Cinsiyet değiştirme ameliyatı dünya genelinde artıyor
Dünyaya kız veya erkek olarak geliyorlar ancak kendilerini o bedene ait hissetmiyorlar. Kimi tüm ömrünü istemediği bir bedende geçirirken, kimisi de hissettiği gibi yaşamak için cinsiyet geçiş ameliyatlarını tercih ederek, kadın ise erkeğe; erkek ise kadına dönüşüyor. Cinsiyet değiştirebilmek için bazı şartlar gerekiyor çünkü bu ameliyatların esas amacı, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olması
Cinsiyet değiştirme ameliyatı dünya genelinde artıyor
21 Ekim 2019 - Habertürk Demet Demirkır

Dünyaya kız veya erkek olarak geliyorlar ancak kendilerini o bedene ait hissetmiyorlar. Kimi tüm ömrünü istemediği bir bedende geçirirken, kimisi de hissettiği gibi yaşamak için cinsiyet geçiş ameliyatlarını tercih ederek, kadın ise erkeğe; erkek ise kadına dönüşüyor. Ancak cinsiyet değiştirebilmek için bazı şartlar gerekiyor çünkü bu ameliyatların esas amacı, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olması.

Bu ameliyatın tarihi 1930'lara dayanıyor. İlk cinsiyet değiştirme ameliyatı, Dr. Magnus Hirschfeld tarafından çift cinsiyetli olduğu daha sonra anlaşılan interseks Einar Wegener (Lili Elbe)'a yapıldı. Dünyada ve ülkemizde pek çok cinsiyet değiştiren ünlü isim de mevcut. Kim Kardashian'ın üvey babası, Kylie ve Kendall Jenner'ın ise öz babası olan William Bruce Jenner, dünyaya bir erkek olarak geldi ancak cinsiyet değiştirme ameliyatıyla bir kadına dönüşerek, adını Caitlyn Jenner olarak değiştirdi. Çocukluğundan beri kendisini bir kadın gibi hissettiğini söyleyen Jenner, 66 yaşında cinsiyet değiştirdi. Türkiye'de cinsiyet değiştirme ameliyatları deyince ise akıllara Bülent Ersoy (Bülent Ersoy-erkekten kadına), Rüzgar Erkoçlar (Nil Erkoçlar-kadından erkeğe), Selin Ciğerci (Okan Ciğerci-erkekten kadına) ve en son geçtiğimiz aylarda ameliyat olan Neslihan Doğrusöz (Doruk Doğrusöz-kadından erkeğe) geliyor.

CİNSİYET DEĞİŞTİRME AMELİYATLARI DÜNYA GENELİNDE ARTIYOR
Cinsiyet değiştirme ameliyatları dünya genelinde artıyor. Bu ameliyatların en çok yapıldığı ülkeler ise Tayland ve İran. Amerikan Plastik Cerrahi Derneği’nin verilerine göre; ABD’de plastik cerrahlar, 2016 yılında 3.250’den fazla cinsiyet değişikliği operasyonu gerçekleştirdi. Bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 19 oranında arttı. İngiltere'de 2000 yılında 54 cinsiyet geçiş ameliyatı yapılırken, bu sayı 2009'da 143'e çıkarak, talep üçe katlandı. Türkiye'de ise 2013 verilerine göre; yılda ortalama 800 kişi cinsiyet değiştirme ameliyatı yaptırdı şimdi ise bu sayının 1000'e ulaştığı tahmin ediliyor.

Uzmanlar, cinsiyet değiştirmek isteyen kişiler için birtakım şartlar olduğunu söylüyor. Kişilerin, cinsel kimlik konseyi tarafından 2-2.5 yıl süren değerlendirmelerden geçmesi gerekiyor. Konsey, kişinin gerçekten bu ameliyata ihtiyacı olup olmadığını irdeliyor. Uzun süren bu değerlendirmeler olası pişmanlıkları da önlemiş oluyor.

Peki, cinsiyet değiştirmek nasıl mümkün, atılması gereken ilk adım nedir? Cinsiyet değiştirme ameliyatı nasıl yapılıyor? Kişi kadından erkeğe ya da erkekten kadına dönüştürülürken cinsel organlar nasıl şekillendiriliyor? Ameliyat olan kişiler ilerde pişmanlık yaşıyor mu? Cinsiyetini değiştiren kişilerin cinsel hislerinde değişiklik oluyor mu? 
Cinsiyet değiştirme hakkında merak edilen her şeyi, konunun uzmanları Habertürk'e değerlendirdi.

"GERİYE DÖNÜŞÜ YOK"

Türkiye'de bilimsel olarak cinsel kimlik konseyi olan tek hastanenin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serdar Nasır, cinsel kimlik konseyinde, avukat, sosyal hizmet uzmanı ile beraber plastik cerrah, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, ürolog, tıbbi genetik ve tıbbi etik uzmanları, psikiyatr, endokrinolog ve dahiliye uzmanlarının bulunduğunu söyledi. Cinsiyet değiştirmek isteyen kişilerin atması gereken ilk adımın bu konseyle görüşmek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nasır, cinsiyet değiştirme operasyonu hakkında önemli bilgiler verdi.

Cinsiyetini değiştirmeye karar veren bir kişinin ilk önce ne yapması gerekiyor?

İlk önce o kişinin cinsel davranış bozukluğu olup olmadığına bakılır. Bunda da şuna bakıyoruz; kişinin kendi cinsinden hoşlanması (homoseksüelizm) durumu mu var. Eğer böyle bir durum söz konusu değilse, kişi trans erkek veya trans kadın dediğimiz, beyindeki cinsiyetiyle, vücudundaki cinsiyetin uyumsuz olduğu bir durumla karşı karşıyaysa (transseksüel) bu grup bizim hasta profilimizi oluşturuyor. Bu ayrımı ilk önce psikiyatri yapıyor. Kişi gerçekten trans erkek ya da trans kadın ise o zaman bu kişiler değerlendirmeye alınıyor.
Hacettepe cinsel kimlik konseyinin  başkanı psikiyatriden hocamızdır. Zaten hastaların tamamına yakını ya kendileri ya da yönlendirmeyle psikiyatriye başvururlar. Zaman zaman nadir de olsa benim muayenehaneme başvuran, beni sosyal medya veya yönlendirmeyla bulmuş, 'Ben cinsiyet değiştirmek, ameliyat olmak istiyorum' diyen veya prosedür hakkında bilgi almak isteyen hastalarım oluyor. Ben de hastalarımı komisyonumuzun başkanı olan ve sadece cinsel kimlik bozukluğu üzerine çalışan, ülkemizde ve dünyada bu konuda çok tanınır olan hocamıza gönderiyorum.

KADINA TESTOSTERON; ERKEĞE ÖSTROJEN VE PROGESTERON HORMONLARI VERİLİYOR

Cinsiyet değiştirmek isteyen kişiyi nasıl bir süreç bekliyor?

Hasta psikiyatri tarafından değerlendirildikten sonra cinsel kimlik komisyonumuza geliyor. Kişiye endokrinolog vasıtasıyla olmak istediği cinsiyete yönelik olarak hormon veriyoruz. Kadından erkeğe dönecekse testosteron hormonu; erkekten kadına dönecekse östrojen ve progesteron hormonu veriyoruz.
Kadından erkeğe dönecekse aldığı hormonlarla kıllanma, ses kalınlaşması, kas kitlesinde artış, erkek tipi saç dökülmesi, adetten kesilme ve göğüslerde küçülme meydana geliyor. Ama kadın olmak istiyorsa verilen hormonlarla seste incelme, tüylenmede azalma, göğüslerde büyüme meydana geliyor.

Hasta 6-8 ay bu hormonları kullandıktan sonra, ona 'Bu değişimden memnun musun?' diye soruyoruz. Eğer cevap 'Evet, memnunum' ise bu bizi güçlendiriyor, karar vermemizi kolaylaştırıyor. Bu arada psikiyatrik değerlendirmeler de devam ediyor.
Psikiyatrist, kişinin kendisiyle, ailesiyle, arkadaşlarıyla detaylı olarak görüşüyor. Hormon tedavilerini ortalama 6 ay ile 1 yıl arasında değerlendiriyoruz. 1.5-2 yıl sonra da son raporu veriyoruz. "Kişinin daha sonraki yaşamında sosyo-psikolojik olarak sağlıklı yaşayabilmesi için cinsiyet değişimi ameliyatlarının yapılması uygundur" diyoruz. Kişi bu raporu aldıktan sonra mahkemeye başvuruyor. Mahkeme de izin verdikten sonra biz o kişiye kalıcı üreme fonksiyon kaybı yapan ameliyatları yapıyoruz.

Kalıcı üreme kaybı nasıl yapılıyor?

Kadınsa yumurtalıklarını, rahmini ve vajinasını; erkekse testislerini ve penisini alıyoruz. Aynı seansta kişi kadın olacaksa vajinasını oluşturuyoruz. Gerekirse göğüslerine protez koyuyoruz. Kadından erkeğe dönecekse vajinasını, yumurtalıklarını, yumurta kanallarını ve göğüslerini alıyoruz ve en sonunda da penis ameliyatını yapıyoruz. Bu geriye dönüşü olmayan bir durum.

CİNSEL ORGANLAR NASIL ŞEKİLLENDİRİLİYOR?

Vajina ve penisi nasıl yapıyorsunuz?
Erkeğe vajina yapmanın iki yöntemi var. Birinci teknik penisin derisinin kullanıldığı yöntemdir. Penisin içindeki yapıyı boşaltıyoruz ve penisin derisinden içeriye doğru, normalde erkekte olmayan bir boşluk oluşturarak, bu deriyi içine döşüyoruz. Ayrıca cinsel uyarı devam etsin diye penisin en uç kısmıyla kadındaki klitoris adı verilen kısmı yapıyoruz. Torba dediğimiz kısımlardan da dış dudakları meydana getiriyoruz. Bu birinci teknik ama bana göre bu tekniğin dezavantajları var. Önceden bu tekniği kullanırdım ama artık yapmıyorum.

Neden bu tekniği artık kullanmıyorsunuz?

Hamile, ikiz bekleyen bir kadını düşünün. Kocaman bir karnı vardır ama bebekler doğduktan sonra deri kendi içine çekilir ve kadının genetiği de iyiyse dümdüz bir karnı olur. Penisin derisinden vajen yapınca da aynı sorun var. Penisin içerisini boşalttığımız zaman ilk başta derin bir vajinayken daha sonra derinin kapanmasıyla vajen derinliği azalır.
İkinci dezavantaj ise; erkek vücudunda leğen kemiğinin olduğu yerde böyle bir boşluk yok, biz oraya bir boşluk açıyoruz ama vücut her zaman eski haline dönmek için o boşluğu kapatmaya çalışıyor. Hem dışardan kapanması hem de derinin kapanmasıyla daralma meydana geliyor. Bu kişiler yeniden operasyon geçirmek zorunda kalıyor. Hastalarımın yaklaşık yüzde 80'i daha önceden deri ameliyatı yapılmış olup, ikinci tekniği yaptıranlardan oluşuyor.

VAJİNA İÇİN BAĞIRSAK KULLANILIYOR

Bağırsaktan vajinayı nasıl yapıyorsunuz?
İkinci teknikte ise vajinayı kalın bağırsaktan yapıyorum. Vajina bağırsakla yapıldığı zaman doğala çok daha yakın oluyor. Klitorisi penisin uç kısmından yapıyorum, torbalardan da iç ve dış dudakları yapıyorum. Ayrıca kalın bağırsağı sadece vajina yapmak için kullanmıyoruz. Yemek borusu kanseri olan hastaya da kalın bağırsaktan yemek borusu yapıyoruz. Mesane kanseri hastasına da bağırsaktan mesane yapıyoruz.
Bağırsaktan yapılan vajinanın avantajları oluyor. Bağırsağın kendine has bir salgısı oluyor, bu sayede de cinsel ilişkide rahatlık oluyor. Ayrıca derideki gibi daralma riski yok. Bunda da dışardan boşluk oluşturuyoruz, dışardan kapanma yine oluyor ama en azından cilt ile yapılandaki gibi cilde bağlı kapanma sorunu ortadan kalkmış oluyor. Boşluk oluşturulduktan sonra içine bağırsağı döşüyoruz, çevredeki dokular bağırsağın şeklini alana kadar içeriye bir protez koyuyoruz. Protez kişiden kişiye değişmekle beraber üç ay kadar kalıyor, bu sırada yara dokusu iyileşip bağırsağın çevresinde bir kalıp şeklinde, adeta bir çimento gibi donup bir daha da daralmıyor.
Deriden vajina yapılınca cinsel ilişki çok sağlıklı olamıyor, deri olduğu için enfeksiyonlara daha açık oluyor. Burda hijyenik sorunlar da oluyor. Ancak vajinanın bağırsaktan yapılması hastalarda bazı endişelere yol açıyor.

Bağırsaktan vajina yapıldığında hastaların ‘koku olur’ endişesi duyduğunu söylediniz. Peki, böyle bir şey gerçekten mümkün mü?

Böyle bir şey mümkün değil. Yemek borusunu dahi kalın bağırsaktan yaptığımız zamanlar oluyor. Öyle olsaydı ağızda da koku olurdu. Kokunun sebebi bağırsağın içinden geçen büyük abdesttir ama o geçmediği zaman böyle bir koku oluşmaz. Ağzımızın içerisini döşeyen dokuyla o doku arasında hiçbir fark yoktur.

Kadından erkeğe dönüştürme ameliyatları nasıl yapılıyor?

İlk seansta hastanın göğüslerini alıyoruz. Amaç göğüste en az iz bırakmak çünkü iz kaldığı zaman bu kişilerin ameliyat geçirdiği fark edilebiliyor. Kadınların çoğu özellikle de göğüsleri büyükse genelde göğüslerini bağlıyorlar, o zaman göğsün kalitesi bozuluyor ve cilt büzülüyor. Bu durumda da daha fazla iz kalıyor. Göğüs küçükse sadece meme başı çevresinden bir çizgiyle çıkartıyorum. Eğer meme başı büyükse meme başının dışına doğru çizgi atıyorum ama göğüs çok büyükse altta bir çizgi oluyor. Memeleri çıkartılan hastanın ameliyatına aynı seansta kadın doğum uzmanları girerek, yumurtalıkları ve rahmi çıkartıyor. Tekrar ben ameliyata giriyorum hastanın vajinasını alıp, orayı kapatıyorum. Bu ameliyatın ilk seansıydı. 3 ve 6 ay sonra penis rekonstrüksiyonu yapıyoruz.

Penisi nasıl yapıyorsunuz?

Penis rekonstrüksiyonu yapmaya başladığım ilk zamanlarda bacaktan yapıyordum. Bunun en büyük avantajı, içerisine kemik koyarak ereksiyonu sağlamaktı ancak zamanla kemiğin kırıldığını, enfekte olduğunu ve estetik olarak da çok iyi durmadığını gördüğüm için o yöntemi bıraktım. Ardından koldan yapmaya başladım ve çok iyi sonuçlar almaya başladım ama artık bu ameliyatlar bilindiği için, kolda izler olunca, hastaların saklanması da zor oldu. Şimdi ise sırttan yapıyorum. Kişiler bunun başka bir ameliyat olduğunu söyleyebiliyorlar. Ancak şişman hastalarda sırt bölgesini tercih etmiyorum. Teknik olarak biraz zorluk oluyor, birkaç seans daha ameliyat etmek gerekebiliyor ama hastalarımın yüzde 95’inde sırttan yapıyorum. En son seansta ise ereksiyonu sağlayacak halk arasında mutluluk çubuğu olarak bilinen penis protezlerini koyuyoruz.

TÜRKİYE ORTALAMASI 12.6 SANTİMETRE AMA...
Kadından erkeğe dönüşlerde cinsel organ boyu neye göre belirleniyor?
Son yapılan çalışmalara göre Türkiye ortalaması ereksiyonlu cinsel organda 12.6 santimetre. Teknik olarak 15 santimetre gibi bir boyut belirleniyor ama hasta isterse 18 santimetreye kadar çıkılabiliyor. Ancak bunun orantılı olması gerekir. Ayrıca bu, normal erkekteki biyolojik penis gibi değildir, sürekli o halde kalır. Dolayısıyla hasta sosyal hayatta sürekli saklamak zorunda kalır.

Hasta ne zaman taburcu oluyor?

Her iki cinsiyette de ortalama bir hafta hastanede kalırlar.

Cinsel yaşamda aktif olmak için ne kadarlık bir süre gerekiyor?

Erkekten kadına dönenlerde ortalama 3 ila 6 ay yeterli ama yaranın iyileşmesine göre değişir. Çünkü bunlar gerçekten çok büyük ameliyatlar. Erkeklerde ise bu süre biraz daha uzun. Üçüncü ameliyatlarını geçirmeden cinsel ilişkiye giremiyorlar, bu da 2 ila 2.5 yılı buluyor.

SGK AMELİYATLARI KARŞILIYOR MU?
SGK, cinsiyet değiştirme ameliyatlarını karşılıyor mu?

Kanunen ‘cinsiyet değiştirebilir’ raporu alındığında SGK bu ameliyatları karşılıyor.

MENOPOZA / ANDROPOZA KADAR HORMON KULLANMAK ŞART

Cinsiyet değiştirme ameliyatı yapılan kişi ömür boyu ilaç kullanmak zorunda mı?

Bu ameliyatlarla kadının yumurtalıklarını, erkeğin testislerini alıyoruz. Böylece hormon eksikliği oluyor. Kadındaki östrojen ve progesteron hormonlarının karşılığı testosterondur. Bunlar sadece cinsiyet hormonu değildir, bizlerin kimlik gelişiminden tutun ruhsal gelişimimize kadar ve beyindeki davranışlarımıza kadar etkili olan hormonlardır. Bu yüzden de bunu yerine koymak zorundayız. Bu ameliyatı yaptıktan sonra kişi kadından erkeğe döndüyse iki tane ilaç preparatı kullanır. Birisi üç haftada bir; diğeri de üç ayda bir kullanılan testosteron hormonudur. Erkekten kadına olduğunda da kişiye östrojen ve progesteron hormonları verilir. Cinsiyet değiştirme ameliyatı geçiren kişiler menopoza ve andropoza girene dek bu ilaçları kullanmak zorundalar.
Cinsel hislerde değişiklik olur mu?
Bu soru çok sorulur. Ben de hastalarıma ‘Kesinlikle olmaz’ derim. Çünkü erkekten kadına döneceklerde, penisin başını klitoris olarak kullanıyorum. O nedenle cinsel uyarı devam eder. Kadından erkeğe dönecekse de klitorisi penisin içine koyuyorum. Burada da yine uyarılma söz konusudur. Cinsel haz zaten beyindedir, bu yüzden büyük değişiklikler olmayacağını söyleyebilirim. 
"KADINKEN ERKEK OLMAK BÜYÜK BİR KİŞİLİK BOZUKLUĞUNU DOĞURABİLİR"
Cinsel kimlik konseyinde yer alan Psikiyatrsit Prof. Dr. Arif Verimli, transeksüellerin kimlik değiştirmekle ilgili birtakım prosüdürlere tabi olduğunu belirterek, öncelikle psikiyatrik tedavilerden geçtiklerine dair kanıtların bulunması ve ardından da konseyin, kimlik değişimiyle ilgili bir karar vermesi gerektiğini söyledi. Transseksüelliğin psikiyatri camiasında hastalık olarak ele alındığını vurgulayan Prof. Dr. Verimli, Habertürk'ün sorularını yanıtladı. 

Psikiyatrik tedavi ne kadar sürüyor?

2 seneyi geçebilir çünkü sadece psikiyatri tedavileri birkaç sene sürebilir. Dolayısıyla bu prosodür uygulandıktan 2 veya 2 buçuk yıl sonra resmi anlamda kimlik değişimine gidilebilir.
Meslekteki 42'nci yılınız. Karşınızdaki kişinin ne istediğini ilk görüşte anlayabiliyor musunuz?
Evet, bu sene meslekteki 42'nci yılım ve şu an tedaviye devam eden 4 veya 5 vakam var. İlk görüşte anlaşılıyor.

Kişinin cinsel kimliği ile biyolojik cinsiyetinin uyuşmaması bir hastalık mı yoksa bir tercih mi?

Açıkçası kritik bir soru. Benim 10 yaşından beri takip ettiğim şu an yetişkin olan bir vakam var. Açıkçası 'tercih meselesi' denildiğinde çok öfkelenir, onların inançları böyle yaratıldıkları yönündedir.

KADINDAN ERKEĞE CİNSİYET DEĞİŞTİRME DAHA ÇOK İSTENİYOR

Yapılan başvurulara göre; kadından erkeğe dönüş başvurusunun daha çok olduğunu kaydeden Prof. Dr. Serdar Nasır, 20 yılda 150’ye yakın kadını erkeğe dönüştürdüğünü belirtti. 

Size başvuranlar arasında en çok hangi cinsiyet isteniyor?

Hacettepe’ye yapılan başvurulara göre kadından erkeğe dönüş daha fazla. Ancak kadından erkeğe ameliyatlar mikro cerrahi dediğimiz işlemler olduğu ve teknik olarak yapılması zor ameliyatlar olduğu için dışarıda çok fazla yapılamıyor. Ancak yasal olmayan yerlerde yapılan ameliyatlara bakıldığında erkekten kadına dönüş oralarda daha fazla çünkü daha kolay bir ameliyat.

Kaç yaşından itibaren bu ameliyatlar yapılabiliyor? Çift cinsiyetli (hermafrodit) doğan çocuklar var. Ailelerin genellikle çocuğun cinsiyetinin erkek olmasını istediği belirtiliyor. Böyle bir şey mümkün mü? Çocuğun rızası alınmadan cinsiyetine karar verilebilir mi?

Doğru, çift cinsiyet diye bir genetik hastalık var. Dışarıdan çocuğun cinsel organına baktığımızda hangi cinsiyetin cinsel organına ait olduğunu anlayamadığımız durumlar söz konusu oluyor. Bu çocukları genelde çocuk endokrinologları ve çocuk genetikçileri takip ederler ve aileyle konuşarak karar vermeye çalışırlar. Doktorların ve ailenin kararı ile çocuğun izlenmesi sonucunda kişi hangi cinsiyete uygunsa cinsiyet değiştirme operasyonu ona göre yapılır. Kişinin cinsiyet değiştirebilmesi için 18 yaşından büyük olması gerekir. Aile ‘Çocuğum erkek olsun’ dedi diye hiçbir bilim insanı bu ameliyatı yapmaz.

20 YILDA 250 CİNSİYET DEĞİŞTİRME AMELİYATI

Bu zamana dek kaç kişiye istediği cinsiyeti verdiniz?

Asistanlığımdan itibaren sayacak olursam, 20 yılda 150’ye yakın kadından erkeğe; yaklaşık 100 de erkekten kadına dönüştürme ameliyatı yaptım. Kadına dönüştürme daha az çünkü herkes bağırsaktan vajina yapılmasını kabul etmiyor.

"PİŞMANLIK YAŞAYAN HASTAM HİÇ OLMADI"

Cinsiyet değiştirdiği için pişmanlık yaşayan hastalarınız oldu mu hiç?

Pişmanlık yaşayan hastam hiç olmadı.

Diyelim ki kişi pişman oldu ve eski cinsiyetini geri istiyor. Mümkün olur mu?

Cinsel kimlik konseyinin hastaları 2 yıl takip etmesinin sebebi tam olarak budur. Bu konseyden geçip de pişman olan hasta sayımız sıfır.

TRANSSEKSÜELLERİN BEYİN YAPISI DAHA FARKLI

Psikiyatri camiasının transseksüelliği hastalık boyutunda ele aldığını kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli, "Bizler, insanların sadece insan olmalarına değer verip onların daha kaliteli bir hayat yaşamalarını istiyoruz" dedi. 

Transseksüelliğin belirli bir nedeni var mı?

Nedeni çok faktörlüdür ama belirgin olan bir şey yoktur. Ancak belirgin olan şey şudur; kadın beyni ile erkek beyni birbirinden işleyiş olarak farklıdır. Dolayısıyla transeksüellerin özellikle de beyin yapılarında işleyiş bakımından ciddi organizasyonel farklılıklar söz konusudur.

Nasıl bir farklılık bu?

Bu kişilerin frontal (beynin ön kısmı) bölgeleri farklıdır. Amigdalaları da diğer erkeklere göre biraz daha karmaşıktır.
Bir de çift cinsiyetliler var... 

Çift cinsiyetli (hermafroditizm) doğmak son derece nadir görülür. Transseksüellerin büyük bir kısmı 'Ben çift cinsiyetli doğmuşum' der. Ama bu gerçek çift cinsiyet değildir. Akseki civarında çok fazla hermafrodit vardır. Kapalı toplumlarda genetik geçişler oluyor. Hermafroditler de bu ameliyatlara yönelebiliyorlar.

"AİLELERİN YÜZDE 51'İ CİNSİYET FARKLILIĞI VEYA SORUNU OLAN ÇOCUĞUNUN ERKEK OLMASINI İSTİYOR"

Bir insanda hem kadın yumurtası hem erkek yumurtası (testis) varsa o zaman bu bireye biyomorfolojik olarak çift cinsiyetli (hermafrodit) veya interseks denildiğini vurgulayan Çocuk Ürolojisi Uzmanı Prof. Dr. Abdurrahman Önen, "Kişi genetik olarak kız ama organ gelişimi olarak iç genitalyası veya dış genitalyası farklı; ya da erkek için tam tersi... Bu kişilerin beyin seksine gittiğimizde üçüncü bir cins hissettikleri durum da söz konusu olabiliyor. Bilim insanlarının yapması gereken şey; önce bu şekilde doğan kişiye zarar vermemek olmalıdır. Aileler çocuğunda cinsiyet gelişim sorunu veya farklılığı olduğunu görünce doktora koşuyor. 'Çocuğumu ya kız ya erkek yapın' diyorlar. Bunu yapmasınlar. Kişiyi bir kalıba sokmak bizim görevimiz değil; doğrusunu isterseniz haddimiz de değil. Bu, bir bireyin kendi geleceği ama küçücük bir bebek aynı zamanda savunmasızdır, kendi haklarını savunamaz. Bu yüzden sadece yaşamsal bir risk varsa doktor müdahale etmeli. Yine de geridönüşü olmayan girişimlerden kaçınmalı. Bu çocukların gelecekte farklı düşünebileceklerini ve farklı hissedebileceklerini düşünerek, ne aile ne de doktor kendilerinde bunu hak görüp çocuğa bir cinsiyet rolü biçmemelidir. Bu çocukların ailelerinin yüzde 51'i çocuğunun erkek olmasını istiyor. Özellikle de entelektüel ve sosyo-kültürel düzey azaldıkça daha çok erkek yönünde düzeltme talepleri olabiliyor" dedi.

Prof. Önen, bu durumu yaşayan bireylerin, ailelerin ve tıp dünyasının birbirlerini dinleyerek uzun dönem beraber ilerlemesi gerektiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: "Bazı insanlar, çok küçükken birtakım yanlış veya haksız tedavilere maruz kaldığı için erişkin hayatlarında çok mutsuz olabiliyorlar. Bunu tıp dünyasının da görmesi gerekiyor. Çocuk için en iyisi neyse o yapılmalı, bunun aksi çocuk istismarına girebilir. Tıbbi müdahale gerekiyorsa yapılmalı ama gerekmiyorsa da hayatlar karartılmamalı. Cinsiyet ameliyatlarının çoğunun geri dönüşü olmadığı için 'Çocuğa bir an önce cinsiyet rolü verelim' şeklinde düşünülmemeli."

20 YAŞINDA VAJİNASI KAPATILAN BÜLENT: HAYATIMI KARARTTILAR

Bülent Coşkun (40), dünyaya çift cinsiyetle geldi. 20 yaşındayken dedesi tarafından zorla doktora götürülerek, erkek olmaya zorlandı. Çift cinsiyetli olmanın zorluklarını Habertürk'e anlatan Coşkun, "Bana ne istediğimi hiç sormadılar" dedi ve şunları söyledi: "Çift cinsiyetli olarak doğdum. 20 yaşımda ne istediğimi hiçkimse sormadı. Ameliyat edildim, erkek olmaya zorlandım ve vajinam kapatıldı. Ama ben kendimi her zaman kadın gibi hissettim. Yıllarca bunun mücadelesini verdim ve tekrar kadınlığımı alabilmek için defalarca ameliyat oldum. Beni ameliyat eden doktor damarımı kestiği için hiçbir zaman sağlığımı tam anlamıyla kazanamadım. İdrar yollarım iki ayda bir tıkanıyor, sürekli ameliyat oluyorum ve hastalığım ömür boyu devam edecek. Sağlık sorunlarım çok fazla. Ayrıca çift cinsiyetli olduğum için toplum tarafından çok dışlandım, evimin camı taşlandı, evim yakıldı. İnsanlara yüzde 61 özürlü olduğumu söylüyorum, bana karşı olan şiddetin, hakaretin son bulmasını istiyorum. Bu Allah'tan gelen bir şey, benim yapabileceğim bir şey yok" diye konuştu.

PROF. DR. VERİMLİ: YENİ KİMLİKLERİYLE MUTSUZ OLABİLİRLER

Cinsiyet değiştiren kişilerin sayısında artış var gibi görünüyor. Medyada haber olan vakalar cesaret veriyor olabilir mi? 

Hayır, olayın tabiatı tamamen biyolojiktir.

Ameliyat olduktan sonra pişman olanlar oluyor mu?

Ameliyat öncesi psikiyatri tedavisinin en az 2 yıl alınması gerekir ama kişiler ameliyat sonrasında yeni kimlikleriyle mutsuz olabilir. Burada bir problemden başka bir probleme geçilir yani yeni edinilen kimlikle hayat düşünüldüğü gibi gitmeyebilir. Erkekken kadın olmak daha basit bir ameliyattır ama kadınken erkek olmak çok komplike ve karmaşık bir ameliyattır. Büyük bir kişilik bozukluğunu doğurabilir.

En çok hangi yaşlarda size geliyorlar?

Daha çok 17 ve 18 yaşlarında geliyorlar; çünkü kararlarını vermiş ve tercihlerini yapmış oluyorlar fakat ameliyat için yılların geçmesi gerekiyor.

AMELİYAT SONRASINDA DA PSİKİYATRİK TEDAVİYE DEVAM EDİLMELİ 

Yeni cinsiyetin kabullenilişi rahat oluyor mu?

Yeni bir cinsiyetin kabullenilişi daha rahat oluyor. Bu kişiler genelde çok huzurlu oluyorlar.

Ameliyat sonrası psikiyatrik tedaviye devam etmek gerekir mi? Ne kadar bir süre devam etmek gerekir?

Ameliyat sonrasında da psikiyatrik tedaviye devam etmek gerekir. Yeni cinsiyet sonrası psikiyatrik tedavi süreci kişiye göre değişiklik gösteriyor.

Çift cinsiyetli olup da aile baskısıyla erkek olmaya zorlananlar cinsel kimlik konseyinde farkediliyor mu?

Evet, farkediliyor. Kişi illa ki bize bir ipucu veriyor.

Cinsel kimlik bozukluğunun tedavisi denildiğinde bu tedaviden ne kast ediliyor?

Hakim olan görüş kişinin istediği cinsiyet değişimini yapmayarak biyolojik cinsiyetine devam ettirmesi yönündedir. Oysa bizim görüşümüz onların daha kaliteli bir hayat yaşayabilmesi için onlara destek vermektir. Böyle olduğu zaman ameliyat da tedavinin içine girer. Kişinin adaptasyonu da çok önemlidir. Onu yeni kimliğinde mutlu etmek de bizim görevimizdir.

"GENİTAL ORGAN AMELİYATI KONUSU HEM TIBBİ HEM DE HUKUKİ OLARAK TARTIŞMALI BİR KONU"

Türk Hukukunda ilk cinsiyet değiştirme ile ilgili düzenleme ne zaman yapıldı?

Doğumdan sonra meydana gelen cinsiyet değişikliklerine ilişkin ilk düzenleme İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan 743 sayılı Eski Türk Kanunu Medenisi’nin 29. maddesinde yer almaktaydı. Bu hüküm, 4.5.1988 tarihinde ilk kez kanuna eklenmiştir. Ancak Yeni Türk Medeni Kanununda bu süreç madde 40’da düzenlenmiş olup gerekli şartlar ağırlaştırılmıştır.
Kimler cinsiyet değiştirme talebinde bulunabilir?

Cinsiyet değişikliği kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve ancak mahkeme kararıyla mümkündür. Kişinin mahkemeye başvurması zorunludur. Bu durumda, 18 yaşını doldurmuş olmak, bekar olmak, ayrıca transseksüel yapıda olup, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi şarttır. Bu şartların olması halinde ve ancak mahkeme kararıyla cinsiyet değişikliğine izin verilmektedir.

Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbî yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanması hâlinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir.

3444 Sayılı Kanun ile EMK m.29 hükmüne eklenen ikinci fıkra ile doğumdan sonra meydana gelen cinsiyet değişikliğinin sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi halinde nüfus sicilinde de gerekli düzeltmenin yapılmasının mümkün olduğu kabul edildi. Peki, sağlık kurulu raporu neleri içeriyor? Cinsiyet değişikliği için aranan şartlar nelerdir?

Eski Medeni Kanunun 29. maddesine 1988 yılında eklenen fıkra ile nüfus sicilinde değişiklik yapılabilmesi açısından bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden alınan sağlık kurulu raporunu şart koşmuştur. Ancak eski yasanın yürürlükten kaldırılarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmiştir. TMK’nın 40/2 maddesinde de “mahkemece verilen cinsiyet değiştirme izni kararına bağlı olarak cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanması hâlinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verileceği” belirtilmektedir. Sağlık kurulu raporu, çeşitli branşlar tarafından muayene edilen kişinin ruh sağlığı, hormonal seviyeleri ve ürolojik tahlillerini de içeren mevcut durum bildiren detaylı bir rapordur.

Cinsiyet değiştirme uzun ve meşakkatli bir sürecin sonunda gerçekleşmektedir. Mahkeme, nihai olarak nüfus sicilinde cinsiyet değişikliği yapmadan önce kişinin, doğuştan gelen fiziksel cinsiyet kimliğinin sonlandırılmış olmasını ve sonrasında da genital organ ameliyatını geçirmiş olmasını aramaktadır.

İkinci şart, yani genital organ ameliyatı konusu hem tıbbi hem de hukuki olarak tartışmalı bir konudur. Genital organ ameliyatı neticesinde bazı durumlarda geri dönülemez hasarlar meydana gelebilmektedir. Dolayısıyla bu ameliyatın, alanında uzman hekimler tarafından, donanımlı bir hastanede yapılması büyük önem taşımaktadır; fakat ülke geneline baktığımızda bu alanda uzman hekim sayısının azlığı ve bu ameliyatın önemiyle birlikte gelen fahiş fiyatlandırmalar sebebiyle bu şart birçok eleştiriye tabi tutulmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde verilen Y.Y. – TÜRKİYE kararında “trans bireylerin operasyona zorlanması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel hayata saygı hakkının ihlali niteliğindedir” şeklinde hüküm kurulmuştur. Ülkemizde ise Anayasa Mahkemesi’ne genital organ ameliyatını zorunlu tutan Medeni Kanun hükmünün ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan başvuru 6 karşı oy ve oyçokluğu ile reddedilmiştir.

Daha önceden kişinin cinsiyet değiştirme ameliyatı için üreme yeteneğinden yoksun bırakılması gerekiyordu. Şimdi durum nedir?

Medeni Kanun 40/2 madde hükmünün ilk halinde kişinin, “üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu” belgeleme zorunluluğu bulunmaktaydı. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru sonucunda Kanunda yer alan bu ifade 29.11.2017 tarihinde Anayasa’ya aykırı bulunmuş ve iptal edilmiştir.

Zaten kişi, cinsiyet değiştirme ameliyatıyla birlikte bu ameliyatın doğal bir sonucu olarak üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun kalmaktadır. Anayasa Mahkemesi tarafından, kişiyi cinsiyet değiştirme ameliyatı öncesinde tekrar bir tıbbi müdahaleye mecbur bırakmak ölçüsüz bir sınırlama olarak nitelendirilmiştir. Aynı şekilde, ön şartı sağlamak için üreme yeteneğine ameliyat ile son verilen kişinin cinsiyet değiştirme ameliyatını herhangi bir sebepten dolayı olamaması gibi durumlar da göz önünde bulundurulduğunda bu şartın, ağır bir şart olduğu ve sonuçlarının telafisinin imkânsız olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla artık cinsiyet değişikliği ameliyatından önce kişinin üreme yeteneğinden yoksun bırakılması şartı bulunmamaktadır.

Cinsiyet değişikliğinin hukuki sonuçları nelerdir? Kişi ismini değiştirmek zorunda mı? Kişi cinsiyetini değiştirdiğinde karşı cinsin haklarına doğrudan sahip olur mu?

Cinsiyet değişikliği ileriye yönelik sonuç doğurur. Kişi, gelecek haklar bakımından yeni cinsiyetine göre değerlendirilecektir. Bu duruma örnek alarak da Türk Hukukunda kadın ve erkek için farklı düzenlenmiş olan emeklilik yaşını, askerlik görevi gibi konuları verebiliriz. Bununla birlikte, mahkeme tarafından nüfus sicilinde kişinin cinsiyetinin değişmesine karar verildikten sonra kişiye ait her türlü bilgi, belge ve fotoğraflı olan tüm resmî belgelerin değişmesi gerekliliği doğacaktır.

Hukukumuzda isim değiştirme sadece haklı sebeplerin varlığı ile gerçekleştirilebilmektedir. Kanun ve yargı kararlarına bakıldığında, cinsiyet değiştiren kişinin ismini değiştirme zorunluluğu bulunmamaktadır; fakat, cinsiyet değiştiren kişinin ismini değiştirme talebi ile mahkemeye başvurması durumunda, mahkemece bu durumun haklı sebep olarak değerlendirileceği aşikardır. 

İLAHİYAT PROFESÖRÜ MUSTAFA SAİM YEPREM: 
"CİNSİYET DEĞİŞTİRME AMELİYATI İSLAM DİNİNE UYGUNDUR"

İlahiyat Profesörü Mustafa Saim Yeprem, cinsiyet değiştirme ameliyatının İslam dini açısından uygun olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Bu konuda şöyle bir kriter var; İnsan bedeninde sağlık tarifine uygun olmayan hastalık denilen her yapının tedavi edilmesi gerekir. Bu bir gerekliliktir, dinimizin kesin hükümlerinden biridir.

Hatta islam alimleri, hastanın tedaviyi reddetme hakkının olup olmadığı konusunda da tartışma içindeler. Çoğunluğun görüşü hastalığın tedavi edilmesinin mecburiyeti ve hastanın bunu reddetme hakkının olmadığı şeklindedir. Olaya bu açıdan baktığımızda sağlıklı bir insanın, Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization)'nün sağlık tanımına uygun yapının bozulması halinde tıbbın tedavi için öngördüğü her çeşit tedaviyi yapması İslam dinine uygundur. Cinsiyet değiştirilmesi konusunda da bu temel prensip üzerinden hareket edilir. Eğer cinsiyet bozukluğu kişinin bedeni, ruhi ve sosyal hayatında onun sağlıklı yaşamasına engel bir durum meydana getiriyorsa bunun için her çeşit tıbbi müdahalenin yapılması dinimizin uygun gördüğü, imkan verdiği bir görüştür.

Son söz tıbbındır, sağlığa aykırı olduğu tıbbın tespiti halinde cinsiyet değiştirme ameliyatları yapılabilir.

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA