YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Sezar "Tam Güne"e KarşıDr. Mehmet DEMİR
Dr. Mehmet DEMİR

08.04.2013, Pazartesi

Tüm Yazıları

 

Aslında bu, benim için gecikmiş bir yazı.

 

Bu konu eskisi kadar gündemde de değil. “Nereden çıktı?” diyebilirsiniz.

 

İki gelişme bu yazı için ilham oldu.

 

Amerika’da bulunan ve doğumu yaklaşmış bir yakınıma attığım mesajda, nedense gayriihtiyari olarak “Doğum sezaryenle mi olacak?” diye sordum.

 

Cevap gecikmedi ve oldukça dramatikti.

 

“Doktor, sen Amerika’da hâlâ ‘Sezar’ın yaşadığını mı sanıyorsun? Türk filmlerindeki Fatma Girik gibi bağıra bağıra doğuracağım!”

 

Tokat gibi cevap!

 

Doğumdan sonra “Hayırlı olsun.” demek, kızına da uzun ve sağlıklı bir ömür dilemek için aradım.

 

Biraz serzenişte bulundu.

 

“Doğum düşündüğüm gibi olmadı. Epidural yaptılar, ağrı hissetmedim.” dedi.

 

Zihinlerimiz sezaryeni normal kabul ediyor. Nasıl etmesin. Çoğu hastanemizde nasıl denk geliyorsa bebekler sabah saat 08.00-11.00 arasında doğuyor.

 

Her şey çok planlı. Ne güzel.

 

Nüfus planlaması, kürtaj ve sezaryen konusunda Sayın Başbakanımızın geçen yılki ani ve sert çıkışı, bu konuda topyekun bir çalışmanın başladığının ve temel felsefenin değiştiğinin habercisiydi.

 

Yalnız, bu çalışmaları yavaşlatacak bazı tehditler var. Bunlardan ikisi “tam gün” ve “sağlık insan gücünün eksikliği.”

 

“Nereden çıktı yine bu tam gün ve hekim yetersizliği. Ne alakası var?” diyeceksiniz.

 

Bu noktada birkaç soru soralım. Ülkemizde kaç kadın-doğumcu var? Bir dönem İspanya’da olduğu gibi kadın-doğumcuların doğumhaneye girmeleri yasaklanabilir mi? Çocuğunuzun doğumunu kime yaptırırdınız? Ağrısız, normal bir doğum herkesin hakkı mıdır?  Sezaryen ve normal doğum bir doktorun kaç saat vaktini alır? Önümüzdeki yıllarda ortalama üç çocuğu sağlıklı ve adaletli dünyaya getirmek için yeterli insan kaynağımız var mıdır?

 

Bu sorulara burada cevap vermek yer darlığından dolayı pek mümkün değil.  Aslında cevaplar soruların içinde gizli.

 

Gelelim tam gün konusuna. Tam gün ile ilgili basına yansıyan çözüm önerilerinin bir kısmının yeni nüfus ve doğum politikası ile çeliştiği görülmekte.  

 

Tam gün uygulamasının hayata geçmesinde direncin yoğunlaştığı branşın kadın-doğum olduğu herkesin malumu. Kadın-doğum branşı tam gün öncesi en yüksek muayenehane oranı ile zaten dikkat çekmekteydi.  Sezaryen, ülkemizde en sık yapılan ilk üç cerrahi girişim arasında yer alıyor. Hastaların cepten en rahat harcama yaptıkları kalemlerin başında sezaryen geliyor. Kadın-doğum kliniklerinin cirosunun ağırlıklı kısmını sezaryen oluşturuyor.

 

Bunlar bazı gerçekler.

 

Üniversitelerde öğretim elemanlarınca yapılan işlemler için vatandaştan SUT fiyatı kadar ilave ücret alınması, sezaryen endikasyonu konmasını kolaylaştıracak ve sezaryen oranındaki azalmayı frenleyebilecektir.

 

Aynı zamanda, özel hastanelerin vatandaştan alacakları ilave ücret oranının artırılması en bariz etkisini sezaryende gösterecektir.

 

Birçok işlemden zaten yüzde 90 ilave ücret dahi alamayan özel hastaneler, sezaryene geldiğinde rahatlıkla yüzde 200 ilave ücret alabilecektir. Tek kürekle gemiyi yüzdürme telaşı ister istemez frekansı ve tahsil edilebilir ücreti yüksek sezaryeni cazip kılacaktır.

 

Burada yanlış anlaşılmak istemeyiz.

 

Devlet maalesef elini taşın altına koymamaktadır. Sağlıklı olan hareket,  yüzde 100 ilave ücret oranını koruyarak SUT fiyatlarını artırmaktır. Yüzde 25 oranında bir artış dengeyi sağlayacaktır. Bu, artış yapılıyormuş gibi de yapılmamalıdır. Tek bir SUT maddesinin değiştirilmesi, 0,593 olan katsayının 0,741’e çıkarılması yeterli olacaktır. Bu, hastanelere rahat bir nefes aldıracaktır. Bunun bütçeye elbette bir etkisi olacaktır. 2013 yılı için 68 milyar kamu sağlık harcamasından sadece yüzde 5’lik bir sapmayla ihtiyaç olan ilave kaynak karşılanabilir. Bu külfete değer.

 

 Aksi takdirde, SUT fiyat artışı yapmadan ilave ücret oranının yükseltilmesi endikasyon kaymalarına zemin hazırlayarak sezaryeni tercih edilir hale getirecektir.

 

Sezaryene yönelik katı, yasaklayıcı kurallar ise sadece bir çatışma ortamını oluşturur.

 

Nüfus ve doğum politikaları çerçevesinde aksi sonuç doğurabilecek düzenlemelere dikkat etmek gerekiyor.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer