AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof.Dr. Enver Hasanoğlu: Akademisyen full-time ve sözleşmeli olmalı
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enver Hasanoğlu

26 Şubat 2006, Pazar

Prof.Dr. Enver Hasanoğlu: Akademisyen full-time ve sözleşmeli olmalı
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enver Hasanoğlu

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1946 yılında Kerkük’te doğdum. İlk ve orta eğitimimi orda bitirdikten sonra, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girip, 1969 yılında mezun oldum.1969’da Hacettepe’ye girdim. 1973’te çocuk sağlığı uzmanı oldum. 1975’te pediatrik nefrolojiye geçtim. 1977’de Glasgow Üniversitesi’ne giderek pediatrik nefroloji alanında çalıştım. 1978’de tekrar döndüm ve Hacettepe’de doçent oldum. Ondan sonra 1980’de İhsan Doğramacı’nın isteğiyle Kayseri’ye gittim. Erciyes Üniversitesi’nin özellikle de tıp fakültesinin oluşumunda çok büyük rolüm oldu. 1984’te Erciyes’e dekan oldum. 4.5-5 sene orada dekanlık yaptım. Herhalde bir şey yaptık ki beni getirdiler Gazi’ye. O zaman YÖK isteğiyle oluyordu bunlar. Gazi’de dekanlık teklif edildi. Gazi, ben Ankara’da okurken çok kötü durumdaydı. Eğitimler barakalarda veriliyordu. 1992 yılında kanun değişti rektörlük için seçim şartı geldi. Seçimlerde 12 aday çıktı ve en yüksek oyu alarak, ben seçildim. YÖK’ten de birinci gittim ve rahmetli Özal beni rektör atadı. 1996’da ikinci seçimden de birinci çıktım ve bu kez de Demirel atadı beni. Bunların haricinde bir çok dernek kuruluşunda, yönetiminde görev aldım, yöneticilik yaptım. Birçok derginin editörlük görevini yürütüyorum. Yarım gün Gazi’de, yarım gün Başkent’te çalışırım. Evliyim. Eşim de benim devre arkadaşımdır. Pediatri profesörüdür. Bir oğlum bir de kızım var.

Tıp dışında uğraştığınız hobileriniz var mı?
Bir ara sporla, kayakla uğraştım. Çok iyi Osmanlıca, Arapça bilirim. Hat sanatıyla meşgul olurum.

Branşınızda, pediatride kendinize örnek aldığınız bir duayen var mı?
Olmaz olur mu? İhsan Doğramacı. Çok etkisinde kaldım. Doğramacı ayrı bir fenomendir. Kıymeti yeni yeni anlaşılıyor. Onu örnek almaya çalışırım.

Başınızdan mesleğinizle ilgili geçen ilginç anılarınız var mı?
Hekimlikle ilgili değil de idarecilikle ilgili bir anım var. Biraz komik olduğu için anlatacağım. Ben cekete hiç alışamadım. Senelerdir de beyaz önlük giymedim. Bir ağustos ayı çok sıcak, kravatım da gevşek, Türkan hanım da benim özel kalemimdir. 17 seneden beri birlikte dekanlık, rektörlük gider geliriz. İçeride yoruldum dışarı çıktım, Türkan hanım oturuyor. Bir bey geldi. Benim de kravatım gevşek öyle duruyorum. Türkan’a “Rektör beyle görüşmek istiyorum” dedi. Kız şaşırdı, ne diyeceğini bilemedi. Ben durduğum için meşguldür diyemiyor veya bir dakika sonra diyemiyor. Şaşırdı, ben de “buyurun beyefendi” dedim. Adam “Siz değil rektör bey” dedi. Bende “mevcut bu” dedim. Ondan sonra tabii toparladı, “Hocam benim bildiğim rektör böyle kafası açık olur, göbekli olur” dedi. Yani kendini toparlamaya çalıştı.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hükümetler, devlet bir şey yapmaya çalışıyorlar. Fakat sistem bozuk. Geçen hafta Bakü’ye gittim. Tıp fakültesi olan üniversiteleri dahil hiçbir şey yapamıyor. Hepsi Sağlık Bakanlığı emrinde. Türkiye’de de hepsinin bir çatı altında toplanması lazım.

Benim mezun olduğum zaman bebek ölümü yüzde 120 idi. Şimdi binde 20-22‘ler civarında. Yani iyiye gidiyor. Tabii daha hızlı gidemez mi? Gider ama bir organizasyon kesinlikle şart. Sigorta sisteminde ölü yatırımlar çok. Ama buna rağmen düzelecek, daha iyiye gidecek. Eğitim de hiç politika yapmıyorum. Hangi öğretim üyesine sorarsanız sorun “Yüksek öğrenimde reform ihtiyacı var” diyor. Yani üniversitenin tadı yok, gelen belli değil, giden belli değil. O genç öğretim üyeleri, doçent, yardımcı doçentlerin hepsi kötümser ve hevesleri kaybolmuş. Bunlara bir motivasyon getirmeli.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir?
Eğitimci bir aileden gelirim. Babam ve ablalarım öğretmendi benim. Ama ortaokuldayken hep tıp derdim. Bugün sabah bu soruyu ben çocuklara sordum. Dördüncü sınıftayız ders anlattım, sonra “17 yaşında olsanız tekrar tıp yazar mısınız” dedim. Bir grup “hayır” dedi. Ben olsaydım yine yazardım. Yine diyorum çünkü, tıp hakikaten güzel bir şeydir. Hasta ile uğraşmak güzel şeydir. Hele böyle müspet neticeler aldığın zaman sevinirsin, mutlu olursun.

Peki, işinizin en zor tarafı ne sizce?
Bir defa nankör bir meslektir. Yenilikler çok oluyor, çok sık değişiyor. Şimdi dönüp baktığım zaman 30 sene önce yazdığım reçetelerde ne yanlışlar yapmışım görüyorum. Onun için devamlı kendini yenileyeceksin. Okuyacaksın. Tabii bu da pahalıya mal oluyor. Şimdi kitaplar, mecmualar, internet falan gelişti. Yeni nesil daha şanslı. Bizim zamanımızda çok daha sıkıntıydı. Üniversitede kalmak isteyen arkadaşlara ben şunu söylerim: Baban zengin olacak, bunu hobi olarak yapacaksın. Bir kongreye gidiyorsun 6 ay cebini düzeltemiyorsun. Anlatabildim mi? Yani o maddi sıkıntıları vardır. Bunlar zor taraflarıdır.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir kere full-time çalışacak. Ya üniversiteyi tercih edecek ya da muayenehaneyi. Fakat bu maaşla da akademisyenleri full-time çalıştıramazsınız. Yani yeterli maaşı vereceksiniz. Öğretim üyeleri sözleşmeli çalışacak. Benim öyle hocalarım vardı ki işe gelir ya da gelmez belli değildi. Ama şimdi aynı üniversitelerde çalışıyorum, hocalık yapıyorum. Aynı kişiler cumartesi günleri bile geliyor. Yani çalışanın gözü dışarıda kalmayacak. Onun için devlet öğretim üyelerini tatmin edecek. Öğretim üyesi hasta bakacaksa burada bakacak. Başka türlü yolu yok.

YÖK başkanı olsanız neyi değiştirirsiniz?
Bir defa YÖK yasasını yeniden yaparım. Hükümetle diyaloğu koparamazsınız. Çünkü, yükseköğrenimin üç ayağı vardır. YÖK, hükümet ve Cumhurbaşkanı. Bunların arasında iyi bir diyalog kuracaksın. Bütün seçimleri kaldırırım. Rektörlüktür, anabilim dalı başkanlığı gibi. Bunlar kalkacak. Ne olacak peki? Hükümet ve politikacılar, seçim denilince, rektörlük seçimiyle diğer seçimleri karıştırıyor. Ama seçim kavramı var ya zannediyorlar ki demokrasi budur. Bu antidemokratik bir şeydir. Görüyorsunuz rektör seçimlerini. O bilgisayar dağıtıyor, o İngiltere’ye göndereyim bana oy ver, öteki bilmem ne yapıyor. Ondan sonra bir gecede 70 tane yardımcı doçent atanıyor. Geliyor, onlar oy veriyor. Birinci seçilen atanmıyor, Cumhurbaşkanı 3. sıradan birisini atıyor. Tüm bunlar kesinlikle kalkmalı. Seçim zamanı üniversitelerde 6 ay iş yapılmıyor. Bir komite kurulur, Cumhurbaşkanlığı genel sekreteri, Başbakanlık müsteşarı, mesela TÜBA’nın başkanı, TÜBİTAK’ın başkanı, eski YÖK başkanı, TOBB’un başkanı gibi bir komite oluşur. A üniversitesinde seçim vardır. Enver Hasanoğlu adayım der. O komite senin boyuna, kilona, geçmişine vs. her şeyine bakar. 3 tane adayı seçer, Cumhurbaşkanı’na gönderir. O da içlerinden birini atar. Bu kadar kargaşaya, bu kadar bölünmeye neden olmaz. İnsan subjektif olur. Ben 2 seçim geçirmiş insanım. Hep bir küskün taraf çıkıyor.

Muhakkak sözleşmeli çalışmayı getirirdim. Demokrasiye, özgürlüklere ben karşı değilim. Ama bu kadar da sorumsuzluk olmaz ki. Gelen belli değil, giden belli değil. Hiçbir kuvvet, doçent olduktan sonra devlet üniversitelerinde çalışanlara hiçbir şey yapamaz. İster çalış ister çalışma. Böyle bir sistem mi olur?

Yurtdışındaki mesleki deneyiminiz ne kadar sürdü?
2 sene sürdü. Onun haricinde her sene 2-3 defa kongrelere falan giderim. Mesela, bizim bir Fin Türk Pediatri Dostluk Derneği’miz vardır. Finlandiya’ya 3 senede bir gideriz, orda konferans veririz. 3 senede bir onlar gelir. Şimdi onların sırası. Bu tür iş birliklerimiz devam ediyor.

Yurtdışında görev yapmak ister miydiniz?
Biz Türk’üz. Bilirsin, öğrenirsin, bir şeyler yaparsın, ilişkiler kurarsın ve o ilişkileri de devam ettirirsen şahsen ben istemezdim. Hele bu yaştan sonra bana milyarlarca Türk parası değil de dolar bile versen gene gitmem. Devamlı çalışmak hiç aklımdan geçmedi. Fırsatlar çıktı birkaç sefer ama burası daha işime geldi.

Kendi sağlığınıza yeterli özen gösteriyor musunuz?
Valla işte bu yaşa geldim. Doğum tarihime göre 3 ay sonra yaşım 60. Büyük bir problemim olmadı. Sigara içmem, kötü alışkanlığım yok. Gece hayatım yok. Ufak tefek bir şeyler çıkıyor. Mesela Morton nöroma çıktı. Mayısa kadar hapla, iğneyle idare edeceğim. Yetmezse 17 Mayıs’ta ameliyat olacağım. Zamanım yok. 19 Mayıs cuma gününe geliyor. 4 gün yatar, pazartesi kalkarım diye.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel değerlendirmeleriniz nedir?
Gazi iyi bir ivme kazandı. Çok da iyi yerde. Şimdi rekabet çıktı. Mesela İbni Sina var, Hacettepe çok gelişti. Başkent maşallah, diğer hastaneler var. Bunlarla rekabet etmek lazım. Rekabet edebilmek içinde yeni aletler, yeni bir şeyler getirmen lazım. Gazi’nin tıp eğitimi de fena değil. Öğrencilerimiz genellikle TUS’ta yedinci, sekizinci sırayı tuttururlar.

Mesleğiniz de hedeflediğiniz noktaya ulaştınız mı?
Bir teğmenin bütün ideali paşa olmaktır. Akademik hayata girdiğin zaman, öğretim görevlisi olduğun zaman, bütün idealin profesör olmaktır. Ben Allah’a şükür 38 yaşında profesör oldum. Profesör oldum, dekan oldum, anabilim dalı başkanı oldum, rektör oldum. Yani olmadığım bir şey kalmadı. Muayenehanemi çalıştırdım para kazandım. Adımla yayınlar yaptım, adam yetiştirdim. Kısacası her şeyin hevesimi aldım yani mutluyum ve Allah’a şükrediyorum.

Yurtiçi ve yurtdışı dergilerde kaç tane yayınınız var?
180 tane kadar var.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Pişmanlık demeyim de bazen böyle içimde bir burukluk olur. Özellikle oğlumla ilgili. Kızla ilgilendim de oğlanla pek ilgilenemedim. Gazi’ye dekan olarak, Kayseri’den buraya geldiğimde 1988 yılının ekim ayıydı. Oğlanın iki kolej arasında bir yatay geçişi vardı ve bir sıkıntı olmuştu. Ortaokulunu hiç hatırlamıyorum. Lisenin sonlarını hatırlıyorum. Bunları düşündüğüm zaman tabii üzülüyorum. Oğlanda bunu iyi kullanıyor laf aramızda.

Teşekkürler.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
9
1) ali (doktor)
11.04.2018 12:42:27
bize az çektirmediniz
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA