Sezaryende dünya birincisi Türkiye'nin istatistikleri!
Türkiye, Sağlık Bakanlığı ve OECD verilerine göre dünyada en fazla sezaryenle doğum yapılan ülkeler sıralamasında ilk sırada bulunuyor.
Sezaryende dünya birincisi Türkiye'nin istatistikleri!
04 Mart 2017 -

Türkiye'de geçen yıl Suriyeli sığınmacıların yaptığı doğumlar hariç bir milyon 248 bin 41 bebek dünyaya gelirken, bu doğumların 676 bin 152'si sezaryenle gerçekleştirildi.

AA muhabirinin Sağlık Bakanlığından edindiği bilgiye göre, İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatının (OECD) ülkelerdeki sezaryen oranları ile Türkiye rakamları karşılaştırıldığında çarpıcı sonuçlar elde edildi.

OECD'nin rakamlarına göre, Türkiye sezaryen oranlarında dünya sıralamasında birinci durumda. Sezaryen sıklığında ikinci sırayı İtalya, üçüncülüğü İspanya alırken, bu ülkeleri İngiltere ve Fransa takip ediyor. Sezaryen sıklığında dünyada en az uygulamada İsrail başı çekerken, onu Finlandiya, İsviçre, Norveç izliyor.

Türkiye'de, yıllara göre sezaryen artış oranları 2002 yılından bu yana hızlı bir artış gösterirken, İtalya, İspanya, İngiltere ve Fransa'da ise mevcut oranlarda bir artış ya da azalmanın olmadığı dikkati çekiyor.

- Geçen yıl doğan her iki bebekten biri sezaryen

Bakanlık verilerine göre, Türkiye'de geçen yıl Suriyeli sığınmacıların yaptığı doğumlar hariç bir milyon 248 bin 41 bebek dünyaya geldi ve bu doğumların 676 bin 152'si sezaryen ile yapıldı.

Sezaryen doğumlarda ilk sırayı özel hastaneler, ikinci sırayı üniversite hastaneleri ve üçüncü sırayı ise kamu hastaneleri aldı. Doğumların yüzde 44,5'i özel hastanelerde, yüzde 15,9'u eğitim ile araştırma hastanelerinde, yüzde 5,3'ü üniversite ve yüzde 34,4'ü devlet hastanelerinde gerçekleşti.

2016'da dünyaya gelen bebeklerin 429 bin 353'ü devlet hastanelerinde, 554 bin 798'i özel hastanelerde, 198 bin 160'ı Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde ve 65 bin 730'u ise üniversite hastanelerinde yaşama gözlerini açtı.

İlk sezaryen doğum oranları açısından kurum bazında 2010-2016 yılları arasında değerlendirme yapıldığında, devlet hastanelerinde yüzde 22,3 olan sezaryen oranı 2016'da yüzde 15,5'e, üniversite hastanelerinde yüzde 38,4 olan sezaryen oranı yüzde 33,8'e düşerken, 2010 yılında özel hastaneler için yüzde 36,3 olan bu oran, 2016'da yüzde 38,9'a yükseldi.

Kurum bazında tüm sezaryen oranlarına bakıldığında ise 6 yılda en çok sezaryen doğum, özel hastanelerde gerçekleşti. Buna göre, 2010'da özel hastanelerde yüzde 63,7 olan sezaryen oranı geçen yıl yüzde 70,5 olurken, üniversite hastanelerinde yüzde 65,2'den 69,1'e, kamuda ise yüzde 40,2'den yüzde 38,2'ye geriledi.

- Ege Bölgesi ilk sırada

Bölgelere göre ilk sezaryen oranlarına bakıldığında yüzde 34,7 ile Ege Bölgesi başı çekerken, bu bölgeyi yüzde 31,1 ile Marmara Bölgesi ve yüzde 30,7 ile Akdeniz Bölgesi takip etti.

En az sezaryen doğum ise yüzde 17,6 ile Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde gerçekleşti.

Türkiye'de yüksek sezaryen oranlarını düşürmek için harekete geçen Sağlık Bakanlığı, "Sezaryen Eylem Planı" hazırlayarak uygulamaya koydu.

Sezaryen oranlarını her yıl daha fazla azaltmayı hedefleyen Bakanlık, normal doğumun avantajları, sezaryen ile anne ve bebekte gelişebilecek komplikasyonların anne adaylarınca daha iyi anlaşılabilmesi ile normal doğumun artırılabilmesi için çeşitli düzenlemeleri hayata geçirdi. Bu kapsamda, gebelere ve hekimlere tıbbi şartlar doğrultusunda normal doğumun yapılması için performans sistemi getirildi. Anne Dostu Hastane Programı, aile sağlığı elemanlarına yönelik sertifikalı ve hizmet içi eğitim programları da başlatıldı.

- Sezaryende neden ısrar ediliyor?

Sağlık Bakanlığının doğum ve sezaryen yaklaşımına göre, dünyada anne isteğine ve hekim isteğine bağlı ilk sezaryen, tıbbi zorunluluk dışında yapılan sezaryenlerin (endikasyonsuz primer) artışında önemli rol oynuyor.

Sezaryen tercih edilmesi gerekçelerinde, yıllar içinde vatandaşlarca sezaryenin daha risksiz bir ameliyat olduğuna yönelik anlayış önemli yer tutuyor. Bunun yanı sıra, sezaryenle doğumun daha kısa sürede, daha kolay gerçekleşmesi, hekimlerin de doğumda risk almak istememeleri gerekçe olarak gösteriliyor.

Anne ve babanın, doğumu kendi belirledikleri bir sürede planlama isteği, kısırlık tedavisiyle gerçekleşen gebeliklerde bebeklerin sağlığının daha fazla önemsendiğinin düşünülmesi, çoğul gebeliklerin ve ileri yaş gebeliklerinin artması, özel hastanelerin çalışma koşulları ile hizmet anlayışlarının da sezaryen oranlarındaki artışta önemli bir etken olduğu ifade ediliyor.
 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
5
1) aydin sinal (hekim)
06.03.2017 12:02:49
dünya genelinde yapilan istatistik calismalarinda Türkiyenin hangi dallarda listelerin ilk siralarinda,hangi dallarda listelerin son siralarinda olduguna bir daha bakarsaniz,sezeryan gibi risikolu,luzumsuz bir ameliyatta dünyada liste basi olunmasini makul karsilarsinir.sebep ne?: 1-cehalet;gerek annenin tipbi bilgi cehaleti,gerekse hekimin ihtisasdaki ögrenim eksikligi,ikiside cehalet.2-maddi yani para.bu iki unsur yani cehalet ve para Türkiyeyi diger istatistik siralamalarda ilk siralarda veya son siralarda yer almasina sebep oluyorlar.kültürlü,arastirmaci,cagdas egitim vermeyen bir okul ögrenimi (OECD ülkeler siralamisinda meksika ile sonuncu yani 52.olan Türkiye),Dünyada ilk bine giremeyen üniversiteleri ve meslegi icra etmenin yegane gayesi para kazanma olan nesil,birde buna hic ama hic saglik bilgisi olmayan halk eklenirse Türkiye nicin sezeryan dünya sampiyonu oldugu kendiliginden ortaya cikar.
Türkiyeye geldigimde akraba,arkadaslarin hamile kizlari gelinleri sorarlar"Aydin amca doktorum sezeryan dedi,sen ne dersin?" bende:kütüphanemdeki "dogum ve sezeryan anestesisi" kitabi 400 sayfa,demekki cok risikolu bir ameliyat ,kendin düsün karar ver derim.
Saglik bakanliginin yapacagi gercekten hem anne,hemde bebek icin cok risikolu bir ameliyat olan sezeyanin bütün komplikasyonlariyla anne adaylarina aciklamak ve cok iyi ebeler yetistirmek(jinekologlardan umut yok onlar dogum basi 7500 lira olmassa olmaz diyorlar).
not:Türkiye bana yöneltilen sorularda bilhassa sosyo-ekonomik üst tabakadan gelen sorularda vaginal dogum sonu seksolojik sorunlar yasanip yasanmayacagi? normal dogum sonu kadinin agrili iliski ve bunun sonucu frijite oldugu yönünde cok soru geldi,tabiki bunlarin gevezelik efsanesi oldugunu söyledim,Sezeryanin komplikasyonlari anlatilirken kari-koca sormasa bile bu hususunda aciklanmasi elzemdir.
People
16
2) HORTUMLANAN CERRAH (Ob & Gyn)
05.03.2017 18:45:51
7500 TL = 1 Adet doğum ücreti minimaldir.
Candan can ayrılıyor ve bu türkiyede yarım ton odun fiyatına üllke genelinde merdiven altı , sağlıksız hastane ortamlarında, yarım ton odun parasına susuzluğu-açlığı tavan yapmış olan hastane patronlarının insiyatifine bırakılmış. Doğum için devlet ve vatandaş para vermiyor. Ama doğuma para vermiyen vatandaş 2000tl ye bebek arabası, kilosu 200 tl ye çikolata almasını biliyor. OECD ülkelerinde 1 adet vajinal doğumun ortalama fiyatı 4000 USD yani 4000 x 3.52 = 14000 TL.... Biz 14 binin peşinde değiliz....emeğimizin karşılığının yarısını versen yeter.... Küba'da sezeryan oranları ve anne-bebek ölüm oranları çok düşük , çünkü orada emeğe saygı var.... şöyle ki: 1 hekim ayda 20 USD kazanıyor, ayda 20 USD!!! ama 1 adet doğum için devlet 100 USD ödeme yapıyor....yani 1 aylık maaşın 5 katı....bu hem bebeğe hemde anneye hemde doktora hemde toplumun geleceğine verilen önemi gösteriyor.... bizimkiler ise halen aklımızla alay ediyor, gel 1000 TL ye sen doğurt ve senin cebine 1000 tl girsin.... hemde sevap kazanırsın....

OECD ülkelerinin çok altında bir doğum ücret geri ödemesi mevcut, yani sağlık gibi önem, özen ve ehemniyet gerektiren , hatta kişiye özel olması gereken riskli bir cerrahi işlem olan doğumun SÜRÜMDEN KAZANÇ elde edilir formatına sokulması vicdansızlık ve gafilliktir. 1 doğum için OECD ülkeleri ortalama 4000 USD harcamaktadır , yani devletin geleceği olan, vatandaş adayı olacak fetusa ve anneye 4000 USD harcıyor.... parası çok olduğu için veya enayiliklerinden dolayı 4000 USD harcamıyorlar tabiki.... bizim devletimiz ise 150 USD harcamaktadır, bir sıkıntı çıktığında ise, aslında suçlu olan kendisidir çünkü sağlık olgusunu SÜRÜMDEN KAZANÇ şeklinde normalleştirmiştir, suçlu kendi ama bu suçu idari ve adli soruşturmalar ile sağlık çalışanlarına yıkmaktadır, sessizce çalışanları ve hastayı olmayan adalet mekanizmasında horoz dövüşü yaptırmakta ve bundanda para kazanmaktadır. Sonra 1 adet doğum için minimum 7500 TL harcamamış tüketici = gebe ve aileside suçludur + ahlaki olmayan cimrilik -PİNTİLİK yapmışlardır. Zaten onlar için doğum ve bebek için para harçamak enayilik ve aptallıktır, çünkü gebenin ve bebeğin rızkını Allah veriyor, vermesede önemli değil çünkü tohumuna para vermedim diyor....hemşire ve diğer ameliyat personelide asgari ücret ile büyük ihtimal çalışıyordur, köle gibi gece gündüz asgari ücrete çalıştırılmışlardır, fazla mesai asla verilmemiştir.....
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
21/03-23/03 Sağlık Bilimlerinde Araştırma Sempozyumu TIP EĞİTİMİ İZMİ
27/03-30/03 18. Nefroloji Kış Okulu NEFROLOJİ KIBR
05/04-07/04 TOD Nisan Kursu GÖZ... ANKA
07/04-10/04 41. PEDİATRİ GÜNLERİ ve 20. PEDİATRİ HEMŞİRELİĞİ GÜNLERİ ÇOCUK... İSTA
12/04-13/04 Hacettepe Radyoloji BT Kursu 2019 RADYOLOJİ ANKA
12/04-14/04 Hedef Kanser 2019 TIBBİ... KIBR
10/04-14/04 Türk Toraks Derneği 22. Yıllık Kongresi GÖĞÜS... ANTA