‘Sağlık Okuryazarlığı’ acil servise başvuruyu azaltır mı?
Sağlık okuryazarlığı oranının yükseltilmesi ile sağlık çalışanlarının da mesleki tatmin ve memnuniyetinin artacağının altını çizen Özkan,  bu oranın düşmesi durumunda; sağlıksız yaşam, koruyucu sağlık hizmetlerini kullanmamak, kronik hastalıkların yönetiminde sıkıntılar, erken ve artan ölümler, acil servislere başvuru ve yatan hasta sayısının artması,  tedavide ve özellikle de ilaç kullanımında sıkıntılar yaşanabileceğini belirtti
‘Sağlık Okuryazarlığı’ acil servise başvuruyu azaltır mı?
21 Aralık 2016 14:32 - MEDİMAGAZİN

 

 

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) işbirliği ile 19 Aralık 2016 tarihinde, “Akılcı İlaç Kullanımı ve Sağlık Okuryazarlığı” konusunun ele alındığı basın toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seçil Özkan ve Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Çaplı da “sağlık okuryazarlığı” konusunda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

 

“Mesajlar açık ve net olmalı”

Medyada yer alan sağlık haberlerinin “sağlık okuryazarlığı”nı geliştirmedeki önemini vurgulayan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seçil Özkan, “Medyada verdiğiniz mesajlar ve karşı tarafın ne algıladığı çok önemli. Çünkü karşı tarafın sağlık okuryazarlığı seviyesi ile ilgili bir bilgimiz yok. Mesajların açık ve net olması, sağlık personelinin hastayı yeteri kadar bilgilendirmesi, medya kuruluşları ve diğer paydaşların çelişkili mesajlar vermemesi sağlık okuryazarlığı seviyesinin artırılmasında önemli.”  ifadelerini kullandı.

Sağlık okuryazarlığını; bireylerin sağlıkla ilgili okuduğu haberleri algılayabilmesi,  sağlık personelinin ona verdiği tedaviyi anlayabilmesi, tedavi sürecinde uygun ve doğru uygulamalar yapabilmesi olarak tanımlayan Özkan, “Bireyler kendi sağlığı ile ilgili konulara katılabilmeli ve sağlıkla ilgili sorunlarını bilip, bunların çözümüne katkı sağlayabilmeli.   Aslında oldukça kompleks, bilişsel ve sosyal beceri gerektiren bir davranış.” dedi.

 

“Sağlık okuryazarı oranının artması sağlık çalışanı memnuniyetini de artıracaktır”

Sağlık okuryazarlığı oranının yükseltilmesi ile sağlık çalışanlarının da mesleki tatmin ve memnuniyetinin artacağının altını çizen Prof. Dr. Özkan,  bu oranın düşmesi durumunda; sağlıksız yaşam, koruyucu sağlık hizmetlerini kullanmamak, kronik hastalıkların yönetiminde sıkıntılar, erken ve artan ölümler, acil servislere başvuru ve yatan hasta sayısının artması,  tedavide ve özellikle de ilaç kullanımında sıkıntılar yaşanabileceğini belirtti.

“Sağlık okuryazarlığı”nın sağlık iletişiminde yer alan çok sayıda etkenden oluştuğunu dile getiren Özkan, “Medya, sağlık çalışanı-hasta iletişimi ve sağlık sistemi bu konuda etkili. Aslında çoğu ülke bu konuda şanssız. Sınırlı ve yetersiz sağlık okuryazarlığı oranları; Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde yüzde 50, Avrupa’da yüzde 47, Türkiye’de ise yüzde 64 olarak gösteriliyor. Bizim yaptığımız çalışmada ise Türkiye’de bu oranın yüzde 73,5 olduğunu gördük.” şeklinde konuştu ve şunları ekledi:

“Kişilerin basında yer alan ya da toplumda bir yerde duyduğu bilgileri anlamasında, sağlık personelinin söylediklerini algılaması ve tedaviyi iyi uygulamasında sorun var. Bunun yanı sıra bu mesajlar doğru olmayan bilgiler de içerince iyice kafa karıştırıyor. Bütün dünyada sağlık okuryazarlığını yükseltme çabası var; çünkü sadece sağlık sistemini düzeltmekle ancak bu düzeylere gelebiliyoruz.

Paydaşlar; sağlık hizmetini alanlar, sunanlar ve medyadan oluşuyor.  Bütün gıda, ilaç ve tıbbi üretim yapan sektörler,  tıp öğrencileri ve kamu çalışanları gibi her paydaşa ayrı görev düşüyor. Bu görevler iyi yönetilmeli.”

 

“Sosyal medya kullanımındaki artış sağlık habercilerine düşen sorumluluğu artırdı”

Sosyal medya kullanımının artmasının sağlık habercisine düşen sorumluluğu artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Özkan, “Haber dili, haber kurgusunun hasta-hekim ilişkisini doğru yönlendirmesi, ilacın doğru kullanılması, obezite, tuz kullanımı ve fiziksel aktivite gibi konularda basında halkın kafasını karıştıran çelişkili bilgilerin verilmemesi önemli.” açıklamalarında bulundu.

 

“Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sağlık sisteminde önemli olduğu ön plana çıkarılmalı”

Toplumun basın yayın organlarında yapılan haberlere güvendiği, ancak sağlık çalışanlarının güvenmediği konusunda çok sayıda çalışma olduğunu ifade eden Özkan,

“Çarpıcı başlıklar ve kısaltılarak verilen bilgiler yanıltıcı oluyor.  Çünkü bireylerde sadece başlığı okuma ya da başlıktan sonuç çıkarma ön yargısı çok yüksek. En çok okunan haberler; bitkisel tedaviler, kanser ve obezite ile ilgili olanlar.  Toplumun esas sorunlarını bilmek gerekli. Toplumda en çok görülen haberlerden yola çıkmak toplum sağlığına katkı sağlar.

Medya, toplumun sağlık okuryazarlığını geliştirmede etkin ve etkili. Toplumun sağlık sistemine uygun haberler yazılması gerekiyor; birinci basamak sağlık hizmetlerinin sağlık sisteminde önemli olduğu ve mümkün olduğunca ön plana çıkarılması gerektiğini vurgulamak gerekiyor.  Böylece sağlıkta iyi bir yerlere gelebiliriz.” dedi.


‘Araştırmalar her gün birbiri ile farklı sonuçlar ortaya çıkarıyor’

Prof.Dr.Bülent Çaplı

Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Çaplı,  2014 yılında İngiltere’de düzenlenen Sağlık Gazetecileri Uluslararası Konferansı’nda konuşmacı olarak yer alan Reuters Haber Ajansı eski sağlık editörünün sunumundan örnekler verdi.

Editörün sunumunda,  ABD’de sağlık gazeteciliğinin durumunu anlatan bir karikatürde haberin “ne olduğu”, “kimlerde olduğu” ve “ne sonuca ulaştığı”  konusunda üç çarktan oluştuğunu aktaran Çaplı, “Editör şunu diyor; elimize her gün o kadar çok gözleme dayalı araştırma geçiyor ve o araştırmalar her gün birbirinden öylesine farklı sonuçlar ortaya çıkarıyor ki … Aynı çarkta olduğu gibi bir gün, ‘Kahve farelerde glokoma neden olur’,  ertesi gün çark farklı döndüğünde ise şu sonuç ortaya çıkıyor; ‘Bilgisayar 25-40 yaşlarındaki erkeklerde kalp hastalığına neden olur.’ Ben size Amerika’daki durumu anlatmaya çalışıyorum. Siz de kendi ülkenizdeki duruma bakın.” şeklinde konuştu.

Reuters editörünün dikkat çektiği konulardan birinin de; en tecrübeli sağlık muhabirinin bile önüne gelen basın açıklamaları ile yetinmek zorunda kaldığı, bunu detaylandırmak için ne zamanı ne de niyetinin olduğunu söylediğini belirten Prof. Dr. Çaplı,

“O yüzden basın açıklamalarında verilen bilgiler çoğu kez o sağlık konusunu açıklayabilecek derinlikte olmuyor.  Editörün dikkat çektiği ikinci şey ise; sağlık editörlerinin sağlık muhabirleri kadar uzmanlaşmış olmaması.  Sağlık muhabirleri ne kadar iyi haber yaparsa yapsın,  sağlık editörleri yeterli bilgiye sahip olmadıklarında haberleri değiştirebiliyor.’’ ifadelerini kullandı.

Reuters editörünün, ABD basınına ulaşan açıklamalarda bağımsız uzmanlardan bilgi almanın zorluğuna dikkat çektiğini ifade eden Çaplı, “Editör şunu söylüyor;  üniversitelerin ve hekimlerin ajandaları var. Kendi gerekçeleri ve çıkarları olduğu sürece bağımsız bilimsel görüş almak konusunda sınırlılıklar söz konusu ve çoğu zaman uzmanların böyle bir niyeti olmuyor.” dedi.

Prof. Dr. Çaplı, “Editör, gazetecilerin ise haberleri yaparken sürekli manşetlere ve neden- sonuç ilişkisine odaklanmaya çalıştıklarını aktarıyor. Ayrıntıları görmek işlerine gelmiyor; çünkü ayrıntılar haber değerini azaltıyor, diyor.” şeklinde konuştu.

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) cesur ces (olması gerekmeyen yerde olan şeyleri olması gereken yere getiririm=Çöpçüyüm)
25.12.2016 22:26:41
Sağlık okurluğu %50 artsın acile gelen sayısı ilk sene %100 artar.
People
6
2) seda (hemşire)
22.12.2016 10:06:51
HALA SAĞLIK OKUR YAZARLIĞINI NASIL YAPACAKLARINI NET OLARAK AÇIKLAMADILAR. ACİLE GELMELERİ KESİNLİKLE AZALTMAZ.
hastaların acile gelme sebepleri araştırıldı mı?
triajda ne derecede kalifiye personel var?
polikliniklerde yeterli anamnez alınabiliyor mu?
doktorun ve hemşirelerin hastayı detaylı bilgilendirecek zamanı var mı? her hastaneye aynı programları uygulayamazsınız. bırakın her hastane kendi fizibilitesini yapsın yöntemini kendi belirlesin.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)