YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Yeni Sağlık Bakanının İlk Yapması Gerekenler!Dr. İbrahim ERSOY

Medimagazin Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Faks: 0 (312) 220 04 70
Dr. İbrahim ERSOY

16.11.2015, Pazartesi

Tüm Yazıları

Seçim dönemleri, tabiatı itibarıyla bürokrasinin yavaşladığı, “Dur hele bakalım ne olacak”, “Dur hele bakalım kim gelecek” ifadeleri ile yeni ve sorun çıkarması muhtemel, hele ki soruşturmaya konu olabilecek konuların askıya alındığı dönemler olarak geçiyor. Tekrarlanan seçim nedeniyle bu senenin tamamına yakının bu havada geçtiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Tabii ki sağlık bürokrasisi de bundan nasibini aldı. Ancak, sağlık alanındaki tıkanıklık bundan da öncesine dayanıyor. Bu nedenle yeni sağlık bakanını veya sağlık bakanını yeni dönemde bekleyen pek çok sorun var, Bakanlığın başına siyasi irade olarak geçecek kişinin çözmesi ya da çözüm yoluna sokması gereken problemler birikti. Sağlık alanı öyle bir alan ki yenilik veya güncelleme yapmadığınız her gün sizi geri bırakıyor, bu nedenle sorunların bir kısmı çok kronikleşti ve radikal tedavilere ihtiyaç duyacakmış gibi duruyor.

Bu sorunların en büyüğü, muhtemelen de en temeli 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılmaya çalışılan Bakanlık ve taşra yapısının kararnamenin getirdiği şablona bir türlü uyum sağlayamaması. Merkezde kurumlar ve genel müdürlükler arasındaki yetki ve sorumluluk çekişmesi, işlerine gelmeyen durumlarda da sorumluluk inkârcılığı, Bakanlığı sahaya hâkim bir yapılanmadan iyice uzaklaştırmış durumda. İlerleyen zaman içinde bu boşluğu hisseden taşra yapılanmasında da aynı çekişmeler İl Sağlık Müdürlüğü, İl Halk Sağlığı Müdürlüğü ve Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği arasında devam ediyor. Merkezde yaşanan kurumsal şovenizm mikro ölçekte illerde yaşanıyor. Merkezde ve illerde birbiri ile selamlaşmayan sağlık yöneticilerinin uyumlu bir şekilde çalıştırılması ve sahaya yeniden hâkimiyet kurulması gerekliliği yeni bakanı en çok zorlayacak konuların başında gelecek. Belki de teşkilat kanununda kapsamlı bir revizyon çalışmasına girmesi gerekecek.

Yüzde 75’e vurmuş olan “Sağlık Hizmetlerinden Duyulan Memnuniyet Oranı” düşme eğilimi göstermeye başladı. Bunun alarm sesleri vatandaşı dinleyenlerce duyuluyor. Hastanelerdeki kalabalık ve sıralar hep vardı, hâlâ var, bunun memnuniyet oranını etkilemesi çok muhtemel görünmüyor. Ancak hastanelerdeki organizasyon düzensizliği, temizliğe eskisi kadar dikkat edilmiyor olması, randevu sürelerinin giderek uzuyor olması homurdanmaları artırıyor. Hastanelere getirilen sözleşmeli yönetici modelinin sonuçları açısından iyi işlemediğini söylemek mümkün. Tatminkâr ücretlere rağmen işin sözleşme ile kısa bir vadeye bağlanması, bu dönemde de karne notlarının düşük olmasının sözleşme feshine yol açması yöneticilerin karne notlarını düşürmemeye odaklanması ile sonuçlandı. Karne notlarının önemli bir kısmı finansal göstergeler olunca, sonuç “ne kadar az para harcarsam o kadar iyi” oldu, ancak ticarette temel kurallardan biri olan “para harcamadan para kazanamazsın, kaliteli olamazsın” kuralı unutuldu. Bu nedenle sonuçları sözleşme dönemini aşan yatırımlar yapılmaz oldu. Ayrıca, sözleşmelerin son sayfasının tarihsiz istifa dilekçesi olması da yöneticilerde güvensizlik duygusu yarattı. Hastane yönetimlerinin, belki de Kamu Hastaneleri Kurum Başkanlığı ile birlikte yeniden organize edilmesi yeni Bakanı en fazla yoracak konulardan olacak.

Üçüncü konu ise büyük iddialarla başlatılan aile hekimliği uygulaması. İlk başladığı andaki rotasından ve çerçevesinden oldukça uzaklaşan uygulama, pilot olarak başladığı dönemden sonra elde edilecek tecrübelerle planlanacak müdahalelerle yönlendirilecek ve şekillendirilecekti. Ancak bu müdahaleler yapılmadı, sistemin kurgusunda yatan aile hekimine ve sağlık personeline güvenilerek kendi işlerine sahip çıkacakları prensibinden hızla uzaklaşıldı. Muhtelif işler aile hekimlerinin üzerinden yürütülmeye ve zorlama nöbet uygulamaları ile aile hekimleri memurlaştırılmaya çalışıldı. Bunun sonucunda, sağlık ocağı döneminde yaşanmış olan kronik sorunlar tekrar sistematik olarak ortaya çıkmaya başladı. Gelirleri nedeniyle en memnun kitle olması gerektiği düşünülen aile hekimleri sisteme küstürüldü. Aile hekimliği uygulaması da gündelik politikalarla yalpalamaya başladı. Uygulamanın hızla ele alınıp öyle veya böyle bir rotaya yerleştirilmesi birinci basamağın kıymetini tekrar kaybetmemesi açısından acil müdahale gerektiriyor.

Sisteme ait bu sıkıntıların yanı sıra sağlık alanında çalışan tüm personel bir bıkkınlık ve mutsuzluk hâli içinde. Bunun tek sebebi de çok çalışmak değil. Sağlık çalışanları özlük hakları açısından ihmal edildiklerini düşünüyorlar. İki yıl önce söz verilen yıpranma payı hâlâ hayata geçmedi, geriye dönük olarak geçmeyeceğinin anlaşılması bu alanda ciddi hayal kırıklığı yarattı. Ayrıca, mali haklar açısından son yedi yıldır aynı seviyede durmaktalar. Döner sermayeden yapılan oynamalarla verildiği söylenen gelir artışları gerçekçilikten çok uzak; çünkü pasta sabit, nöbet ücreti artarken performansa dair aldığı döner sermayenin azaldığını göreli çok oldu. Özlük haklarında ciddi bir iyileşme sağlanmazsa hastanelerin gösterdiği performans kapasitesinin azalacağını öngörmek zor değil. Bu alanda çok ciddi bir çalışma ve ekonomi yönetimi ile ciddi bir mücadele yeni bakanı zorlayacak işlerden biri olarak duruyor.

Yeni bakanın elinde bulacağı pimi çekilmiş bir bomba ise şehir hastaneleri. Bir kısmının teslimine neredeyse bir sene kadar zaman kaldıysa da, Bakanlık bu hastaneleri nasıl işleteceği konusunda hâlâ organize olabilmiş değil. Bu hastanelerin başına geçireceği ekipleri hâlâ yetiştirebilmiş değil. Çok büyük ticari ortaklarla birlikte ve karşılıklı çalışarak bu devasa işletmeleri bizim mevcut başhekimlik mekanizmamızla yönetmeye çalışmak ortağınıza kendinizi kayıtsız olarak teslim etmeye benziyor. Hızla yükselen binaların müteahhitleri ellerinde anahtarla Bakanlığın kapısını çaldıklarında ne yapılacağı, nasıl bir yönetim yapılacağı hâlâ netleşmiş değil. Bu konuda geç kalınmış olsa da çalışmayı bir an önce başlatmak gerekiyor.

Yeni Bakanın kucağında bulacağı sorunlu konulardan bir başkası da Sağlık Bilimleri Üniversitesi olacak. Kendi önemli hastanelerinin büyük kısmını bu üniversite yapısına devretmek zorunda kalacak ve hem hizmet kapasitesinin önemli bir kısmını yitirecek hem de aktarmadan dolayı ortaya çıkacak hesaplanmamış operasyonel aksaklıkları çözmek zorunda kalacak. Uygun işletilmediği için şikâyetçi olduğu üniversite hastanelerini devralma isteğinden elindeki hastaneleri üniversite hastanesine dönüştürme çabasına geçiş ise şüphesiz 13 yıllık iktidar döneminin en keskin politika değişikliklerinden biri olarak yeni Bakanın mücadele edeceği konular arasında bulunuyor.

Sağlıkta yapılacak işler son iki yıl içinde çok birikmiş durumda ve halı altına süpürülmüş pek çok sorun da gün yüzüne çıktığında hızlı ve kökten çözümler gerektiriyor. Yeni sağlık bakanının çok katı bir acil eylem planı hazırlaması ve bunu sıkı bir takip mekanizması ve kararlılıkla uygulaması gerekecek.

Yeni bakanın yukarıda saydığım sorunları ne derece dert ettiğini ve kendine çözülmesi için daha ne sorunlar koyacağının sinyallerini yeni hükümet programında göreceğiz. O zaman bir değerlendirmeyi belki de bizzat kendisi ile yaparız. Sağlıkta konuşulacak şey çok ne de olsa.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer