AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Necla Öztürk
    • “Bilim insanı yalnızca bir yöntemi uygulayan kişi değildir; problemi ortaya koyan ve çözüm yolları arayan kişidir. O bakımdan bir akademisyen probleme farklı açılardan bakabilmelidir.”

11 Ekim 2010, Pazartesi

Prof. Dr. Necla Öztürk

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necla Öztürk

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1964 yılında Ankara Kız Lisesinden  mezun oldum. Aynı yıl Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümüne girdim ve 1969 yılında lisans derecesiyle muzun oldum. 1970 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoterapi Bölümünde sağlık fizikçisi olarak göreve başladım. Bu görevime devam ederken 1971 yılında, o zamanlar enstitü olan Biyofizik Ana Bilim Dalında yüksek lisans çalışmasına başladım. 1974 yılında bilim uzmanlığını tamamladım ve Biyofizik Ana Bilim Dalına araştırma görevlisi olarak atandım. 1977 yılında doktoramı tamamladım. 1984 yılında doçent, 1995 yılında profesör oldum. Halen aynı ana bilim dalında çalışmalarımı sürdürmekteyim. On iki yıldan beri Türk Biyofizik Derneği Yönetim Kurulu üyesiyim ve saymanlık ve genel sekreterlik gibi görevleri yürüttüm.

Araştırma alanım; düz kasların kasılma mekanizması, kasılma modelleri, kas dokusu ile kan damarlarının pasif mekanik özellikleri, graft olarak kullanılan biyolojik dokuların mekanik özellikleri,  matematiksel ve mekanik modellerin geliştirilmesi, pasif mekanik özelliklerin aktif kasılmalara etkisi, kaslardan kaydedilen osilasyonların nonlineer dinamiğinin (kaotik davranışının) incelenmesi, pestisidlerin vasküler ve visseral kaslara etkisi, vasküler  modelleme (remodeling).

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Fizik bölümünden mezun olduğumda radyoaktivitenin insan sağlığına etkilerini ve etki mekanizmalarını çok merak ediyordum. Radyoterapideki görevim bir açıdan bu merakımı giderdi, ama deneysel çalışma olanağı bakımından yeterli değildi. Onun üzerine, çalışma konuları farklı olmakla birlikte, Biyofizik dalında yüksek lisans programına girdim ve akademik çalışmalarıma bu bilim dalında devam ettim. Konu bakımından biyofizik alanında çalıştığım için memnunum. Ama temel tıp bilimlerinin tıp fakülteleri içindeki yerinin tartışıldığı bir ortamda sıkıntılar yaşanıyor. Biyofizik alanında çalışan akademisyenler için, bir bakıma fizik ve matematiğin daha da fazla kullanıldığı alan olduğu için bir bakıma da belki bizler yeterince anlaşılır biçimde bu alanı açıklayamadığımız için, bu tip sıkıntılar daha da artıyor. Fizik, matematik veya kimya gibi temel alanlardan gelen öğretim üyelerinin tıp fakültesi içindeki yeri, tıp orijinli bazı akademisyenlerce hâlâ tartışılmaktadır.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Araştırma için maddi desteğin kısıtlı olması. 1980 ve 1990’lı yıllarda temel bilimlerde yürütülmekte olan araştırmalara destek çoğunlukla TÜBİTAK tarafından sağlanmaktaydı ve destek miktarları da oldukça küçüktü. TÜBİTAK’ın bütçe olanaklarına bağlı olarak zaman zaman daha fazla destek sağlanmakla birlikte genel olarak birkaç bin dolara projelerin yapıldığı oldu. Son yıllarda gerek TÜBİTAK’ın sağladığı olanakların artması gerekse üniversitelerin kendi bünyelerinde oluşturdukları araştırma birimleri tarafından sağlanan fonlar bu sıkıntıları kısmen gidermiştir. Avrupa Birliği projelerinden de artık destek sağlanabilmesi kolaylık getirmiştir. Zorluk değil ama sıkıntı olarak söyleyebileceğim bir nokta da, alanımda benim çalıştığım türden araştırma yapanların çok az olması nedeniyle tartışmalar için uygun ortamın olmamasıdır.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir öğretim üyesi düşünce ve davranışlarıyla öncelikle gençlere örnek olmaktadır. O nedenle, bir akademisyenin önce gençlerle iyi iletişim kurabilen, onlara güven veren, dürüst, kültürlü bir insan olması gerekir. Bilim insanı olarak şüphecilik esastır. Bilim insanı yalnızca bir yöntemi uygulayan kişi değildir; problemi ortaya koyan ve çözüm yolları arayan kişidir. O bakımdan bir akademisyen probleme farklı açılardan bakabilmelidir. Aynı şekilde toplumsal olaylara farklı açılardan bakabilmeli, öncülük edebilmelidir. Benim için bir bilim insanında olması gereken en önemli kişisel özellik, ilişkilerinde ön yargıdan uzak olması, bilimsel çalışmada olmazsa olmaz koşul olan tarafsızlık ilkesini günlük yaşama uygulayabilmesi, olayları ve ilişkileri bu çerçevede değerlendirebilmesidir. Bu özellik bilim insanlığını ne derece özümsediğinin bir göstergesidir.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Hem kişilik özellikleri hem de bilimsel düşünme biçimleri bakımından çok değer verdiğim ve kendilerini örnek aldığım birkaç bilim insanı var. Bu kişilerin benim bilimsel gelişimime büyük katkı sağladığına inanıyorum ve kendilerine çok teşekkür ederim. Kendi araştırma alanımda, kendisini şahsen tanımamakla birlikte, bir probleme yaklaşımı ve problemi çözüm biçimi bakımından diğer araştırıcılardan farklı bulduğum bir bilim insanı var ve onunla karşılaşmayı çok isterim.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

İkişer ay olmak üzere iki kez misafir araştırıcı olarak İsveç’e gittim. Ayrıca Macaristan ve İtalya’da 20’şer günlük kurslara katıldım.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Yurt dışında, tabii gelişmiş ülkelerden bahsediyoruz, olanaklar çok geniş. Alana ilişkin hemen hemen her türlü temel cihazlar olduğu gibi, sisteminizde amacınıza uygun değişiklikleri yapabilecek, hatta önerilerde bulunabilecek teknik eleman var, değişikliklerin gerçekleştirilebileceği teknik altyapı var. Tartışabileceğiniz bilimsel ortam var. Oralarda bilimin bir kültür haline geldiğini görüyorsunuz. Yurt dışında araştırma yapmak daha zevkli. Yeni doçent olduğum dönemde  yurt dışından uzun süreli bir araştırma projesi için teklif aldım ama ailevi nedenlerle gitmedim.     

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış 21 yayınım var. Ayrıca, İngilizce yayınlanmış iki kitapta birer bölümün yazarları arasındayım. Çok sayıda sözlü ve poster bildirim bulunmaktadır. 

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Akademisyenlerin yükseltilmelerinde ve atamalarında yayınların değerlendirilmesi SCI veya SCI Expanded kapsamındaki dergilerde yayınlanan makale sayısına göre yapılmaktadır. Genelde bu ölçütün kullanılmasını desteklemekle birlikte, tüm SCI veya SCI Expanded kapsamındaki dergilerin çok iyi olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’deki bir dergi ile aynı nitelikte olmasına rağmen bazı kriterleri karşıladığı için SCI kapsamına alınmış yurt dışında yayınlanan bir dergide makale yayınlamak daha fazla tercih edilmektedir. Bu durum Türkiye’deki yayıncılığa olumsuz etki yapmaktadır. Etki faktörü düşük olan böyle bir dergide yapılan bir yayın yerine Türkiye’de yayınlanan hakemli bir dergide iki yayın istenilmesi Türkiye’deki yayıncılığın gelişmesi bakımından bir yöntem olabilir.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK, uzun uzadıya çok tartışılacak bir konu. Çok kısaca, üniversitelerin özerkliği esas alınmalı ve bu doğrultuda gerekli kanuni düzenlemeler yapılmalıdır. Üniversiteler arasındaki koordinasyonu sağlayan bir kuruma dönüştürülebilir.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Bir akademisyen yalnızca belirli unvanları elde etmek için bu mesleği seçmez. Akademisyen dinamik bir yapıya sahiptir. O nedenle de ulaşmak istediği yer daima değişir. Akademisyen için hedef, belki, belirli bir zaman aralığında kendisinde gözlediği gelişmenin doğrultusudur. Akademik hayatımı değerlendirdiğimde, kendim için planladığım bir çizgide yol aldığımı düşünüyorum. Türkiye’de biyofizik bilim alanının gelişmesine önemli katkıda bulunduğuma inanıyorum. Yürüttüğüm araştırmalar içinde, aynı zamanda bir öğrencimin tez konusu olan, “germeye duyarlı miyojenik cevapların” oluşumunda çapraz köprülerin rolünün matematiksel simülasyonla irdelendiği çalışmanın benim için önemli bir yeri vardır.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

1990’lı yılların başında idi, Almanya’da konumla ilgili bir kongreye katılmıştım. Kongreye katılanlar, konusu dar bir alan olduğu için, yaklaşık 120-150 kişilik küçük bir grup idi ve Türkiye’den yalnızca ben katılmıştım. Kongreyi düzenleyen başkan tanışmamızda kadın olduğumu görünce çok şaşırmıştı. Akşam kongre yemeğinde bir konuşma yapıyordu. Konuşmasının bir yerinde bana dönerek “Bugün gazetecilerle bu kongreyle ilgili ropörtaj yaptım. Onlara özellikle Türkiye’den bir bilim kadınının bu kongreye katıldığını söyledim.” dedi. Türk bir bilim kadını olduğum için çok gurur duydum. O yıllarda Avrupa’da katıldığım birkaç kongrede de benzer  şaşkınlığı izledim. Yurt dışında olumlu Türk imajının oluşması bakımından bilim alanında kadınların görev almalarını çok önemsiyorum.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Sağlığıma özen gösterdiğimi söyleyemem, ama zaman buldukca yürüyorum, yiyeceklerime dikkat etmeye çalışıyorum.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Doğayı çok seviyorum. Bahçeyle uğraşmak ve zaman buldukça yürümekten hoşlanırım. Tarihle ilgili araştırma ve felsefi roman-hikâye okurum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Zaman zaman keşke dediğim oldu, ama daha çok küçük şeyler için. Geriye dönüp baktığımda kendim için çizmeye çalıştığım yolda ilerliyorum; bilimsel alanda kendimin kontrol edebileceği, fakat etmediğim büyük hayal kırıklığı yok.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Akademisyenlik, kişisel yaşamından çok özveri gerektiren bir meslek. Kızıma ve anneme yeterince zaman ayıramadığım için üzüntü duyduğum oluyor.

 

Teşekkürler

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
09/11-13/11 26. Ulusal Alerji ve İmmünoloji Kongresi ALLERJİK... ANTA
15/11-16/11 4. Diyabet Tedavisi Sempozyumu ENDOKRİNO... ANKA
14/11-17/11 1. Hematoloji Eğitim ve Araştırma Kongresi HEMATOLOJİ ANTA
13/11-17/11 10. Uluslararsı Katılımlı Aile Hekimliği Kongresi - AHEKON 2019 AİLE... ANTA
13/11-17/11 41. Türk Ulusal KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi KULAK-BUR... ANTA
14/11-17/11 Dudak Damak Yarıkları 6. Uluslararası Kongresi ORTOPEDİ... ANTA
14/11-17/11 HIV-AIDS Kongresi 2019 HALK SAĞLIĞI ANTA