YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Şiddette Çözüm İçin Başlangıç Önerisi Dr. İbrahim ERSOY

Medimagazin Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Faks: 0 (312) 220 04 70
Dr. İbrahim ERSOY

30.04.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Aslında 7-8 yıldır ötelediğimiz sorun, Dr. Ersin Arslan’ın ölümüyle gün yüzüne çıktı. Rahmetli  Ersin Arslan’ın eşi Dr. Sibel Hanım’ın, yakınlarının ve tüm sağlık camiasının başı sağ olsun.

 

2007 Kasım ayında, hasta hakları ve hekime şiddet ile ilgili olarak yazdığım köşe yazısında şunları ifade etmiştim:

 

“Hasta hakları? Hekime şiddet?

Hasta haklarıyla ilgili uzun süredir bir yazı yazmak istiyorum,  ama henüz kısmet olmadı. Aslında hastanın hakları olduğu kadar hasta yakınlarının da haklarının olduğunu, hatta HAYAD isimli dernekle örgütlendiklerini biliyoruz. Yine bildiğimiz bir başka şey; hasta haklarının son zamanlarda belki de gereğinden daha fazla gündeme geldiğidir. Öyle ki, hasta veya hasta yakınları artık hekimleri gerektiğinde dövmek gibi bir hakkı olduğuna inanmaya başladı! Neredeyse her gün hasta veya hasta yakınları tarafından darp edilen hekimlerin haberleri geliyor. Eğer darp edilen (hatta öldürülen) hekim bir profesörse birkaç basın açıklaması yapılıp kısa süreliğine gündemde tutuluyor, periferdeki darplardan kimsenin haberi bile olmuyor.

Kritik soru: Hekimlere karşı bu şiddetin arkasında hasta hakları kavramı var mıdır? Benim açımdan bu sorunun cevabı ne yazık ki “Evet”tir.

Hekimleri ve hastaları karşı karşıya getiren hasta hakları veya hekim hakları gibi kavramlara temelden karşıyım. Mutlaka bir hak iddia edilecekse, bu, “sağlık hakkı” olmalıdır.”

 

O zamanlar bu yazıma özellikle hasta haklarıyla ilgili derneklerden tepki gelmiş ve bu fikrin savunulmasının “uçuk” bir durum olduğu yazılıp çizilmişti.

Ancak ben 2007’den bu yana başka yazılarımda da bu konuyu işlemiş, “hasta hakları” algısının nasıl yanlış oturduğu üzerine dikkatleri çekerek yazılar yazmıştım. Ayrıca,  bu düşüncemi Sağlık Bakanına da  ifade etmiştim.

Rahmetli Prof. Dr. Göksel Kalaycı Hocamızın öldürülmesinden sonra da, medyayı takip eden bir kişi olarak, şiddet haberlerinin giderek arttığını her fırsatta ifade ettim.

Şu ana kadar ise konuyla ilgili olarak,  Bakanlığın “Şiddete Sıfır Tolerans” kampanyası ve tabip odalarının “ihbar hattı” dışında somut bir şey yapılmadı.

Gelinen noktada bir canı, Ersin kardeşimizi kaybedince, nihayet herkesin dikkati bu yöne çevrildi. O zaman da söylemiştim: “Umarım yine bu konu birkaç hafta gündemde kalıp sonra unutulmaz.”

Bugün ise yetkililerde  sağlık çalışanlarına şiddeti önlemek için bir “irade” görüyorum.

 “İş işten geçti” diyeceksiniz,  ancak en azından gelecekte yine pişman olmamak için bu konuda bir şeyler yapılmalı.

Öte yandan, konunun  “Bir şeyler yapılmalı” kısmında hem hekimlerimizin hem de “yetkililerin” olaya  duygusal yaklaşarak ve durumu sadece “hekime şiddet”e indirgeyerek çözmeye çalıştığını görüyorum.

Birincisi, hekime şiddet olayının tek başına ele alınması hem çözüm üretmez hem de maalesef şiddeti daha da arttırır.

İkincisi, duygusal yaklaşım  (özellikle meslektaşlarımızın yaklaşımı) konuyu tamamen çözümsüz noktaya sürükler.

 

Yapılması gerekenler ise öncelikle nedenlerin tespitidir. Sağlık çalışanlarına yönelik olarak şiddetin:

1. Sağlık sisteminin getirdiği “şiddet”,

2. Hasta haklarının getirdiği “şiddet”,

3. Medyanın getirdiği “şiddet”,

4. Hekimlerden kaynaklanan “şiddet”

şeklinde sıralanması doğru olacaktır.

Bu 4 maddenin ortak paydaları olsa da, bunların ayrı ayrı analitik olarak  incelenmesi ve tedbirlerin alınması gereklidir.

Şu an en fazla konuşulan “hukuki tedbirlerin” ise (Cezalar artırılsın! gibi) “koruyucu hekimlik” adına şiddeti tek başına daha da arttıracağı kanaatindeyim.

Son söz: Bugünden yarına şiddetin çözülemeyeceğini ve uzun bir süreç alacağını (Çünkü benim tezim, “hekime şiddetin 32 yıllık bir geçmişi olduğu”dur.) kabullenerek çözüm üretmemiz gerekiyor.

Bu sorunun, başta hekim arkadaşlar olmak üzere, tüm sağlık çalışanlarının ortak akılla verecekleri kararın “sağlık yöneticilerince” uygulanarak aşılacağı kanaatindeyim.

Şu an tam da bunun ortamıdır!..

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) mücahit altuntaş (doktor)
10.09.2012 17:34:33
Güzel yazı elize sağlık.Şiddetin kaynaklarına beşinci madde olarak kendi sotrunlarıyla yüzleşemeyen yada yüzleşme sorunları olanların şiddet biçiminde dışa vuran tepkilerini eklememiz gerekiyor.
People
0
2) kamil ömür (uz.dr)
04.05.2012 15:09:32
Aşağıda bir yorumcunun dediği gibi sokakta vb yerlerde acil bir durumda eskiden doktor yok mu dendiğinde olaya el koyardım.Eskihisar-Topçular feribotunda,bir tatil köyünde,asistan iken alt katta bir komşuya ilk müdahaleleri yapmış bir hekim olarak şu anda böyle bir durum olsa hayatta ben doktorum demem.Meslekte geldiğimiz son durum nokta.
People
0
3) A.D (Dr.)
03.05.2012 10:16:10
Çalışan güvenliğinin ihmali ayrı bir konudur Hasta haklarının var olması gerekliliği apayrı bir konudur.bu talihsiz bağlantıyı kurmuş olmasını yazının sahibine bir hekime hiç yakıştıramadım.Ne dersiniz sorgulanamaz otorite tanımaz meslek grubu olarak ilk defa hasta haklarıyla sorgulanır olunca zormu geldi acaba.Herkez hata yapabilir en ünemlisi herkez sorgulanabilir.Ama asla şiddetle değil....
People
0
4) semras (eczacı)
02.05.2012 12:00:55
1-Halk ne yapıyor,nasıl eğitiliyor gözden geçirelim .. Akşamları kurtlar vadisini uçurumu ,saçma sapan ve şiddet içeren dizileri büyük bir iştahla ve gözünü ayırmadan izleyen insanların beyni şiddete odaklanıyor..sabah ki kadın programları ise rezalet.. hem suçlu yu buluyor, hem idam, hem infaz ediyor sözüm ona bir spiker .. üstelik belki işin aslını gerçeğini asla bilemeyecek bu insan yaptığı tahribatın farkında bile değil . Bilirkişi psikolog yada Sağlık bakanlığı olarak kimsede bunları değerlendirmiyor..Sayelerinde toplum inanılmaz bir sosyal travma yaşıyor . Telefondaki insana bağırıyor azarlıyor...Yani herkez burada devlet ve hakkını hemen ve kendi alıyor.. neden çünki bizdeki adalet sistemi çok gecikmeli uygulanıyor .. yada uygulanmıyor.
2. bir husus ve herkezin bildiği bir şey; dr olamamış yada olmuşda mesleğini sevmeyen kişiler tarafından başlatılan dr lara karşı karalama kanpanyaları.Örnek; bir spiker haber programcısı vardı biliyorsunuz adı lazım değil .. her iki programının birinde dr ları kötüler onları infaz eder bağırır ekran karşısında adeta bir kahraman edaları ile tatmine ulaşırdı şimdilerde sesi pek çıkmıyor herhalde çaptan düştü..reyting kaygıları ile şekillenen asi,hedefsiz, kızgın ,hakkını kendi başına aramaya kalkan acaip bir toplum yarattı bu arkadaşlar sağ olsun..
3. en can alıcı darbeyide sağlık bakanı nın sağlık la ilgili gelgit li politikaları sanırım son noktayı koydu..Ezilen dr u görmek istiyorlardı, halkın kahramanı olmak istiyorlardı sanırım oldularda..ne diyelim tebrik ediyoruz...ayıklayın şimdi princin taşını
4. şimdi duyduğumuza göre büyük hastanelerde genç avukatlar ellerinde kalem kağıt hasta ları dolaşıp habire dr dan bir şikayetiniz var mı ?? hemen dava açalım diyorlarmış..eeeeeeeeeeee kel başa şimşir tarak bu olsa gerek...
kısaca bu hikaye bitmez...Allah dr larımıza ve yeni mezun çiçeği burnunda sağlık çalışanı evlatlarımıza sabır versin .. işlerini kolay getirsin..
Yalnız artık korkuyorum .neden mi? Gerçekten dr ların içlerindeki heyecanı kaybetmelerinden ve dr olduklarını gerekmedikçe asla lanse edememelerinden korkuyorum bu nedemek mi?hani tatilde otobüste yada her hangi bir yerde acil bir şey olurda dr yokmu diye bağırılır ve de heyecan la en az bir ik dr koşarak gelir çoğu kezde kurtarılır hasta .. artık dr var mı diye bağırılınca mümkün değil kimse ortaya çıkmayacak ancak resmi görevli biri gelene kadar.. Çünki Hasta hakları diye bi şey var es kazara ölecek olsa hasta ..Maazallah dr a kalacak ihale .. yazık günah değil mi.Aldığı üç kuruşu mahkeme odalarında mı harcasın zavallı garibim.
People
0
5) V.Ertuğrul (Doktor)
01.05.2012 19:45:11
Önerilere aynen katılıyorum.Ancak şiddetin çok hızla tırmanması ve bu korkunç noktaya gelmesindeki en önemli faktör Sn.Prof.Dr.Nesrin Aştı Hanımın da belirttiği gibi SOSYAL KİRLENME, bu durumu zamanında farkederek önlem almak bir tarafa,bu karakterdeki kişiler takip edilen yanlış politikalarla cesaretlendirildi ve sürekli teşfik edildi.Çözüm sosyal kirlenmenin terapisine ve yanlış politikaların değişmesine bağlı.Şiddet konusu topyekün ele alınmalıdır.Sadece sağlık sektörü şeklinde ele almak hiçbir sonuç vermez.
People
0
6) Dr.H.S. (Op.Dr.)
01.05.2012 11:27:27
Dr.Cevdet rumuzlu arkadaşım:Sizin yorumunuz çok doğru.Ama böyle bir şeyin olması ancak rüyada mümkündür.
People
0
7) ali erdal (op dr)
30.04.2012 23:40:01
Herkes hakkını arayabilmeli, buna kimsenin itirazı yok. Ama hak aramanında bir bedeli olmalı. SABİM i aramanın da , hasta haklarına şikayet dilekçesi vermenin de bir bedeli olmalı. Haksız şikayetçiler de ciddi ciddi sorgulanmalı...
People
0
8) Dr.Cevdett (op)
30.04.2012 10:32:28
Çözüm önerim:Başbakan ve sağlık bakanı daha önceki konuşmalarını tekrar gözden geçirmeli, hekimliğin diğer mesleklerden farklı bir meslek olduğunu üstüne basa basa belirtmeli, vatandaşın cebindeki elin doktora değil SGK'ya ait olduğunu bildirmeli, gerçekten acil hasta olmadıkları sürece acillere gitmemelerini ısrarla ve defalarca ifade etmeleri gerekmektedir.Her şeyde zırt pırt SABİM'i aramamalarını vatandaşa ısrarla söylemeleri gereklidir.Bunları yaparlar mı?
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
09/11-13/11 26. Ulusal Alerji ve İmmünoloji Kongresi ALLERJİK... ANTA
15/11-16/11 4. Diyabet Tedavisi Sempozyumu ENDOKRİNO... ANKA
14/11-17/11 1. Hematoloji Eğitim ve Araştırma Kongresi HEMATOLOJİ ANTA
13/11-17/11 10. Uluslararsı Katılımlı Aile Hekimliği Kongresi - AHEKON 2019 AİLE... ANTA
13/11-17/11 41. Türk Ulusal KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi KULAK-BUR... ANTA
14/11-17/11 Dudak Damak Yarıkları 6. Uluslararası Kongresi ORTOPEDİ... ANTA
14/11-17/11 HIV-AIDS Kongresi 2019 HALK SAĞLIĞI ANTA