YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Doktor Çocuğu OlmakProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

11.03.2013, Pazartesi

Tüm Yazıları

 

Sabah servis vizitinde, iki yıllık asistanımıza soruyorum:

 

-Senin baban doktor mu?

 

-Evet.

 

-Cerrah mı?

 

-Evet, hocam kimden duydunuz?

 

Kliniğe yeni başlayanları, başasistanımız sırasıyla tüm hocalarla tanıştırır. Bana geldiklerinde, hangi okullardan, hangi tıp fakültesinden mezun olduklarını, girdiği kaçıncı TUS sınavı olduğunu, ailesini, yabancı dil bilgisini enine boyuna sorarım.  Öz geçmişlerini yazarak getirmelerini isterim. Daha sonra kliniğe giriş tarihiyle birlikte,  bilgisayarımdaki asistan dosyasına kayıtlarını yaparım. Uzman olduklarında da, uzmanlar dosyasına terfi ettiririm. Bu benim kliniğe girdiğimden beri yapageldiğim özel bir hizmet. Bazen hocalar bir uzmana ulaşamadıklarında, çalıştığı hastaneyi, ilini, telefonunu gelip benden sorarlar.

 

Asistanlar, arada bir sorunları olduğunda gelip anlatırlar. Konuyla ilgili gerektiğinde fikir ve görüş alırlar. Mecburi hizmete gideceklere, gittikleri yerde tanıdığım meslektaşım veya başka meslekten bir yakınım varsa, adını verir, hatta açıp bizzat telefon ederek yeni uzmanımızı önce onlara gönderirim.  Onlar bir yerde bize emanet edilmişler, onların tasaları da bizim, sevinçleri de. Ne diyelim, bazıları belki bu nedenle bana “asistan babası” diyorlar.

 

            Nasıl olmuş da atlamışım bir meslektaş çocuğunu. Hemen kaydına yazdım, babası doktor diye. Aslında doktor çocuğu olan başka asistanlarımız da var. Onlar gelip baştan söylüyorlar. Arada bir, babalarına selam gönderiyorum.

 

Ancak beni burada en çok şaşırtan, asistanımın, doktor çocuğu olduğunu herkesten saklaması oldu. Klinikteki çalışma arkadaşları bile ancak bu sayede öğrendiler. Doğal olarak, çok da şaşırdılar.  

 

            İnsanlar bazı durumlarda yakınlarının mesleklerini saklayabilirler. Örneğin; babası tefeci, kumarbaz, uyuşturucu taciri ya da hapiste olsa, kim olsa saklar. Doktor olunca neden saklanıyor? İşte ben, onu anlamakta çok zorlanıyorum.

 

            Gözümde hatıralar canlanıyor. Üniversite giriş sınavına, tek başıma Anadolu’dan gelip girmişim. Kararlıyım, Ankara’da okuyacağım.  Bizim zamanımızda, kazandığımız fakülte yerine sadece puan bildiriliyordu. Puan belgesini alınca, Ankara Cebeci’deki Kütahya Talebe Yurduna yerleştim. Ankara Tıp ve Hacettepe, iki tıp fakültesi var.  Birine kayıt olacağım. 

 

Ertesi gün ön kayıt var. Güle oynaya, arkadaşlarla birlikte yayan olarak yola çıktık.  Hacettepe’de diğer bölümlerin de kaydı yapıldığından, oldukça kalabalık. Etrafta inşaat molozları var, ayrıca ön kayıt belgesini de alıp geri vermiyorlar. Vazgeçip karşıdaki Ankara Tıp’a yaptırdım ön kaydımı.

 

On beş gün sonra, asil listede adım çıkınca, gidip kayıt yaptırayım dedim. Dedim de, emdiğim süt burnumdan geldi. Kayıt memuru “İki yıl Orta Doğu’da okumuşsun, oradan belge getir.”’ dedi. Aslında, lise diplomamın arkasına kaydımın silindiği yazılmıştı. Belediye otobüsü yok. Ertesi gün dolmuşla gidip, akşama kadar belgeyi ne zorluklarla aldığımı bir ben bilirim.  Geçti mi iki gün. Ertesi gün sabahında, aynı kayıt memuru, “Senin yaşın ileri, git askerlik şubesinden de belge getir.” dedi.  

 

Ver elini Cebeci Askerlik Şubesi. Askere gideceklerle birlikte olduk mu,  ikinci yoklama. Akşam oluyor, tecil evrakı bir türlü çıkmıyor. Oradaki havacı binbaşının yakasındaki yılan armasını görünce derdimi ona anlattım. Adam da hak verdi bana.  “Albayım, bu genç tıp fakültesini kazanmış, askerlik tecil belgesi istiyor, bir an önce verelim de kaydını yaptırsın.” diyene kadar çaresiz bekledim. Neyse emir çıktı da, o ana kadar beni bekleten yazıcı, belgeyi imzalatıp getirdi.  

 

İşte böyle, son gün son saniyede kaydımı ancak yaptırabildim. Bugün git yarın gel, işler bir gün daha gecikse, kayıt dahi yaptıramayacaktım. Güler misin, ağlar mısın halime. Yol gösterenim yok, elimden tutanım yok.  

 

Doktorluk saklanacak, gizlenecek bir meslek midir, hiç sanmıyorum. Keşke benim babam da doktor olsaydı, göğsümü gererek söylerdim. Bizim ailede ilk tıp doktoru olan benim. Bu nedenle, aileden bir yol gösterenim hiç olamadı.

 

İşte sevgili meslektaşlarım, ulvi meslek dediğimiz, tanrıyla kul arasında bir yerde gördüğümüz  “doktorluk”!  Saklanacak, başkalarından gizlenecek bir meslek haline gelmiş, getirilmiş durumda. Bizi bu hale getirenlere selam olsun.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) yıldız alhan (ev hanımı)
17.03.2013 12:51:01
Bizim oğlumuzda Gazi Tıp Fakültesinde 6 yıl okudu.Okulu bitiresiye kadar babasının genel cerrahi prof.olduğunu hiçbir hocası bilmedi.Ancak bunu babasının mesleğinden utandığı için değil,yanlış anlaşılmaktan çekindiği için söylemedi..bence söylemeside gerekmiyordu.
People
0
2) s s (dr)
15.03.2013 21:48:49
Valla ev bakarken emlakçının ısrarlı sorularına direnerek.< devlet memuru kardesım> dedim. Adam kesin MİT'den zannetti beni. Ama nedenim vardı. Dokrorum desem evin fiyatı ikiye katlanıyor. Halbuki 25 yaşında laz mütahit altında Q7 ile 30 daire yapmış satıyor. Biz gelmişiz 40 yaşına bir ev alcak parayı denkleştiremiyoruz.
People
0
3) MY (ÖĞRENCİ)
15.03.2013 12:18:20
öncelikle bunun bir saklama ya da utanmadan ziyade erdemlik olduğunu düşünüyorum. Zaten gerek var mı ki böyle birşeyi direk söylemeye. Çok kızıyorum insanların bu tavrına. Benim babam tıp doktoru değil fakat öğretim üyesi (Prof.Dr). Ama ne ben ne de kardeşlerim tüm eğitim hayatımız boyunca bunu asla kullanmadık.Demek istediğim birileri bize babamızın işini sorana dek durduk yere söylemedik. Kullanmadık diyorum çünkü insanların bunu durduk yere söylemeleri açıkçası bana çok da masum gelmiyor. Bence insanların bir yerlere gelmesinde başkalarının ünvanlarıyla değilde kendilerinin çaba sarf ederek başarı elde etmesi gerektiğine inanmaktayım. fakat maalesef işler böyle de gitmiyor biliyormusunuz. başta bahsedilen bu asistan ve bizim gibi olanlar hep bir adım geride kalıyor. Teşekkür ederim.
People
0
4) ümit gürgen (pratisyen hekimden bozma aile hekimi)
15.03.2013 11:46:38
Sayın Hocam

Ben de olsan babam doktor demezdim. Sebebi de utanmak değil. Nasıl olsa ortaya çıkacak bir bilgi olmasıdır. Ne gerek var babam doktor demeye. Bunun utanmakla ilgisi yok. Yazınızda karşı tarafa cevap hakkı doğmuş durumda. Ya tümünü yazmalıydınız ya da yazmamalıydınız.
People
1
5) aydin sinal (hekim)
15.03.2013 00:15:27
babasinin hekim oldugunu söylemeyen asistan muhakkak Kayserilidir,"nicin babanin doktor oldugunu söylemiyorsun oglum?"..."övünmek gibi olmasin diye hocam".benim zamanimda babalari hekim olan cok,cok nadir talebeler vardi sinifimizda,doktor cocuklari hepsi ODTÜ de idiler,kolej lise mezunu vede babalarinin tip tahsiline karsi cikmalari nedeniyle,cünki babalari asistanliklarini maas almadan yapmislardi.maasli asistanlik 1960 larda basladi,önce hükümet tabipligi yaparlar para biriktiriler sonra asistanliga girerlerdi.benimde eniste tip tahsili yapmama karsi cikmisti kendisinin imani gevredigi icin.istegim avrupai bir üniversite olan ODTÜ idi-yil 1966-ama orada burs alamayacaktim.mecburen AÜTF.
People
0
6) fg (doktor)
14.03.2013 10:02:13
Bu kadar saçma bir yaklaşım tarzı... Gelip benim babam doktor demesini mi istiyorsunuz... Söylememesinin nedeninin babasının doktorluğundan utanmak olduğunu nereden çıkardınız... Birilerine laf çakacaksınız diye olayları yorumlarken saçmalamaya başladınız...
People
0
7) gökhan büyükkaraman (kbb uz.)
13.03.2013 20:39:19
saygıdeğer hocam,
doktor amblemini,artık arabamıza yapıştırmak,içimizden gelmiyor hatta korkutuyor.sevgilerimle...
People
1
8) Dr. Jane Doe (dr)
13.03.2013 00:45:42
Hocam, her türlü tacize uğrayarak, artık mobbing falan değil de gerçek anlamda işkence görerek, hatta taciz görerek bitirdiğim cerrahi uzmanlığım sırasında iftiralarla hayatımı karartmaya kalkan şeref-insaf-izan-insanlık-erkeklik yoksunu ama pek muhterem(!), pek dindar(!), pek bıyıklı erkek(!) klinik şef yardımcısı beni klinikten attırmak için uğraşırken, bir kere bile doktor ve hatta akademisyen yakınım olduğunu söylememiştim. Çünkü ben hayatboyu bulunduğum her ortama, sınavla, hakederek, iyi okullarda aklımla-edebimle-emeğimle okumuş bir kişi olarak girmiştim, kimsenin ünvanını,nüfuzunu kullanarak değil! Akademik pozisyonda bulunduğu halde içinde bulunduğum durumu kendisine duyurmayıp yardımını bile istemediğim yakınım durumumdan bir şekilde haberdar oldu ve beni o kurtardı. Yoksa ben erkek egosundan dolayı klinikten atılacaktım. Öyle kötü öyle sevyesiz insanlara rastladım ama asla kimseyi kullanmadım. Ne hocamla yattım doçent-prof vs. olmak için, ne yalakalık yaptım özelde nöbet-iş bulmak için. Ne kıdemlilerime boyun eğdim 3 kuruşluk menfaat için, az nöbet tutmak için. Ne de doktor ve muktedir yakınım olduğunu söyledim kimselere. O kişi muhtemelen erdemli , aklıbaşında bir kişiliktir. Kıymetini bilin. Öyle insan bulmak zor artık.
People
1
9) A. B. (Uzm. Dr.)
12.03.2013 20:29:45
Bu soruyu mümkün olsada gebeliğim sırasında teratojene maruz kalıp (ameliyathanede) kaybettiğim oğluma veya hasta olduğu halde nöbetim olduğundan hastanede nöbet sırasında bi yandan ateşler içinde yanarken bi koşu da ilgilenmeye çalıştığım yavruma sormak lazım... Demogoji sananlara tek sözüm, çeken bilir.
People
0
10) M.A. (Pediatrist)
12.03.2013 19:37:39
Hangi meslek olursa olsun saygınlık önce kişinin kendisiyle ilgilidir. Sağlığın ciddi sorunları var evet, çözüm üretmiyoruz evet, kötüye gidiyor ona da evet ama mesleğin saygınlığı kişiden kişeye değişiyor, her doktor aynı saygınlıkta ve itibarda değil, bu da gayet doğal. Sokakta ya da eşten dosttan çok olumlu düşüncelerini duyduğunuz doktor arkadaşlar kadar maalesef insani yönü beğenilmediği için hekimliği de beğenilmeyen meslektaşlarımız var. Mesleğimiz, değiş(tiril)en dünyada farklı bir hal almış olabilir ama doktorluğun söylemekten çekinilecek bir duruma getirildiği doğru değil. İletişim olanakları birkaç yılda çok hızlı değişen dünyada tüm mesleklerde ciddi değişmeler var, öğretmenlik mesleğindeki değişim ve zorlaşma bizlerden geri kalmaz örneğin, bizim öğretmenlerimizle şimdikiler çok farklı durumlarla uğraşıyorlar.. Yaşadığım şehirde 13 yıldır hekimlik yapıyorum, özel ya da devlet kapısı nereye işim düşse insanlar ellerinden geleni yapıyorlar, ne olursa olsun doktorluğun saygınlığının sürekli anlatıldığı kadar azaldığını da düşünmüyorum. Birileri siyasi rant için bizi ve mesleğimizi kullanıyor olabilir ama bir toplumda yüzlerce yıl içerisinde oluşmuş bir saygınlığın birkaç yılda azaltılması mümkün değil, siz dimdik durur, işinizi düzgün yaparsanız kalıcı olan sizler, geçici olan o siyasiler olur, tüm meslektaşlarıma saygılarımla..
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer