AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Doç. Dr. Mahmut Aşırdizer
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mahmut Aşırdizer

11 Eylül 2009, Cuma

Doç. Dr. Mahmut Aşırdizer
Bir akademisyen öncelikle bir memur olmamalı; öğrenci ile ilişkilerinde, saygı ve sevgiye dayalı bir iletişim kurabilmelidir.

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mahmut Aşırdizer

METE GENERALOĞLU
ANKARA

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1961 Erzurum doğumluyum. 1972'de Hadımköy İlköğretim Okulundan, 1975 yılında Kartal Ortaokulundan, 1979'da Kartal Lisesinden, son olarak da 1988 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. 1998-1990 yılları arasında Bayrampaşa SSK Dispanserinde mecburi hizmet yaptıktan sonra, 1990 yılında Adli Tıp Kurumunda asistanlığa başladım ve 1992 yılında Adli Tıp Uzmanı oldum. 1992-2002 yılları arasında Adli Tıp Kurumunda çeşitli görevlerde bulundum. 2002 yılında Yardımcı Doçent olarak atandığım Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesinde Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı olarak çalışmaya başladım. 2005 yılında "Doçent" unvanını aldım. Halen Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesinde Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmaktayım.

İki dönemdir Manisa Tabip Odası Onur Kurulunda Başkan Yardımcısı ve Başkan olarak, Tıp Fakültesi Bilimsel Etik Kurulunda üye sıfatıyla, bana verilen görevleri sürdürmekteyim.

Bunlara ek olarak, bazı uluslararası ve ulusal dergilerin editoryal kurulu veya danışma kurulu üyesi ya da hakemi olarak görev almaktayım.
Evli ve 2 çocuk babasıyım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Çocukluğumda 3 meslek hayal ederdim. Bunlardan ilki doktor olmak, ikincisi hukukçu olmak, üçüncüsü öğretmen olmaktı. Hayallerim doğrultusunda yürüyüp, Adli Tıp Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak bu üç hayalimi de gerçekleştirdiğimi düşünüyorum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Yaptığım işin en zor tarafı, ölü bedenlerin ve geride bıraktıkları acı çeken yüzlerin arasında, onların seni beraberinde bir duygu girdabına sürüklemelerine izin vermeden hayat yolunda yürümeye devam edebilmektir. Bu yolda yürürken, bir ölünün veya canlının adalet arayışında önemli bir görevi yerine getirdiğini bilmek ve büyük bir sorumluluğun gereğini vicdan rahatlığı içerisinde tamamlamak dayanma gücü katıyor bu zorluklara.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen öncelikle bir memur olmamalı; öğrenci ile ilişkilerinde, saygı ve sevgiye dayalı bir iletişim kurabilmelidir. Sınavlarda, "öğrencinin ne öğrendiğini sorgulamaktan ziyade, kendisinin onlara ne aktarabildiğini" sorgulamalı; yalnızca bilimsel alanda değil, yaşam şekli ile de öğrenciye "bir model" oluşturmalıdır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Kendi alanımda örnek aldığım iki insan bulunmaktadır. Biri Adli Tıp Kurumunun kurucusu ve duayeni, öğrencisi olmaktan onur duyduğum, rahmetli Prof. Dr. Şemsi Gök; diğeri ise adli tıp ve insan ilişkileri konusunda kendisinden çok şey öğrendiğim rahmetli Dr. Cevat Özer'dir.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öğrencilerime öğrettiğim gibi, tıp mesleğini; yalnızca "bir unvan sahibi olmak", "iyi para kazanmak(!)", "ailesinin istemini karşılamak" için seçmek, "iyi hekim olmak" hedefinin önüne geçiyorsa, o zaman gerçekten bir sıkıntı bulunmaktadır. Maalesef günümüzde, gerek öğrenci seçme ve yerleştirme sistemindeki, gerek sağlık sistemindeki bazı çarpıklıklar; öğrencilerimizi daha okula başlarken "iyi hekim olmak" hedefinin uzağına itmektedir. Sağlık sisteminde performansa dayalı uygulamalar; 1. ve 2. basamakta çalışan hekimlerin "daha iyi muayene ve tedavi" ilkesi yerine, "daha fazla hasta" mantığı ile yaklaşmalarına, dolayısıyla da sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşmesine; 3. basamak sağlık hizmeti sunması gereken üniversite hastanelerinin döner sermaye dağıtamayacakları endişesi içerisinde, birer poliklinik merkezi olarak çalışmasına neden olmaktadır.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Yaptığım işin yurt dışındaki uygulamaları konusunda fikir sahibi olabilmek için, belli bir süre yurt dışında yaşamak isterdim. Ancak, devamlı yurt dışında kalmak yerine, oradaki şartların ülkemizde uygulanmasını ve ülkemde mesleğime devam etmeyi tercih ederim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
On sekizi uluslararası, 45'i ulusal dergilerde olmak üzere toplam 63 makalem ve 8'i uluslararası, 29'u ulusal kongrelerde sunulmuş toplam 37 bildirim bulunmaktadır.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Celal Bayar Üniversitesi, ülkemizin pek çok yerleşik üniversitesine göre daha genç bir üniversite olmasına karşın, bugün gerek ürettiği bilimsel makaleler bazında ve gerekse Tıbta Uzmanlık Sınavı (TUS) başarıları çerçevesinde, kendini kanıtlamaya başlamıştır. Üniversitemiz Tıp Fakültesinin Hastane binalarının tamamlanması ile birlikte, üniversitemizin daha da gelişeceğine inanmaktayım.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Böyle zor ve büyük bir sorumluluk gerektiren görevin başında olsaydım; neyi değiştirip, neyi değiştirmeyeceğime hiçbir zaman tek başıma karar vermemeye çalışırdım. Mümkün olduğunca geniş kesimlerin görüşüne başvurarak, bence yanlış olarak gözükenlerin, gerçekten yanlış olup olmadıklarını sorgular; bu sorgulama sonucunda da, yine ortak paydalarda birleşerek çözüm yolları üretmeye çalışırdım.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Kendime çizdiğim yolda amaçlarım çerçevesinde yürürken, en iyi olmayı hedeflerim. En iyi olmayı hedeflemeyen insanların, "iyi"yi yakalamalarının mümkün olmadığına inanırım. Hedeflerim doğrultusunda yürürken, pek çok güçlükle karşılaşmama rağmen, belli bir noktaya geldiğime inanıyorum; ancak, bu daha yürümem gereken çok yol olduğu şeklindeki düşüncemi değiştirmiyor. Bu nedenle "Hedeflerime ulaştım" diyebilmek pek mümkün gözükmüyor.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Uzmanlığımın ilk günlerinde, morga indiğimde, morg taşları üzerine uzanmış üç ceset ile karşılaştım. üç dört yaşlarında iki kız çocuğu ve bir anne boğazları kesilerek vahşi bir şekilde öldürülmüştü. O an yaptığım işe ilenip, bunu yapanı elime geçirip boğazını sıkmak istedim. Ne tesadüftür ki, bu olaydan bir ay sonra, Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevlendirildim. O sırada, bu olayın sanığı yakalanmış, gözaltına alınmıştı. Polisler hırpalanmış olan sanığı muayeneye getirdiklerinde, onun hakkında olay günü hissettiğim tüm olumsuz duygulardan arınarak, onun da bir insan olduğu ve cezasının ancak adalet tarafından verilmesi gerektiğini düşündüm ve hırpalandığına dair rapor düzenledim. Bu olay; bir hekimin şartlar ne olursa olsun, Hipokrat andına uyması ve tarafsız kalması gerektiği konusunda benim önüme çıkan, önemli bir hayat dersi olmuştur.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Sağlığıma yeterince özen gösterdiğimi söylemem mümkün değil. En büyük sıkıntılarımdan biri; yapmak istediklerimi gerçekleştirecek yeterli zamanı bulamamak olduğu için, sağlığıma da yeterli zaman ayıramıyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Hobi ve uğraşlarımın büyük bölümü yine, mesleğim ve ailem ile ilgilidir. Mesleğim ile ilgili makaleleri okumak, çeşitli bilimsel dergilerden hakemlik için gelen makaleleri değerlendirmek, mesleğim ile ilgili sosyal etkinliklere katılmak boş zamanlarımın büyük bölümünü almakta. Bunun yanı sıra ailemle beraberken geçirdiğimiz güzel ve eğlenceli anlar, en büyük dinlencemi oluşturmakta. Zaman zaman eski ve yeni arkadaşlarımla buluşarak sohbet etmek, eski günleri yad edip, gelecekle ilgili düşünceleri paylaşmak ruhsal yorgunluklarımı alır götürür benden.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Keşke, hiç keşke demedim diyebilseydim. Ancak her insan gibi benim de yaşantımda keşke dediğim anlar oldu. Günlük yaşantımda istemediğim halde insanları kırdıysam, yatağa yattığımda bunun hesaplaşmasını yapar ve derin bir pişmanlık hissederim. Güzel olanı ise pişmanlıklarımın yanında, hayatımda "iyi ki"lerin de yer alması ve bu "iyi ki"lerin içerisinde işim ve en büyük şansım olarak değerlendirdiğim eşim ve çocuklarımın bulunması.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Ne yazık ki ailem il dışında olduğundan, onlara fazla bir zaman ayırma şansına sahip değilim; ancak, hafta sonlarında ve tatillerimde onlarla görüşebiliyorum. Onlarla görüştüğümde, genellikle çalışmalarıma ara veriyorum, zamanımı onlarla birlikte geçirmekten büyük keyif alıyorum.

Teşekkürler
14/09/2009
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer