PERDE ARKASINDAKİLER

Tüm Perde Arkasındakiler

  • Dr.Hakan Koçak
  • Perde Arkasındakiler köşemizin bu haftaki konuğu Koçak Farma CEO'su Dr. Hakan Koçak

20 Şubat 2014, Perşembe

Öncelikle kendinizden ve bağlı olarak Koçak İlaç'ın kuruluşundan bugüne kadar olan süre hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

 

1960 doğumluyum.Kabataş Lisesini bitirdim. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden 1984 yılında mezun olduktan sonra, aynı fakültede iç hastalıkları ihtisası yaptım. Çamlıca Askeri Hastanesinde askerlik görevimi tamamladıktan sonra kamu hizmetinden ayrıldım ve aile şirketimiz Koçak Farma'da çalışmaya başladım. Evliyim,bir oğlum var.

 

Koçak Farma,1971 yılında İstanbul'da ağabeyim Kimya mühendisi Ender Koçak tarafından kurulmuştur. Aynı yıl satın alınan ilaç laboratuvarında ilaç üretimine başlayan Koçak Firma, bugün grup şirketleriyle birlikte yaklaşık bin 500 çalışanı ile Çerkezköy Organize Sanayı bölgesi'nde 140.000m2 alan üzerine kurulu, 85.000 m2 kapalı alana sahip, ileri teknoloji donanımlı tesislerinde ilaç aktif maddesi ve beşeri ilaç üretmekte ve pazarlamaktadır. beşeri ilaç üretimi çeşitlerine göre iyi üretim kurallarına göre dizayn edilmiş bağımsız binalarda yapılmaktadır. Uluslararası standart ve kalitede üretim yapan tesisimiz,Avrupa Birliği(AB) sağlık otoriteleri taarfından denetlenmiş ve AB GMP kurallarına uygunluğu onaylanmıştır.  

 

Üst üste üç yıl Altın Havan Ödülü’nü aldınız. Bu çok onur verici birdurum. Konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

 

İlaç sektöründe ekonomik ve teknolojik gelişme ve sürdürülebilir bir büyüme, araştırma-geliştirme (ARGE), inovasyon ve markalaşma ile mümkündür. Koçak Farma, uluslararası standart ve kalite yenilikçi ürünlerle küresel markalaşma hedefi doğrultusunda bağımsız ARGE merkezini kurmuş, özellikle kanser, biyoteknoloji ve sssshormon ilaçları üretimi ile ilgili olarak yaptığı çalışmalar sonunda, dünyada sınırlısayıda ilaç üreticisinin sahip olduğu gelişmiş teknolojileri ülkemizde kullanıma sokacak yetkinlik ve birikime ulaşmıştır.

 

Bu bağlamda Koçak Farma, “Onkoloji İlaçları ve Ham Maddelerinin Yerli Üretimi Projesi” ile önemli onkoloji ilaçlarının yerli üretimini gerçekleştirmiştir. 2011 yılında TÜBİTAK-TTGV-TÜSİAD tarafından düzenlenen 9. Teknoloji Ödülleri Yarışması’nda, “Büyük Ölçekli Şirket” kategorisinde finale kalan proje, “Yılın Sanayi Ürünü”nde Altın Havan Ödülü’ne layık görülmüştür.

 

2012 yılında “Kanda Pıhtılaşmayı Önleyen Biyoteknoloji Ürünü Enoksaparin Sodyum Etken Maddesi ve Bitmiş Ürün Üretimi Projesi” de başarıyla sonuçlanmış, AB’de ilk kez Türkiye’de üretilen biyobenzer ilaç ülkemizin ihtiyacını karşıladığı gibi, dünyanın pek çok ülkesine de ihraç edilmektedir. Bu projemiz de TÜBİTAK-TTGVTÜSİAD tarafından düzenlenen 10. Teknoloji Ödülleri Yarışması’nda yine “Büyük Ölçekli Şirket” kategorisinde finale kalmış, ayrıca 2012 yılında “Yılın Sanayi Ürünü” kategorisinde Altın Havan Ödülü’nü kazanmıştır.

 

 

Halkımızın insülin ilacı ihtiyacının tamamı ithalatla karşılandığından, 2013 yılında “Diyabet Tedavisinde Kullanılan Biyobenzer Ürün İnsülinin Etken Madde ve Bitmiş Ürün Olarak Üretimi Projesi” gerçekleştirilmiştir. Bu proje ile; diyabet tedavisinde hayati önemi haiz analog insülinler GLARJİN ve LISPRO’nun rekombinant DNA teknolojisi ile üretim teknolojisi ülkemize kazandırılmıştır. Bu proje şirketimize, 2013 yılında 3. Kez Altın Havan Ödülü’nü kazandırmıştır. Proje, TÜBİTAK TTGV-TÜSİAD 12. Teknoloji Ödülleri Yarışması’nda ön elemeyi başarıyla geçmiş,  yarışma henüz sonuçlanmamıştır. Bu çalışmalarımız, halk sağlığı açısından stratejik bir ürün olan ilacın bulunabilirliğini güvence altına almış, dışa bağımlılığı azaltmıştır.

 

 

İlaç pazarında ve özelliklede onkoloji alanında Türkiye'de ilaç üreten ilk tesise sahipsiniz ve‘’Onkolojide Yerli Yatırım Teşvik Ödülü’’nü aldınız. Onkoloji pazarındaki

bu gelişmelerden ve hedeflerinizden bahseder misiniz?

 

Kanser, insidansı ve mortalite oranı ile çağımızın hastalığı olarak nitelendirilmektedir. Şirketimiz, insan yaşamını tehdit eden kanser hastalığında kullanılan ilaçlara giderek artan talebin ithal ilaçla karşılanmasının kamu maliyesine getirdiği yük, ilaca erişimdeki aksaklıklar,halk sağlığı yönünden hayati öneme haiz ilaçta dışa bağımlılığın ortadan kaldırılmasının stratejik önemi, yerli üretimin uluslararası ticaret ve rekabet gücümüze katkısı, mevcut teknolojik boşluğu değerlendirerek “Onkoloji İlaçlarının ve Ham Maddelerinin Yerli Üretimi” projesini oluşturmamızı gerektirmiştir. Bu proje ile farklı firmalar tarafından üretilen antikanser grubu 65 ayrı ilacın Türkiye’de ve dünyada ilk kez tek çatı altında üretimi gerçekleştirilerek ilaçta dışa bağımlılık azaltılmış, ucuzlayan ilaçların kamu maliyesine yükü azalmış, AB ülkeleri dâhil 40’tan fazla ülkeye ihraç edilerek ekonomiye katkı ve ilaca erişimde kolaylık sağlanmıştır.

 

TÜBİTAK-TTGVTÜSİAD tarafından düzenlenen 9. Teknoloji Ödülleri Yarışması’nda finale kalan proje, 2012 yılında Altın Havan’da “Yılın Sanayi Ürünü” Ödülü’ne layık görülmüştür.

 

Ayrıca, Sağlık Bakanlığı tarafından “kanser hastalarının tedavisinde yerli ilaç üretimi ile yapmış olduğu katkılardan dolayı” Türkiye’de ilk kez Koçak Farma’ya 2013 yılında “Onkolojide Yerli Yatırım Teşvik Ödülü” verilmiştir. Koçak Farma, halen ülkemizin antikanser ilaçları ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamakta ve dış pazarlara ihracatını sürdürmektedir.

 

Çerkezköy üretim tesisimizdeki Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca onaylı AR-GE merkezimizde, birçok antikanser ilacının AR-GE çalışmalarıda sürmektedir.

 

İlaç sektörünün son dönem yaşadığı çıkmazlar ve çözümler sizce nelerdir?

Kısaca anlatabilir misiniz?

Ülkemizde sağlık hizmet kapsamının vatandaşlarımızın tamamını içine alır şekilde genişletilmesi, artan nüfus, ortalama yaşam süresinde yükselme, sağlıklı yaşam bilincinde farkındalığın artması gibi etkenler ilaç kullanımında artış oluşturmuştur. İlaç ihtiyacının büyük bir bölümünü ithalatla karşılayan ülkemizin sosyal güvenlik harcamaları cari açık üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Bu nedenle ülkemizin yerli ilaç üretim kapasitesinin artırılması ve AR-GE çalışmaları ile yeni molekül geliştirilebilen, yüksek katma değerli ilaç üretebilen bir yapıya kavuşturularak, ekonomik ve teknolojik yönden küresel pazarlarda rekabet edebilir bir dönüşümü gerçekleştirebilmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. “Vizyon 2023 Teknoloji Öngörü Projesi”nde ilaç sektörünün mevcut durumu ve gelecek planlamaları geniş bir perspektifte değerlendirilmiş, amaç ve hedefler gösterilmiştir. Uzun vadede Türkiye’nin küresel bir AR-GE ve üretim merkezi olması, uluslararası pazarlarda rekabetçi bir konuma ulaşması için önemlidir.

 

  İlaç sektörünün Türkiye’deki geleceği hakkında  değerlendirme yapar mısınız?

 

İlaç üretimi sürekli araştırmave geliştirmeyi gerektirir. AR-GE çalışmaları ile bilgi ve teknolojisini yenilemeyen ve inovasyona önem vermeyen firmaların yaşama şansı yoktur. Özellikle sektörün geleceği olarak nitelendirilen biyoteknoloji sadece ülkemizde değil, dünyada da yenidir. Bu nedenle nedenle ilaç firmaları bütçelerindeki AR-GE payını artırmalı ve yenilikçi araştırmalarla ürün, fikri ve sınai mülkiyet portföyünü zenginleştirmeli ve küresel pazarlarda rekabet edebilmelidir.

 

 

 

 

Yerli ilaç firmalarının geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

 

Yerli ilaç firmalarının, Türkiye İlaç Endüstrisi’nin küreselleşmesi ve ülkemizin ilaç AR-GE ve üretim üssü olma hedefine ulaşabilmesi için desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

İlaç sektöründe en büyük rekabet hangi konuda ya da çalışmalarda yaşanıyor?

Rekabette öne geçmek için hangi alanlarda daha iyi olmak gerekir?

 

Bana göre ilaç sektöründe rekabet teknoloji, inovasyon ve markalaşma alanlarında olmalıdır.

Teknoloji ve inovasyon yoğun AR-GE çalışmaları ile elde edilir. Markalaşma ise çok faktörlü uzun bir süreçtir.