YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Dunning-Kruger EtkisiProf. Dr. Dilek ÖZCENGİZ

Çukurova Üniversitesi Anestezi ve Reanimasyon AD Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Dilek ÖZCENGİZ

02.05.2011, Pazartesi

Tüm Yazıları

Cornell Üniversitesinde çalışan iki psikolog “ Dunning-Kruger Etkisi” adlı çalışmaları ile 2000 yılında Nobel ödülü aldılar. Bu etki, bizim Türkçe’de kısaca kifayetsiz muhterisler dediğimiz cahil cesaretidir aslında. Araştırmacılar, 45 üniversite öğrencisine bir test yaparlar ve sınavda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini isterler. En az başarılı olanlar soruların maksimum yüzde 10 kadarına doğru yanıt verirler. Ama “Sınav nasıl geçti?” sorusuna ise testin yüzde 60’ını doğru yaptıklarını söyleyerek yanıt verirler. Öte yandan soruların yüzde 90 kadarına doğru yanıt veren başarılı öğrenciler ise alçakgönüllü bir şekilde soruların ancak yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini söylerler.

Bu had bilmezler, işlerinde çok iyi olduklarını anlatacaklardır. Bir yapıp bin gösterecek ve tüm kısa yol tuşlarını kullanacaklardır. Öte yanda da keşfedilmeyi bekleyen, üreten ve bununla yetinmeyip kendisini hep eleştiren ve yolda geliştiren insanlar bulunmaktadır. Yöneticiler de bu keşfi yapacak düzeyde değilse tevazu sanki hırs eksikliği ve yetersizlik gibi algılanacaktır. Ne de olsa yöneticiler de aynı yoldan geçmişti. Öyle çok çalışmaya, üretmeye ne gerek var ki; önemli olan az yap, çok göster mantığıdır. Böylece bu kifayetsiz muhterisler hızla yükseleceklerdir.  Sonra ne mi olacak?

Bu kifayetsiz muhterisler her yerde karşımıza çıkacaktır. Her işi yapabileceklerini sandıkları için de yönetim kademelerine de talip olacaklardır. Şu veya bu şekilde de yukarıya doğru tırmanacaklardır. Karar verme yetisi olmayan muhteris, bunun farkında olmadığı için kendisini her şeyin üstünde görecek ve elini sürdüğü her işi de mahvedecektir.  Aynı durumda iki kurum olduğunu varsayalım. Birisini yetkin bir yönetici yönetirken, diğerini de bu kifayetsiz muhterisler yönetsin. Sizce durum ne olur? Sorunun cevabı pek açık değil mi? Kifayetsizler, kurumları batırırlar, ama bunu fark bile etmezler. En iyi, en başarılı, en muhteşem onlardır; asla da hata yapmazlar! Onlara göre beşer şaşar. Ama şaşan beşer ne halse sonuçta hep onlardır. Bakın etrafınıza ne kadar kifayetsiz muhteris var. Trajik olan bu kifayetsizlere bolca yetki veren, onları denetime tabi tutmayan ve insanları mutsuz etmesine  göz yuman sistemdir. 

Dunnig-Kruger etkisini üniversitelere uyguladığımızı varsayalım. Böyle biri rektör oldu; bizim ülkede olmaz da, hani oldu diyelim. Rektörün elinde de 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası bulunsun. Hani bulunmaz ya! Diyelim ki kurum zararda, yanlış işler yapılıyor. Dunnig-Kruger’e göre yüksek olasılıkla mümkündür. Sen de eline bir yetki daha ver, vicdanına bırak, bekle bakalım ne yapar diye. Aman ha bizim lehimize olacak denetimleri de asla yapma! Benim kanaatimce bu kifayetsiz muhterisler aynı zamanda da zangalak gibi de oldukları için durum muhtemelen pek de iç açıcı değildir. Pekâla soruyorum, ortaya çıkacak tüm olumsuz sonuçların hesabını kim ödeyecek? Bunu da mı bize ödeteceksin? Hem cahil cesaretine izin vereceksin hem de faturanın bizlere çıkmasına da seyirci kalacaksın! “Gölge etme başka ihsan istemem” demek istiyorum ama nafile! Durumdan anladığım kadarıyla senin de ulu çınar olamayacağın, olsan olsan zangalak olacağın aşikârdır.

Rica ederim arkadaşlar, “zangalak” ne argodur ne de kaba bir söz. Kendileri bir ağaç olup, odunu yanmaz, gölgesi olmaz ve meyvesi yenmez!

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) mevlüde yaner (hemşire)
10.05.2011 22:49:47
Hocam zamzalak ağacı birilerin ekip dikmesiyle sulayıp gübrelemesiyle yetişen bir ağaç değildir.Olur olmaz yerde çıkan hiç bir işe yaramayan cubpalak kuşlarının bile tomurcuğunu yediğinde pişman olan bir ağaç türüdür O KADAR GÜZEL BİR BENZETME YAPMIŞSINIZ Kİ KALEMİNİZE SAĞLIK.
Ne yazık ki, malesef kendini ulu ceviz ağacı zanneden o kadar çok zamzalak varki insan kahroluyor.
People
0
2) refika (dr)
06.05.2011 14:09:25
Hocam , kaleminize sağlık.
Mükemmel bir analiz. Hepimize düşen, yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışmak ve kifayetsiz muhterislerin de farkında olmak sanırım.
People
0
3) Aydın (Dr.)
06.05.2011 09:46:37
Hocam yüreğinize sağlık.Yine halimizi ortaya koyan güzel bir yazı.Teşekkürler...
People
0
4) demir demir (uzm dr)
03.05.2011 21:51:19
muhteşem bir yazı..medimagazinin işte böyle yazarlara ihtiyacı var..şu deontoloji profesörü gibi olanlara değil..
People
0
5) Mustafa (Doktor)
03.05.2011 17:05:34
Sayın hocam,
Hem güzel yazınız hem de nazik cevabınız için ben size teşekkür ederim. Size bu yazıyı yazdıran özel koşulları bilemiyorum ama "kifayetsiz muhteris"ler hakikaten her yerde karşımıza çıkabilen ve bulundukları yerde hem bireylere hem de içinde bulundukları kurumlara ağır zararlar verebilen kişiler. Yazınız da bu nedenle ilgimi çekmişti zaten.
People
0
6) ŞABAN KAYACI (ESNAF)
03.05.2011 15:47:34
Bu yazı aslınca pek çoğumuzun hayata dair en önemli şikayetini izah etmek adına çok önemli. Yazıyı daha fazla açmayada gerek yok, okumak zahmetinde bulunanlar ne denmek istediğini rahatça anlayabilirler. Etrafımızda hayatımıza dair en önemli kararları alanların "zangalak" olması ne acı..teşekkürler
People
0
7) cemil (uz dr)
03.05.2011 13:14:24
hocamıza çok teşekkürler. muhteşem bir yazı ve düşündüklerimizi dile getirmiş. Zannederim büyük düşünürlerden birinin sözü vardı der ki o düşünür mealen; önemli olan zangalakların çokluğu değil bizim onlarla birlikte yaşama zorunluluğumuz dahada kötüsü onların ekseri kısmının yönetici durumunda olması .Allah hepimize sabır versin.
People
0
8) Bedia Deringöl (Fizyoterapist)
03.05.2011 11:55:16
Yazınızı çok beğendim.Narsisizmin de toplumda giderek arttığını ve insanların kifayetsiz oldukları halde egolarının ne kadar şişmiş olduğunu görüyorum.Neredeyse bir' zangalaklar' toplumuna dönüşüyoruz..Zangalaklara yetki vermeye devam edilecek mi?
People
0
9) Dilek Özcengiz (Dr.)
03.05.2011 11:52:47
Mustafa Bey,yazıyı gönderdikten sonra ben de IgNobel yazmadığımı fark ettim. Hatta bir düzeltme yazmayı düşündüm, siz bu yanlışı düzelttiniz. Çok çok teşekkürler...
People
0
10) Cengiz TAŞÇI (Dr, Nükleer Tıp Uzmanı)
03.05.2011 10:36:38
Değerli Hocam,
Yazınız muhteşem. Bu durumları günlük hayatta hep tanımlardık ama bu kadar güzel ve bilimsel bir tanımlamayı yazınızdan okuyunca taşlar yerli yerine oturuyor. Kaleminize sağlık.

Sevgi ve saygılarımla..

Dr Cengiz TAŞÇI
Gaziantep
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)