YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’ne BakışProf. Dr. Gazi ÖZDEMİR

Türk Beyin Damar Hastaliklari Dernegi Kurucu Baskanı

Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR

20.10.2008, Pazartesi

Tüm Yazıları
SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ’NE (SUT) BAKIŞ
Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fak. Nöroloji AD Öğretim Üyesi ve
Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Kurucu Başkanı
gaziozdemir@ttmail.com

Önceki yıllarda hep Şubat ayında yayınlanan, fakat geriye dönük dönük olarak 1 Ocak’ta yürürlüğü başlatılan ve bu nedenle de tarafımca sürekli eleştirilen eski deyimle Tedavi Bütçe Uygulama Tebliği (BUT), yeni ismiyle ise Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) bu defa 29 Eylül 2008 tarihinde yayınlandı. Yürürlüğü ise 1 Ekim 2008, yani bayram gününe denk gelmiş oldu. Bu tarihin hikmetini tam çözemedim; mali yıl başlangıcı değil, yeni bir yılın ilk günü de değil.

2007 öncesindeki BUT’lara göre yeni yayınlanan SUT’ta birçok eleştiri konusunun düzeltilmiş olduğunu görmek, özellikle biz hekimlerin ve hastaların çektiği bürokratik zorlukları azaltmaya yönelik olmaları nedeniyle mutluluk verici olmuştur. Ancak şu eleştirilerimin de hem hastaları, hem biz hekimleri, hem de eczacıları rahatlatmaya yönelik olmaları nedeniyle hoş karşılanacağını umarım.

SUT’un 2.3/ç bendinde muayenehaneler, basamaklandırılamayan gruplar içinde yer almaktadırlar. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşma yapan veya yapmayan muayenehanelerden pratisyenlere ve diş hekimlerine ait olanlar Birinci Basamak, Uzmanlara ait olanlar İkinci Basmak, Öğretim üyeleri ve Şef, Şef Yardımcılarının muayenehaneleri de Üçüncü basmak Özel Sağlık Kurumu olarak sayılıp, bu haliyle tamamen dışlamaktansa, hizmetlerinden yararlanılması amacıyla EK-10/A’ya Ozel Muayenehane (OM) olarak eklenmelidir? (Hekim azlığımız söz konusu edildiğine göre).


• Madde-3’ün 6 ncı fıkrası, olabilecek istismarları engellemede önemlidir. Buna, caydırıcılığı vurgulamak amacıyla “Ve kimliğini kullandıran ile kullanan kişiler hakkında da idari ve adli kovuşturma açılır.” cümlesi eklenebilir.
• Madde-3’ün 7 nci fıkrasındaki “beşinci fıkrada belirtilen” ifadesi, sehven yanlış yazılmış olup “altıncı fıkrada belirtilen” şeklinde olmalıdır.
• Madde-3’ün 11 nci fıkrasındaki “Kurumun uğradığı zararın iki katı” ibaresi, SUT’taki fiatlarla Özel Kurumların fiatları karşılaştırıldığında, bu cezanın caydırıcılığının etkinliği için “en az 5 veya daha fazla” olması gerekmektedir.
• Madde-5’te “Sözleşmesi olmayan sağlık kurum veya kuruluşlarında acil tedavi bedellerinin ödenmesi” konusu açıklanmış, fakat “Diş Hekimine Acil Başvuru” dan bahsedilmemiştir.
• Madde-6.1’de Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payları açıklanmıştır. Katılım payının hesaplanmasında “Hakkın dağıtımında adalet prensibi” uygulanmalıdır. Bu bağlamda şunu söyleyebiliriz: Resmi sağlık kurumlarında tüm personelin maaşı devletten ödenmekte ve bina kirası bulunmamaktadır. Yine bu kurumlarda döner sermaye katkısı da bulunmaktadır. Buna karşılık özel sağlık kurumlarının her basmağında personel maaşları ve bina kirası da söz konusudur. Bu durumda da resmi ve özel sağlık kuruluşlarındaki katkı payı SUT’ta belirlenmiş olduğu gibi çok az değil, bu masraf farkını ve özellikle hekimlerin döner katkılarını da hesaba katarak oluşan maaş farklarını karşılayacak şekilde çok daha fazla olmalıdır. Özel kurumların katkı payı saptanırken muayenehaneler de hesaba katılarak birinci, ikinci ve üçüncü basamak özel sağlık kurumları için farklı değerler ve en fazla (tavan) rakamlar verilerek belirlenmelidir. Böylece serbest rekabet ortamında özel kurumların isteği doğrultusunda daha az katkı payı alma dinamikliği sağlanmış olur. Gerek Üniversite Hastaneleri ve gerekse Eğitim Hastanelerinde araştırma masrafları, Üniversite Hastanelerinde ise ek olarak öğrenci eğitimi masrafları da fazladan olacağından SUT’ta belirlenmiş olan katkı payları araştırma ve eğitim kalitesinin düşmemesi bağlamında Üniversitelerde diğer Eğitim kurumlarından daha da yüksek olmalıdır.

• Madde-6.6’da: İlaçlar ve Tıbbi malzemelerin katılım paylarının Eczaneler veya Tıbbi malzeme kuruluşları tarafından tahsili doğru, fakat muayene katılım payının eczanelerce tahsili oldukça yanlıştır. Çünkü vatandaştan, muayenesi bittikten sonra olduğu gibi, muayenesinin yapılmış olduğu dışarıdaki bir kuruluş tarafından muayene ücreti ödemesinin istenmesi, hem yanlış anlamalara, hem de direnç gösterileri gibi hoş olmayan durumlara veya buna karşı farklı pratik gayrimeşru çözümlere yol açacaktır. Bu ücretin muayene başvurusu sırasında alınması çok daha akla ve pratiğe uygun olacaktır.

• Madde-6.5’te “Katılım payı alınmayacak haller, sağlık hizmetleri ve kişiler” sayılmış, ancak tebliğin 25.2.1/c-6’ncı fıkrasında yer alan “506 ve 4046 sayılı Kanunlar gereği analık sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilerin analık hali” nedeniyle kullanılacak ilaçlardan da katılım payının alınmaması gereklidir.

• Madde-7.3’te “Türkiye’de tedavinin mümkün olmaması nedeniyle yurt dışında sağlanacak sağlık hizmetleri” açıklamasının “b” fıkrasında herhangi bir hastaneden alınan Sağlık Kurulu Raporunun sadece Ankara Numune Hastanesince teyit edilme şartı, Ülkemizin uzak bölgelerindeki hastaları maddi ve manevi yönden mağdur etmektedir. Bu nedenle Marmara ve Trakya için İstanbul’da, Ege için İzmir’de, Güney Anadolu için Antalya, Adana ve Diyarbakır’da, İç Anadolu için Ankara, Konya, Kayseri ve Sivas’ta, Karadeniz için Samsun ve Trabzon’da, Doğu Anadolu için de Van ve Erzurum’da birer Eğitim Hastanesi (Üniversite veya Sağlık Bakanlığı) görevlendirilmesi uygun olacaktır.

• Madde-9.1.2. Kurumca finansmanı sağlanacak bağışıklama hizmetleri’nin 2 nci fıkrasında Grip aşısının kimlerde yapılırsa ödeneceği açıklanmıştır. Aynı fıkrada “kardiyovasküler ve serebravasküler ve Parkinson” şeklinde bir değişiklik yapılmalıdır.

• Madde-12.1.2’nin 2 nci fıkrası: Yatarak tedavilerde reçetelerin düzenlenmesi maddesinin 2 nci fıkrasında yatan hastalardan sadece Tbc tanısı alanlar değil, ayrıca diabet, nefropati, karaciğer yetmezliği, neoplazm, epilepsi, Guillain-Barre, Sepsis veya diğer ağır enfeksiyonlar, yoğun bakım hastası ve bunlar gibi 5 günden daha uzun süre yatarak ve mutlak tedavi gerektiren durumlar için de bir dinamiklik sağlanmalıdır.

• Madde-12.1.2’nin 5 nci fıkrasının “Taburcu olan hastalara Sağlık Raporu verilmeksizin veya idame tedavisi oldukları belirtilmeden reçetelendirilecek ilaçlar, ayaktan tedavi kapsamında değerlendirilir.” şeklinde yeniden yazılması sağlanmalıdır.

• Madde-12.1.3’ün 3 ncü fıkrası “Sağlık raporlarında, SUT ve eki listelerde özel düzenleme yapılmış ilaçlar hariç olmak üzere, ilaç dozlarının belirtilmesi şart olmayıp, etken madde adının yazılması yeterli olacaktır. Sağlık raporuna etken madde adının yazılmasının yeterli olduğu ilaçlar için hastanın kullanacağı ilacın etken madde miktarı ve günlük kullanım dozu reçete ile düzenlenecektir. Ancak raporda ilacın etken madde miktarının ve günlük kullanım dozunun ayrıntılı olarak belirtilmiş olması halinde belirtilen doz miktarı aşılamaz“ tüm hekimlere ve eczacılara özellikle anlatılmalı ve sadece doz değişimi durumunda yeniden Sağlık Raporu düzenlemenin gereksizliği açıklanmalıdır.

• Madde-12.2: Hekimin tıbbi kanaatine dayanarak yapacağı tedavi, özgürce uygulanması yasa gereği olan bir aktivitedir (Tıbbi Deontoloji Tüzüğü Madde:6-Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiçbir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdani ve mesleki kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tayinde serbesttir. Madde:13-Tabip ve diş tabibi, ilmi icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder.). Dolayısıyla hekimin reçeteye yazacağı ilacı belli bir sayıya sınırlamak, hakimin bir dava için yapacağı celse sayısını sınırlamak gibi yargı veya tedavi özgürlüğüne müdahaledir. Örneğin bir hastada hipertansiyon, diabet ve kalp hastalığı birlikte ise dört ilaç kuralı, hekimin mesleğini uygulamasını zora sokacaktır. Bu hastalıkların yanına bir enfeksiyon da eklenmiş ise, hekim ne yapacak? Hasta bir köyde veya uzman olmayan bir kasabada yaşıyorsa hem hekim zorlanacak, hem de hasta bir uzman hekim için belki şehre gidemeyeceğinden o da güç durumlara düşecek ve yeterli bir tedavi göremeyecektir. Bu durumda adli bir sorunda, sorumlu hekim mi, yoksa talimatname mi olacaktır? Ancak konulan tanılarla uygulanan tedavinin ve yazılan ilaçların uygunluğu ciddi bir şekilde denetlenmelidir.

• Madde-12.7.2’de 12.7.2.Antidepresanlar ve Antipsikotiklerin Kullanım İlkeleri olarak Yeni Nesil Antidepressanların ancak uzman raporuna dayanarak Pratisyen hekim tarafından yazılabileceği belirtilmiştir. Pratisyen hekime, Tıp Eğitimi sırasında depresyon konusu anlatılırken, Trisiklik antidepressanların yan etkilerinin fazlalığı nedeniyle artık pek tercih edilmedikleri anlatılmakta ve yeni jenerasyon ilaçların yan etkilerinin daha az olması nedeniyle tercih edilmeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Yukarıdaki Tebliğ kurallarına göre ise, pratisyen hekimler bu grup ilaçları yazamamaktadırlar. Bu maddelere acaba köy, belde ve uzmansız kasabalarda çalışan pratisyen hekimleri hariç tutacak ve bir defaya mahsus olmak üzere yazabilmeleri için ek bir madde konulamaz mı? Böylece eğitimleri işe yaramış da olmaz mı?

• “12.7.13/B’de.Multiple Skleroz Hastalığında Beta İnterferon ve Copolymer-l Kullanım İlkeleri olarak “Reçeteler yalnızca nöroloji uzman hekimlerince düzenlenecektir.” kuralı konmuştur. Pahalı olmaları nedeniyle Botulismus ve bunun gibi birçok pahalı ilaçların reçete veya rapor edilmeleri Üniversite ve diğer Eğitim Hastaneleri uzmanlarına sınırlanırken, Multiple Skleroz’da kullanılan ve çok daha pahalı olan İnterferonlar ve Copolymer’in rapor veya doğrudan reçete edilmesinde böyle bir sınırlama bulunmamakta ve tüm uzmanlara açık bırakılmıştır. Bu ayrıcalık ise pahalı ilaç yazımını daha disiplin altına alma görüşüne ters gelmektedir. Kaldı ki böyle bir yaygın kullanım serbestisi, maalesef kongrelere dil bilmeyen, sunacağı bildirisi olmayan bazı hekim meslektaşlarımızın ilgili ilaç firmaları tarafından bilgisini arttırıp ülke insanına uygulaması prensibinden ziyade ilacın reçete edilmesinin ön planda tutulması nedeniyle turist olarak bilimsel kongrelere götürülmesine yol açtığının örneklerini gördük ve görmekteyiz.

• 12.7.19’da Triptanların Kullanım İlkeleri: Migrende kullanılan sumatriptan, eletriptan, zolmitriptan, naratriptanın oral formları uzman tabipçe reçete edilir. Sağlık kurulu raporu varsa diğer hekimler tarafından da yazılabilir.” denmekte ve bu ilaçların kullanımı tek bir uzmanlık branşına sınırlandırılmaktadır. Triptanlar da, Nöroloji uzmanı aynı ilde yoksa Psikiyatri Uzmanlarının reçetelendirmesine açık olmalıdır. Bu uzmanlar da reçete edip, Kurul raporu verebilmeli, köy ve kasabada ise Pratisyen hekim acil durumda bir defalığına olmak üzere reçete edebilmeli. Yoksa Pratisyen meslektaşların sağlık memurundan farkı kalmayacak, acil tedavi yapamayacak ve eziklik duyacaktır.

• Madde-12.7.19 ncu fıkrası “Topiramad ve Na Valproat şeklinde” değişitirilmelidir.

• Madde-12.7.26. Levosimendan kullanım ilkelerinde ilacı yazacak uzmanlara Yoğun Bakım birimleri olan Nöroloji ve Göğüs Hastalıkları uzmanları da eklenmelidir.

• Madde-12.7.28/D fıkrasında Niasin’in ile ilgili kullanım için belirtilen uzmanlara Nöroloji Uzmanı da eklenmelidir.

• Madde-20.3.4’te yara bakım ürünlerinin gerek yatarak, gerekse ayaktan tedavi gören hastalarda kullanımında, yatalak hastaları oldukça fazla olan Nöroloji Uzmanı da eklenmelidir.

• Madde-22.1’deki Hava ambulansının kullanımı sadece organ nakli ile sınırlanmamalı ve kara ambulansı ile nakli sakıncalı olabilecek veya yaşamsal önemdeki çok acil durumlara da uygun olmalıdır.

• Madde-24’ün 1 nci fıkrasında “SUT ve eki listelerde yer almayan teşhis ve tedavi yöntemlerinin bedellerinin Kurumca karşılanabilmesi için Kurum tarafından uygun olduğunun kabul edilmesi…” istenmektedir. Kurum’un hangi görevlisi veya görevlilerinin bu uygunluğu yapacağı belirtilmemiştir. Başhekimlik mi, tedaviyi yapan birimdeki hekimlerce verilecek Sağlık Kurulu raporu mu açıklanmalıdır.

• Madde-24’ün 2 nci fıkrasında dinamik davranılmayarak tüm estetik amaçlı yapılan sağlık hizmetinin fatura edilmeyeceği belirtilmiştir. Peki yanık, travma veya başka bir nedenle oluşabilecek ve estetik girişim gerektirecek durumlar yanında, kişinin psikolojik dengesini bozacak özellikteki bir yapısal deformitenin de psikolojik rapora dayanarak düzeltilmesi de fatura edilmeyecek mi?

• Madde-24’ün 9 ncu fıkrasında “Kurumla sözleşmeli özel sağlık kurum ve kuruluşları, bir başka sağlık kurum ve kuruluşundan hizmet alımı yoluyla sağladıkları tektik ve/veya tahlil dışındaki tedavilere ait giderleri Kuruma fatura edemezler.” denmektedir. Fıkraya “Hastanın gittiği kurumca oluşabilecek acil bir durum nedeniyle yapılacak acil tedavi giderleri ise ödenir” cümlesi eklenmelidir.

• Madde-24/10 ncu fıkrasında bir sağlık kurumundan başka bir kuruma radyolojik tetkik için yapılacak sevk transferinin sevk eden kurumca sağlanması gibi elastiki bir açıklama yer almaktadır. Halbuki radyolojik bir tetkik yaptırmak üzere her hasta değil, başka bir kurumdan alımı yapılan Radyolojik incelemelerden sadece Ambulans veya nakil aracı gerekir durumdaki hastaların transferi zorunlu olmalıdır. Yoksa mobil her hastanın transferinin Sağlık Kurumu tarafından karşılanması hem mümkün olmayacak, hem de hoş olmayan sorunlar oluşacaktır.

• Madde-24.1’in üçüncü paragrafında; “Yatarak tedavilerde Kurumla sözleşmeli eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerine SUT eki EK 9 Listesinde yanında (*) işareti olan işlemler ile EK 8 Listesi “8. Radyoloji Görüntüleme ve Tedavi” ile “9. Laboratuar İşlemleri” bölümlerinde yer alan işlemler, listede belirtilen tutarlara %10 ilave edilerek faturalandırılır.” denmekte ve öğrenci eğitim giderleri olmayan Eğitim Hastaneleri ile Üniversite hastaneleri giderleri bakımından eşit tutulmaktadır. Buradaki oran Üniversiteler için daha fazla, örneğin %15-20 olmalıdır.

• Gerek Birinci basamaktan, gerekse İkinci basmaktan ve Üçüncü basamaktan olacak sevklerde ücret hak edişinin düşürülmesi, sevk zincirinin akışkanlığını olumsuz etkileyecek ve alt basamaklarda yığılmalara yol açacaktır. Yine böylesi bir yığılma Üniversite ve Eğitim Hastanelerinin eğitime yönelik hastaların akışını, dolayısıyla asistan ve öğrencilerin gerekli ve sık rastlanan hastalıkları görmelerini ve tecrübelenmelerini engelleyecektir. Böylesi bir uygulama ancak Üniversite ve Sağlık Bakanlığı Hastanelerinin karşılıklı kullanımına uygun (Affiliye) bir yapılanma sağlandıktan sonra devreye sokulmalıdır.

• Madde-24.1.1.2. İkinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarına ödeme başlığının 9’ncu fıkrasına “Kendi kurumundaki laboratuar aletlerinin kalibrasyon sorunu varsa ve hekimin yapılan bir tetkikin kalibrasyonuna güvendiği başka bir kurumda hakem olarak yapılıp doğruluğunu kesinleştirmek amacıyla isteği doğrultusunda bu tetkik 10 gün içinde başka bir kurumda yaptırılabilmelidir. Yine 10 gün içinde acil bir durum söz konusu olursa veya konulan teşhis dışında başka bir teşhis düşünülerek aynı daldan da olsa başka ek laboratuar incelemeleri istenecekse, kişi istediği sağlık kurumuna baş vurabilmelidir.” cümlesi eklenmelidir. Böylece hekimin hatalı teşhis ve tedavi yapması en aza indirilmiş ve bir hastanın da acil bir hastalık nedeniyle başvurusu engellenmemiş olur.

• Madde-24.1.1.2’nin 10 ncu fıkrası “Hastanın, aynı gün içinde aynı sağlık kurumunda ilk muayenesini takip eden /ve ilk muayene olduğu hekimin konsültasyon istemi dışında kendi isteği doğrultusunda/ diğer branşlardaki ayaktan tedavi kapsamında başvuruları, “ayaktan tedavide ödeme uygulaması” kapsamında değerlendirilmez ve SUT eki EK-10/B de yer alan tutarlar Kuruma fatura edilemez.”. şeklinde olmalıdır.

• Madde-24.1.1.2’nin 12 nci fıkrasında EK-10/C’deki işlemlerin fiyatlarına olduğu gibi 24.2.1’de belirtilen EK-8’deki ve 24.2.2’de belirtilen EK-9’daki işlemlerin fiyatlarına, Üniversite ve Eğitim Hastaneleri için %10 olarak aynı oranda ek ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Bu oran, ek olarak öğrenci eğitimi yükü ve masrafları olması nedeniyle Üniversite hastaneleri için en azından %20 kadar fazla olmalıdır.

• EK-2’de
o 4.2’deki Koroner Arter Hastalığı listesine Trombolitikler eklenmeli.
o 4.4’teki Periferik ve Serebral (Serebrovasküler) Damar Hastalıkları listesine Kolesterol-Lipid düşürücüler ve Trombolitikler eklenmeli,
o 4.7’deki Kalp kapak hastalıkları kısmına kronik koruyucu tedavide kullanmak üzere Antikoagulanlar eklenmeli,
o 5’teki Solunum sistemi Hastalıkları grubuna “Ya Kronik Bronşit” eklenmeli ve buna Antibiyotikler konmalı veya 5.2’deki Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalıkları maddesine Antibiyotikler eklenmeli.
o 9’da Konnektif Doku Hastalıkları kısmında 9.2’deki ilaçlar listesinde Antiromatizmal ve Analjezik ilaçlar yer almalı,
o 10 ncu maddedeki Kronik Nörolojik Hastalıklara “Migren, ve diğer baş ağrıları”, “Vertigo” ile “Kombine Lateral Skleroz-Nöroanemik sendrom”şeklinde ayrı bir başlık konmalı, eklenen bu tanılara göre de Migren ve diğer baş ağrıları için “Triptanlar, Antiepilepileptikler, Flunarizin, Dihidroergotamin, Non-steroid Antiinflamatuarlar” grubu eklenmeli,
o Vertigo için “Difenhidramin, Ginkgo Biloba, Trimetazidin, Piracetam, Betahistin” eklenmeli,
o Kombine skleroz için “Antianemikler ve B12 vitamin” gibi ilaçlar eklenmeli,
o Sağlık Kurulu raporu ile olmak üzere E+C vitamini kompleksi antioksidan etkileri nedeniyle ve B1+B6 vitamini kompleksi Antepileptiklerle birlikte kullanılma zorunlulukları nedeniyle yazılabilecek esneklikte olmalı,.
o 10.3’teki Ekstrapiramidal Hastalıklar kısmında 10.3.2’deki Distoniler’in listesindeki Klonazepam yerine “Yeni Antipsikotikler” yazılmalı,
• EK-2A: Antibiyotiklerden de özellikli olanların sadece Enfeksiyon hastalıkları uzmanının iznine sınırlamayı biraz esnekleştirip, enfeksiyon uzmanı olmayan kurumlarda dinamikleştirmek hem hekimin prestijine, hem de hastaların tedavisine olumlu katkı sağlayacaktır.
• EK-8’deki G. Renkli Doppler İncelemelerinin 3724 ncü sıradaki “Transkranial veya transfontanel” ismi ile geçen Transkranial Renkli Doppler-TCD incelemesine alt kod numaraları verilerek “Ön sistem akım hızları, Arka sistem akım hızları, Emboli incelemesi, Ortostatik hipotansiyon araştırması, Reaktivite testleri, Bubbles testi” gibi her bir test ayrı ayrı eklenip ücretlendirilmeli, ayrıca aynı listeye ayrı bir sıra numarası halinde “Transkranial Duppleks Doppler-TCDD” eklenmeli.
• EK-8A: İşlemler arası süre istismar edilmemek koşuluyla (sıkı denetlenerek) dinamikleştirilmeli ve hekimin mesleki karardaki hareket serbestisi tamamen kesilmemelidir. Bunun için ya Sağlık Raporu veya Başhekimliğin oluru gibi çıkış yolu sağlanmalıdır. Yoksa katı bir uygulamadan tanı ve tedavi hataları gibi telafisi mümkün olmayan hukuki sorunlar çıkabilir.
• EK-12’ye Koroner stent gibi “Diğer arter stentleri ve kateterli tedavi malzemeleri” cümlesi eklenmelidir.

NOT: Gerek SUT, Mecburi Hizmet ve gerekse Tıbbi uygulamalarla, Hekimlik mesleğinin sorunlarına yönelik olmak üzere geçen yıl “HAYRET ETTİKLERİMİZ KÖŞESİ” ni oluşturmuş ve siz Sayın meslektaşlarımdan genel sorunlar yanında bireysel sorunlarınızla da ilgili bildirimler almış ve bir nevi “DERTLEŞME KÖŞESİ” oluşturmuştuk. Yine sizlerden dertleşme ve açıklanacak, sorulup benim cevaplandırmamı isteyeceğiniz sorunlarınızı iletirseniz, böylesi bir köşeyi yine devam ettirmeyi düşünüyorum. Her şey gönlünüzce olsun!!!
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer