YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Tam Gün Öncesi? Prof. Dr. Tevfik ÖZLÜ

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Tevfik ÖZLÜ

07.03.2011, Pazartesi

Tüm Yazıları

“Üniversite Hastaneleri ve Tam Gün Uygulaması” başlığıyla 07 Şubat 2011 tarihli Medimagazin’de yayınlanan yazımda, tam günün yürürlüğe girmesiyle başlayan yeni dönem uygulamalarıyla ilişkili endişe ve sorunlarımızı geniş olarak tartışmıştım. Bu yazımda ise tam gün öncesi durumla ilgili değerlendirmelerimi aktaracağım. Kanaatimce yeni sistemi eleştirirken, önceki durumla ilgili sorunları görmezden gelmek de tutarlı bir davranış değildir.

 

Yenilik, eski alışkanlıklarımızın değişmesini gerektirdiği için kolay değildir ve sancılıdır. “Değişim olgusu” kendi başına bir kaygı nedenidir. Bu bakımdan her zaman itiraz ve tepkileri beraberinde getirir. Değişim, bir denge durumundan farklı bir denge durumuna geçiştir. Bu geçiş, bilhassa mevcut durumda avantajlı olanlarca “kaybetme” duygusu doğurur. Oysa, bu duygu yanıltıcı olabilir ve yeni denge, eski duruma göre daha avantajlı da olabilir. Acaba öğretim üyelerimiz için tam günle başlayan yeni durumun avantajları mı, yoksa dezavantajları mı ağır basacaktır?

 

Bu soruyu cevaplamadan önce “yeni durumun neyi değiştirdiğine” bakmak gerekir. 31 Ocak 2011’den itibaren üniversite hastanelerinde öğretim üyelerimizin tam zamanlı çalışmaları zorunlu hale geldi. Üniversite hastanelerinde “özel muayene” “özel ameliyat” gibi isimlerle hastalardan alınmakta olan özel katkı ödemeleri kalktı. Öğretim üyelerimiz özel katkı ödemelerinden aldıkları pay yerine, artık Kurum içerisindeki her türlü faaliyetlerinden (sağlık hizmeti, eğitim ve bilimsel araştırma) dolayı performansa dayalı ek ödeme alacaklar. Yani öğretim üyelerimiz artık, sadece “özel işlem”ler, “özel hasta”lardan değil; “her işlem”den, “her hasta”dan dolayı döner sermayeden ücret alabileceklerdir. Hatta önceden olduğu gibi, sadece sağlık hizmetlerinden değil; eğitim-öğretim ile bilimsel yayın ve çalışmalarından dolayı da öğretim üyelerimize döner sermayeden ödeme yapılabilecektir.

 

Aslında bu, önceden beri hep dile getirilen bir taleptir. Öğretim üyesinin misyonu ve görevleri dikkate alındığında, onun sadece “özel muayene” ve “özel ameliyat” gibi sağlık hizmetlerinden dolayı gelir elde etmesi doğru bir uygulama değildir. Bu uygulama, öğretim üyelerimizin eğitim ve bilimsel araştırmalardan ziyade, sağlık hizmetlerine yönelmelerine neden olmuş ve tıp fakültelerindeki eğitimi ve bilimsel araştırmaları olumsuz yönde etkilemekteydi. Bu nedenle yıllardır gerek meslek örgütlerimiz ve gerekse duyarlı akademisyenlerimiz “Tam Gün” taleplerinde bulunmuşlardır.

 

Önceki durum, öğretim üyelerimiz arasında bir eşitsizliğe ve haksızlığa da yol açmaktaydı. Örneğin; bizim hastanemizde “özel hasta”, “özel ameliyat” potansiyeli olan öğretim üyelerimizin oranı yüzde 15-20’ler civarındaydı. Geri kalan öğretim üyelerimizin döner sermayeden aldıkları pay çok düşüktü. Oysa, yeni durumda sağlık hizmeti vermeyen, yani gelir getirici birimlerde çalışmayan öğretim üyeleri bile yüzde 300’e kadar eğitimden ve yüzde 300 kadar da bilimsel faaliyetlerden olmak üzere maksimum yüzde 600’e kadar döner sermayeden pay alabilecektir. Klinik branşlardaki öğretim üyelerinden de dileyenler, sağlık hizmetleri yerine, sadece eğitim veya bilimsel araştırmalara yönelebilir ve klinisyenlerle kıyaslanabilir düzeyde döner sermayeden pay alabilir duruma gelmişlerdir. Kurumsal katkı karşılığı olan A puanı uygulamasıyla, herkesin bazal bir ödeme alma hakkı garanti edilmiş olmaktadır.

 

Ancak, Yönetmelikte bahsi geçen A, B, C, D, E puanlarının karşılığı ne olacaktır? Ödemelerde Kurumların gelir ve kâr durumlarına göre Kanunda geçen tavan oranları ne oranda gerçekleşebilecektir? Farklı alt birimlerden çalışanlara yapılacak ek ödemelerde adalet ve denge sağlanabilecek midir? Aynı alt birimin personeli arasında çalışma barışı bu uygulamadan olumsuz olarak etkilenebilecek midir? Etik olmayan, legal olmayan eğilimleri teşvik edecek midir? Bu soruların yanıtları alınmadan, yeni uygulamaya göre hesaplanmış ek ödemeler dağıtılıp, durum netleşmeden öğretim üyelerimizin kaygıları tam olarak giderilemeyecektir.

 

Hastalarımız açısından bakıldığında ise, önceki durum hiç savunulabilir değildir. “Sağlığın bir hak olduğu; sağlık hizmetlerinin para karşılığı alınıp-satılması değil, kamu tarafından sosyal adalet anlayışıyla verilmesi gerektiği”, hekimler ve hekim örgütleri tarafından geniş kabul gören bir anlayıştır. Hal böyle iken, bir kamu hastanesinde kamunun sosyal güvencesi altında olan hastalara “Parayı verirsen özel muayene, vermezsen sıradan muayene”, “Paran varsa ultrasonunu bugün, yoksa 3 ay sonra randevuyla yaptırabilirsin”, “Parayı yatırırsan patoloji sonucun yarın, yatırmazsan 3 hafta sonra alırsın” denilmesi etik ve insani açıdan ve hekimlik ilkeleri bakımından kabul edilebilir değildi.  Ne var ki, yıllardır var olan bu “ayrımcılık”, “liberalizm” ve “vahşi kapitalizm” uygulamalarından vicdanen rahatsız olan ve hekim ile hasta arasına para konusunun girmemesini savunan hekimlerin, bugün “tam güne karşı çıkması” kamuoyunda bizlerin güvenirliğini ve saygınlığını zedeleyecektir.

 

Bana göre yapılması gereken, tam güne karşı çıkmak, yanlış olan eski durumun devamını istemek değil; yeni durumun hastalarımızı, hekimlerimizi ve öğretim üyelerimizi mağdur etmeyecek, tüm taraflar için avantajlı bir duruma gelmesi için çaba sarf etmektir. Bize düşenin “Devlet hak ettiğimi varsın vermesin, ben eksiği vatandaştan çıkartırım” anlayışı yerine, “Emeğimin karşılığı tam olarak ödensin” gibi daha tutarlı bir yaklaşım olduğuna inanıyorum. Bu talebin gerçekleşmesi için yapılması gerekenleri önceki yazımda dile getirdiğim için oraya havale ediyorum.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) uzm dr (alper)
12.03.2011 22:50:23
2yıl içinde hedef sadece büyük hastaneler zinciri kalacak deniyor.küçük hast,tıp-dal merkezleri,muayenehanelr kapatılacak?? özele karşıysan tüm hastaneleri devletleştir küçüklü büyüklüde inanalım. niye küçük işletmelere izin verilmiyor. çünkü kanaunları yazıp bakana sunanlar büyük hastane sahipleri*.bunun adı kartelciliktir. sonralarını düşünemiyorum.
People
0
2) İG (Uzman Dr.)
10.03.2011 09:32:42
Sayın Tevfik Özlü
1-Tam Gün'e doktorların tamamının taraftar olması beklenemez, bu sosyolojik bir gerçe. Nasıl ki bu "tam gün" adı altındaki "emek sömürüsü" dayatmalarına (bu teleffuzu burkularak ifade ettiğimi samimiyetimle söyleyayim) sizin gibi eyvallah diyen meslekdaşlarımız olduğu gibi.
2-Tam Gün'de "Sorumluluk/Mesai/Emek/Ücret" düzleminde sağa giderken tırmanma sola giderken "V hızıyla dikey atış" var. Sizin de içinde bulunduğunuz bir kısım meslekdaşımız hariç doktorların buna karşı Sizin bu iki "Açmaz"ı görmemeniz imkansız. Siz bu savrulmayı kişisel olarak sineye çekebilirsiniz ve kimse de laf edemez. Ama topluma "neden kabul etmiyorsunuz; bu davranış etik değil" dediğiniz anda sizin davranışınız "etik değil"in karesi veya küpü olur.
3-Özel muayene yoksa neden Özel Okul, Özel Ders, Dersane, Özel avukat var? Kendinize tatminkar cevap bulabilir misiniz?
4-Sahi doktorlar 6+3+3(bazıları)yıl "Eğitilirler": a)mesleğin kıymet ve önemi, b)hizmet edeceği Efendisi'nin kıymeti, c)meslek mensupları arasında IQ su en çok eğitimi gerektirmesi. Ben a seçeneğini işaretledim. Sizi bilmem.
5-Şöyle gece karanlığında kendinizle başbaşa kalınca bir düşünün: Şahsım mecburi hizmet nedeniyle akademiye 2 yıl giremedim. Biliyorsunuz ki bu hak dondurulumuyor, tekrarının garamntisi yok. Beni hangi hakla engellediler? Daha fazlasını siz biliyorsunuz; saymaya gerek yok.
Ama şunu söyleyeyim. Haksızlığa ses çıkarmamak etik değildir. Taraftar olmayı hele haklıya serzenişte bulunmayı siz düşünün ve vazgeçin. Alacaklılarım arasına sağlık bakanı gibi siz de dahil olmayın derim. Karar sizin. Vesselam.
People
0
3) RT (Daktır)
09.03.2011 14:28:43
Stakhanovizm nedir diye baktım, fast foodlardaki "Ayın Elemanı" uygulamasıymış. Yani benzetme tam oturmuş.
People
0
4) ha (dr)
08.03.2011 18:00:59
yeni durumun hastalarımızı, hekimlerimizi ve öğretim üyelerimizi mağdur etmeyecek, tüm taraflar için avantajlı bir duruma gelmesi için çaba sarf etmeliyiz demişsin; iyide kanun yapıcı bu konularda seninle konuşma ve dinleme zahmetinde bulunmuyorsa, o çabayı nasıl göstereceğiz. Bugün bir hekim kamudan istifa edip ortağı olduğu özel hastanede dahi çalışamıyor, bu sıkışmışlıkta köleleştiğini hisseden birine çabalayın deme lüksünüz yok. Bundan sonra bir öneri yapacaksanız bir kezdaha düşünün.
People
0
5) h s kalender (dr)
08.03.2011 17:06:01
buna stakhanovizm derler.
People
0
6) Okan Er (Kardiyoloji Asist)
08.03.2011 12:32:28
Doğrular
1.Her ne isimle olursa olsun hasta-hekim-hastane sistemi arasındaki nakit para alışverişi kaldırılmalıdır. Hasta katılım payı,hoca muayene ücreti,bıçak parası vs.. gibi
2.Sağlık sistemi nasıl sosyal oluyorsa, vatandaşlar özel okullara çocuklarını bedava göndermeli,özel muayene yoksa özel ders, dersane de olmamalı. Adalette sosyal olmalı. Özel avukatlık olmamalı.Benim param yoksa niye devletin atadığı avukata talim ediyorum. En iyi avukata benim hakkım yok mu?
3. Hakim yaptığı hatadan mesul değilse, cezasını devlet ödüyorsa,hekim de mesul olmamalı. Malpraktis değil ama komplikasyonların yol açtığı sıkıntıları devlet ödemeli.
4. Yargı nasıl bağımsızsa, sağlıkta bağımsız olmalı.Hastaneler, aile sağlık merkezleri siyasilere,şov yapmak isteyen kaymakamlara peşkeş çekilmemeli.Aklına esen sağlığın "s" sinden anlamayan denetleme adı altında siyasi ve sosyal rant elde edememeli. Doktorlar devlet memuru olamamalı. Kendine has yönetmeliği olmalı.Hakimler ve savcılar gibi.Doğrudan bakanlığa bağlı olmalı.
5.Adli hekimlik sistemi geliştirilmeli.Hekim-hakimler olmalı.Sağlık davaları ayrı görülmeli.Sağlık mahkemeleri olmalı.Sağlık personeline darp,yaralama da malpraktis ve ihmal davaları da bu mahkemelerde görülmeli.
6.Eğitim veren hocalara "eğitici" dersi verilmeli, her önüne gelen asistana tıp öğrencisine ders anlatamamalı.Eğitici özelliği olmayan ancak konusunda çok bilgili ve deneyimli hocalarda ders formatında değil de, kürsü konuşmalarıyla deneyimlerini tıp öğrencilerine aktarmalı.
7.Prof,Doç,Yrd.Doç,Uzman,Asistan ve Aile hekimleri arasında bazal maaşlar açısından dengeli bir dağılım olmalı.Cerrahi,invaziv, radyasyonik işlemlere mesleki risk adı altında ek ödemeler yapılmalıdır.
8.E-dosya sistemine geçilmeli.Bir hastanın tüm sağlık kayıtları ulusal kayıt sistemine girilmeli.Bu bilgilere erişim sınırlanmalı ve bilgiye ulaşan belli olmalı.
9.Paramedikler=ATT çok iyi yetiştirilmeli.Ambulans 112 sistemi eğer hasta emergency yada urgency değilse trafik cezası gibi tutanakla evine fatura gönderilmeli. Ehliyet almak isteyen herkes adam gibi ilkyardım öğrenmeli.

Yalnışlar
1.Artık devir öyle bir hale geldi ki hekim-hekim yakınını bırakın hekimden ücret alır hale geldi.Yazık.
2.Bazı aile hekimleri 6000-7000 tl kazanırken bazısı 3000 tl kazanıyor.Asistanlardan 1300 tl alan da var 3000 tl alan da)Hocaların maaşlarını ise hiç söylemiyorum.Daha çok çalışanın daha çok kazanacağı ancak tavan ücreti kabul edilebilir sınırlı olan ücretlendirme üzerinde çalışan hekimler arasında referandum yapılmalı.
3. Her zaman en çok okumakla övünen, bu kadar çalışkan insanın belki de toplumdaki en kötü örgütlenmeyi gerçekleştirmesi ne kadar ironik. Adam gibi, apolitik, sadece ve sadece hekimlerin özlük hakları ve sosyal haklarını koruyan bir HEKİM BİRLİĞİ örgütlenmesi 2011 itibarıyla artık ŞARTTIR.
4.HEKİMLER HEM ASKERLİK HEMDE 2 VEYA 3 MECBURİ HİZMETE TABİ OLMAMALI.POLİS KARDEŞLERİMİZ GİBİ ASKERLİKTEN MUAF OLMALI.ASKERLERDE DEVLET VE ÜNİ HASTANELERİNDE BAKILSIN.OPERASYONA DA ATT LER İLE GİDİLSİN. DOKTOR YOK DİYE AĞLAYIP DURANLARA BAK ASKERLİĞİNİ YAPAN TÜM DRLARI GERİ KAZANDIRDIM.
5.MECBURİ HİZMET BU KADAR GEREKLİ İSE SAĞLIK BAKANLIĞINI TÜM KADROLARI İLE MESELA MUŞA,SİİRTE TAŞIMALI.SIKINTIYA YAKIN OLSUNLAR Kİ SIKINTIYI ÇÖZSÜNLER.
4.Artık fakültelerdeki hocaların "Hekimlik bir meslek değil, yaşama biçimidir" diye söyledikleri felsefik cümle yukarıdakiler başarılana kadar YASAKLANMALIDIR.
People
0
7) a.s (dr)
07.03.2011 19:13:18
Sayın hocam siz çok iyi niyetlisiniz. Ama kanunu yapan böyle düşünmüyor. Devlet hastanesinde çalışan ve 5 yıl puan ek ödeme puanları inceleyen bir hekim olarak performans sistemi bu haliyle!(%800 kadar) asla iflah olmaz ve adalet sağlamaz. Çünkü en başta olamsı gereken performans en fazla temel çalışmanın %100 kadar olabilir ilkesini gözetmediği için iflah olmaz. Baktığınız hastalarda siz performansınızı artırırkeen devlet sağlık uygulama tebliğlerine zam yapmıyor hatta indirim yapıyor. dolayısıyla başta tolere edilebilir biraz daha çalışayım eskisi kadar alayım hadisesi öyle bir safhaya geliyorki siz artık asla kaliteli hasta bakarak hedefi yakalayamazsınız. En açık örnek 5 sene önce ek ödeme katsayısı 14 kuruş idi. Bu gün 7 kuruş oldu. Bu emeğimizde %50 erime demektir. Daha önce günde 50 hasta muayene ederek (10 kontrol hastası hariç) 22 iş gününde 23.000 ve ayda 2000-3000 vizit puanı yaparak tavan ek ödeme alınabiliyordu. Bu performans ta avrupa ülkelerindeki hasta muayene sayılarının tam 2 katıdır. Halbuki ocak 2011 yılında hastanemizde ek ödeme katsayısı 6.2 kuruş, tavan ödeme almak için gereken puan 64.000 puan olmuştur. 6000 vizit puanı çıkarırsak 58.000 puan eder 58000/22 iş günü /21 puan oda 125 hasta (12 kontrol hastası hariç) ediyor. Şimdi soruyorum size sayın hocam 125+12=137 hasta kabul edilebilir günlük muayene sayısımıdır.

Biz çok iyi niyetliyiz. Ancak yasa koyucular aynı şekilde iyi niyetli değiller.

Saygılarımla.
People
0
8) Bülent Duran (Prof. Dr.)
07.03.2011 15:51:45
Tamgüne evet, meslek onurumuza yakışır, emekliliğe yansıyacak bir ücretle elbette. Zaten ders ücreti alırken bir de aynı dersler için performans kriteri uydurmak niye? Ben istemiyorum, bunun neresi etik? Ayrıca saat 14 ten sonra özel muayene, özel ameliyat ücretinin neresi yanlış? Bu iş için ödenen ücretleri azaltıp, hekim payını arttırmak, çalışanla çalışmayanı ayırmak, çalışana aylık bir döner sermaye kadar ek gelir elde etme olanağı sağlamanın neresi yanlış? Şimdi patoloji raporları hemen mi verilecek? Para ödeyerek bu hizmeti alabilecek olanlar ne yapacak? Bana hergün saat 14 ten sonra fark ödeyerek muayene olabilecek insanların bu hakkını elinden almakla kim ne kazanacak? Hastanelere katkı payı ödemek etik mi? buna neden itiraz etmiyorsunuz? Özel okullarda parayla eğitim ne kadar etik? Ona neden karşı çıkmıyorsunuz? neden oturanla çalışanı ayıran sisteme karşı çıkıyorsunuz? Şimdi diğer öğretim üyeleri de hasta baksın, ben de odamda oturup keyfime bakarım. yayın yapmak, ders anlatmak zaten işimiz, asistan eğitimi işimiz, ekstra hasta muayene ederek çoğu zaman da 1 muayene ücretiyle ameliyat yaparken, risk üstlenirken şimdi parça başı 2-3 liraya mı çalışacağız? Öncelikle hakça bir maaş, eşit bir döner ve saat 14 ten sonra eski sistem en güzel performans sistemidir, zararın neresinden dönülürse kardır. Saygılarımla.
People
0
9) Emin Taşkıran (Doktor)
07.03.2011 11:30:48
yazdığınız şeyler tamamen felsefik. üniversiteler eğitim ve araştırma hastaneleridir. Ve bütün meslektaşlarımız bu nitelikleri nedeniyle bu kurumları seçmişlerdir. eğer işler sizin söylediğiniz gibi olsaydı hastalar ulaşmaları güçte olsa her zaman kendilerine daha fazla değerin verildiğini hissettikleri üniversite hastaneleri ve hocalarının peşinden koşmazdı. tümüyle serbest piyasa ekonomisiyle yönetilen bir ülkede hekimlere devlette ve özelde yapılan uygulama sınırlayıcı ve baskıcı değil mi? (mecburi hizmet vs.). Hem bu öğretim üyelerinin ancak profesörlük kadrosuna geçtikten sonra muayenehane açabildikleri ondan önce tam gün çalıştıklarına niye vurgu yapmıyorsunuz? Size katıldığım konu primli muayene sisteminin yanlışlığıdır. Aynı kurum içerisinde 2 farklı standartta hasta bakılmamalıdır. Ancak yerine ondan daha kötü bir sistemi getirirseniz buna elbette karşı çıkılır. düşünün komplikasyon olgularını veya tedavisi daha güç olan durumları..
Ancak tamgün çalışma istemi haksız değildir. üniversite öğretim üyesi üniversiteye ait olmalıdır. Ama ciddi bir şekilde geliri artırılarak. bu komik gelirle ve hastayı banknot olarak görmeye neden olabilecek bir sistemle hekimlerin verimli çalışması mümkün olamaz. hekimlik ruhunu öldürecek olan bu sistemle laboratuar ve radyolojik tanılara dayanacak tanılar ve tedavilerin uygulanması kaçınılmaz olacaktır. Sonuçta sanatsal özelliklerinin yanısıra bilimsel niteliğini de yitirmiş bir sağlık hizmetine erişilebilinir. daha da fazlası tüm bu olup biteni gören yeni kuşaklardan en kapasiteli ve arzulu olanlar değil, daha vasat başarı ve istek düzeyi olanlar bu mesleği seçmeye yöneleceklerdir. Ondan sonrasını söylemek istemiyorum.
Tam güne evet ama bu şartlarda değil...(umarım eleştirimi okumaya değer bulursunuz)
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)