Prof. Dr. Aksel Siva: MS tedavisinde kişiye özgün tedaviyi belirleme olanağımız olacak
Prof. Dr. Aksel Siva, multipl skleroz (MS)un tanı ve tedavisinde bugün gelinen noktayı, yaşanan gelişmeleri ve tanı aşamasındaki gelişmeleri Medimagazin’e aktardı. Prof. Dr. Siva, “İstanbul MS Günleri”nde MS’nin her yönünün ve yeni gelişmelerinin konuşulduğunu belirterek, “MS Günlerinde biraz da yarının MS’sini konuşmuş oluyoruz.” dedi  
Prof. Dr. Aksel Siva: MS tedavisinde kişiye özgün tedaviyi belirleme olanağımız olacak
26 Kasım 2019 - MEDİMAGAZİN

MEDİMAGAZİN - “İstanbul MS Günleri”nin Türk multipl skleroz (MS) bilimsel dünyasının övünç duyacağı bir toplantı olduğunu belirten Prof. Dr. Siva, toplantıda 16 ülkeden 36 konuşmacının yer aldığını belirterek, “Konuşmacıların çok önemli bir kısmı bugün MS dünyasında en önde giden çalışmaları yapan kişiler. Hemen her yıl bu konuşmacıların yüzde 70-80’i geliyor. Çünkü onlar için beyin fırtınası toplantısı şekline gelmiş durumda. Birçok MS çalışmasının ilk olarak sunulduğu toplantılardan biri İstanbul MS Günleri oluyor. Dolayısıyla biz, İstanbul MS Günleri’nde birkaç yıl sonraki MS’yi konuşmuş oluyoruz.” dedi.

Bu yıl MS Günleri’nde tartışılan konuyu anlatan Prof. Dr. Siva şunları kaydetti:

“MS’nin çok karmaşık bir hastalık olduğunu zaten biliyoruz ve bunu anlamaya çalışıyoruz. MS dediğimiz zaman hastalığın klinik belirtileri, hastalığın bağışıklık sisteminde oluşturduğu değişiklikler, dokuda oluşan değişiklikler, hastalığın tedaviye yanıtları çok farklı olabiliyor.  Bu farkları tartıştık bu sene. Elimizdeki daha yeni verilerle bunu daha iyi anlamak için konuşmalar yaptık. Geçen yıl beyin rezervini konuşmuştuk. Gelecek yıl çok büyük ihtimalle yaş, cinsiyet ve ırk, kişisel özelliklerin hastalığın ortaya çıkışı ve seyri üzerindeki etkilerini konuşacağız. Çünkü artık bunun da bazı özellikler taşıdığını biliyoruz. MS Günleri’nde biraz da yarının MS’sini konuşmuş oluyoruz.”  

“MS hem beyni hem omuriliği etkileyen bir hastalık”

MS tanısında iki yönlü sıkıntı yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Siva, MS olduğu hâlde geç tanı alanların ve yanlış MS tanısı alanların olduğunu belirtti. Prof. Dr. Siva, tanıda yaşanan sıkıntıları şu sözlerle aktardı:

“Bugün MS tanısında bizim için en önemli özellikler, kişinin MS’yi düşündüren nörolojik semptomlar göstermesi. MS’ye uyumlu birtakım semptomlar var. Bunlar; gözde görme bulanıklığı, elde güçsüzlük, beceri kaybı ya da yürürken dengesizlik, çift görme gibi değişik nörolojik semptomlar. Ama bu nörolojik belirtiler MS’ye özgün değil. Bunlar gözükünce MS ilk aklımıza gelen hastalık değil. Bize MS’yi düşündüren bu tür belirtilerde kişiye ayırıcı tanı yapıyoruz. Bu ayırıcı tanıya giderken bize en yardımcı olan inceleme yöntemi de başlangıçta manyetik rezonans görüntüleme (MRG). Genellikle MRG isteği yaparken sadece beyni değil, omuriliği de istiyoruz. Çünkü MS’nin hem beyni hem omuriliği etkileyen bir hastalık olduğunu biliyoruz.”

MRG’nin MS tanısı için önemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Siva, belirtilerde MS düşünüldüğünde ve güncel MS tanı kriterleri MRG ile desteklendiğinde MS teşhisinin konulabildiğini belirtti.

“Beyaz noktalar her zaman MS’ye işaret etmeyebilir”

Prof. Dr. Siva, MRG’nin tanıyı kolaylaştırırken zorluklara da yol açabildiğini belirterek, “Özellikle çok deneyimli olmayan hekimler tarafından MS ile karışabilecek görüntülerde MS tanısı konabiliyor. Görüntülerde beyinde gözüken beyaz nokta ve lekeler vardır. Bu beyaz noktalar her zaman MS’yi işaret etmeyebilir. Hepimizin beyninde beyaz noktalar olabilir. Az önce söylediğim belirtileri hiçbir hastalığa bağlı olmadan da yaşayabiliriz. Hem anamnezin doğru değerlendirilmesi hem de görüntülerin önemle değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi.

MS tanısındaki yanlışlıklara dikkat çeken Prof. Dr. Siva, yapılan çalışmalarda, yanlış MS olmadığı hâlde MS tanısı konulup tedaviye başlanan kişilerin oranının MS’lilerin arasında yüzde 20 olduğunu kaydetti. Bazı araştırmalarda bu oranın MRG’ye dayalı teşhis konulduğu zaman daha yüksek rakamlara ulaşabildiğini belirten Prof. Dr. Siva, yanlış tanı konulan kişilerin çoğunlukla migreni olduğunu, fibromiyaljide de nörolojik belirtiler olabildiğini belirtti. Prof. Dr. Siva, anksiyete ve depresyonu olan kişilerde de nörolojik belirtiler olabildiğine dikkat çekti.

“MS tanısı çok kolay konamıyor”

MS olduğu hâlde tanısı geciken kişilerin de olabildiğini belirten Prof. Dr. Siva, yapılan bir araştırmaya değinerek şunları kaydetti:

“Amerika Birleşik Devletleri’nde 5 bin MS’li ile yapılan bir anket çalışması var. Bu anket çalışmasında, MS’lilerin yarısının teşhis konana kadar en az beş hekime göründüğü ortaya çıkmış. Aldıkları ilk tanılarda MS ile benzer semptomları olan hastalıklar söyleniyor. Ama aslında kişi MS. Türkiye Multipl Skleroz Derneği de İnternet’te bir anket çalışması yaptı. Orada da tanıda gecikme gözükebildiği görüldü. Kişi nöroloğa gittiği zaman bu süre bir yıla kadar uzayabiliyor ama nöroloji branşı dışında başka hekimlere gittiği zaman tanının gecikmesi iki yılı aşıyor. Yani MS tanısı çok kolay konamıyor. Ancak, MS merkezlerinde tanı sorunları genellikle çok fazla olmuyor. Ülkemizde çok yaygın olarak MS merkezi var. Üniversite hastanesinde, eğitim araştırma hastanesinde MS merkezleri ya da MS ile ilgilenen arkadaşlarımız var.”

“Bel suyu alınması hiç korkulacak bir yöntem değil”

Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde MS şüphesi olan kişilerin belinden su aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Siva, belden su alma işleminin tanı işlemlerinde bırakıldığını, sonra tekrar dâhil edildiğini belirterek şunları kaydetti:

Dünyada MS teşhisi için bel suyu alınması giderek daha az uygulanır oldu. Ama biz hiçbir zaman bırakmadık bunu. Çünkü bel suyu bize ciddi bilgiler verebiliyor. Ayırıcı tanılar anlamında farklı hastalıkları düşündürebiliyor bel suyu. Tanıdan ziyade de bel suyu bize hastalık hakkında ek bilgiler sağlıyor. Bu da tedavi seçerken bizi yönlendirebiliyor. Bel suyu İnternet’te yazılanların, anlatılanların aksine hiç de korkulacak bir yöntem değil. Hiç tehlikeli bir yöntem değil. Yapılmasında da her zaman yarar var diye düşünüyoruz.”

MS tanı kriterlerine ilişkin, “MS’de klasik tanı kriterleri santral sinir sisteminde değişik zamanlarda değişik yerlerde ortaya çıkan MS lezyonları dediğimiz bir çeşit iltihabi reaksiyonun yol açtığı değişik belirtilerin en az bir ay arayla aynı kişide saptanması.” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Siva, değişik zamanlarda değişik yerlerde santral sinir sistemini etkilemesinin ana kriterlerin temelini oluşturduğunu kaydetti.

MS’lilerin yüzde 10’luk bir grubunda görülen primer progresif MS’de hastalığın yavaş yavaş ilerlediğini belirten Prof. Dr. Siva, bu tür kişilerde tanıya giderken en az bir yıl MS ile uyumlu belirtilerin olması, MRG’nin ve bel suyunun uyumlu olması kriterlerini aradıklarını kaydetti.

“Beyin rezervi birçok nörolojik hastalıkta önemli”

Nöroplastiyi, beyinde ani bir değişim ortaya çıktığı zaman ve bir doku hasarı oluştuğu zaman beynin hasarın etrafındaki bölgelerde yitirilen fonksiyonları bir ölçüde kendileri telafi edecek bir gelişim göstermesi olarak tanımlayan Prof. Dr. Siva, beyin rezervinin birçok nörolojik hastalıkta önemli olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Belli bir eşiğe kadar beyin rezervleri beyinde oluşan hasarların belirti vermesini engelleyebiliyor. Belirli bir eşik aşıldıktan sonra rezervler tükendiğinden, telafi edilemediği için belirtiler ortaya çıkmaya başlıyor. Bugün hem beyindeki hasarın nasıl azaltılabileceği düşünülürken, rezervlerin de nasıl daha iyi kullanılabileceği yönünde çalışmalar var.”

MS tedavisinde yaşanan gelişmelerle MS’yi çok daha iyi kontrol edebildiklerini kaydeden Prof. Dr. Siva, “Hastalığın ilerlemesini frenleyebiliyoruz, yavaşlatabiliyoruz. Bazı MS’lilerimiz de engelleyebiliyoruz. Ataklı MS’lilerin bir kısmı zaman içinde ilerleyici tipe dönüşebiliyordu. Ama bugün çalışmalar gösteriyor ki 20 yılda bu oran yüzde 50’lerden yüzde 20’lere düştü. Elimizdeki güçlü ilaçlarla bu oran daha da düşebilir. İlerideki beklentilerimiz, hastalığın daha iyi anlaşılmasıdır ve yeni gelecek tedavilerle başarı oranı daha da yükselebilir.” dedi.

“Kişiye özgün tedaviyi belirleme olanağımız olacak"

MS ilaçlarında, ilaç etkinlikleri açısından dört basamak ilaçtan söz edildiğini belirten Prof. Dr. Siva, bu ilaçların ruhsat aldığını, birinin geri ödeme için beklediğini ve yakın zamanda onaylanacağını düşündüklerini ifade etti. Kişiye özel tedavinin geleceğin tedavisi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Siva, “Bugün deneyim ve bilimsel çalışmalara dayalı olarak karar veriyoruz ama bir süre sonra kişiye özgün tedaviyi belirleme olanağımız olacak. Şu an basamak basamak tedaviyi planlıyoruz. İleride bazı hastalarda çok güçlü ilaçlarla başlarken bazılarında tedaviye bile başlamamamız gerektiğini söyleyebileceğiz ya da çok hafif bir ilaçla da hastalığı kontrol edebileceğiz.” dedi.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori