Rektör seçiminin tek seçmeni
Anayasa'daki sisteme göre rektörlerin belirlenme süreci bir 'atama' değil, aslında bir 'seçim'dir. Bu seçimin 'seçmen'i kural gereği tek kişi, yani Cumhurbaşkanı'dır. O, kendisine iletilen liste içerisinden bir kişiyi seçer
09 Şubat 2005 -
Kim olduğunu ve ne zaman yaşamış bulunduğunu bilmediğim Stephen COVEY isimli bir zat, "Beynin sol tarafı (mantık) ile yönetin, sağ tarafı (hayal) ile liderlik yapın" buyurmuş. Tiryakisi olduğum Radikal'in bir nüshasının (2 Şubat Çarşamba) dokuzuncu sayfasında okuduğum bir haber beni bu yazıyı yazmaya sevk etti.
Başlıkta kimi kastettiğim yazının sonunda anlaşılabilecek. Konu 'üniversiteye rektör' atanması. Dikkatli bir Radikal okuyucusu (ki, kanımca hepsi öyledir) "Bu Adam rektörlerle bozmuş" diyebilir. Zira yine Radikal'in 01 Şubat Salı günkü nüshasının dördüncü sayfasında, eski ve çok sevgili öğrencim Adnan Ekinci 'Ön Yargı' sütunundaki, 'Bir murat olarak 'seçim' kavramı üzerine' başlıklı yazısında, benim kendisine bir müddet önce göndermiş bulunduğum bir mektubu olduğu gibi yayımladı. O mektubun baş konusu da 'Üniversitelerde rektör seçimi' idi. İşte, zaten bu nedenledir ki benim 'rektörlerle bozmuş' olduğumu iddia edenler, yemin etseler başları ağrımaz.
Gelelim sadede. Sorun, sayın Cumhurbaşkanı'nın, kendisine YÖK'ten gönderilen üç adaydan birini 'atama' yetkisinin 'sınırı'dır.


İtalya'dan bir örnek
Her şeyden önce, bu bir 'atama' değil, aslında 'seçim'dir. Bu seçimin
'seçmen'i tek kişi, yani sayın Cumhurbaşkanı'dır. Hal böyle olunca, sayın Cumhurbaşkanı da, çocuk oyunundaki gibi, "Ya şundadır, ya bunda" diyecek değil ya, tamamen kendi kişisel ölçüt ve tercihleri uyarınca bu seçimi yapar.
Örneğin İtalyan Anayasası, cumhurbaşkanının 'ömür boyu senatör' atama konusundaki yetkisine ilişkin olarak, 'Ülkeyi aydınlatmış kişiler' ölçütünü öngörüyor. Hatta ben, derslerde, öğrencilerime şaka yollu, eğer kendisi İtalya'da yaşamış olsaydı, Zeki Müren'in 'ömür boyu senatör' olarak atanabileceğini anlatırım.Neden? Malum ya, merhum için 'Sanat Güneşi' yakıştırması yapılır.
Uzun lafın kısası İtalyan Cumhurbaşkanı ülkeyi kimin aydınlattığı, kimin aydınlatmadığı konusunda 'mutlak bir takdir yetkisi'ne sahip oluyor da, herhangi başka bir ülkenin cumhurbaşkanı neden böyle bir haktan mahrum kalsın? Bu konuyu senelerdir yazmak istedim ama bir türlü fırsat olmadı.
Senelerin başlangıcını belirtmem gerekirse 1982 diyebilirim. Çünkü yeni Anayasa'nın (1982) yürürlüğe girmesinden sonra ne zaman Anayasa Mahkemesi'ne üye seçimi ya da bir üniversiteye rektör atanması söz konusu olsa bu sorun tartışılır. Her seferinde de sayın Cumhurbaşkanı'nın kendisine sunulan aday listesindeki birinciyi tercih etmesi 'zorunlu'dur (!) denilir. Hatta bir seferinde, Cumhurbaşkanı merhum Özal idi ve Anayasayı hazırlayanlardan biri de, "Eğer böyle yapılmaz ise bu illegal olur" buyurdu. Ben ise, geri zekâlı mıyım neyim bilemiyorum, ama neden 'illegal' oluyormuş, bunu bir türlü anlayamadım.


Beğenmesek de sistem bu
Anayasa'yı ve getirmiş olduğu bu sistemi benimsemiş değilim. Hatta biraz önce andığım sayın 'Ekinci'ye mektup'ta da bunu belirtip vurguladım. Ne var ki, ister beğenelim, ister beğenmeyelim Anayasa'nın sistemi bu. Olmaz ya, ben de İtalya'ya cumhurbaşkanı olsam ülkeyi kimin aydınlattığı kimin aydınlatmadığı konusunda, orada böyle bir sistem olmamasına karşın, bana bildirilen adaylar arasından kendi ölçütlerime en uygun olanını seçer ve atardım... Eskiden çok sevdiğim bir bisküvi reklamı vardı: "Bir bilmecem var çocuklar ..." diyen. Şimdi, bisküvi reklamında değiliz ve eğer yayımlanırsa beni okuyacak olanlar da 'çocuk' değiller. Ama, 'MANTIK' İLE YÖNETEN AMA 'HAYAL'LE BİLE OLSA LİDERLİĞE ÖZENMEYEN'den muradım ne? Bilenlere maddi bir 'ödül' veremem ama vereceğim 'manevi' ödülün sınırı yok.
Efendim, İtalyanların ünlü ozanı Gabriele d'Annunzio her sabah kalktığında şöyle bir dua edermiş: "Tanrım, sen beni maddi acılardan koru, manevileri ben kendim hallederim". Tabii, Devlet Memurları Kanunu'ndaki sisteme göre birinci dereceye çoktan gelmiş olsa bile, bir zavallı profesörün 'maddi ödül' verecek hali yoksa da 'manevi'leri halledebiliyor.


İlhan Özay: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi

Radikal

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
09/11-13/11 26. Ulusal Alerji ve İmmünoloji Kongresi ALLERJİK... ANTA
15/11-16/11 4. Diyabet Tedavisi Sempozyumu ENDOKRİNO... ANKA
14/11-17/11 1. Hematoloji Eğitim ve Araştırma Kongresi HEMATOLOJİ ANTA
13/11-17/11 10. Uluslararsı Katılımlı Aile Hekimliği Kongresi - AHEKON 2019 AİLE... ANTA
13/11-17/11 41. Türk Ulusal KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi KULAK-BUR... ANTA
14/11-17/11 Dudak Damak Yarıkları 6. Uluslararası Kongresi ORTOPEDİ... ANTA
14/11-17/11 HIV-AIDS Kongresi 2019 HALK SAĞLIĞI ANTA