AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Gürkan Uncu
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Uncu

18 Mayıs 2009, Pazartesi

Prof. Dr. Gürkan Uncu
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Uncu

Mete Generaloğlu/Ankara


Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
Çok standart. 46 yaşındayım. Gazi Üniversitesi 1987 yılı mezunuyum. Sonrasında, ilk TUS’cular olarak Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Bölümünde asistanlığıma başladım. Asistanlığımın son yılı İtalya Hükümetinden aldığım bursla Roma, Katolik Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Bölümünde Jinekolojik Endoskopi yaparak geçti. Döndüm, uzman oldum. Sonra yrd. doç. süreci var 1995-1998 arası. Bu süreçte ABD’ de “University of Chicago” da Reproductive Endokrinoloji ve İnfertilite bölümünde fellowluk var. 1998’de Doçent, 2004’de Profesör oldum. Çok sayıda yurt içi ve yurt dışı dernek üyeliklerim ve yönetim kurulu üyeliklerim var, devam etmekte. Evliyim, 2 çocuğum var.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Mesleğimden memnunum. Ben doktorluğun dünyadaki en iyi meslek olduğunu düşünenlerdenim ve üzerine bir de akademisyenlik olduğunda, bence en keyifli iş bu. Her komponenti var. Akademisyen olacağım diye başlamadı tıp hayatım tabiî ki, bu asistanlıkta şekillenmeye başladı.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Türkiye’de akademisyen olmanın en zor tarafı sadece akademisyen olmamanızdır. Akademisyenlik son derece fakat sadece bu işi yapamıyorsunuz. Akademisyen olarak araştırmak, okumak, yazmak, eğitmek gibi görevleriniz, sorumluluklarınız var, fakat bütün bu yoğunluğun içinde mesleğinizi de yani doktorluğunuzu da yapmak zorundasınız. Aslında bunların hepsi ayrı ayrı bir iş, biz ise hepsini bir arada yapmak çabası içindeyiz. Sonuç itibariyle, fedakarlık yapmak, ya da bazılarını tam yapamamak gibi bir durum oluyor.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
İyi bir akademisyen; temel eğitimini almış, araştırmayı ve eğitmeyi seven, hayatı boyunca çok para kazanma ideali olmayan ciddi ve çalışkan bir yapıda olmalıdır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Benim maalesef böyle bir sıkıntım var. Örnek alamıyorum. Fakat çeşitli özelliklerinden etkilendiğim isimler vardır. İş disiplini, devlet ve üniversite kavramlarına bakışından etkilendiğim Prof. Dr. Candan Cengiz, cerrahi tekniklerinden etkilendiğim Salvatore Mancuso, Pierluigi Benedetti, Charles Miller, hasta ilişkileri ve özel yaşamından etkilendiğim Ricardo Marana sayabileceğim isimlerdir. İnsan bu şekilde yoğruluyor. Bu adam gibi olmamalıyım diye örnek aldıklarım da var, ama burada söylemek ayıp olur.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye de sağlık sistemi her gün biraz daha karmaşık duruma geliyor. Sağlık hizmetinin çok önemli ve bu anlamda pahalı bir hizmet olduğunu, bu hizmeti veren insanların eğitimlerinin çok uzun ve meşakkatli olduğunu ve bu anlamda bu kadar önemli bir hizmetin, olması gerekenden daha ucuzc’a verilemeyeceğini herkes anlamak durumunda. Gelişmekte olan ülkeyiz ve sağlığa yeterli para harcanamıyor doğal olarak. Sağlıklı işleyen bir sistem de olmadığı için, bu sorun personelle (doktor, hemşire vs.) çözülmeye çalışılıyor. Çözüm için hep en kolay olan yola başvuruluyor ve bu hiçbir şeyi çözmüyor. Kısa sürede sağlık sisteminin rayına oturacağını düşünüyorum.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Öz geçmiş kısmında anlattığım gibi İtalya’da endoskopi, Amerika’da üreme endokrinolojisi ve infertilite çalıştım. Keyifli, çok mutlu olduğum günlerdi.
İtalya Hükümetinden aldığım bursla Roma, Katolik Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Bölümünde çalıştım. Daha sonra ABD’de “University of Chicago” da Reproductive Endokrinoloji ve İnfertilite Bölümünde fellowluk var.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Sadece akademisyenlik ise evet, mutlu olduğum yer. ABD bu iş için ideal. Akademisyenlikle birlikte doktorluk yapmak deyince, ben burada olmaktan memnunum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Bugüne kadar yurt dışı dergilerde yayınlanmış olan yayın sayımı yaklaşık olarak söylersem 25-26 civarında yayınım var. Yurt içi dergilerde yayınlanmış olanların sayısı ise sanırım 60 dolayında.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
1975 yılında kurulmuş bir kliniktir. Kurulma aşaması zorluklarını geçmiş, olgunluk dönemindedir. Her gün daha iyiye gitmektedir.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Bu çok ağır bir soru. YÖK başkanı olsam oturup bir program yapardım. Memleketin akademik ve bilimsel anlamda ihtiyaçlarını ve bunu karşılamak için elimizde nelerin olduğuna bakarım. YÖK’ün böyle bir planlaması ve bunların çözümü olduğuna dair bir planı olduğunu sanmıyorum, tüm uygulamaları bunu gösteriyor. Üniversitelerin bir birime bağlı olmaları gerekir, ama bağlılık bu boyutta olmamalıdır. Devletin eğitim ve hizmet politikası gereği mutlaka bir denetim kontrolü olmalı, ama bu sadece denetim boyutunda olmalı. Şimdiki uygulamalar, bundan çok uzak.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Hayır, yapacak çok iş var, hedef biten bir şey değil. Daima yeni hedefler var.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Oosit donasyonunun ne anlama geldiğini anlatmaya çalıştığım bir çiftin, bu konuşmadan 1-2 saat sonra beni telefonla arayıp, biz yumurtaları aldık, (tavuk yumurtası) şimdi ne yapacağız demesini unutamam.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Çalışıyorum. Spor, dengeli beslenme vs. ama ben insan hayatını belirleyen en önemli unsurun stres olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, ne yapsak boş aslında. Stres bu mesleğin tam ortasında.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Ufak tefek şeyler, zaman yaratmaya çalışıyorum. Benim yaşımdaki hemen her akademisyen gibi, fotoğraf var. Çok zaman olmuyor. Spor yaparım düzenli, bu hobi değil ama. 1-2 yıldır dinlemesini çok sevdiğim bir müzik aletinden ses çıkarmaya çalışıyorum bir de.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Çok, ama çok. Hayat zaten bunların üstüne kuruluyor.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Mesleğim gereği çok yoğun çalışıyor olsam da, sorunuza cevabım evet. Bu konuda çok dikkatliyim.

Teşekkürler.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer