Fatih Altaylı belgeyi hangi profesörden aldığını açıklayıp Sağlık Bakanına yanıt verdi
Habertürk yazarı Fatih Altaylı, geçen gün yayınladığı köşe yazısında bir profesörden geldiğini belirttiği bir ölüm belgesi paylaşmıştı. Fahrettin Koca'nın bu belgeye ilişkin söylediklerine Altaylı'dan yanıt geldi.
Fatih Altaylı belgeyi hangi profesörden aldığını açıklayıp Sağlık Bakanına yanıt verdi
21 Aralık 2020 15:41 -

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, geçtiğimiz gün yayınladığı köşe yazısında bir profesörden geldiğini belirttiği bir ölüm belgesi paylaşmıştı. Fahrettin Koca'nın bu belgeye ilişkin söylediklerine Altaylı'dan yanıt geldi.

Altaylı, bugünkü "Profesöre de güvenmeyelim mi!" başlıklı yazısında şunları kaydetti:

"Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca, benim iki gün önce Türkiye’nin ünlü hekimlerinden birinden gelen bilgiyi paylaşmam üzerine dün akşam bir açıklama yaptı. Bakan Koca, vefat sayılarını saklamadıklarını, Dünya Sağlık Örgütü ne diyorsa, diğer ülkeler nasıl hesaplıyorsa o şekilde hesapladıklarını söylüyor.

Bana da “Araştırmacı gazeteci kendi belgesini kendi bulur” diyor ve başkalarından gelen belgelere güvenmememi söylüyor. Gece siyah maske takıp, kurumlara Görevimiz Tehlike’deki Ethan Hunt gibi giremeyeceğimize göre, araştırmacı gazeteciler güvendikleri kaynaklardan temin ettikleri belgelere güvenir ve yayınlarlar.

Sevgili Bakanımız bilsin ki, salgın sürecinin başından beri en ciddi gazeteciliği ben yaptım. Bugün de bunu sürdürüyorum. Mesela İngiltere’de virüsün mutasyona uğrayan bir formunun 60 yerleşim biriminde görüldüğünü Türkiye’de ve belki Dünya’da da ana akım bir gazetede ilk kez “İngiltere’den mutasyon haberi” başlığı ile ben yazdım.

Yani bu COVİD 19 mevzuuna sizin kadar ciddiyetle yaklaşıyorum. Sayın Bakan biliniz ki, böylesine önemli bir konuda öyle tırı vırı okur mektuplarını yayınlamayacak kadar bilimsel gazetecilik yetkinliğine sahibim. Söz konusu bilgiyi ve belgeyi veren Türkiye’nin önemli hekimlerinden biridir.

 Profesör Bingür Sönmez’i eminim siz de tanıyorsunuz. Bu bilgiyi ve belgeyi bana veren tüm Türkiye'nin tanıyıp saygı duyduğu Prof. Dr. Bingür Sönmez’dir.

Bingür Hoca’nın bana verdiği bilgiler arasında şu da vardı: 

“Kars’ta görev yapan bir doçent arkadaşım her gün 10 corona cenazesi var diyor. Nüfusa bakmadan Ankara, İstanbul, İzmir dahil her ilden 10 corona cenazesi kalksa 810 cenaze eder”. 

Bingür Sönmez Hocanın paylaştığı veriye dayanmayan bu istatistiki tahmin bilgisini araştırmacı gazetecilik sorumluluğu gereği yayınlamadım. Yani Sayın Bakan biliniz ki, bu konuda yeteri kadar sorumluluk sahibiyim. Bugüne kadar bana aktardığınız tüm bilgileri de aynen söylediğiniz gibi yazdım.

Sayın Koca, bilim ve gazeteciliğin ortak yönü ikisinin de “şüpheci” olması gerektiğidir. Biz şüphe duyacağız. Siz şüpheleri ortadan kaldıracak ya da kaldırmaya çalışacaksınız. İşin doğası budur. Hekimlerimizin dünyanın en iyileri olduğuna gelince. Sayın Bakan biliniz ki, Türk hekimlerinin ne kadar değerli olduğunu bilip, onlara ve hatta tüm sağlık camiasına medyada benim kadar sahip çıkan bir ikinci kişi daha muhtemelen yoktur. Bunu da hekim arkadaşlarınızdan teyit edebilirsiniz.

Sayın Bakan, beni hedef alan açıklamanıza asla ve asla kırılmadım. Açıklamanız eşyanın tabiatına uygundur. Siz işinizi yapıyorsunuz, ben işimi yapıyorum.

Bu zor günleri aşmakta büyük çaba gösteren siz ve tüm sağlık çalışanlarına bir kez daha teşekkür ediyorum."


Sağlık Bakanı Fatih Altaylı'nın daha önceki yazısıyla ilgili şu açıklamayı yapmıştı:

Türk Sağlık Sistemi’nin ve fedakar sağlık çalışanlarımızın üstün başarısından milletçe gurur duymalıyız.
 
Salgın hastalığın dünyada görüldüğü ilk günden beri tüm gelişmeleri sizlerle en açık şekilde paylaştık. İlk günden beri de salgın hastalıkla birlikte mücadele edilmesi gerektiğini, toplumun hiçbir ferdinin kendisini bu mücadelenin dışında tutmaması gerektiğini ifade ettik. Hiçbir ayrım gözetmeden tüm vatandaşlarımıza, tüm siyasi parti mensuplarına ve tüm sosyal gruplara eşit mesafede ve kucaklayıcı bir üslupla yaklaştık.
 
Üzülerek görüyorum ki, bazı siyasilerimiz, gazetecilerimiz, sivil toplum örgütlerinde görevli arkadaşlarımız eleştiri adı altında mücadelemizi sekteye uğratabilecek değerlendirmeler yapmaktadır.
 
Eleştiri adı altında toplumu yanlış yönlendirecek, zihinlerini bulandıracak ve mücadele gücümüzü sekteye uğratabilecek bazı asılsız iddialarla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Kimsenin kendisini bu mücadelenin dışında görerek toplumun umutlarını tüketecek ve karamsarlığa itecek yorumlar yapmaya hakkı yoktur. Mücadeleyi birlikte yürütmeye kararlıyız. Hiç kimsenin bu mücadeleyi kişiselleştirmeye, siyasallaştırmaya hakkı yoktur.
 
Dün bir gazetemizde okur mektubu adı altında bir ölüm belgesi yayımlanarak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi yorumlar yapılmıştır. Defalarca ölümlerin hiçbir şekilde hesaplaşma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini ifade etsek de, siyasilerin bir rant aracı haline getirmemesini istesek de, açıkça mantık hatalarını ortaya koysak da halen yanlışta ısrar eden değerlendirmeler yapılmaktadır. Bunlar kötü niyetli değillerse -ki olmadıklarını önden kabul ediyoruz- bilgi sahibi olmadan yapılan yorumlardan ibarettir.
 
İtalya’dan, Fransa’dan, Almanya’dan ve İngiltere’den daha çok vaka sayımız olduğu halde vefat oranlarımız neden daha düşük?
 
Salgının ilk dönemlerinde vakaların ölüm oranı tüm dünyada %1 civarında idi. ABD’de halen bu sınırlardadır. Son bir ay içinde Hollanda ve Danimarka’da vefat oranı %0,3-0,4 seviyesindedir. İlk dönemde örnek verilen Almanya’da ölüm oranı 0,8-0,9’ a karşılık geliyordu. Şimdi salgının üzerinden 9 ay zaman geçti. Hastalığı daha iyi tanıdık. Tedavide etkisi olabilecek yeni tecrübeler edindik. Ancak örnek verilen Almanya’da son bir ayda vakaların yaklaşık %6’sı vefat etmeye başladı. Bu durumda açıklanamayan Türkiye’nin durumu mu yoksa Almanya’nınki midir? “Bizde hastalık çok, onlarda ölüm çok.” demek bir şey ifade etmiyor. Bu tespit durumu açıklamaya yetmiyor. Biz hasta sayısını vaka sayısından bağımsız olarak açıklıyoruz. Oysa ki birçok ülke açıklamıyor. Dolayısıyla hangi ülkenin hastası daha çok bilmiyoruz. Biz kendi alt yapımızın kendi hastamızın yükünü karşıladığını biliyor ve bunu yönetiyoruz. Genç nüfus ile durumu açıklamaya çalışmıyoruz. Gençler de hasta oluyor. Gençlerden de kayıplarımız oluyor. Türklerin genetik olarak dayanıklılığını gösteren somut bir veri de yok.
 
Dünyadan farklı olarak filyasyon, temaslı takibi ve taraması, izolasyon uygulamaları, ilaca ücretsiz ve kolay ulaşım, bu sayede tedavinin erken dönem başlaması gibi avantajlarımız var. Sağlık alt yapımızın birçok Avrupa ülkesinden daha iyi olduğu ortadadır. Bizim vakaları tespit etmede, temaslıları takip etmede, hastaların takip ve tedavisinde daha başarılı olduğumuzdan şüphesi olanların sağlık çalışanlarımızın gözlerinin içine bakarak bu soruyu tekrar sormalarını isterim. Dünyanın en iyi hekimleri Türk hekimleridir. Hastasını ailesinin bir ferdi bilen, can kurtarmak için canını ortaya koyan Türk hekimlerinden, hemşirelerinden, hasta bakıcılarından başkaları değildir. Elbette herkesten daha iyi bakıyoruz hastalarımıza. Elbette herkesten daha çok üzerine titriyoruz vatandaşımızın. Bunları görmezden gelerek gelişmiş olduğu iddia edilen ülkelerin başarısızlıklarını başarı gibi görme ezikliğinin açıklaması yoktur. Ülkemizle, insanımızla bir başarılı olduğunda gurur duymasını bilelim.
 
Vefat sayılarının düşük görünmesi sadece ve sadece “sistem”den mi?
 
Vefat sayıları düşük görünmüyor. Zaten düşük. Peki sistem ile kendimizi mi kandırıyoruz? Sistemden kastedilen Dünya Sağlık Örgütü’nün, kimin Covid-19 ölüsü kabul edilmesi, kimin Covid-19 dışı ölü kabul edilmesi ile ilgili algoritması olabilir. Bu kural sadece Türkiye için değil tüm dünya için geçerli bir algoritmadır. İstatistikler tutulurken bir yıl hiç kanserden vefat eden olmaması, hiç kalp krizine bağlı ölüm olmaması mümkün değildir. Bu durumu düzenlemek için Dünya Sağlık Örgütü konuya açıklık getirerek hangi vefatın Covid-19’dan, hangisinin Covid-19 dışı sebeple olduğunu belirlemiştir. Bu ifadenin tüm dünya kendini kandırıyor demekten farkı yoktur.
 
Covid-19 tedavisi sürerken test sonucu pozitiften negatife dönenlerin Covid-19 ölüsü kabul edilmediği iddia edilmektedir. Bu durum kesinlikle doğru değildir. Sistemimizde bir kişinin testi bir kere pozitif çıkmış ve tedavi sırasında vefat etmişse bu kişi testi daha sonra negatif çıksa da Covid-19’dan ölmüş kabul edilmektedir. Evet, birçok Avrupa ülkesi, ilk testinden 21-28 gün sonra tedavi sırasında vefat edenleri Covid-19 nedenli ölüm kabul etmemektedir. Bizse ölüme neden olan Korona virüsü ise onu Covid-19’dan vefat etmiş kabul ediyor ve istatistiklerimize böyle kaydediyoruz.
 
Vefat eden bir vatandaşımızın ölüm belgesi paylaşılarak, kendisinin aslında Covid-19’dan öldüğü, ancak Covid-19’dan ölmüş kabul edilmediği ifade edilmiştir.
 
Öncelikle araştırmacı bir gazeteciye yakışan kendi belgesini kendisi temin ederek arkasında durmasıdır. Vatandaştan mektup geldi, ben söylemiyorum bir arkadaşım söyledi ama kim olduğunu söyleyemem yaklaşımı gazetecilik değildir. İddia sahibi iddiasını kanıta dayalı ortaya koymalı ve arkasında da durmalıdır.
 
Bahse konu vatandaşımız, kronik iskemik kalp hastalığı, diyabet, hipotiroidi, benign prostat hiperplazisi tanıları almış 72 yaşında olan bir erkek hastaydı.
 
- 08.11.2020 tarihinde özel bir tıp merkezinde PCR testi yaptırıyor.
- 09.11.2020 tarihinde test sonucu pozitif çıkıyor.
- 10.11.2020 tarihinden itibaren evde tedavisi başlanıyor.
- 2 günde bir aile hekimi tarafından aranıyor. Eşi ile görüşülüp durumu hakkında bilgi isteniyor. Ayın 10’u ve 12’sinde öksürük belirtisinin olduğu, ateş ve nefes darlığı bulunmadığı belirleniyor. 14’ünde iki defa görüşülüyor ve önerilerde bulunuluyor. 16’sında ise öksürük ve nefes darlığı şikayeti olduğu belirtiliyor.
- Nefes darlığı şikayeti başlayınca 17.11.2020 tarihinde özel bir hastaneye yatışı yapılıyor.
- 01.12.2020 tarihinde yoğun bakıma alınıyor.
- 02.12.2020 tarihinde entübe ediliyor.
- 1 Aralık ve 13 Aralık tarihlerinde 2 defa PCR testi yapılıyor ve sonuçları negatif geliyor.
- 16.12.2020 saat 09.15’te hasta vefat ediyor.
- Ölüm formu 16.12.2020 tarihinde saat 10.30’da düzenleniyor.
- Ölüm formu 18.12.2020 saat 13.51’de hekim tarafından onaylanmış ve nüfustan tescil edilmiş.
Ölüm nedeni: Şok ve COVID. (a) R57.9 Şok Tanımlanmamış -1 Gün, b) U07.3 COVID-19 -30 Gün, c).. )
 
17.11.2020 tarihinde hastaneye yatan vatandaşımızı 16.12.2020 tarihinde yani 1 ay sonra kaybediyoruz. Bu hastamızın Ölüm Belgesi’nin “Ölüm Şekli” hanesinde “Bulaşıcı Olmayan Hastalık” (doğal ölüm) yazmaktadır. Bu ifade kişinin Covid-19 ölüsü olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu ifade hastanın defin işlemleri açısından bir bulaşıcı hastalık taşımadığını (hastanın PCR testleri negatif) ve adli bir olayda ölmediğini göstermektedir.
 
Bu hasta Covid-19 ölüsü müdür?
 
Hastanın ölüm nedenleri hanesinde iki tanı yer almış. Bunlar Şok ve Covid-19 olarak belirtilmiştir. Yani hastamızı Covid-19’dan kaybetmişiz. Bu hastamız tüm istatistiklerimizde Covid-19’dan vefat etmiş olarak yer almaktadır.
Hastanın ölüm belgesinden hareketle ithamda bulunmak haksızlıktır. Bu milletin zihnini bulandırmaya, mücadeleyi sekteye uğratmaya kimsenin hakkı yoktur.
 
Kıymetli Vatandaşlarım,
 
Salgının ilk gününden beri her bir vatandaşımızın mücadelemize gösterdiği teveccüh ve sağlık ordumuza duyulan güven böyle basit iddialarla yıpratılmamalıdır. Bunun kimseye bir faydası yoktur. Türkiye bu dönemde açık ara sağlık alt yapısının ve yetişmiş sağlık personelinin avantajını yaşamış ve dünyaya örnek olacak uygulamalar yapmıştır. Kendimizi eksik görmeyi bırakıp milletimizle ve onun evlatları ile gurur duyalım.
  

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) aliveli (eczacı)
24.12.2020 18:50:00
sn ali uz dr , adam bulduğu bulguları yazmış neden boyu uzasın burada sorulması gereken yalan yanlış bilgiler verilirken hipokrat yemini etmiş siz doktorlar neden susarsınız.adamın boyu belki uzadı ama senin iitibarın zedeleniyor. bu yalan sayılarla.
People
11
2) Og (Uzman doktor)
22.12.2020 11:19:57
Ölüm sayıları önemli elbette. Bizim ulkemziede nasıl ve neden düşük gorundugude önemli. Yoğun bakımda hastalar yatıyor ve testleri negatife donuyor bu hastaların ölüm raporun da covid yazmıyor sayıya dahil edilmiyor. Bu tek vaka değil maalesef rutin bir uygulama. Bence halkın bu durumdan haberdar olma hakkı elbette var.
People
18
3) ALİ (UZ DR )
21.12.2020 20:49:44
Fatih Altaylı kendinle ne kadar gurur duysan azdır, senin gibi araştırmacı yazarlar olmasa bize yutturacaktı sn bakan, iyi ki araştırdın ve yazdın, helal sana, merak ettim boyun uzadı mı ya da başın göğe erdi mi acaba ?
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)