Diyabete harcanan parayla her yıl 3 Marmaray yapılabilir
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Sönmez: - "Ülkemizde her 7 erişkinden biri diyabet hastasıdır ve sağlık bütçemizin yaklaşık dörtte biri diyabete ve neden olduğu komplikasyonlarının tedavisine harcanmaktadır. Yılda yaklaşık 25 milyar TL tutan bu bütçeyle her yıl üç Marmaray projesinin hayata geçirebileceğini düşünürsek diyabetin maliyeti daha iyi anlaşılacaktır"
Diyabete harcanan parayla her yıl 3 Marmaray yapılabilir
13 Kasım 2019 - AA HATİCE ŞENSES

İSTANBUL - Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Sönmez, Türkiye'de her 7 erişkinden birinin diyabetli olduğunu belirterek, "Sağlık bütçemizin yaklaşık dörtte biri diyabete ve neden olduğu komplikasyonlarının tedavisine harcanmaktadır. Yılda yaklaşık 25 milyar TL tutan bu bütçeyle her yıl üç Marmaray projesinin hayata geçirebileceğini düşünürsek diyabetin maliyeti daha iyi anlaşılacaktır." dedi. 

Prof. Dr. Sönmez, Dünya Diyabet Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, 100 yıl önce Dr. Frederick Banting'in insülin hormonunu diyabet hastalarının tedavisinde kullanmayı başardığını ve bu sayede milyonlarca hastanın hayatını kurtardığını söyledi.

Banting'in doğum günü olan 14 Kasım'ın her yıl Dünya Diyabet Günü olarak kutlandığını dile getiren Sönmez, bu tarihin diyabet farkındalığının artması ve sorunların gündeme getirilmesi için önemli bir fırsat olduğunu aktardı.

Sönmez, "Çünkü diyabet gerek görülme sıklığı gerekse neden olduğu komplikasyonlar açısından dünyanın en önemli hastalığıdır. Dünyada yaklaşık 425 milyon diyabet hastası olduğu düşünülüyor ve bu rakam hızla artıyor. Dünya yüzeyinde körlüğün, böbrek yetmezliğinin, travmaya bağlı olmayan bacak ampütasyonlarının, kalp krizi ve inmelerin en sık nedeni diyabettir." diye konuştu. 

Kronik bir hastalık olan diyabetin, pankreasın yeterli insülin hormonu üretememesi (Tip 1) veya üretilen hormonun dokular tarafınca yeterince kullanılamaması (Tip 2) nedeniyle geliştiğini aktaran Sönmez, şunları kaydetti:

"Kan şekerinin yükselmesi diyabetin tipik klinik yakınmaları olan çok idrar yapma, çok su içme, ağız kuruması gibi yakınmalara neden olur. Tüm diyabet olgularının yüzde 90'ını tip 2 diyabet oluşturur. Tip 2 diyabette sorun genellikle kilo fazlalığı zemininde gelişir ve çoğu hastada kan basıncı ve kan yağlarının yüksekliğiyle birlikte seyreder. Bu olgularda şeker yüksekliği başlangıçta çok fazla olmadığı için şikayetler genellikle geç ortaya çıkar. Bu nedenle hastalar bazen yıllarca, diyabet olduklarını fark etmeyebilir. Günümüzde her iki diyabetliden birinin henüz tanı almamış olduğunu belirtirsek konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. Bu nedenle periyodik olarak kan şekeri düzeyine bakılması diyabetin erken tanısı için çok önemlidir. Ailesinde tip 2 diyabet öyküsü olanlarda diyabete yakalanma riski daha fazla olduğu ve bu kişilerin daha da dikkatli izlenmesi gerektiği bilinmelidir."

- Türkiye diyabetin en sık görüldüğü ülkeler arasında 

Türkiye'nin diyabetin en sık görüldüğü ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Sönmez, "Ülkemizde her 7 erişkinden birisi diyabet hastasıdır ve sağlık bütçemizin yaklaşık dörtte biri diyabete ve neden olduğu komplikasyonlarının tedavisine harcanmaktadır. Yılda yaklaşık 25 milyar TL tutan bu bütçeyle her yıl üç Marmaray projesinin hayata geçirebileceğini düşünürsek diyabetin maliyeti daha iyi anlaşılacaktır. Oysa sadece sağlıklı beslenip, hareketli bir hayat sürerek tip 2 diyabet hastalarının yarısından fazlasında diyabeti önleyebilir veya var olan diyabet hastalığını kontrol altında tutabiliriz. Böylece tedavi için harcanan bu büyük kaynağı toplumun başka ihtiyaçları için kullanmak mümkün olabilir." şeklinde konuştu. 

Prof. Dr. Sönmez, geçen yıl yayınlanan Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneğinin çalışmasıyla ülke genelinde diyabet hastalarının metabolik durumlarının ilk kez ortaya konulduğunu belirterek, çalışmanın sonuçlarına değindi.

Ülkede tip 2 diyabet hastalarının ancak yüzde 40'ında kan şekeri kontrolünün sağlanabildiğini, bu oranın tip 1 diyabet hastaları içinse yüzde 15 olduğunu vurgulayan Sönmez, "Diyabetli bireylerde kan basıncı ve kan yağlarının kontrol altında olma oranı da oldukça düşük. Her 10 tip 2 diyabetliden birinde ve her 20 tip 1 diyabetliden birinde kan şekeri, basıncı ve kan yağlarının aynı anda kontrol edilebildiği gözüküyor." ifadelerini kullandı. 

- Türkiye'de tip 2 diyabetlilerin yüzde 90'ı kilolu 

Sönmez, eğitim düzeyi yüksek kişilerde, düzenli egzersiz yapanlarda ve sigara içmeyenlerde kan şekeri kontrolünün çok daha iyi durumda olduğunu anlatarak, çalışmasının obezitenin diyabet kontrolünde önemini ortaya koyduğunu belirtti. 

"Türkiye'de tip 2 diyabetlilerin yüzde 90'ında kilo fazlalığı veya obezite mevcut. Diyabetli bireylerin vücut ağırlığı ne kadar fazlaysa kan şekeri ve kan basınçları da o kadar kontrolsüz." diyen Sönmez, tüm bu verilerin, Türkiye'de diyabeti kontrol altına almak için yapılması gerekenleri de ortaya koyduğunu aktardı.

Prof. Dr. Sönmez, diyabetin etkin tedavisi için hem hastaların hem de sağlık hizmeti sunanların üzerine düşen görevler olduğuna dikkati çekerek, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Hastaların sağlıklı beslenmeye ve günde en az bir saatlerini egzersiz yapmaya harcamaları çok önemli. Çünkü ilaç teknolojisindeki onca ilerlemeye rağmen günümüzde diyabetin en iyi tedavisi sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamdır. Sağlıksız yaşayan hastaların metabolik kontrollerinin daha hızlı bozulduğunu ve diyabete bağlı komplikasyonların daha hızlı geliştiğini görüyoruz. Etkin bir diyabet tedavisi için sağlık hizmeti sunanların da üzerine düşen önemli görevler var. Diyabetin görülme sıklığını dikkate aldığımızda her basamaktaki sağlık teşkillerinin diyabetli bireyleri tedavi edecek şekilde organize olması gerektiği açıktır. Sağlık teşkilleri diyabet hastalarına sadece ilaç yazmakla yetinmeyip beslenme ve yaşam biçimi konusunda da eğitimler vermeli, diyabeti daha iyi tanıtacak etkinliklerde bulunmalıdır. Tedavi ekibi içinde diyabet hakkında uzmanlaşmış diyetisyenler ve hemşireler, doktorlarla iş birliği içinde çalışmalı ve diyabet hastalarına yeterli zamanı ayırıp periyodik olarak takip etmelidir. Unutmayalım ki diyabet hastasına ne kadar fazla zaman ayırırsak diyabet tedavisine harcadığımız bütçe de o kadar az olacaktır."

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori