YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Kasılmak ve ÖvünmekProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

03.11.2014, Pazartesi

Tüm Yazıları

 

Oldum olası hiç beceremediğim bir davranıştır kasılmak.  Hani şu “Alçak dağları ben yarattım.”tarzında davrananları, hiç mi hiç anlamamışımdır.

 

Ciddi durmak ile kasılmayı birbirinden ayırmak gerek. Bazı meslekler, örneğin; hâkimlik ciddiyet gerektirir. Ciddi olan, senelerdir, hatta gençliğinden beri aynı davranandır. Kasılanlar ise genelde bu yaklaşımı sonradan geliştirirler.

 

            Malum, şu orta yaşlardan itibaren ortaya çıkmış olan anatomik özellikler dolayısıyla öyleymiş gibi görünenleri ayrı tutmak lazım. Kilo alıp göbeklenenlerden bahsediyorum canım, siz anladınız zaten. Ağırlık merkezi göbek nedeniyle biraz öne gelenler. Onlar öne düşmemek için sırt ve kafayı arkaya verirken biraz kasılıyormuş gibi görünürler. Onlarda köşeyi önce göbek, sonra vücut döner. Çoğu sempatik görünümlü, kendiyle barışık, piknik yapıda ve mutlu insanlardır. Zaten, konumuz da onlar değil.

 

            Yaşlılarda kasılana çok az rastlanır. Yıllar belini büker insanın. Olgunlaşır, dedelik, ninelik onlara çok yakışır. Bir kısmı çoktan emekli olmuştur.

 

            Gençlerde kasılan olsa da, çoğunlukla bu türden davranışları onların acemilik ve toyluklarına verir, gülüp geçeriz. Eh ne de olsa biraz hakları da vardır. Sınavlarda üst sıralarda olmak, dereceye girmek, üniversiteye girişte ilk beş yüzde, binde olmak gibi. Sonrasında pek çoğu, fakültelerine başladıklarında, sıralarda oturanların da kendisi gibi başarılı olduğunu görünce kasılmaktan vazgeçer.  

 

Fizik güzelliği,  yakışıklılığı, atletik yapısı, boyu posu nedeniyle kasılanları, bir yerde anlarsınız. Çoğunuz, “Eh ne de olsa birazcık hakları var.”, “Ne giyse yakışıyor haspaya.” deyip, gülüp geçersiniz.    

 

“Dilinin altındakini çıkar bakalım hoca.” diyenleri duyar gibi oluyorum.

 

Anladınız siz. Benim bahsetmek istediklerim daha çok, çalışma hayatında kasılıp, övünüp duranlardır.

 

Ne menem şeydir kasılmak, hiç bilmem, bilmek de istemem.  Çalışma hayatında da, üniversiter yaşamda da, çalışan, üreten, araştırma yapanlar bu türden işlere vakit bile bulamazlar. Ülkemizde hiç kimse, “bulunmaz Hint kumaşı” değildir. Her yaşta her meslekte; vali, hâkim, savcı, müdür, başmüdür, politikacı, mühendis, öğretmen, profesör, hangi meslekten olursa olsun yüzlercesi vardır.

 

Aklıma geldi de sorayım: Çölde tek bir ağaç mı olmak iyi, yoksa bir ormanda ulu çınar olmak mı iyi?

 

Amerikalı turist, Paris’te taksiye binip, şoföre kendisine önemli yerleri gezdirmesini söylemiş. Notr Dame Kilisesi’nin önünden geçerken “Burası neresi?” diye sormuş. Şoför kiliseyi anlatmış.

 

“İnşaatı kaç senede bitti?”

 

“On beş yılda.”

 

“Bizde olsa üç yılda biterdi.”

“Burası Versay Kraliyet Sarayı. Yapımı on yıl sürdü.”

 

“Bizde olsa üç yılda biterdi.”

 

Bu şekilde gezi ve konuşmalar devam edip gitmiş. Eyfel Kulesi’nin önünden geçerken şoför hiçbir şey söylememiş. Meraklı Amerikalı sormuş, “Şu büyük kule nedir?” diye. Şoför pişkince, “Bilmem, önceden hiç görmedim.” “Nasıl bilmezsin devasa yapıyı?” deyince, şoför yanıtlamak zorunda kalmış ve “Dün geçtiğimde yoktu. Herhalde bizimkiler gece vakti çırpıştırıvermişler.” deyivermiş.  

 

Robotu, Pet BT, MRG, Gamma knife cihazlarını eller yaparlar.  Hastanelerimize alınca, kasılması, övünmesi bize düşer. 

 

Boğaziçi Köprüsü’nü İngilizler, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü, Marmaray’ı Japonlar yaptılar ve sessizce gittiler. Üçüncü köprüyü yine Japonlar yapıyor. Onlar için bu türden işler, rutin olarak her zaman yaptıkları olağan işler olarak görülüyor. Biz yaptık, biz kotardık diye övünense, maalesef yine bizleriz.

 

    Örneklerde de görüldüğü gibi, çalışan ve üretenler hiç kasılmazlar hiç övünmezler.  Onlar sessiz olarak, kimseleri uyandırmadan, araştırma ve üretimlerine devam ederler.

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Bülent Erdener (uzm dr)
07.11.2014 09:38:11
Tesbitler yeni değil senelerdir duyuyoruz.Eller şöyle eller böyle biz böyle değiliz neden neden neden? Çünki biz eğitimli insanalr değiliz.Ana babalarımızdan bunu görmedik.evladım iyi çalış çalışmanın hakkını ver kurallara uy yollara tükürme,gürültü etme,insanları rahatsız etme,hakkını savun ama kanun dışına çıkma.Var mı anası babası böyle yetiştiren ?Yok.Hep sınfında 1.ci ol herkesi geç daha iyi okul daha iyi ev daha iyi kariyer daha iyi iyi yi v.s. Bu çocuklardan ne bekliyoruz ki? Yada şöyle diyeyim bunu söylerken biz neler yapıyoruz? bilmek ayrı, idrak ayrı.bu EĞİTİMİN KONUSU.Çok iti teknisyen olmak öğretimle alakalı.Bizler yani türk milleti olarak hep maddi alanda en iyi,ahlaki alanda yok. Üniversitelerde okuduk ihtisas yaptık.Kaç hocamız eşit davranıyordu bize , özel işlerini yaptırmıyordu? Hastaların yanında personelin yanında bizleri fırçalamıyordu. Hoca bzie saygı duymazsa hasta veya personel hemşire hanımların yanında bizleir ezerse kim saygı duyarki.Aslında yaptığı basit kendini küçültmek.Şunu açıkca söyleyebilirmki oran % 10 bile etmez.Neden eğitimsizlikten ,öğretimsizlikten değil.% 1 lik dilimle üniveriste sınavını kazanmış çok çalışmış kariyer yapmış ama bireyselliği aşamamış.Karşıdakine saygısı yok,Hekim veya başka bir meslek fark etmez.Bütün hocalar öğrtencilerine benzer davranış uygularlar.Ülkenin gelişmesine katkıda bulunacka kişiler bu şekilde davranırsa onun yetişrdiği yani bizler nasıl davranabişlirz ki? Aileden aldığımız terbiye ne kadar sa o kadar davranırız.Ne kadar üniveriste bitirrisek bitirelim boşuz bizler.Kişilik zaafiyeti var.Herkes kendini bunun dışındaymış gibi görebilir.Ama değerli hocanın yazdığına bakmak yeterli.Yönetici makamındaki çoğu kişinin kalitesine bakmak için çıkardığı yönetmeliklere bakmak lazım.Adaletsiz performans yasası hekimleri birbirine düşürüyor.Bunu kim yapmıştı.Bir prof!!!!! Sağlık eski bakanı bir prof tu bizi ne hale getirdiğine bakın.Daha sayabilirm.Maksadım siyaset yapmak değil.ülkenin genel hali bu.Bizi ayağa kaldıracak tek şey EĞİTİMDİR.Eğitim olmadan ne akda rokul açarsanzı açın ne kadar zenginlerseniz zenginleyin sonuç hep boş teneke gibi dokundukca çok ses çıkarmaktan öte bir şey olmayacaktır.
People
0
2) hekim (hekim)
06.11.2014 16:40:33
Güzel bir yazı...Tüm hekim camiasının üzerinde düşünmesi gereken bir konu...
People
0
3) aydin sinal (hekim)
03.11.2014 16:12:08
ayni anfilerde ders dinleyip ayni kliniklerde calistik,ben almanyaya gittim "sadece"hekim olarak kaldim,türkiyedeki arkadaslardan profosör,sef,bas hekim,müdür,milletvekili,bakan ....olanlar daha önceleri geldigimde görüsmek üzere can atanlar beni tanimamazliktan geldiler,bende onlari tanimadim,lazin dedigi gibi.Kibir Ortadogunun hastaligidir,bir günah olarak ortadogudan cikan yahudülük,hiristiyanlik ve müslümanlikta yasaklanmistir,ama rüsvet gibi ortadan kaldirilamamistir.
People
0
4) Demir Eren (sağlıkçı)
03.11.2014 14:33:03
Değerli Hocam, elinize sağlık.

ülkemizde son yıllarda ortaya çıkmış önemli bir hastalık var; Kibir hastalığı. Toplumun birçok katmanında buna rastalayabiliyoruz.

Söyledikleriniz de bunun farklı bir tezahürü. Büyük projeleri yaptırma fikrini ortaya koyanların övünme hakkı olduğuna bir nebze kendimi ikna etmiş durumdayım ama kıytırık hastanelerin veya diğer kurumların yöneticilerinin küçük dağları ben yarattım iddiasında olmaları daha çok rahatsız edici.

Ömründe pantolununu ilikleme başarısı dışında bir başarısı olmayanların hasbelkader yöneticilik elde etmeleri sonrasındaki kişilik değişimleri ibretlik tablolar sunmaktadır.
Saygılarımla...
People
0
5) Hekim (Uz.Dr)
03.11.2014 14:20:26
Değerli Haldun hocam...Bu haftaki konunuz müthiş..Çağımızın hastalığı kibir ve övünme..hele bizim meslek grubunda bu hastalığa yakalanan bir sürü meslektaşımız var. Allah bizi tevazu yolundan ayırmasın.Üreten ama hiçbir şey demeden yoluna devam eden insanlardan olmayı nasip etsin..
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer