Türkiye Eczacılık Kongresi Ankara'da katılımcıları ile buluştu
Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, "Döviz kurlarının yükselmesi, yüksek enflasyon ve faiz ile karakterize olan bu dönemde, bazı ilaçların piyasaya kısıtlı verilmesi ve ilaç vadelerinin geri çekilmesi ile ilaç temininde zorluk çekilmesi, iskontolarda azalma, giderlerde artış ile karşı karşıyayız." dedi. 
Türkiye Eczacılık Kongresi Ankara'da katılımcıları ile buluştu
01 Kasım 2018 - MEDİMAGAZİN

ANKARA-14. Türkiye Eczacılık Kongresi, "Meslektaşlarımıza, hastalarımıza, topluma sözümüz var" teması ile başladı. Kongre 3 gün sürecek. 

Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Etik-bilimsel eczacılığı güçlendirmek için üç önceliğin insan, hizmet ve sürdürülebilirlik olduğunu belirten Çolak, Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü'nün 2017 yılında hazırladıkları bir rapora göre, dünya nüfusunun yarısının, ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetini alamadığını ortaya koyduğunu anlattı.

İlaçlara erişimsizliğin birçok sebepten kaynaklandığını ve yıkıcı sonuçlara yol açtığını ifade eden Çolak, sahtecilik veya standart altı ilaçlar gibi sonuçların dünyanın bazı bölgelerinde her geçen gün daha da büyüyen bir problem olduğuna dikkati çekti. Çolak, "DSÖ verilerine göre, gelişmekte olan ülkelere ulaşan ilaçların neredeyse yarısı sahte veya standart altıdır." dedi.

İlaçların tüketim malı olmadığını anlatan ve jenerik ilaçların önemine değinen TEB Başkanı Çolak, "Jenerik ilaç politikaları ilaç fiyatlarının yeniden düzenlenmesine yol açan, dolayısıyla da insanların ilaçlara erişimini kolaylaştıran yapısal bir sürdürülebilir maliyet kontrol mekanizması olarak düşünülebilir." diye konuştu. 

Sağlık çalışanlarının sürdürülebilirliğinin sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğinin teminatı olduğunu ifade eden Çolak, şunları kaydetti:

"Eczacılık iş gücünün sürdürülebilirliği, bir sağlık çalışanı olarak fayda üretebilmemiz için düşünsel olarak bağımsız olmamızı gerektirmektedir. Aynı zamanda hiçbir baskı altında kalmadan hasta yararı için özgürce faaliyet gösterebilmemiz, mesleki çalışmalarda bağımsız olmamızı gerekli kılmaktadır. Ekonomik politikaların eczacıların mesleklerini icra etme kapasitelerini kısıtlamaması için ekonomik olarak da özgür olmamız gerekmektedir. Tüm bunlar için de birinci koşul, eczacıların meslek örgütünün sürdürülebilirliğidir. Eczacının meslek örgütü eczacının geleceğinin de garantisidir. DSÖ verilerine göre eczacılık mesleği, dünyanın en büyük üçüncü sağlık iş gücüdür."

- "Yasanın uygulamaya konmadan değiştirilmesi doğru değil"

Belirli sayıda eczacının yurt dışında yüksek lisans ve doktora yapmasını sağlayacaklarını müjdeleyen Çolak, eczacı iş gücünün bilimsel gelişimine katkıda bulunacaklarını ve ilaç Ar-Ge'sinin gelişmesine katkı sağlayacaklarını bildirdi.

Eczanede sahip ve mesul müdür eczacı dışındaki kişilerin niteliklerinin artırılması için çalıştıklarını, kalfa olarak bulunan kişilere Bakanlıklarla birlikte eğitim verildiğini, ön lisans programlarının açılmasını sağladıklarını anlatan Çolak, sözlerine şöyle devam etti:

"Bir yasa teklifinin gündeme alındığını basından öğrendik. Üstelik haberler doğruysa eczacıların ticari kaygılar nedeniyle yardımcı eczacı çalıştırmak istememesi, yardımcı eczacılık yapmak isteyenlerin de eczane bulamaması gerekçe gösterilmiş. Herşeyden önce, tüm Türkiye'de bu sorunun bilgisine sahip olanlar, 54 bölge eczacı odası ve Türk Eczacıları Birliği'dir. Birliğimizin, odalarımızın, vekillerimizin olağanüstü çabası ile hayata geçen bir yasanın daha uygulamaya konmadan değiştirilmesi doğru değil.

İkincisi, bir yasadan belirli oranlarda olumsuz etkilenen kişilerin olması, o yasanın uygulanamaz olduğu anlamına kesinlikle gelmez. Üstelik bu uygulamada olumsuzluk, parasal konulardır. Olumlu yanı ise mesleki kalitenin arıtılmasıdır. Bunları karşı karşıya koyanların hangisini tercih ettiğine ilişkin ilk görüş sorması gereken yer, meslek örgütüdür."

- "İlaç şirketleri ilaçlarını temkinli şekilde piyasaya sürmeye başladı" 

TEB Başkanı Çolak, ekonomik duruma ilişkin de açıklamalarda bulunarak, "Bu sürece ister ekonomik kriz deyin, ister durgunluk, bedelini kimin ödeyeceği ile ilgili gerilim karşısındayız. İlaç şirketleri ilaçlarını temkinli bir şekilde piyasaya sürmeye başladılar." diye konuştu.

Krizin olduğu her yerde ilaç şirketlerinin kendilerini korumak için benzer önlemler aldığı değerlendirmesinde bulunan Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sağlık çalışanları, onun içinde eczacılar, sağlık sigorta sistemleri ve hastalar ile ilaç şirketlerinin çıkarları birbirine zıttır. Bu, bugünden yarına değiştiremeyeceğimiz, tarihsel bir olgu. Ancak, döviz kurlarının yükselmesi, yüksek enflasyon ve faiz ile karakterize olan bu dönemde, bazı ilaçların piyasaya kısıtlı verilmesi ve ilaç vadelerinin geri çekilmesi ile ilaç temininde zorluk çekilmesi, iskontolarda azalma, giderlerde artışla karşı karşıyayız."

Çolak, bu sorunun 2019 itibariyle büyüyerek daha fazla mağduriyet yaratmasından endişe duyduklarını ifade etti.

Bu endişeyi paylaşan ilaç şirketlerinin olduğunu belirten Çolak, "Onların bir kısmı da bugün buradalar. Ancak paylaşmayanların ekonomik durgunluğun faturasını fazlasıyla eczacıya, dolayısıyla hastaya çıkartmasına mani olmak için yapılabilecek herşeyin yapılması lazımdır. Biz, 26 bin eczacıyla tüm Türkiye'de ilaç hizmetinin kesintisiz verilmesini sağlamak için elimizden gelenin fazlasını da yapıyoruz, yapmaya da her zaman hazırız." görüşünü dile getirdi.

"Doğadan etken madde elde etmek, üretmek, tüketmek ve bertaraf etmek" üzerine kurulu olan ve kaynakların sınırsız olduğu gibi yanlış bir düşünceye dayanan ekonomik modelinin terk edilmesi gerektiğini anlatan Çolak, onun yerine küçültme, yeniden kullanım, onarma ve geri dönüşümün itici güç olduğu döngüsel bir ekonomik modelinin benimsenmesi gerektiğini vurguladı.  

TEB Başkanı Çolak, konuşmasının sonunda, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı da kutladığını ifade ederek, "Cumhuriyete layık olmak ve layık nesiller yetiştirmek, hepimizin görevi, gelecek nesillere karşı biricik sorumluluğumuzdur." dedi. 

Kongrenin açılışına, meslek örgütlerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, AK Parti ve MHP'den milletvekilleri ile Sağlık Bakanlığı'nın çeşitli kurumlarından temsilciler katıldı. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise yaptığı konuşmada Türkiye şartlarında sağlık çalışanları ve çalışma koşullarına mercek tuttu. Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu’nun hastasının ölümü üzerine yazdığı metni katılımcılar ile paylaşan Kılıçdaroğlu “Türkiye'nin gerçeği. İsveç'te yüzde 95 sensör kullanırken, bizde yüzde kaç yol parasından kontrole gidemiyor?” sözünü vurgulayarak doğumdan ölüme herkesin eşit sağlık hakkına sahip olduğunu sözlerine ekledi. Sorunları bir bütün olarak ele almak gerektiğini ve sağlık çalışanlarını suçlamanın halkta ‘hekim düşman’ algısı yarattığını belirten Kılıçdaroğlu eş zamanlı sorun çözümleri ile sorunlara eğilmek gerektiğini kaydetti. 


Doktorun hastası için 'acı' paylaşımı: 'Şimdi gidip ağlamak istiyorum' 



Kongre açılış töreni konuşmalarından Dünya Eczacılık Federasyonu Başkanı Eczacı Dominique Jordan ve Avrupa Birliği Eczacılık Grubu Genel Sekreteri Eczacı Ilaria Passarani’nin konuşması da video mesaj şeklinde katılımcılara aktarıldı. Kongre 3 Kasım tarihine kadar Ankara’da eczacılık temelli paylaşımlarına devam edecek. 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer