kararınıza ve verdiğiniz rapora göre gebelik devam ediyor ya da medikal abortusa gidiliyor.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen olmak hiç kuşku yok ki birtakım sorumlulukları da beraberinde getirmekte. Ben akademisyeni "Tecrübe ve bilgi birikimini genç nesile karşılık beklemeksizin aktarabilen ve tüm çabasını onlara olanak yaratabilmek için sarf eden kişi" diye tanımlıyorum. Hekim olmanın gerektirdiği çok önemli hasletleri üzerinizde taşımanın yanı sıra eğer akademisyen olduysanız buna öğrencinizin, asistanınızın, uzman ve yardımcı doçentinizin ve yanı sıra, tabiidir ki toplumun gerek bilimsel gerek sosyal sorumluluğunu üstlenmiş olmanız ve her davranış ve hareketinizde bunun bilincinde olmanız gereklidir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Tabii ki var. Aslına bakarsanız birden fazla kişiyi kendime örnek almaktan onur duyuyorum, yurt içinde Değerli Hocam Prof. Dr. Sevim Balcı ve yurt dışında beraber çalışıp, bilgi birikimi ve tecrübelerinden yararlanabildiğim Prof. Dr. Alexander Agunick.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir ülkenin sağlık sistemini optimal bir seviyeye çıkartmak ve dengede tutmak kuşkusuz ki çok zor bir iş. Dışarıdan bakınca ya da kendi bulunduğunuz yerden bakınca eleştirecek çok şey bulabilir ve birçok çözüm önerisi sunabilirsiniz. Ülkemizin sağlık sistemine yönelik olarak "Ben yetkili olsam …" diye başladığımız birçok öneri ve çözümümüz hiç şüphesiz ki iyi niyetli olmasına rağmen göremediğimiz bazı eksiklikleri ve hataları içerebilir. En ideal olan temel prensipleri koyarken sağlık sisteminin her kademesinden bol geri bildirim almak ve ülkemizdeki sağlık sistemimizin en önemli eksiği bence hasta, hekim, hemşire, yönetici ve diğer sağlık çalışanlarını gerek özel sektör ve gerek kamu sektörü olarak yeterince kavrayamamış olması ve onların beklentilerini tam olarak karşılayamamasıdır.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Evet. Hollanda'da Maastrich Üniversitesi ve ABD'de Baylor Collage of Medicine'de çalıştım. Bu ülkelerde deneyim ve tecrübelerimi paylaşma ve arttırma imkanım oldu. Baylor Collage (Houston-ABD)'ta üreme genetiği ve preimplantasyon genetik tanı konularında çalıştım ve yurda döndükten sonra ülkemizde bu konularda ilk uygulamalardan bazılarını gerçekleştirdim.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Belki kısa süreler için isterdim, ancak uzun vadeli mesleki ve sosyal hayatımın mutlaka yurt içinde olmasını isterim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışı dergilerde 40'tan fazla yayınlanmış bilimsel makale ve çalışmalarım mevcut. Yurt içi dergilerde 20 kadar makalem, bir adet kitap ve 5 adet kitap bölüm yazarlığım mevcut. Bunun dışında ulusal ve uluslararası kongrelerde çok sayıda konuşmam ve görevlerim oldu.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Genetik bilim dalı tıbbın cihaz parkı bağımlı alanlarından biridir. Çalışmakta olduğum kurum bir vakıf üniversitesi ve bu nedenle birtakım ekonomik sıkıntılar söz konusu. Ancak tıp öğrenci eğitimimiz, asistan eğitimimiz ve diğer faaliyetlerimizi eksiksiz yerine getirmek için gerekli şart ve ortamı sağlamış bulunmaktayız.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Tabii ki ilk uygulamam ülke içindeki akademik kurumların öğretim üyesi, öğretim olanakları ve donanım yönünden eşit duruma kavuşturulması yönünde düzenlemeler yapmaya çalışmak olurdu. Akademisyenlerin özlük haklarına yönelik tüm üniversitelerde daha eşit ve benzer şartların oluşması için gayret sarf ederdim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Meslek hayatım boyunca değişik dönemlerde farklı hedeflerim oldu. Bunların bir kısmına ulaşabilmekle birlikte, bir kısmına ulaşamadım. Belirtmem gerekir ki bundan pek mutsuz değilim, zira önünüze yeni hedefler koymazsanız, gerekli mesleki hırsı içinizde hissedemezsiniz. Bu da üretkenliğin düşmesi demektir.

Mesleğiniz ile ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Herhalde bu meslekte her meslektaşımın unutamadığı bir veya daha çok anısı olmuştur. Ben iki ayrı anımı anlatacağım, biri buruk, diğeri hoş: Cerrahi stajımı yaptığım sırada henüz dikiş atmayı öğrenmiştim, asistanımızla beraber annemin ayağından küçük bir lezyon eksizyonu yapmıştık. Dikiş atmayı öğrenmiştim ama ne zaman almak gerektiğini öğrenememişim ki 1. hafta dolarken annemin sütürlerini aldım ve yara yeri yeniden açıldı, enfeksiyon tedavisi, tekrar yara iyileşmesi vb. sevimsiz uzun bir süreç yaşamıştık, neyse ki bu talihsiz deneyimim bir hastamda değil, annemde olmuştu… Diğer anımı meslek hayatım boyunca hiç unutmadım ve hoş bir hediye olarak hep hatıramda sakladım ve saklamaya devam edeceğim. Hem kendisi hem eşi genetik hastalık taşıyıcısı bir çift daha önceden üç kez bebeklerini bu hastalık yüzünden henüz yenidoğan döneminde kaybetmişler ve bana başvurduklarında derin üzüntü ve moral bozukluk içindeydiler. Onları yeni bir bebek için yüreklendirip prenatal tanı ile takip ettik ve Yüce Yaradan bu çifte bu kez sağlıklı bir bebek nasip etti ve ben bunun vesilesi olmanın mutluluğunu yaşamıştım. Ancak bende derin iz bırakan asıl sürpriz sonradan olacaktı… Bebeğin doğumunu takiben yaklaşık bir ay süre ile yurt dışındaydım. Aile bebeğin ismini benim koymam için beklemiş ve bana ulaşamadıkları için neredeyse bir ay bebeklerini isimsiz tutmuşlar… "Deniz" bebeğe uzun ömürler diledim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Maalesef insanoğlu sağlıklı olmanın kıymetini yaşı ilerleyince idrak ediyor. Bize emanet edilmiş olan vücudumuzu ne kadar iyi korursak, onunla o kadar uzun ve bir o kadar da kaliteli zaman geçirebiliriz. Hekim olarak genelde kendi sağlığımıza değil hastalarımızın ve çevremizdekilerin sağlığına daha fazla odaklanıyoruz. Açıkçası şu an ki idrak durumumla gençlik yıllarımda olsam sağlıklı beslenmeye ve sportif bir yaşam tarzına dört elle sarılırdım.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum, dönem dönem bu aktivitem dalgalanmalar gösteriyor ve zamansızlıktan dolayı kopukluklar oluyor. Ancak ileride daha fazla zaman ayırmayı istiyorum. Gezmeyi, değişik yerler görmeyi (özellikle motosiklet sırtında) çok seviyorum. Bir de mutfakta eşim ve çocuklarım için değişik doğaçlama yemekler pişirmeyi çok seviyorum, ancak koşuşturmalı bir hayatta bunu oldukça seyrek gerçekleştirebiliyorum. Sakin bir yerde oturup birkaç saat kitap okuyabilmenin verdiği huzur da son yıllarda en değerli keyiflerimden.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hem o kadar çok oldu ki... Bunlar daha fazla insan ilişkilerimle ilgili konularda. Birini kızgınlıkla ya da farkında olmadan kırdığımda mutlaka derin bir pişmanlığım olur ve telafi etmeye çalışırım. Ancak belirtmeliyim ki, günlük pişmanlıklarımın dışında hayati ve büyük bir pişmanlığım çok şükür olmadı.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Bu soruya evet, cevabı verebilmeyi sanırım herkes çok ister, ama maalesef genellikle cevap hayır şeklindedir. Bizim mesleğimiz'de ailenize yeterince vakit ayırabilmek çok zor, ama aile ile geçen zaman özellikle çocuklara ayrılan zaman yeterli olmasa bile mutlaka ve mutlaka kaliteli ve dolu olmalı. Her iki eş çocukların kişilik gelişimleri ile ilgili çok büyük sorumluluk sahibi ve bu tek taraflı olabilecek bir konu değil. Ben bu konuda çok şanslıyım zira eşim çocuklarla oldukça dolu ve donanımlı zaman geçiriyor: Benim eksik kalan taraflarımı o kapatıyor.

14/12/2009
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA