Dilovası’nda aktif kanser artışı yok
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, Kocaeli'nin Gebze ilçesine bağlı Dilovası beldesinde kanser vakalarında artış olduğu iddiaları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Tuncer, Dilovası beldesinde kanser vakalarında panik yaratacak bir artış yaşanmadığını, ancak bunun önlem alınmayacağı anlamına da gelmediğini ifade etti.

13.06.2011 - Pazartesi

/

Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, Dilovası’ndaki kanser vakaları ve cep telefonu kaynaklı kanser iddialarıyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Kocaeli İlinde Çevre Kirliliğinin Çevre ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalışma Grubu Üyeleri Yrd. Doç. Dr. Talat Bahçebaşı, Prof. Dr. Muhsin Akbaba, Prof. Dr. Alemdar Yalçın,  Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, Kocaeli İl Sağlık Müdürü Hasan Aydınlık, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seracettin Çom katıldı.

 

Ölüm nedenlerinde kanser birinci sıraya yükseliyor

Prof. Dr. Tuncer, kanserin dünyada ve Türkiye’de giderek artış gösterdiğine dikkat çekerek, her yıl 170 bin kişinin kansere yakalandığını söyledi. Tuncer, 2015 yılından sonra kanser hastalığının ölüm nedenlerinin ilk sırasında yer alacağını, eğer tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı ile beslenme alışkanlıkları değişmezse, 2030’lu yıllarda 400-430 bin kişinin kansere yakalanmasının kaçınılmaz olacağını söyledi.

Türkiye’de çevresel etkiler ve kanser hastalığı oluşum ilişkisinin öneminin bilindiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Tuncer, Türkiye’deki organize sanayi bölgeleri üzerinde 2004 yılından bu yana çalışmalar yapıldığını söyledi. Tuncer, aynı çalışmanın Kocaeli ve Dilovası sanayi bölgesi için de titizlikle yürütüldüğünü ifade etti.

 

Bugüne kadar insan vücudunda ağır metale rastlanmadı

Basın organlarında Dilovası sanayi bölgesinde yaşayan kadınların anne sütünde ağır metaller bulunduğu yönünde haberlerin yer aldığını hatırlatan Tuncer, TBMM’de, 2006 yılında kurulan komisyonun bu konuyu araştırdığını ve bu bölgedeki kanser vakaları üzerine yoğunlaşıldığını, bugüne kadar yapılan çalışmalarda insan vücudunda ağır metal bulgusu gibi bir bilimsel veriye rastlanılmadığını kaydetti.

 

“Bilgi istedik, suç duyurusunda bulunmadık”

Prof. Dr. Murat Tuncer isim vermeden sürdürdüğü konuşmasında, bu bölgeyle ilgili çalışma yürüten bir bilim adamının, bölgede yaşayan kadınların anne sütünde ağır metal bulunduğu iddiaları üzerine, söz konusu bilim adamıyla iletişime geçildiğini ve yaptığı çalışmaların istendiğini, ancak kendilerine bugüne kadar herhangi bir bilgi ulaşmadığını ifade etti.

Bilim adamı hakkında bir suç duyurusunda bulunmadıklarını vurgulayan Murat Tuncer, “Canlılarda civa ve kurşun ölçülmesinde uygun yöntemlerin kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle bu ölçümler çok az yerde yapılabiliyor. Biz de, ülkemizdeki su ürünleriyle ilgili ölçümleri, hataları önlemek için yurt dışındaki akreditasyon merkezlerine gönderiyoruz. Bu bilim adamından, izlediği metotla ilgili bilgi istedik. Ancak cevap alamadığımız için YÖK aracılığıyla da yazı yazdık. Gelen yazıda, bu çalışmanın Haziran ayı sonunda tamamlanacağı ve ölçümlerin çocuk dışkısıyla yapıldığı söylendi. Ancak bu, dünyada terk edilmiş bir yöntem. Çünkü dışkıyla yapılan çalışmada kontaminasyon olabiliyor. Artık dünyada gerçek dokularla çalışma yapılıyor” dedi.

 

Bilimsel toplantı ile açıklanması uygun olurdu

Bilim adamının çalışmasını basın açıklaması şeklinde duyurmasını bir bilim insanı olarak uygun bulmadığını söyleyen Tuncer, “Çalışmasını sonuçlandırıp net bilimsel verilere, gerçek sonuçlara ulaştıktan sonra, bir bilimsel toplantı ile açıklaması çok daha doğru olurdu” şeklinde konuştu.

 

Dilovası’nda panik yaratacak bir durum yok

Dilovası bölgesi ile ilgili olarak 2001 yılında aktif kanser kayıtçılığı başlatıldığını belirten Tuncer, Sağlık Bakanlığının Dilovası’ndaki kanser vakalarını doğrulayan vakaları bulunduğu yönündeki iddialarına da cevap vererek,  Bu bölgeyle ilgili 2001 yılından beri aktif kanser verileri tutuluyor. Ancak, diğer hastalıklardan ölüm kayıtları tutulmadığı için sadece ölüm oranlarında kanser vakaları dikkat çekmekte. Dilovası’nda kanser vakalarında panik yaratacak bir artış yok. Ama bu önlem almayacağımız anlamına da gelmez. Orada çevresel bir sorun var. Birçok tesisin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu olmadan açıldığı tespit edildi. Buraya yönelik birçok rehabilitasyon yapıldı ve yapılacak. Bunlara uymayan tesisler ise kaldırılacak” dedi. 

 

Kocaeli’de aktif bir artış yok

Türkiye kanser insidansının yüz binde 224 olduğu, Kocaeli ilinde ise bunun yüz binde 200’ün  altında bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Murat Tuncer,  bunun aktif bir artışın olmadığını gösterdiğini kaydetti.

Tuncer, Kanser Kayıt Merkezi tarafından toplanan verilere göre İzmit, Gebze, Gölcük, Derince, Kandıra, Karamürsel, Körfez, Darıca, Başiskele, Kartepe, Çayırova, Dilovası, Kocaeli BBT ve bölge dışı ölüm vakaları sayılarının 2006 yılında bin 616, 2007 yılında 2 bin 223, 2008 yılında 2 bin 727, 2009 yılında 2 bin 312 ve 2010 yılında da bin 981 olduğunu söyledi.

Kanser vakalarının hangi nedenden kaynaklandığının belirlenmesi için aradan yıllar geçmesi gerektiğini ifade eden Tuncer, sanayi bölgelerindeki sanayi çıktılarının kanserojen içerdiğini, buradaki ölçümlerin mutlaka kabul edilebilir seviyeye indirilmesi gerektiğini söyledi.

 

Hamzaoğlu: Kocaeli risk altında

Kocaeli Dilovası’nda yaptığı araştırmanın sonucunu açıklayınca Sağlık Bakanlığının tepkisini üzerine çeken Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, sadece Dilovası’nda değil Kocaeli’nin de risk altında olduğunu ileri sürdü.

Hamzaoğlu, düzenlediği basın toplantısında, 2009 yılından bu yana Dilovası ve Kandıra ilçelerinde yaptığı araştırmaların sonuçlarını açıkladı. Kocaeli’ndeki kirliliğin sadece Dilovası’nda olmadığını göstermek için böyle bir araştırma yaptıklarını belirten Hamzaoğlu, hem Dilovası’nda hem de Kandıra’da havadaki partiküller madde miktarının hem AB hem de ABD standartlarının çok üzerinde olduğunu saptadıklarını kaydetti.

Hamzaoğlu, “Her iki ilçedeki değerler uluslararası sınırların üzerinde kirliliğe sahip. Bunun dışında annelerin sütünde ve bebeklerin kakasında da ağır metaller saptadık. Bazı ağır mettaller Dilovası’ndan da ağır çıktı. Bunu da görüyoruz. Dilovası’nda olduğu gibi Kocaeli’nin her tarafına dikkat etmemiz gerekiyor. Önemli önlem almamız gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun yürüttüğü araştırmada, 2009 yılından bu yana Kandıra ve Dilovası’nda hem havadan hem de 105 kişiden oluşan anne ve çocuklardan numuneler alındı. Alınan numunelerin laboratuvarlarda alüminyum, arsenik, bakır, çinko, demir, kadmiyum ve kurşun oranları ölçüldü. Ölçümler daha sonra TUBİTAK’ta ölçüldü. Laboratuvar sonuçlarına göre Dilovası, dünya standartların 3.5 katı, Kandıra ise 1.7 katı daha kirli çıktı. Bununla beraber, bebeklerin kakasında ve annelerin sütünde de yüksek oranda ağır metaller tespit edildi.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)