YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Cerrahlar, Dikkat! Hekimliğiniz Elden Gidiyor İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

24.09.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Evet, evet, doğru, yanlış okumadınız. Bu makalenin başlığı, “Cerrahlar Dikkat! Hekimliğiniz Elden Gidiyor”. Peki, cerrahların hekimliği elden gidiyor da, diğer branşlardaki uzman meslektaşlarımın, hatta pratisyenlerin hekimliği ne durumda? Onların durumu çok mu daha iyi? Hayır, asla… Gerek tıbbi ve sosyal eğitim sistemimiz ve gerekse idari yapılanma, disiplinler arası klinik ilişkiler ve en önemlisi, etik ve ahlak kavramlarını kendilerine göre yorumlayıp, kendilerince algılayan bu kafaların hekim düşmanlığı böyle devam ettiği müddetçe, onları da maalesef, aynı hazin akıbet bekliyor. Ancak, bu hususu bir başka makalede ele almayı düşündüğüm için, burada münhasıran cerrahi branş uzmanlarının hekimliğini gözler önüne sermek istiyorum.

 

Bütün meslektaşlarım çok iyi bilir ki,  tıbbın sarsılmaz esaslarından biri de “Hastalık yok, hasta var.” ilkesidir. Hastalığı değil, hastayı tedavi etmek ve sağlığına kavuşturmak yegâne gayemiz olmalıdır. Gerek tıbbi ve gerekse cerrahi tedavi planımızı yaparken, hastayı maddi-manevi kişiliği ile kalbiyle, böbreğiyle, gözüyle, kulağıyla, velhasıl bütün organları ile bir bütün olarak ele alıp, dikkatle değerlendirmemiz gerekir.

Çok üzülerek belirtmeliyim ki, insanlık için daha iyi hekim yetiştirmekten ziyade, TUS’ta daha başarılı olabilecek elemanları mezun etmek için gayret sarf eden tıp fakültelerimizin, hem pratisyen hem uzman ve hem de cerrahların eğitimlerindeki politika, metot ve felsefelerini, günün şartlarına göre tekrar gözden geçirmeleri gerekir.

 

Her hekimin olmazsa olmazı olan tansiyon aleti ve stetoskop, teknolojik tıbba kaçınılmaz esaretin de etkisi ile bırakın cerrahları, dâhili branşlardaki uzmanların da maalesef pek rağbet etmedikleri araçlar haline geldi. Çok şükür, artık cerrahların çoğu bu aletleri tanımaz durumdalar! Kanaatimce bu problemin en önemli sebeplerinden biri,   “İlim bir nokta idi, cahiller onu büyüttü.” diyen Hz. Ali’nin sözünü doğrularcasına,  detayda aşırı uzmanlaşma ve ana merkezden bu oranda uzaklaşmadır. Nerede ise “Ben sadece sağ kulak uzmanıyım, sol kulaktan anlamam.” diyecek duruma geldik!

 

Normal zamanda saçının bir teline bile en ufak zararın gelmesine tahammül edemeyen kişi, hastalanınca, hekimine “Buyur, Doktor Bey, böbreğim, midem, kalbim, beynim, canım sana emanet. Sana güveniyorum.” diyerek, teslimiyetini, bir yerde de acziyetini ifade etmektedir. Hekimine her şeyi ile teslim olan hastayı, bütün sistemleri ile bize emanet olarak görmeli ve her organından kendimizi direkt olarak mesul tutmalıyız. Bize emanet edileni de, diğer meslektaşlarımızla görüş alışverişinde bulunmak, konsülte etmek, istişare etmek ve en iyi plan ve programı protokol haline getirmek bir yana, çok özel durumlar hariç,  bir başkasına da emanet etmemeliyiz. 

 

Ameliyatını yaptığımız bir hastanın nabzını tutmak, kalbini, akciğerlerini ve barsak seslerini dinlemek, birinci planda, cerrah olarak bizim görevimiz, onurumuz, hatta hakkımızdır! Ameliyat ettiğimiz hastamızda kendi branşımız dışında, çok basit de olsa bir problemle karşılaşınca, kendimiz hiçbir değerlendirme yapmadan, ilgili branşlardan konsültasyon talebinde bulunmak; konsültan hekimin yüzünü dahi görmeden, onunla hasta hakkında istişare etmeden, yazılanlar doğrultusunda hareket etmek, cerrahların hekimlik kabiliyetlerine sekte vurmakta, tabipliklerini unutturmakta, onları sadece bir teknisyen durumuna düşürmektedir. 

 

Üniversite hastanelerinde olmasa bile, özel ve devlet hastanelerinin çoğundaki “YOĞUN BAKIM YAPILANMASI”, sistem olarak tuz-biber olmakta, bu problemi daha da derinleştirmektedir. Cerrah ameliyat ettiği hastayı, postoperatif dönemde, özel dal hastaneleri ve çok spesifik branşlar hariç, genel yoğun bakım ünitelerine göndererek, bir yerde postoperatif bakım ve takip mesuliyetinden ve külfetinden kurtulmakta ve hekim düşmanlığının had safhaya geldiği ve hekimleri çıban başı olarak görmek, göstermek arzu ve hedefinin topluma yansıması olan politikalardan refleks olarak da korunabilmek için “Benden ne kadar uzak, o kadar iyi!” ebleh düşüncesine mahkûm olmaktadır.

 

Kendi gözünüzün gördüğüne, kendi kulağınızın duyduğuna azami itimat göstermenizi ve inanmanızı ve “Acaba kaç cerrahın tansiyon aleti ve stetoskop ile ünsiyyeti ve kurbiyyeti vardır?” sorusuna da cevap aramanızı istirham ederken, bir sonraki makalemizde buluşmak temennisi ile mutat olduğu üzere bir yeni, müstesna rubaimizle bitirelim.

 

SİNEMDE KARANFİLLER

Bilmem yine açar mı, kalbimde solan güller,

Gülümser mi amberi, kıvır kıvır kâküller.

Acaba hissettin mi, nasıl da güzel koktu,

Sinemde ateşinle, tutuşan karanfiller.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) drmert (dr)
30.09.2012 12:14:47
Tıp multidisipliner bir eğitim olup herşeyi biranda bilebilmek mümkün değildir.Kaldıki herşeyden ortalama biraz anlamakla büyük şeyler başarılamaz.Dünyada branşlaşma ve ihtisas bu kadar kabul görmüş evrensel bir kriterken , uzman olunca herşeyimi biliyorsunuz ?? yorumuna sadece kahkaha atmak düşer.Bir konuda iyilik kazanmanız için sadece bir hastayı 2 saat acilde takip etmek yetmez .Kronik hastaları aylarca takip edebilmeniz, klinik gidişatını izlemeniz ve tedavi sonuçlarını görebilmeniz lazım.Acilde yıllarca pratisyen hekimlik yapmak yada başka bir şey yapmak sadece ilk takip tecrübenizi arttırır hepsi bu.Ayrıca hepimiz biliyoruzki acile gelen hastaların çok büyük bir oranı sonraki takiplerinde plk hastaları oluyorlar.Bazı vakaları tenzih ediyorum.Onlarda yatırılarak takip edilen hasta gruplarıdır.Uzmanlık ve ihtisas bir ihtiyaçtır.....ve bu evrensel bir gerçektir.Ancak herkesin başarabildiği bir şeyde değildir.Bu yüzden başarıpta yapanlarada mundar demek başlı başına bir hezeyandır......
People
0
2) hekimoğlu (a.h)
29.09.2012 17:41:36
Güzel yazı.Tıp fakültesinde okuyan bir öğrenci niçin tus dersanesine gitme ihtiyacı duyar.tıp fakültesinde verilen teorik ve pratik bilgi pekala yeterli.tus için öğrenilen bilgilerin nekadarı kalıcı olacak ,ne kadarı hasta için kullanılacak,dünyanın neresinde tıp öğrencisi dersaneye devam eder?lise öğrencileri için dersaneler tartışıllırken ,tıp fakültesi öğrencileri için tus,uzman olma kaygısı için olması gereken değişiklikler niçin gündemde değil.pratisyen 20 yıl acilde çalışsa,1 gün bile uzmanlıktan sayılmıyor.acilde yıllarını vermiş bir pratisyeni niçin uzman olmak ister?bir cildiye,biyokimyacı,ftr uzmanı vsolursa insanlığa daha fazla hizmet ,daha büyk doktor mu oluyor?sıfatsızlıktan dolayı böyle uzman olma çabasına gidiliyor.hatta uzman olsa acide yaptığı dr luk kadar tatmin edici hekimlik yapmayacak belkide(bir çok branş için).fakat UZMAN olacak.mesleğe yeni başlamış aile hekimi ile 20 yıllık aile hekimi aynı durumda.uzman olmuş 3 yıllk a.h uzmanı farklı ücret alıyor.rapor verebiliyor.SAYGILARIMLA
People
0
3) Fatma Ertek (okur)
26.09.2012 10:18:40
Başlıkla içerik gerçekten alakasız olmuş. Ne niyetle okudum, ne anladım.
People
0
4) tahir mutlu (ortopedi)
25.09.2012 09:43:45
Herşeyi bilmek aslında hiçbir şey bilmemektir. Tedavide başarı branşlaşınca sağlanmakta, komplikasyon minimalize edilmektedir. Maksimum başarı iyi ekipler ile elde edilmektedir. Her şeyi bilmeye çalışan tek akıl degil, branşlaşmış çoklu ortak akıllar ile hareket edilmelidir.
People
0
5) Nilgün Erdoğan (Genel Cerrahi Uzmanı)
25.09.2012 08:57:55
çok haklısınız, noktasına ve hatta virgülüne bile katılıyorum.Geldiğimiz nokta çok üzücü...Saygılar
People
0
6) ÇETİN ÖCAL (jin dr)
25.09.2012 08:45:39
başlık ile yazının içeriği çok uyumsuz olmuş,cerrah postop kendi hastasını kendi takip ediyor,zira bi komplikasyon ouştuğunda heleki cerrahi bir komp.ise o hastayı üniv.hastaneside dahi hiç bi yer kabul etmiyor.tabiri caizse hasta elinde patlıyor.durum böyleyken cerrahlar sanki her vakada postop hastaları başka yere takip için gönderiyor gibi bir izlenim oluşuyor okuyanlarda.kendi söküğümüzü kendimiz dikiyoruz.cerrahlık bir yere gitmez herkes müsterih olsun...
People
0
7) gizem (okur)
25.09.2012 00:58:46
oldum olası sağlığıma dikkat ederim son çare doktora giderim ameliyat hiç olmadım ödüm patlar ama doktorlara güvenirim bu yazıdan sonra korkuyorum cerrahlık bu yönde gidiyorsa doğum kontrolüne gerek yok.
People
0
8) RKTR (Uzm)
24.09.2012 11:52:28
Sayın İsmail Hakkı Hocam, ciddi hastalardan kaçıldığı bu dönemlerde, söyledikleriniz bilhassa önem arzediyor.

Ama, bu ülkede "konsültasyon" müessesesinin üşengeçlikten ziyade dava risklerini azaltmak için kullanıldığı da herhalde malumunuzdur. Keza, gerekli-gereksiz tetkikler ve reçete yazımları da.. Çünkü hakimler bunlara çok önem veriyor. Vakada hatasız dahi olsanız, hastaya tetkik veya reçete yazmadıysanız, başınız sıkıntıda demektir.

Saygılar ..
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer