YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Halimiz AhvalimizProf. Dr. Dilek ÖZCENGİZ

Çukurova Üniversitesi Anestezi ve Reanimasyon AD Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Dilek ÖZCENGİZ

18.11.2013, Pazartesi

Tüm Yazıları

Sağlık sistemindeki değişikliklerin en büyük etkisinin tıp fakültelerine olduğunu söylemek yanlış olur mu acaba? Türkiye’de bir şekilde yürüyen ve bazı kesimlerin mutlu bazılarının ise çok mutsuz olduğu bir sistem var. Genel durum hakkında bir şeyler söylemek elbette mümkün ama ben tıp fakültelerini yazacağım.

 

Dünyanın değişik yerlerinde farklı uygulamaları olmakla birlikte, tıp fakültelerinin temel görevi eğitim ve araştırmadır. Daha önce de zaman zaman ifade etmişimdir, ben önce öğretmenim. Tüm akademisyenlerin de böyle olduğunu düşünüyorum. Öğrenme aşkı değil mi bizleri buralara getiren? Kim bilir kaç gece uykusuz geçti. Öğrenmek, görgü ve bilgimizi artırmak için nelere katlandık. Kıt kanaat artırdığımız ya da borçlanarak edindiğimiz paralarla yurtdışlarına gittik. Küçük çocuklarımızı bıraktık, büyümelerini kaçırdık. Neden? Çünkü bizden ileride olanların bilgisine ulaşmak istedik. Gerçekten de bugün Türk Tıbbı’nın geldiği yer bu fedakârlıkların sonucudur. Öğrenmek yetmedi, öğrettik de isteklisine. Asistan ve öğrenci eğitiminde eksik noksan olabilir. Ama yol almadık mı? Elbette hasta da bakacaktık, baktık da. Çünkü materyalsiz eğitim olamazdı. Çalışmalar yapıldı, sonuçta şu veya bu kadar yol aldık. Elbette gidilecek yol çok, çünkü ilerlemede sınır yok.

 

Gün geldi, hizmet hastanelerinde uygulanan model bize de uygulanmaya başlandı. Tüm gün deli gibi bir koşturmaca! Ne için mi? Birinci, bilemediniz ikinci basamakta çözümlenebilmesi gereken hastalıklar tıp fakültesi hastanelerine taşındı. Oysa tıp fakültelerinde üçüncü basamak hastalara bakılmalıydı; öğrenci ve asistan eğitimlerine ve araştırmalara katkı sağlayacak hastalar gelmeliydi. Yavaş yavaş kantarın topuzu kaçtı! Aklına esen hasta, yoldan geçerken bir de tıp fakültesine uğradı.

 

Tıp fakültesi sağlık araştırma ve uygulama hastaneleri varoluş nedenleri dışında çalışmaya başladı. Tüm gün hasta hasta... Almayalım diyen yok ki! Ama bu arada ders anlatacak hoca ya ameliyatta ya da poliklinikte hasta bakıyor. Yavaş yavaş akademiden uzaklaşmaya başladık ve galiba sadece hekim yanımız öne çıkmaya başladı.

 

Çılgın hasta trafiği içinde ne araştırma olur ne de eğitim. Ama bazılarımız bunu çok sevdik. Öyle ki bazı yönetimler tıp fakültesi hastanelerini özel hastane sanıp, adını bile değiştirdiler. Hastane X!

 

Benim bildiğim, tıp fakültesi olmak daha kıymetlidir. Tüm bunlara rağmen borçlar arttı ve hastanelerimize gitgide yoğun kalabalıklar akın etti. Ama bizim eğitim ve araştırma için zamanımız daha da azaldı.

 

Nasıl düzelecek?  Tıp fakültelerine gelecek hasta profili değiştirilmelidir. Devlet, tıp fakültesi hastanelerini kâr getirecek yerler olarak görmemelidir. Gerekirse eskiden olduğu gibi ekonomik kayıpları da göze almalıdır. Öğretim üyesi seçimi yapılırken, nitelikten asla taviz verilmemelidir. Akademik kurul yapıları dikkatle gözden geçirilmelidir. Ana bilim dalı başkanları elbette ana bilim dalı kararlarını yansıtır ama her zaman öyle midir?

 

İki öğretim üyesinden müteşekkil bir ana bilim dalında hele de arada gerilim varsa, yeni öğretim üyesi alınmasına kim karar verecektir? Kadrolar gelecek akademik yapının daha nitelikli olmasını mı, yoksa başka hesapları mı içermektedir? Bazı yönetimler, öğretim üyelerine birer oy veya kendisinden yana kalkacak bir el olarak bakıyor olabilirler mi?

 

Üniversitede bilim yaparken, en çok oy alan görüşü mü kabul edeceğiz, yoksa gerçekten bilimsel olanı mı? Benim ana bilim dalım derken acaba buna hakkımız var mı? Bilimsel hesaplardan ve yasalardan başka işimize gelen her kurala açık mı olacağız? Demek istiyorum ki, üniversitelerde birilerinin çıkarına göre değil, gelecek kuşaklara göre planlar yapılmalıdır.

 

Eğer senin adamın, benim adamım mantığı devam ederse ülkemizde bilimin geleceği oldukça karanlıktır. Kadro ilanları o ana bilim dalının en az 30-40 yılını etkileyecektir. Bu nedenle kadro ihtiyaçlarının belirlenmesi çok önemlidir. Kadrolar daha az nitelikli ama şu veya bu tarafa hizmet ederse geleceğimiz gerçekten karanlık olacak. En kısa zamanda yeni bir yapılanmanın oluşturulması şarttır.

 

Tıp fakültelerinin varoluş nedenleri ilgili mercilerce sorgulamalıdır. Ama ben yaptım oldular, ince gelecek hesapları, bu hesaplara hizmetler kurumu bitirir. Kaldı ki geldiğimiz nokta artık eski alışkanlıklarımızla sürdürülebilir bir durumda değildir.

 

Diliyorum ki, daha geç olmadan hem bizler hem de yasa koyucular bu durumu görürüz. Yarın çok geç olabilir!

 

Saygılarımla...

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Mete Ay (doktor)
23.11.2013 14:46:50
Yazılanlara katılmamak mümkün değil. Zaten yıllardır konuşulan ve yazılan şeyler. Yani artık bunların ötesine geçmek lazım ama nasıl? Çuvaldızı kendimize de batıralım. Uygulamada ne yazık ki bu sistemi besleyen de biziz aslında. Bu sistemi düzeltecek olanlar, bu görüşleri savunan eğitim veren hocalarımız kendi hastanelerinde kendine özel performansa sıcak bakarken ve daha nasıl çok kazanırız ( puan yaparız), nasıl kendimize daha menfaat sağlarız diye idarelere, YÖK'e vb yerlere öneriler sunarken bu nasıl olur ki? Bu öneriler sunulurken herkes sadece kendini düşünürken eğitimi düşünmeye fırsat mı kalıyor? Bölüme ve kişiye özel performans ayarlamaları yapılmadan iş yapmayız zihniyetleri ile hangi eğitim iyileştirmesinden bahsederiz ? Bu sistem içinde rol model olarak görülen ve böyle bir misyonu olan hocalarımız bu tavırlarların asistanlara ve öğrencilere verdiği eğitimin bir parçası olduğunun farkında değiller mi? Bu zihniyetin sadece sistemi beslediğini ne zaman göreceğiz? Özlük haklarımız ve maaşlarımız için hep birlikte tavır alarak eğitiminde değerlendirildiği ve maaşımızı çok aşmayan bir performans değerlendirmesi üzerine konuşmayı bıraktık mı artık? Artık bilinenleri tekrar etmeyelim harekete geçelim ama kendimiz için değil mesleğimiz için
People
0
2) Deniz Ali İltüzer (Acil Tıp Uzmanı )
23.11.2013 10:48:27
Değerli Hocam, ellerinize, kaleminize sağlık.
People
0
3) r.h (dr)
21.11.2013 12:33:52
Bazı hocalarımızın ve meslektaşlarımızın DOKTORLARIN İÇİNDE BULUNDUĞU VAHİM DURUMU ANLATMA ÇABALARINA rağmen hala durumun farkına varamayan tepkisiz doktorlara yazıklar olsun
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer