YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Kongrelerin GeleceğiProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

16.05.2011, Pazartesi

Tüm Yazıları

Seksenli yıllara kadar ülkemizde tıp kongreleri, neredeyse hiç bilinmezdi. Örneğin; o yıllarda asistanlığım süreci içinde kadın-doğum alanında, bırakın uluslararasını, ulusal bir kongre dahi yapılmamıştı. Yurt dışındaki kongreleri değil asistanlar, hocaların bile çoğu bilmezdi. Sadece İstanbul Zeynep Kamil Hastanesinde, sonradan geleneksel kongre haline gelen jineko-patoloji toplantıları yapılırdı.

Hatırladığım kadarıyla, kendi alanımızda ilk ulusal kongre, 1983 yılında rahmetli Dr. Erenus önderliğinde Ankara’da yapılmıştı. Seksenlerin sonuna doğru, kulakları çınlasın, Turgay Atasü Hocamızın değişik konulardaki kongreleri ilk kez bizlere sunduğunu, yurt dışından konuşmacılar getirttiğini, bugün bile devam eden yan dal dernekleri kurduğunu hatırlıyorum. Bizlere yol gösteren hocamızın adını burada, saygıyla anıyorum.

Ülkemizde dernekleşme, işte bu tarihten itibaren giderek hız kazandı. Her dernek kendi kongrelerini yapmaya başladı. Ankara ve İstanbul kadın-doğum dernekleri, “Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, (TJOD)” çatısı altında birleşerek, genel kongreleri önceleri iki yılda bir, daha sonra yılda bir kez yapmaya başladılar.

İşte kongreler alanında ne olduysa, bundan sonra olmaya başladı. Kongreler konusunda hem dünyada hem de ülkemizde patlama yaşandı. Dernekler, vakıflar, üniversiteler, tıp fakülteleri, eğitim hastaneleri, hatta her konuda kişisel kongreler yapılmaya başlandı. Önemli uluslararası kongreler dahi ülkemize alınır oldu, ki bu olay ülkemiz açısından ciddi bir başarıdır. Meslektaşlarımız kongreler sayesinde araştırmalarını, akademik yayınlarını ve yenilikleri meslektaşlarıyla paylaşmaya başladılar. Daha çok okumak, daha çok yenilikleri izlemek, onların bilgilerini daha taze ve zinde tutmaya, dolayısıyla ülke tıbbına çok ciddi katkılar yapmaya başladı.

Ama sonra ne oldu. Giderek, pek çok meslektaşımız dert yanmaya, “Çok kongre yapılıyor, çoğuna katılamıyoruz”, demeye başladılar. Bu görüşlere; başlangıçta ben ve arkadaşlarım hep karşı çıktık. Zira liberal ekonomi, bu konularda özel bir kısıtlama gerektirmiyordu. Yeter ki legal olsun, etik olsun, yasal olsun, kurumsal olsun, gelir gideri nereye gidiyor, bilinsin deniliyordu.

İş oraya geldi ki, kongresiz ay, hatta hafta geçmez oldu. İşler çığırından çıktı. Eşler, çocuklar, evdeki çalışan kadınlar, hatta kayınvalidelerin katılımıyla birlikte, kongreler yapılır oldu. Binlerce katılım olan kongrelerde, binbir zorlukla getirtilen yabancı bir otör, konuşmasını yirmi otuz kişi karşısında yapar oldu. Zira meslektaşlarımızın çoğunluğu, o sırada yakınları ve arkadaşlarıyla, kongreyi, havuz-deniz ve kumsaldan izliyor idi!

Derken, önce Sağlık Bakanlığı bazı düzenlemeler getirdi. Tatil beldelerinde, havuz, deniz, kayak kongrelerine kısıtlamalar getirdi. Kendi doktorlarına yıllık kotalar koydu. Takiben, özel hastaneler, çalıştırdıkları doktorlara bazı kısıtlamalar getirdiler. İlaç fiyatlarındaki zoraki düşüşler, firmaların kongre bütçelerini iyiden iyiye tabana indirdi.

Kongrelerde sponsor olması beklenen yerli, yabancı firmalar, hangi kongrelere katılacaklarını, kimlere sponsor olacaklarını dahi kestiremez oldular. Kongre standları, bir o kongre, bir bu derken, ülke sathında ciddi bir nakliye potansiyeli oluşturmaya başladılar. Pek çok bilet ve turizm firması bu işlere de soyundu. Yeni firmalar doğmaya başladı.

Eskiden kongrelerde konuşmacı, oturum başkanı olanların kongre katılımları, gidiş-dönüş uçak biletleri ve tüm kongre süresince, bütün pansiyon-otel masrafları kongre bütçesinden karşılanırken, bundan böyle karşılanamaz oldu.

İşin doğrusu, sonuçta kongrelerde de, kara göründü arkadaşlar. Hiç bitmeyecek sanılan denizin suyu bitiverdi. Şimdiden, ileride pek çok kongrenin zorlukla yapılacağını, hatta hiç yapılamayacağını görür gibi oluyoruz. Zira pek çok kongre, gelir gider iyi hesap edilmediği, yeterli firma katılımı olmadığı, iyi gelir getirici olan, satellit sempozyum yapılamadığından ya da ilave ek gelirler bulunamadığından zararla kapatılıyor.

İleride, kongre yapacaklara duyurulur.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) tevrat özalp (doktor)
18.05.2011 10:33:56
Bilimsel faaliyetlerin, hizmetiçi eğitimlerin vs. her branş ve meslek için iyi planlanması, hatta bunun şahsi insiyatiflere bırakılmaması lazım.Bunun için kongrelerin; şahsi kişiler veya sınırlı bazı branşların ötesinde, her branşın ihtiyacı karşılanacak sayıda sadece ilmi kaygılar ön planda tutularak yapılması lazım.Bunu da bir şekilde, belli bir kurum planlamalıdır.
People
0
2) Sibel Gögen (Aile Hekimliği Uzmanı)
17.05.2011 22:30:24
Geçen yıl, ülkemizin en büyük ve en çok katılımı olan kongresi olmasıyla gurur duyulan ulusal kardiyoloji kongresinde "birincilik ödülü" alan sözlü bildirinin sunulduğu oturumda yedi kişi vardı. Evet sadece yedi. Onlar da çalışmayı yapan ve sunanlar...
ABD de görevli olduğum dönemde mütevazi bir poster bildirisiyle katıldığım bir kongrede ise şaşırarak şunları öğrenmiştim:
1. Kongreye katılan dünyaca tanınmış, Nobel'e birkaç kez aday olmuş bilim adamı bir kadeh şarap içmek için mütevazi bir şekilde barın önündeki kuyruğa girmiş ve cüzdanından 10 dolarlık banknot çıkarıp görevliye uzatmıştı.
2.Yemek zaten ücretliydi ve katılımcılar bütçelerine göre ödeme yaparak yemek yiyorlardı.
3.Bilimsel içerik dudak uçuklatacak düzeydeydi, hepsi özgün araştırmalardı ve doktora öğrencileri falan salonda ayakta durarak ya da merdiven basamaklarına oturarak oturumları izliyordu.
4. Stajiyerinden, öğrencisine, uzmanından profuna hemen herkes oturumlarda katkıda bulunuyor ve soru soruyordu.
5. Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin kongreye katılımı ücretsiz ya da yarı ücrete tabiiydi.
6. Posterlerin önünde öyle çok kuyruk oluyordu ve öyle çok ilgi çekiyordu ki,her arada koşup posterimin başına gidiyor ve gelenlere çalışmamı anlatıyor soruları cevaplıyordum...
People
0
3) Oguz (Doktor)
17.05.2011 18:17:58
Hocam çok güzel yazmışsınız. Ancak sadece katılım için bile 300-500 TL isteyen derneklerin de bir öz eleştiriye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
People
0
4) Nureddin VURGUN (Uzman Doktor)
17.05.2011 17:12:53
Eskiden kongreleri üniversiteler düzenler ve yemek yerine ayaküstü sandiviç ikram edilirdi ve bu kongreler bilimsel olurdu. Şimdi ise hocamızın ifade ettiği gibi, turizim sektörü haline geldi. Dolayısı ile bilimsellikten uzaklaşıldı. Dernekler bir turizm şirketi ile anlaşıyor, nasıl olsa ilaç firmaları karşılıyor diye yüksek fiattan fatura ediliyor... Herşeyde yozlaşmayı çabuk başarıyoruz. NE diyelim "geçmiş Olsun".
People
0
5) Hasan Ekim (Dr.)
16.05.2011 15:04:07
Kongreler derneklerin para kazandığı bir faaliyet alanı olmaktan çıkarılıp, bilimsel faaliyetlerin sunulduğu üst düzey bir çalışma ortamı olmalıdır. Bunun içinde 5 veya 7 yıldızlı otellerde değil öğretmenevlerinde veya bu amaçla yapılmış mekanlarda düzenlenmelidir. Katılanların rahat dinlenme ve uyumaları için sakin ortamlar tercih edilmeli.Herşey dahil sistemi olan otellerin açık büfe restoranlarından yemek yerine öğretmenevinde sadece bir çorba içmeyi sağlık yönünden de tercih ederim. Katılım ücteri de birkaç milyar değil, en fazla 50-100 lira olmalı. Sponsorluk sayesinde belki bedavadan kongreye gidilebiliyor ama firmalar da milyarlık alım yapılmasını istiyorlar. Kimseye gebe kalmadan herkesin kendi parasıyla katılması bence etik açıdan daha uygun olur.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer