YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Üniversitelerde Soruşturmacıların SorumluluklarıProf. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

22.12.2008, Pazartesi

Tüm Yazıları
Üniversitelerde üst yöneticilerin öğretim üyelerini hizaya getirmede en çok kullandıkları yollardan birisi de soruşturma açmadır. Beklendiği gibi bu amaçla açılan soruşturmalarda etik ve hukuki sınırlar zorlanmakta, bazen de gücün verdiği sarhoşlukla etik kurallar ve mevzuat dikkate alınmamakta ve soruşturma usulleri sık sık ihlal edilmektedir.

Oysa bugüne kadar yeterince işletilmemiş olsa bile soruşturmayı açanların ve soruşturmada görev alanların (disiplin amirleri, soruşturmacı, bilirkişi, tanıklar, disiplin kurulu üyeleri) birçok sorumlulukları bulunmaktadır. Soruşturma sürecinde yapılan işlemler usule uygun değilse disiplin suçu yanında Türk Ceza Kanunu’na göre görevi ihmal ve kötüye kullanma suçu oluşturabilmektedir. Aşağıda soruşturma süreci içinde suç oluşturabilecek tutum ve davranışlara örnekler verilmiştir:

Soruşturma açma aşamasında (a) ortada suç oluşturan bir fiil olmasa da, bir suç yaratılarak soruşturma açılması, (b) sonunda ceza verilemeyeceği bilinse bile psikolojik baskı unsuru olarak kullanmak amacıyla soruşturma açılması, (c) soruşturma yazısında soruşturma açılma nedeninin açıkça yazılmaması, (ç) soruşturmacı seçiminde özensiz davranılması, soruşturma açılan öğretim üyesine husumeti bulunan bir öğretim üyesinin soruşturmacı olarak belirlenmesi.

Soruşturma aşamasında (a) soruşturmacının soruşturmaya hiçbir gerekçe olmadan geç başlaması, (b) soruşturmanın mevzuatın gerektiği biçimde yürütülmemesi ve savsaklanması, (c) soruşturulandan suçunun ne olduğu açıkça belirtilmeden savunma istenmesi, (ç) tanıklardan aynı anda istenebilecek ifadelerin zamana yayılarak soruşturmanın gereksiz yere uzatılması, (d) soruşturmada disiplin amirinin istediği sonucu elde etmek amacıyla tanıkların eksik ya da yalan beyanda bulunması, (e) yalan ya da eksik beyanların farkında olmasına karşın soruşturmacının bu ifadelere göre karar vermesi, (f) bilirkişinin konuyu makul olmayan biçimde yorumlaması ya da çarpıtması, (g) disiplin amirinin makul bir gerekçe söz konusu olmadan soruşturmacıya ek süre vermesi, (h) soruşturma dosyasının eksik hazırlanması ve zamanında teslim edilmemesi, (ı) ceza önermeyi gerektiren bir suç bulunmamakla birlikte ceza önerilmesi, (i) keyfi olarak uygunsuz (daha hafif ya da daha ağır) bir ceza önerilmesi, (j) disiplin amirinin soruşturmacıyı yönlendirmesi (bunu sağlamak için söz dinleyecek bir öğretim üyesi soruşturmacı olarak belirlenir).

Karar aşamasında (a) soruşturma dosyasındaki eksikliklerin disiplin amiri tarafından görmezden gelinmesi, (b) disiplin kurulunda karar alınması gereken bir cezanın kurul kararı olmaksızın atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, (c) son savunmasını vermeden önce soruşturulanın soruşturma dosyasını görme isteminin reddedilmesi, (ç) soruşturma tamamlandıktan sonra süresi içinde karar verilmemesi, (d) soruşturma sırasında bilgi toplanmayan ve savunma istenmeyen konularda ceza verilmesi, (e) kanaat kullanma sınırının aşılarak keyfi karar alınması, (f) son savunma alındıktan sonra uyduruk ya da soruşturmayla ilgisi olmayan bir gerekçeye dayandırılarak disiplin amirinin karar vermeyi ertelemesi, (g) kararın soruşturulana bildirilmemesi.

Yukarıdaki örneklerde sıralandığı gibi soruşturmanın uygun bir şekilde açılmaması, yürütülmemesi ya da sonuçlandırılmaması; yetkisini kötüye kullanan disiplin amiri, soruşturmacı, tanık(lar), bilirkişi(ler) ve disiplin kurulu üyeleri için bir disiplin suçu oluşturması yanında, Türk Ceza Kanunu’na göre de altı aydan başlayan hapis cezası ile cezalandırılabilen suç oluşturabilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında görevi kötüye kullanma suçunun; kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ya da görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesi nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız kazanç sağlanması ile oluştuğu tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi soruşturma süreci içinde kamu görevinin gereklerine aykırı davranılması ve görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterilmesi, kişilerin mağduriyetine yol açıyorsa görevi kötüye kullanma suçu olarak değerlendirilebilecektir.

Disiplin amiri ve soruşturmacı sınırsız yetkiye ve istediği gibi karar verme yetkisine sahip bir kamu görevlisi değildir. Görevini mevzuat içinde yürütmek zorundadır, mevzuata uymayan ve mevzuat sınırlarını keyfi olarak zorlayan disiplin amiri ve soruşturmacı yaptıklarından dolayı hukuki sorumluluk taşımaktadır.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer