YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Üniversitelere Rektör AtanmasıProf. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

03.12.2007, Pazartesi

Tüm Yazıları
Ülkemizde en çok tartışılan konulardan birisi de üniversitelerde rektör atamalarının nasıl yapılacağı konusudur. Rektörlük atama sürecinde üniversitede yapılan seçimde en çok oy alan 6 adayın arasından seçilen ve Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen 3 adaydan birisi Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanmaktadır. Dıştan bakıldığında basit bir süreç imiş gibi görünse de üniversitede öğretim üyesi olmayan bir kişinin üniversitelerde rektör atamaları konusunda yanlış yorumlarda bulunması kaçınılmazdır.

Oysa bu süreç (içinde yaşayanların çok iyi bildiği) iç içe geçmiş sorunlar yumağı taşımaktadır. Üstelik bir üniversitedeki atama için doğru olan diğer atama için yanlış olabilmektedir. Örneğin en çok oyu alan adayın rektör olarak atanması her zaman demokratik bir sürecin işlediğini göstermemektedir. Özellikle görevde olan bir rektörün rektör adayı olduğu ya da görevde olan bir rektörün açıkça desteklediği bir öğretim üyesinin aday olduğu bir seçimin demokratik olup olmadığı tartışmalıdır. Seçim sonucunu etkileyecek sayıda yeni öğretim üyesinin alınması ya da oy verme sözü alındıktan sonra kadro verilmesi adayların alacağı oy sayısını etkilemektedir. Çünkü üniversiteye öğretim üyesi alınmasında en önemli belirleyicinin (gelişmekte olan üniversitelerde tek belirleyici denmesi yanlış olmaz) rektör olması, rektörün kadrolaşma çabası içine girmesine neden olmaktadır. Bu amaçla mevzuatın sınırları zorlanmakta ya da keyfi uygulamalara başvurulmaktadır. Bunlardan birisi de alınmak istenen kişinin yalnız adının açıkça yazılmadığı öğretim elemanı alım ilanlarıdır. Alınmak istenen öğretim üyesinin sahip olması gereken özellikler belirtilerek bir yandan ilan edilen kadroya başvurabilecek kişi sayısı çok aza bazen de bire indirilebilmekte, bir yandan da yönetim kurullarının ve dekanın yetki kullanması sınırlanmaktadır.

Bunun bir örneği benim de öğretim üyesi olduğum Celal Bayar Üniversitesinin 17.08.2007 tarihli Sabah gazetesinde çıkan ilanıdır. İlanda bazı yardımcı doçent kadrolarına başvurabilecek adayların tezlerinin hangi konuda olması gerektiği (“Doktorasını Yavaş nötronların Tesir Kesiti üzerine yapmış olmak”, “Doktorasını Akarlar Sistematiği konusunda yapmış olmak” gibi) belirtilmektedir. İlk seçimde oy kullanacak olan bu öğretim üyelerinin hangi adaya oy vereceklerini (bu göreve başladıklarının ertesi günü de olabilir) tahmin etmek güç değildir.

Keyfi uygulamalar ve atama sürecinde yaşananlar nedeniyle birçok öğretim üyesi giderek rektörlerin seçim olmaksızın doğrudan atanmasının daha doğru olduğunu düşünmeye başlamışlardır. Fakat atamayı kimin ya da kimlerin yapacağı çok önemlidir. Örneğin rektörün seçim olmaksızın doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanması sorunu çözmekten çok daha ciddi sorunlar yaratma potansiyeli taşımaktadır.

Kişisel düşüncem her hangi bir üniversite ile ilgili en doğru kararı yine o üniversitenin öğretim üyelerinin vereceği esasına dayalı bir sistem oluşturulmasıdır. Demokratik süreci bozan etkenleri en aza indiren bir sistem oluşturulmalıdır. (1)Rektörlük tek dönem olmalıdır. (2)Rektörlerin atama yetkileri kısıtlanmalı, kurulların yetkileri arttırılmalıdır. (3)Etkin ve etkili denetleme düzenekleri kurulmalıdır. Keyfi uygulamalar engellenmelidir. (4)Seçimlerde öğretim üyelerinin tek adaya oy vermek yerine birinci ve ikinci tercihini belirtebileceği bir sistem ya da iki aşamalı bir seçim sistemi oluşturulmalıdır. (5)En çok oy alan öğretim üyesi atanmadığında ya da sıralama değiştirildiğinde bunun gerekçeleri açıklanmalıdır.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer