YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Rektörlük Atamaları (veya “Mevlâ Görelim Neyler; Neylerse Güzel Eyler”)Prof. Dr. Şahin AKSOY

Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı

Prof. Dr. Şahin AKSOY

06.12.2010, Pazartesi

Tüm Yazıları

Bu köşede yayımlanan “Köşk’teki Hakim”in Çağrıştırdıkları başlıklı yazım birilerinin fena halde canını sıkmış. Medimagazin’in bu “Yorum” işini kolaylaştırması iyi oldu. Okuyucu tepkisini anında yazara iletebiliyor. Okuyucuların yazısı hakkındaki düşüncelerini çok merak edip önemseyen biri olarak beni çok memnun etti. İltifat ve destek mesajları tabii ki güzel, ama benim esas üzerinde durmaya değer bulduklarım eleştirel olanlar. “Hamama giren terler.” demişler. Ben de bu eleştirileri son derece doğal karşılıyor ve değerlendiriyorum, ancak yazdıklarımı doğru anlamak ve bağlamından saptırmamak kaydıyla. Zannediyorum en son yazımda meramımı tam anlatamamış olmalıyım ki böylesine ‘alakasız’ tepkiler geldi. Bu hafta o tepkiler üzerinden giderek konuyu tekrar irdelemek istiyorum.

 

Söz konusu yazımda, yeni okuduğum Abdullah Muradoğlu’nun “Köşk’teki Hakim” adlı kitabından bahisle eski Cumhurbaşkanlarından Ahmet Necdet Sezer’in rektör atamalarını konu etmiş ve Sayın Sezer, Sayın Demirel, Sayın Gürüz ve Sayın Teziç’in dönemini atadığı rektörler, bu rektörlerin üniversitelerde estirdiği fırtına, yarattığı mağdurlar ve dibe vuran akademik faaliyetler nedeniyle ‘bir kara kabus’ ve ‘gerici ideolojilerin’ üniversitelerde yerleştirilmeye çalışıldığı bir dönem olarak nitelemiştim.

 

Dediğim gibi, bazıları bu yazıma feci şekilde içerlemiş ve kaleme sarılıp yorum yazmışlar. Sağ olsunlar, hepsi ‘baş tacı’ ama bazı şeyleri yanlış anlamış, bazı tepkilerini de önceki yazılarımdan biriken ön yargıları ile yapmışlar. Yorumları ve yorumcuların kimliklerini tam olarak internette bulmak mümkün olduğundan bunlara değinmeden eleştirileri belli başlıklar altında toplayarak cevap vermek istiyorum.

 

Eleştirilerin bir grubu, yazımın siyasi içerikli olduğunu, bu şekilde yazarak belli bir siyasi partiye -muhtemelen AKP kastediliyor- hoş görünmek istediğim yönünde. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki AKP de dâhil hiçbir siyasi oluşumla organik bağım olmadığı gibi bu yönde bir hevesim de bulunmamaktadır. Bu işi yapanlara saygı duymakla birlikte ilmin onurunu, bir partinin taraftarlığına tercih ediyorum. Bir Tabip Odası Başkanı olarak mevcut iktidarı, Sağlık Bakanını ve Sağlık Bakanlığı politikalarını en fazla eleştiren kişilerden biri olduğuma Medimagazin yazılarım açık bir delildir. CHP sözcüleri ‘Tam Gün Yasası’ tartışmaları sırasında Hükümeti eleştirmek için, Medimagazin’deki bir yazımı dakikalarca Meclis kürsüsünden okumuştur.

 

Bir başka eleştiri, ele aldığım konunun sağlık ile ilgisinin bulunmadığı, bir Tabip Odası Başkanı olarak bu konulara girmemem gerektiği yönündeydi. Hatta bu konuda Medimagazin de itham altında bırakılıyordu. Derginin sözcülüğünü yapmak bana düşmez, ancak eleştiriyi yapanlar şunu bilmelidir ki bu dergi tıp fakültelerinde yaygın olarak okunup takip edilmektedir ve Rektör ve Dekan atamaları haber verme konusunda her zaman Medimagazin’in ve okuyucularının ilgi alanı içinde yer almıştır. Ben Tabip Odası Başkanı olmadan önce ve halen bir üniversite hocasıyım ve yazımda isimlerini zikrettiğim dört zatın döneminde akademisyenlik yaptım. Yani o dönem yaşananların ve yaşatılanların canlı şahitlerindenim. Bu bağlamda, bu ‘kara dönemin’ tanıklarından biri olarak tarihe not düşmeye hem yetkin hem de hak sahibi olduğumu düşünüyorum. Yazdıklarımın bazılarını rahatsız etmesi onların sorunudur ve onlar da bu dönemi bir ‘aydınlanma çağı’ olarak görüp bunu her ortamda bu şekilde anlatma özgürlüğüne de sahiptir. “Madem bu denli cesursunuz, keşke bu cümleleri o görevdeyken kullansaydınız. Hem o günler bu günler gibi değildi, bir şeycik olmazdı size.” diyen iyimser meslektaşım Dr. Gönenç’e de iki sözüm var: ‘Zalim’in yüzüne “Sen zalimsin.”, ‘Diktatör’ün yüzüne de “Sen diktatörsün.” demenin ‘cesaretle’ değil ‘aptallıkla’ bir ilgisi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca o dönemde pek çok farklı üniversitede yüzlerce akademisyene “bir şeycikler” olduğunu herkes biliyor. O yıllarda işsiz kaldığı için borca saplanan, intihara teşebbüs eden ve evine ekmek götüremeyenler hâlâ aramızdalar.

 

Bazı yorumcular da sözünü ettiğim dörtlüden özellikle Sayın Sezer’e methiyeler dizerek onun inceliğinden ve titizliğinden bahsetmişler. Ben de aksini iddia etmedim. Sadece rektör atamalarındaki ‘incelik’ ve ‘titizliğini’ kendimce yorumladım. Dörtlünün diğer elemanları da bu konuda en az onun kadar ‘ince’ ve ‘titiz’diler.

 

Eleştirenlerden bazıları da, mevcut Cumhurbaşkanı ve YÖK Başkanının da kendilerinden öncekilerden farklı icraatlarda bulunmadığını söylüyordu. Benim bu konuda herhangi bir iddiam yok. Yazdığım sadece şuydu: “Mevcut YÖK Başkanı/Yönetimi ve Cumhurbaşkanının bugüne kadarki tercihleri rektör adaylarının üniversitelerinde yapılan seçimlerde aldıklara oyları dikkate aldıklarını gösteriyor.” Benim gözlemim bu yöndeydi, muhtemelen de haklıyım, zira “Her zaman birinci sırada geleni atıyor” demiyorum. Tam aksine, cümleme şu şekilde devam ediyorum: “Kaldı ki dikkate almaya da bilirler.” Yani dikkate almak zorunda da olmadığını söylüyorum. Bir ‘büyüğümüzün’ dediği gibi: “Çankaya Noteri oturmuyor orada.”

 

Eleştirilerden en ağırıma gideni ise sözlerimdeki tehdit algılaması oldu. Dr. Gönenç: “Bir de, yazınızın sonundaki tehdit cümlelerini herkesin dikkatine sunuyorum. Başkalarının sesini keseceğine, gıkını çıkarmayacağına olan güveniniz nereden geliyor?” ‘Bir Garip Doktor’ rumuzlu okuyucu: “Seslerini kesmeyenleri sen mi keseceksin şahin efendi.” demiş. Af buyurun ama ikisi de saçmalamış. Bir üniversite hocası kimi neyle tehdit edebilir? Hem neden bu sözden rahatsız oldular, anlamadım. “Sesini kesmesi” gerekenlerin eski dönemde yapılan haksızlıklara alkış tutanların olduğunu yazmıştım. Kendileri o gruba mı giriyor acaba?

 

Son Söz: Bir akademisyen, bir tıp fakültesi öğretim üyesi ve bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tekrar söylüyorum; Sözünü ettiğim Devlet ve YÖK başkanları dönemi, onların atadığı rektörler sayesinde ülkemiz üniversite tarihinin en karanlık yıllarıydı. Ancak, yetki onlardaydı ve yetkilerini o şekilde kullanma hakları vardı. Şimdi onlar yok ve yenileri yeni tasarruflarda bulunacaklar. Geçmiştekilere ses çıkartmayanlar bugün de ses çıkartmayacaklar. Geçmişte eleştirenler ise bugün de aynı hakka sahiptir. Bazılarının hoşuna gitmese de maalesef demokrasi böyle bir şey. Bize düşen Erzurumlu İbrahim Hakkı misali şunu terennüm etmek: Hak şerleri hayreyler; Zannetme ki gayreyler; Arif onu seyreyler; Mevlâ görelim neyler; Neylerse güzel eyler...

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) fatime yalınkılıç (uzman sosyolog öğretim görevlisi)
13.03.2011 14:23:12
sayın hocam,
yazılarınızın bir tarafa hoş görünmekle alakası yok. bu iddiada bulunanlar ya şimdiye kadar yaşananları hatırlamıyorlar ya da hatırlamak istemiyor ve görmezden geliyorlar. evet, kabul etmek gerekir ki, uzunca bir dönem her anlamda sıkıntı yaşadık. ama kara bulutlar dağılmaya başladı. çok güzel günler yakındır ümidi içerisindeyiz. yazılarınızın devamını bekliyoruz...
People
0
2) adnan çalık (prof dr)
16.01.2011 14:26:51
verdiğniz örnekten gerçektende üniversite öğretim üyesi olduğunuz hatta bilim adamı olduğunuz net bir şekilde anlaşılıyor. Öyle ya nakli değil akli bilgiyle donanmış olmalıdır üniversiteler. Olması gibi inanç kurumları değil bilinç kurumları olmalıdır üniversiteler. Sanırım bu sözler sizi gülmekten mecalsiz bırakıyordur. Verdiğiniz örnekteki sayın Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleride zaten akli bir bilim adamıdır da keşke onun marifetnamesinde oğlanlarla ilgili lakırdısınıda zikretseydiniz. Hem ayrıca memlekette işleri Mevla mı yürütüyor dersiniz. Yoksa yukarılarda insan sandıklarımızın bazıları mevlamı da bizim haberimiz yok. Bir bilim adamı olarak lütfen şu basit soruya bir yanıt verme zahmetinde bulununuz MÜŞRİKLER GÖRÜLDÜĞÜ YERDE ÖLDÜRÜLMELİMİDİR?
People
0
3) nuh selim (öğretmen)
06.01.2011 12:30:54
hocam siz madem erzurumlu ibrahim hakkı (hz)bahsettiniz.bende sizin anlayacağınız dilde söyleyeyim.
demişki ziya paşa:
insana sadakat yaraşır yapılsada ikrah
doğruların yardımcısıdır hz.ALLAH

demek istediğim siz yolunuza devam edin İNŞAALLAH güzel günler yakındır.
People
0
4) masum akdeniz (tıp öğrencisi)
13.12.2010 00:15:32
eğer taraftarlık hak namına olsa haklılara; kincesine nefretcesine nefis hesabına olsa o zaman haksızlara kaynak olur ve onlara dayanak noktası olur. sözüm ortaya herkes hisse alabilir.vesselam
People
0
5) M.Derya ONUK (Doktor)
12.12.2010 12:46:42
Şahin Hocam;Bu son yazınızdan sonra dönüp ilk yazınızı tekrar tekrar okudum. Affınıza sığınarak bakış açınızda bir sorun olduğunu fark ettiğimi söyleyeceğim. Evet bundan önceki rektör atamaları tam anlamı ile ZULÜM ve GERİCİLİK idi. Ancak bu durum şimdiki atamalardaki -menfilik derecesi daha düşük- benzer uygulamaları haklı çıkarabilir mi? Öncekilerin derecesine ulaşmıyor diye ilkesi olmayan uygulamaları haklı bulmak tarfgirlik olur, haksızlığı onaylamak olur. Önceki uygulamalara karşı çıkışımız o zaman çok anlamsız kalır. İşte sıra bize geldi, menfilik derecemiz de o kadar çok değil diye ZULÜM taraftarı oluruz. İşe bu açıdan da bakabilirmiyiz acaba? Önceki uygulamalara karşı çıkmış bir kişi olarak bunları yazma hakkına sahip olduğumu düşünüyorum.Saygılar.
People
0
6) SALİH ZOROGLU (DOKTOR, ÖĞRETİM ÜYESİ)
11.12.2010 17:13:36
SAYIN HOCAM,YAZINIZDAN DOLAYI TEBRİKLERİMİ ARZ EDİYORUM. KEŞKE YAZILARINIZI DAHA SIK GORECEGİMİZ BİR PLATFORMDA (BUYUK GAZETELERDEN BİRİNDE) YAZABİLSENİZ. MESLEK ONURUMUZA SAHİP ÇIKTIGINIZ İÇİN TEŞEKKURLER.
People
0
7) M. Kanpeli (Uzman dr.)
09.12.2010 22:51:53
İlk genel seçimde oyum size!
People
0
8) şevket yılmaz (doktor)
09.12.2010 22:23:18
hocam ya şu sakalınız neye benziyor anlamadık, hiç yakışmamış,s anki ordan burdan toplayıp kıl demetlerini ektirmişiniz yüzünüze:)
People
0
9) salih seda (uzm dr)
09.12.2010 16:32:46
O kara dönem daha bir deşilecek. Ne zulumlere imzalar atılmış hekes görecek bilecek. Bence Şahin hoca iyi ediyor. O dönemin hesabı sorulacak ve sorulmalı...
People
0
10) gül pir (ev hanım)
09.12.2010 14:25:54
şahin bey siz yerden göye kadar haklısınız. ALLAH razı olsun sizden. ALLAHA emanet olun.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)