Sağlık Bakanı Müezzinoğlu'na 'cahil' diyen doktor için 2 yıl hapis istendi
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na yönelik yaptığı konuşma nedeniyle hakkında 2 yıl hapis istemi ile dava açılan doktora meslektaşlarından destek yağıyor. 150 kadar doktor, meslektaşları Dr. Murat Bolat'ın işlediği iddia edilen suçu kendilerinin de işlediğini, bu nedenle kendilerinin de yargılaması için mahkemeye başvurdu.
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu'na 'cahil' diyen doktor için 2 yıl hapis istendi
27 Nisan 2015 15:40 - HÜRRİYET DİNÇER GÖKÇE

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu ile aile hekimleri arasında yaşanan ‘nöbet’ krizi adliyelik oldu. Aynı zamanda Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası (Birlik ve Dayanışma-Sen) genel merkez yöneticisi de olan Doktor Murat Bolat (43) geçtiğimiz ocak ayında İzmir’de aile hekimlerini yaptığı eylemde bir konuşma yaptı. İzmir Aile Hekimleri Derneği ve İzmir Tabip Odası’nın destek verdiği eylem 10 Ocak günü İzmir İl Sağlık Müdürlüğü önünde yapıldı. Eylemde bir konuşma yapan Dr. Murat Bolat, Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’nun aile hekimlerine yönelik yaptığı açıklamaları eleştirdi.

BAKAN’A ‘YALANCI’ SUÇLAMASI
Dr. Bolat, Bakan Müezzinoğlu’nun aile hekimleri ile ilgili yanlış bilgileri paylaştığına işaret ederek “Sadece bir noktanın altını çizeceğiz. Cumhuriyet tarihinin en cahil ve yalancı Sağlık Bakanı ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğini vurgulamak istiyoruz. Kendi sağlık çalışanının mesai saatlerini bilmeyen, biliyorsa da bilerek çarpıtarak basına demeç veren bir bakanla karşı karşıyayız. Bunun adı ya cehalettir ya yalancılıktır. Kendi sağlı çalışanlarının yasal olarak hakkı olmadığı halde özelde çalışmakla itham eden bir Sağlık Bakanıyla karşı karşıyayız. Bu iftiracılıktır yalancılıktır" dedi.

2 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
Yapılan eyleme Dr. Bolat’ın konuşması da polislerce tutulan tutanakla imza altına alındı. Daha sonra İzmir Emniyet Müdürlüğü tarafından Dr. Bolat hakkında hazırlanan fezleke İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Yürütülen soruşturma sonrası Savcı Sinan Taşkın, Dr. Bolat hakkında “Kamu görevlisinde karşı görevinden dolayı alenen hakaret” suçlaması ile iddianame hazırladı. 3 aydan 2 yıla varan sürede hapis cezası istemi ile hazırlanan iddianameyi İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi kabul etti. Dr Bolat’ın yargılamasına ise haziran ayında yapılacak ilk duruşma ile başlanacak.


‘BENİ DE YARGILAYIN’ BAŞVURUSU
Dr. Bolat soruşturma sürecinde verdiği ifade söylediği sözlerin ‘fikir özgürlüğü ve hak arama hürriyeti’ kapsamında olduğunu savundu. İlk duruşma için geriye sayım sürerken,   Dr. Bolat’ın meslektaşları da destek eylemi başlattı. Çeşitli sendika ve meslek örgütlerine bağlı 150 kadar doktor da “Dr. Bolat’ın işlediği iddia edilen suçu ben de işledim beni de yargılayın” diye davanın görüldüğü mahkemeye başvuruda bulundu.

TÜKENMİŞLİK SENDROMU PATLAMASI
Birlik ve Dayanışma-Sen Başkanı Dr. İlknur Çabuk, meslektaşları Dr. Bolat hakkında açılan davada birçok üyelerinin de kendilerini ‘ihbar’ ettiğini söyledi. Sayıları 22 bini bulan aile hekimlerini bir dizi sorunu olduğuna işaret eden Dr. Çabuk, birinci basamak sağlık çalışanlarından yüzde 49,1’inin şiddete maruz kaldığına dikkat çekti. Dr. Çabuk, Aile Sağlığı Merkezleri’nin eski sağlık ocağı sistemine döndürülmek istendiğine işaret ederek “Koruyucu sağlık hizmetlerinin sağladığı tedavi ve ilaç maliyetleri de yeniden yükselişe geçecek” dedi. “Aşırı iş yükünden, nöbetlerden ve defin nöbeti, adli tıp nöbeti gibi angarya işlerden dolayı sağlık çalışanlarında tükenmişlik sendromu patlaması var” diyen Dr. Çabuk “Bu durum sağlık çalışanlarının da birbirine şiddet uygulaması sonucunu doğuruyor” dedi.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
29.04.2015 10:56:32
Sayın Bozaren kardeşim , meslektaşım

Birbirimizi anlamanın vaktidir.Size katılıyorum.Uslubunuz bu niteyi zaten yantıyor.Teşekkür ediyorum.

Gördüğüm sorunlar bazıları , inançları , kavramları , oy bahenesiyle hakları ve fırsatları kendi lehine , ülke manfaatlerine uymayan biçimde kullanıyor.

Ülkemizin sağlıkta iş yükü ( on yılda %300 arttı!) , gereksiz ve fazla işlem , artan maliyet , dışa bağlımlı( %80 oranında!), üniversitelrde liyakat , mezuniyet sonrası ve öncesi "nitelikli "eğitim hakkı gibi sağlık sistemi sorunları var.Mevsut son on yıllarda uygulanan uygulamalar ile fazla iş yükü oluştu , oluşturuldu.Akla ziyandır.Ekonomiye ziyan !Gereksiz işlem ve iş yükü dışarıya bağımlılık demektir.Son on yılda ilaç tüketimi %100 arttı.

Bunlar ülke menfaaatlerini zorluyor.Gereklilik ve niteliği ancak örgütlü toplum , süphe duyan ve sorgulayan toplum sağlayabilir.İnsna fıtratı gereği bu böyle !Bunu görelim.

İhlal edilen temel hak ve ihtiyaçlarıdır.Aile hekimleri bu iş yükü için bir tepki veriyor.Alt yatan kötü , niteliksiz sağlık sistemidir.Buna vurgu yapıyorum.Burada biat kültürü , hegemonya bu süreçte bir araç.Araç bilimde olabilir iknada , kabülde , demokraside olabilir.Eleştiri hakkı ve imkanı olmalı.Cehalet kelimesine de tahammül edeceksin.Bak sen milyar dolarlık sağlık harcamalrını on yılda skiz dokuz kat artırıyorsun.İş yükünü üç kat artırıyorsun.Ama bununiçin yeterli zaman imkan eğitm hakkı sağlıyormusun? PErsonel sayısı yetersiz söylemi varken bu iş yükünü bu kadar feyfi artıramazsın.HErkes daha çok sağlık olsun istiyor ama işi yapanlarında bir sorumluluğu var.İşin bir nitelikli zaman ve ortam sorunu var !

O zaman neden ? Neden diye sorarlar ! Neden ? Bu işin doğası bu.Tahammüllü olacaksın.Açık olacaksın.Hesap vereceksin.Başka yolu yok.Önemli olan toplumun ve insanların temel ihitiyaçlarını karşılanmasını görmek.Siyasetçi bununiçin kamusal ihitiyaçlar için siyasesete soyunur , soyunmalı.Tahammülü olacaksın.Hesap vereceksin.Zira kamunun haklarını kullanıyorsun ,kendi malını değil , babanın malını değil !

İnsanları temel ihtiyacı var.Bu güvenli ve nitelikli iş ve çalışma ortamı , temel ihtiyaçları karşılayacak ücret ,kendini ifade ve temsil hakkı.Bunları kaşılıyormuyuz buna bakıyorum.

Dediğiniz gibi inkar kelimesi aslında şüphe anlamında kullanılıyor."yazınıza bir itirazım da olacak; bilim inkara değil, şüpheye dayanır" Doğrudur.

Yine dediğiniz gibi "hepimizin dini inançlarımız, siyasi görüşlerimiz vardır ve gayet tabiidir ki, birbirimizden farklı farklı olabilir."Bu cümle benim için önemli.Kimse kimseye inançlarından ötürü hakareket edemez , etmemeli , daha önemlisi bugünlerde yüzleştiğimiz bir sorun var ! ,evet daha önemlisi ; kimse kimseyi inançlarından ötürü "fırsat" ," hak" ," imkan" ,"ilişki kurma önceliği ve hakkı" tanıyamaz , tanımamalı.

Sanıyorum bu konu ülkemizde sorunlu ve siyaseten kullanılıyor.Kimisi de kendi menfaatleri için kullanıyor.Bunu suistima edenler en çok zarar verenlerdir.Son yıllarda çıkarmamız gereken ders sanıyorum budur.Zira kartlar yeniden dağıldı.Güç dengeleri modifiye edildi.Kullanılan insan , bu kural değişmedi.Bişeyleri kullanma kültürü ise hiç bitmiyor.Fıtrat bu olsa gerek ve her zaman "örgütlü şüphecilikle" , "açıklık hesap verme kültürü ile" göz altında tuttulmalı.Bilimsel yöndemlerden.

Kısa yazamıyorum.

Zira A'dan Z'ye birikmiş sorunlarımız lahana gibi bizi sarmış durumda.Bir kat soyuyorum matruşka gibi baka etkilenim içinde başka sorun alttan kendini gösteriyor.Nezaketiniz ve samimiyetiniz için teşekkür ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum
Dr.Mücahit Altuntaş
İç hastalıkları uzmanı
29/04/2015
People
0
2) bozeren (uz dr)
28.04.2015 22:19:30
sn Mücahit Altuntaş kardeşim;
önceki yazımda sizi hedef alan herhangi bir imada bulunmadım.
konumuz sağlık olduğu doğru ama, biat gibi dini bir terimi olumsuzu çağrıştırır şekilde yazınızda siz kullandınız. ben de duruma itiraz ettim. kıymetli yazılarından her zaman istifade ettiğimiz siz değerli arkadaşımızın bunu amaçlamadığı kanaatindeydim ve, herkese örnek olan kibar olan üslubunuza yakıştıramadığım için, (belki biraz da acele olarak) itirazımı yazmış oldum.

müsaadenizle, bu konuda birkaç cümle etmek isterim; biat kavramı üzerinden yapılan eleştirilerde genelde inançlara saygı sınırı aşılır, bilirsiniz. benim duyarlılığım da bu yönde..
bazı kesimlerin dini terimlerden biri olan biat kelimesini, biat kültürü diye banallaştırıp aşağılamaya çalışmasının ciddi ölçüde ardniyet içerdiği açıktır. din istismarı gibi, aynen burada da, bizim hür irademizin istismarını amaçlayan bu niteleme, dini açıdan, beni her zaman rencide etmiştir. dine yönelik bu tür aşağılamalı nitelemeler, toplumumuzun yozlaştırılması ve duyarsızlaştırılması sonucu uluorta kullanılır hale gelmiştir. ama, bizim gibi kararlı insanların, gayretlerimizle bu yanlışlığı düzelteceğimize eminim. sizin de kastınız olmadığına eminim. sadece bilinçsiz kullanmamanızı istedim.

ayrıca, yine müsaadenizle, yazınıza bir itirazım da olacak; bilim inkara değil, şüpheye dayanır. ancak bu, bilim adamlarının da inkarcı olmalarını öncelemez. hepimizin dini inançlarımız, siyasi görüşlerimiz vardır ve gayet tabiidir ki, birbirimizden farklı farklı olabilir.

salavat ile kasdettiğim, olumlu yönde yapılan hizmetlerdir. mesela, halkın hizmete ulaşabilmesi vb.. gerçi diyeceksiniz, bu halk hizmetten anlamıyor, bizim üstümüze saldırıyor, bu da doğru. hem genel yozlaşma ile, hem de birden aşırı rahatlamanın iyi sindirilememesi sonucu gelişen durumlardandır bu. sosyolojik evrimin Galapagos'udur Türkiye. her türlü sosyolojik katmanın birarada bulunup beraberce evrildiği bir ülkede taşların yerine oturması biraz problemli ve zor olabilir.. dolayısıyla biz sağlıkçılar açısından, hükümetin bu konudaki management'ı oldukça yetersiz ve hatta yanlış olmaktadır, ben de dahil, tüm itiraz noktalarımız bu yöndedir. dolayısıyla, yazımdaki "salavat" sözü, olumlu anlamda hizmettir. "şeytan taşlama" da, bu hizmetin her türlü engeli ile ( paraleller, Ergenekon vb.. ile) mücadele edilmesidir.

bahse konu olan yazı ile ilgili kanaatimi de belirteyim; nice oyunları bozmuş olan halkımızın oylarıyla seçilen yöneticilere yönelik aile hekiminin sözlerini kesinlikle tasvip etmiyorum. bu üslup medeni insanlara yakışmaz.

bu benim yazdığım en uzun yazılardan biri oldu sanırım. genelde uzun yazıları okumam. size de biraz daha kısa yazmanızı rica ederim. bu konuda da itirazımı mazur görmelisiniz sn kardeşim. inanın beynim o kadar yorgun ki.. hem tükenmişlik sendromu, hem de edin(diril)miş çaresizlik sendromu ile boğuşa boğuşa bu günlere kadar dayanabildim. devam edebileceğimden
emin değilim.
People
0
3) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
28.04.2015 15:35:19
Sayın bozeren (uz dr)

Biat kelimesini dikkat edin hegemomonya ile birlikte kullanıyorum.Bonus değil bütünlük vermek için !

Acıamagerçeğin sayın Yeşilçimen yazmıştı.Güzel ve yerinde kullanmak istiyorum."Bilim inkâra, din ise imana dayanır"

Biat kültürü diye bir deyim var.Konumuz sağlık ve ilintli olan kavram bilimse biz bu dili yani soru , sorgu, eleştiri dilini kullanacağız.

Siz salavatla neyi kastediyorsunuz ?Rica ediyorum yazın.Sağlıkla ilintli yanını yazın.

Sayın Bozern lütfen açık kimliğinizi de yazın.Doğrusu budur.Rumuzla bahsettiğiniz sizin benzetmenizle yazıyorum "salavat" olmaz.Açık fikirlerinizle ve kendi kimliğinizle yazın.

Yazının bütünü için konuşun ve anlam ve kelime cımbızlamayın.Bakın ne diyorum ve ne ile ilişki kuruyorum!

Sağlıkta son on yılda iş yükü %300 artmış !

Siz lütfen bu iş yükü artışının nedenlerini , mantığını , usule uygun olup olmadığını yazın.Mevzu budur.

YAzıda geçen mevzu ve ilintii bu kadar iş yükünün kabül etmek , yada dayatmak sorunu var.

yani ?

"Dr. Bolat soruşturma sürecinde verdiği ifade söylediği sözlerin ‘fikir özgürlüğü ve hak arama hürriyeti’ kapsamında olduğunu savundu. İlk duruşma için geriye sayım sürerken, Dr. Bolat’ın meslektaşları da destek eylemi başlattı. Çeşitli sendika ve meslek örgütlerine bağlı 150 kadar doktor da “Dr. Bolat’ın işlediği iddia edilen suçu ben de işledim beni de yargılayın” diye davanın görüldüğü mahkemeye başvuruda bulundu.

TÜKENMİŞLİK SENDROMU PATLAMASI
Birlik ve Dayanışma-Sen Başkanı Dr. İlknur Çabuk, meslektaşları Dr. Bolat hakkında açılan davada birçok üyelerinin de kendilerini ‘ihbar’ ettiğini söyledi. Sayıları 22 bini bulan aile hekimlerini bir dizi sorunu olduğuna işaret eden Dr. Çabuk, birinci basamak sağlık çalışanlarından yüzde 49,1’inin şiddete maruz kaldığına dikkat çekti."

Bu olanlar sağlıkta empati ve eşgüdümün bozulmasına işaret ediyor.Arka planda iş yükü var! On yılda akıl , bilim, usul dışı iş yükü artışı !

Dayatma var.Çok açıktır.Başka bir gerekçe olamaz.Buna vurgu yapıyorum.Burada bu sorun kamusaldır yani ?, üniversitelerin , derneklerin ve meslektaşlarımın hepsini sorumluluğu vardır.Yani kültür sorunu !

Tekrar olacak ama yanlışın dayatılaması sorunu var.Havadan gelmiyor bunlar.Kazayla yapılmış yanlışlar da değil öyle olsa şu performans sistemi bunca yanlış ve çarpıklığıyla bu günlere kadar gel(e)mezdi.Alt katman sorunlarımızı anlamadan bunları çözemeyiz.Gerekçeli mantığıyla ifade ediyorum.

Güzel ve yerinde kullanmak istiyorum."Bilim inkâra, din ise imana dayanır"Bilim ve bilimsel yöntemin kurallarıyla hareket etmek durumundayız.Bu kadar yanlış bilimle mümkün değil.Ancak biat kültürüyle anlamak mümkün.Yanlışın gerekçelerine işaret ediyor.

Dr.Mücahit Altuntaş
İç hastalıkları uzmanı
28/04/2015
People
0
4) bozeren (uz dr)
28.04.2015 14:10:47
biat kötü bir kelime değil ki arkadaşlar, niçin bu kelimeyi kötü bir vurgu ile kullanıyorsunuz? biat, tepeden baskı ile yapılan bir şey değildir; kişinin "evet, bu durumu oyluyor ve onaylıyorum" demesidir. biat, beyinsiz insanlar tarafından yapılmaz, akıllı, bilen, düşünen, kendi kararını kendisi verebilen insanlarca yapılır. iradi bir olaydır.
bu arada, baştakilerin eleştirilecek pek çok yönleri var ama, böylesi yanlış kelime kullanımı ile yapılan eleştiriler, konunun bilenlerince ciddiye alınmıyor ve yapılan tüm eleştiriler boşa gidiyor.
güzel Türkiyemizde, şeytan taşlamaktan salavat getirmeye zaman kalmıyor.
People
0
5) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
28.04.2015 09:27:05
Biat ve hegemomonya kültürü mü , cahalet mi?

Soru ve açıklamalara ihitiyaç var.

Arkadaşlar , meslektaşlarım

Sağlıkta son on yılda iş yükü %300 artmış !

Bu iş yükü artışı personel sayılarımızda açık var. , uzman açığımız var diyen anlayış için , ayrıca sağluk sisteminde hem iş yükünü bu kadar çok artırıp üzerine malpraktis yasası hasta hakları gibi , şikayet hatları gibi sağlık çalışanını rencide edebilecek daha da zorlayacak çalışmalar yapmanın bilimsellikle , gelişmişlikle , medeniyetle ilişkisi olamaz.

Geriye ne kalıyor ?

Bir ülkede bu yukardaki temel göstergeler dışında acilllere bir yılda müraacaat ülke nufüsunu aşıyor !Akla bilime usule aykırı !

Sağlıkta şiddet artışından dolayı meclis araştırma komisyonu kuruluyor.Şiddet artışı neyin göstergesi !Sağlığın mı?Bu mu sağlık ortamı !Empati ve eşgüdüm kaybını ifade ediyor !

Üniversiteler toplu istifalar , TUBAda toplu istifalar , büyük üniversitelerde zarar göstergeleri ödeme güçlükleri oluyor.SUT fiyatlaması bir süre özel hastane ve üniversiteleri zor durumda bırakıyor !

Bakın Medimagazinde çoğunlukla hem eğitimli hem bol rumuzlu ifade ediyoruz ve yine çoğu hatta tulum diyebilirim sağlık sisteminden şikayet eden bir sürü çalışan düşüncelerini dile getiriyor.Gerek sağlık çalışaları gerek haftanın yazarları sağlık bakanlığının açıklamalarının tam tersine sağlık ortamındaki olumluğu memnuniyeti değil neredeyse tulum çok olumsuz olan değerleri dile getiriyor.

Ama bu göstergeler siyasilet tarafından sadece biz sağlık çalışanlarının özverilerini fedakarlıklarını taktir ediyoruz ile karşılanıyor.Kimsenin bu taktirlere ihtiyacı yok.Düzenlemeye , bilgi aktarımı , iş ergonomisi , yeterli sürede muayene , bilimsel kriterleri olan performans değerleri, bilginin kayıdı ve sevk sistemi olan , iş yükünün insanca düzenlenmesine ihtiyacı var.

Çalışma ve eğitim koşullarının malpraktis ve hasta haklarının düzenlemelerini ve ihtiyaçlarını karşılayacak " SAĞLIK ORTAMINA " ihtiyacı var.

Bunları ,sağlık sisteminde yaşanan , burada yaşanan , yazılan , konuşulan her türlü veriyi görmemek ne demek oluyor ?

Hem malpraktis yasasını hem hasta haklarını çıkarıp hekim ve sağlık iş yükünü üç kat artıramazsınız ! Cehalettir.Önce sağlıklı nitelikli iş yükünü kurgularsınız.Sonra bu düzenlemelere meşruiyet kazandırırsınız.Yoksa defansif tıp diye bir kavram oluşur.

Bilginin kayıdı ,sevk sistemi ve bilgi aktarımı , iş ergonomisini kurmak için sağlıkta empati ve eşgüdümü sağlamanız şartır.İş yükünü akılca , insani , bilimsel hale getirmeniz şarttır.Sağlıkta ticarileşme ile , sağlığı doktor gitme olarak algılatan uygulamalarla bunları birlikte yapamazsınız.Bunları yapmadan alt yapı eksiklikleir olan yeni üniversiteler açarak sağlıkta gereksiz iş yükünü karşılamaya çalışmak CEHALETTİR.Nitelik sorunu oluşturacaktır.Derhal sağlıkta özerk ve karşılıklı denetleme ile giden bilimsel , şeffaf , liyakat özellikleri olan düzenlemeler yapmak zorundasınız !Aksine sağlık ortamı biat kültürü ve hegemonya ile giden siyasallaşama gösteriyor.Liyakat sorunları bunları yansıtıyor.

Sağlıkta nitelik , yerindelik , usul , iş yükü , eğitim yükü gibi kavramları önce sağlık çalışanı , hekimler , dernekler , üniversiteler , sendikalar , siyasiler edinmeleri gerekiyor.

Yoksa sağlıkta şiddet artar , maliyet artar , mesleki tatmin ve verimlilik azalır.Bunları görmemek kötü niyet yoksa cehalete giriyor.

Sağlık çalışanı ve hekim olarak ifade ediyorum.

Dernekler ve üniversitelr neden sağlıkta iş yükünün bu yasalarla artırılmasının siyasi adap ve idarecilikle , bilimsellikle , uslulle ilişkili olmadığını söylemiyor yüksek sesle ifade etmiyor.

Neden bu performans sisteminin akıllara zarar , kamuya zarar , bütçeye zarar , hizmeti alanlara zarar , hizmeti verenlere zarar uygulamalar olduğunu yüksek sesle deklere etmiyor !

Biat ve hegemomonya kültürü mü , cahalet mi?

Dr.Mücahit Altuntaş
İç hastalıkları uzmanı
29/04/2015
People
0
6) pratisyen (aile hekimi)
28.04.2015 09:25:57
bende aynı fikirdeyim.bence söyleyen kişi genel cahillikten değil aile hekimliği sistemindeki bilgisizliğini kastediyor.1. basamaktan bihaber her gördüğünü hastanecik yapmaya meraklı bakanımız bu iş çorbaya dönmeden önce artık durmalı.
People
0
7) h.u (dr)
27.04.2015 21:30:23
Burada hakaret de yok itham da. Doktor direk tanı koymuş bence.
People
0
8) m. murat (eskiden doktordu)
27.04.2015 17:54:04
Hiç kimse eleştirilmez değildir. Hakaret değil itham var.
People
0
9) m. murat (eskiden doktordu)
27.04.2015 17:52:29
Burada hakaret yok. İtham var. Yersiz veya haklı itham tartışılır...
People
0
10) osman fatih (uz.dr)
27.04.2015 16:15:04
farklı düşünmek ve bir yanlışı veya hatayı güzel bir dille ifade etmek insana yaraşır, ancak karşıdaki kim olursa ister bakan ister temizlik görevlisi hakaret ederek ne elde edilebilir?
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)